Bu aralar insanlar üzerinde denediğim ve o sırada eğlensem de sonrasında derin bir vicdan azabı çektiğim bir konu bu. İlgimi çekmesinin nedeni bazı insanların bunu yapmaktan özellikle zevk alması.
Belki farketmişsinizdir çevrede bazı insanlar durmadan psikolojik baskıda bulunan davranışlarda bulunurlar. Adeta kişilik özellikleri haline gelmiştir. Bu insanlar genelde içsel açıdan katı ve duygusuz ama dalgacı özellikte görünürler. Genelde çok sevilen insanlardır. Çünkü en değersiz şeyi bile söylese kendilerini dinletmeyi ve çok önemli göstermeyi bu silahlarıyla başarırlar. Tepki çekiyorlardır bu sayede. Sanki ömürleri boyunca kimse dinlememiştir de artık tavırlarıyla ve konuşmalarıyla bu şekilde bağırarak anlatma yolunu seçmişlerdir.
Önemli olan bu insanlara karşı nasıl bir davranış sergilememiz gerektiği. Bunları söyleyecek olsanız birçok kişi gibi kabullenmeyeceklerdir. Yapmanız gereken kendinizi kurtarmak olmalı. Asla hor görmemelisiniz bu davranış kalıbını kişilik olarak benimsemiş insanları. Yoksa yine başlarlar baskıcı alaycılıklarına. Çünkü zaten bekledikleri şey tepki vermenizdir! Tepki verdiğiniz an işler yolundadır. Biraz da egolarını pohpohlar fikirlerine katılırsanız sorun yoktur. Zaten diğer tüm insanlar bu duruma uyum sağlarlar zaman içinde. Güçlüyseler farkeder ve savaşırlar, ama değillerse kendilerini sevdirmek için uğraşıp dururlar.
Bunları bir derste belki de olabilecek en acımasız şekilde deneyimledim. Hoca derse hiç hakim değildi. Biraz da kendine güvensiz ve egosu tatmin olmamış biriydi gözlemlediğim kadarıyla. Saçmalamaya başladı. En olmadık şeylerden bahsetti ve ister istemez bakış şeklim mimiklerim anlattıklarıyla doğru orantılı olarak değişmeye başlamıştı. Kendimi unutmuştum. Dalmıştım çünkü anlattıklarına şok olmakla meşguldüm. Bu sırada hocanın ders konularını sınıfa bölüştürerek hakimsizliğini ispatlayışı ve bunu “daha iyi öğrenin istiyorum” ile süsleyişi egosundaki anormalliği ve durumuna bizi bahane ederek kılıf uyduruşu samimiyetsiz görüntüsünü tamamen gözler önüne seriyordu. Sonra bir anda yüz şeklimin farkına vardım. Hiç sevmezdim insanlara bu gibi şeyler yapmayı. Önce düzeltmek ve masum masum bakmaya, dinliyormuş gibi yapmaya çalışmak istedim. Ama ders çok iyi işlenebilecek bir dersti ve alakasız, boş bir kitaptan konuyu işlemek istemesi çok canımı sıkmıştı! Tek felsefi dersim resmen elimden alınmış gibiydi! Üzgündüm çünkü başka düşünce dersim yoktu! Düşünürleri ve filozofların düşünüşlerini incelemeyecekti. Üstelik zekamıza küfrederek tuhaf benzeşimlerle anlatıyordu sürekli. Ders tamamen başka bir şeyken adının içinde geçen bir kelimeden yola çıkarak dersi kotarmaya çalışıyordu bir de! Bilmediği için yapıyordu bunu ama söyledikleri ve tavrı seviyemize iniyormuş izlenimiydi. Bu kadarı da fazlaydı. Bu kadar salak yerine konulmayı hak etmiyordu buradaki kimse. Başladım dik dik bakmaya. Amacım adama salak olduğunu düşündüğümü bakışlarım ve mimiklerimle hissettirmekti. Resmen bilinçli olarak psikolojik baskı yapıyordum. Birkaç dakika geçtikten sonra onca yüze rağmen çok sık aralıklarla ama kısacık bir süre bana bakmaya başladı. Oysaki uzun süre baktığı öğrenciler kafa sallayarak ya da abuk subuk şeyleri yazarak sallabaş modda dersi dinliyordu. Terlemeye başlamıştı bir de resmen. İşe yaramıştı bakışlarım. Tenefüste benimle muhattap olmayı da ihmal etmemişti şirin bir şeyler söyleyerek. Oysa ki çantamı alıp gidiyordum, diğer dersini dinlemeyeceğim çok barizdi. Ama buna rağmen şirinlik yaparak sempatimi kazanmaya çalışmıştı. Psikolojik baskı gerçekten çok etkili bir şey olmalıydı.
Bir şekilde bunu huy edinmiş insanların aslında olayı çözmüş oldukları çok bariz. Ama yanlış bir yol sanırım bu. Çünkü kişileri baskılayıp itaat altına almanın aslında değersiz bir şey olduğunu farketmeliler. Belki bunun da farkındalar bilemiyorum. Resmen kedinin fareyle oynadığı gibi oyun oynuyorlar insanlarla ve çok eğleniyorlar bunu yaparken. Çünkü herkes bir şekilde kendini sevdirmek istiyor. Bunun için yollar deniyor. Özellikle de bu tip şeylerin hiç farkında olmayan insanları uğraştırıp duruyorlar. Bir türlü beğendiremezsiniz hiçbir şeyi. Bu işin hikmeti bu olmalı. Çünkü birine “oraya gitmeni istemiyorum” derseniz kimse sizi dinlemez. Oraya gitmesini gerçekten istemiyorsanız ve karşınızdaki insanın sizin tavrınıza göre fikir değiştirip davranabilecek biri olduğunu bir an bile olsa farkettiyseniz “o leş gibi yere gittiğine inanamıyorum yaa;)” demelisiniz. Ama unutulmaması gereken şey oraya siz istemiyorsunuz diye gitmiyor değildir. Sadece strateji uygulamışsınızdır ve işe yaramıştır. Bunun etkili olması bir yana benim düşünce şeklime göre fazlaca değersiz bir şeydir. Savaşmış ve kazanmışsınızdır, baskılamışsınızdır karşınızdakini; ama hepsi bu kadarla kalmıştır. Ve 2.hatırlanması gereken şey bir süre sonra bu olumsuz tavırlarınızdan dolayı kimse sizi yanında istemeyecektir. İlişkileriniz her zaman sallantıda olmakla birlikte samimiyetten yoksundur. Ve salt gövde gösterisi bunların hiçbirine değmez.
Son parafrafta olası kötü sonuçlardan bahsetmeyi ihmal etmedim ama umarım ergenler bu yazdıklarımı yine de okumazlar
bu tarz insanlar çevrelerindekiler için lokomotif görevi görür..diğerleri onun düşüncesine ve davranışına göre pozisyon alan vagonlar gibidir…lokomotif raylar üzerinde doğru gitmeyi başardığı müddetçe sorun yoktur..vagon konumundakiler düşünsel anlamda enerji harcamadan yollarına devam ederler..ama dezavantajı da yok değildir…lokomotif yoldan çıktığında peşindeki vagonlarda kendini aynı yerde bulur.
Neden vicdan azabı çektiğini anlayamadım.
bir insanı bile bile zor durumda bıraktığım, sıkıntı çektirdiğim ve üzdüğüm için