La Sybille’i beklerken, burada, Cortazarla birlikte Paris’in orta yerinde, cebimizde göçmen oluşumuz dışında birkaç bozuk para, bir iki jeton ve sümüklü, lekeli, buruşmuş, muhakkak daha önce kullanılmış peçetelerimizle yeniden henüz akan burnumuzu sileriz, hava soğuk olmalı..Sek sek bir Tibet yolculuğu içimizde…gelecek olmalı La Sybille’i Cortazar’ın, A. İlhan’ın Belma Sebil’i ile birlikte…Seni ben Kallavi sokağında gördüm diyor şair…şair olmanın evreni katlanılır ve gerçeküstü bir yer kılma becerisi üzerine yapılan sohbete küçük bir grup katılımcı eşlik ediyor….Düşler diyor incecik, herhangi bir şeyin buğusu, tütsüsü gibi bir kadın; düşler tahtadan yapılmış bir attır diyor…sizi eğlendirir, oyalar, heyecanlandırır, zamandan ve mekandan kopartır ancak bir yere götüremez…Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor diyor kesinlikle bir şairden çok fizikçi edası olan bir adam…gözlük çerçeveleri kemikten….evrenin ilk gününden beri burada, bu odadaymış gibi emin kendisinden ve varlığının izafiyetinden bu odanın…Buğu hanım tırnaklarına bakarak konuşmasını sürdürüyor..iki elini birbiri içinden geçirmek suretiyle tek el yapmış, on parmaklı ve on parmağa ait on tırnaklı bir ele bakarak….hıh…düşlere sahip olamazsınız, sadece içlerinde ikame edersiniz diyor…tabi bu yer değiştirmeye ilerleme diyecekseniz o başka diyerek fizikçi görünümlü şairin doğrudan gözlerine bakıyor…Cortazar, taşı bir sonraki kareye itelemekte…Ansızın “ya siz?” diye soruyor Buğu hanım…Burada hiçbir şey düşünmeden la sybille’i bekliyorum, eşlik ediyorum Cortazar’a desem sanırım yeterince nazik olmayacak zira bu sohbetin ne zaman başladığını bile bilmiyorum…kapı aralıktı Cortazar koşarak içeri dalınca onu burada bulabileceğimizi düşündük…düşündüm…sanırım yok. Ama gelecek…olmalı..La Sybille gelinceye kadar sek sekte gökyüzü hanesini bulur Cortazar beni sinir eden umursamazlığı ile…
Ya siz? Ne düşünüyorsunuz düşler hakkında? Ben torbadan çekilen kelimeleri seviyorum..koşulsuz ellerimizde duran…oyuncu ve çağrışımlı…bana istediğini yaptırmayan, istediklerimi kesinlikle yapmayan, kendi doğası, tınısı ile evrilen…tesadüfi ve umulmadığı kadar anlamlı sözcükleri seviyorum. Buğu hanımın ilgisini çekmiş olmalı ki cüceler minik bir çuha çuvalla yanımızda beliriyor… Şair tedirgin…kontrol biçimin vazgeçilmezidir diyor…Üzerinde çalışmalı, etüd etmeli diyor.. Buğu hanım ilk çektiği sözcüğe hayran hayran bakıyor…”kabuk” nedir diye soruyor… Tenimizdir ve bizim bir mandalina ile olan ortak yanlarımızdan biridir diyorum…
Sevgili marsseh,
sizin yazılarınızı okurken saçları örülü, iri iri gözlerini sürekli kırpıştıran ve düşündüğünü göstermek için gözlerini sağa sola döndüren afacan bir çocuğa dönüşüyorum. Sık ağaçlardan oluşmuş ışıltılı bir ormanın, karmaşık patika sayfalarını hızlı hızlı çeviren ve cümlelerin arasından gizli bahçeye ulaşmak için koşan koşan koşan afacan bir kız çocuğu…:)
Beğenimi lütfen kabul edin:)
Düşünen kız çocuğunu görür gibiyim:) teşekkür ederim, sevgiler…
Kitabınızı sabırsızlıkla bekliyoruz Marrseh.
Yalnız ben kendimden dikkat ettim, genellikle yazılarınızın son cümlesini yanlış* okuyorum.
Mesela;
Yerböcek X’teki son cümlenizi “..bir meryem tasviri önünde gözlük camlarını parçalamıştın” diye okumuştum. Asıl kelimenin “parlatmıştın” olduğunu çok sonraları farkettim.
Ve burda da bir benzeri;
Temizdir ve bizim bir mandalina ile olan…
Bence bunlar, tümüyle tesadüf (veya yorgunluk, dalgınlık vs.) ürünü değil.
Bilakis, okurken kalemi -bi kaç kelimeliğine de olsa- canlı birşeymiş gibi okuyucuya emanet edebilmenizi mümkün kılan bir tasarım, ya da okuyucuyu da aynı canlılık içinde oyuna çağırmanızın yansıması gibi birşey.
Şu bahsettiğim türde kelime illüzyonlarını başka okuyucularınızdan da duyduğunuz oldu mu hiç?
Tekrar elinize sağlık.
torbadan çekme kadar iddialı bir DADA eylem olmasa da yazınımın kelimelerini ifade eden yegane parça bu olurdu. Ancak burada sizin yaşadığınız “son cümle deneyimi” düşünüldüğünde (zira aksi halde kendi kelimelerim için bunu söylemek fazla arogan ve istemediğim bir tutum olur) sanırım umulmadıkları kadar da anlamlılar..ki bu cümlede de “umulmayan” kelimesi ilgilendiriyor beni..oyuncu olan kelime mutlaka oradadır..o umulmayanın içinde…
Kelime illüzyonları hakkında düşünmeliyim…şu an anımsamıyorum, belki vardır hatırlarsam paylaşırım. Eleştirileriniz için tekrar teşekkür ederim. Kitap çalışmasının çok yavaş, kısmen aktif (ne demekse) başladığını söyleyebilirim.