Ya Bardak, Ya Göl

Bir çırak vardı. Bu çırak her şeyden yakınırdı. Bunun üzerine bir gün ustası çırağa bir avuç tuzla bir bardak su alıp yanına gelmesini söyledi. Çırak söyleneni yaptı.
Usta:
-Şimdi o tuzu suyun içine at, dedi.
Çırak ustasının söylediğini yaptı. Sonra usta:
– Şimdi o suyu iç, dedi. Çırak suyu içti ve içer içmez de tükürdü, öfkeyle ustasına bakarken, usta:
– Nasıldı tadı? diye sordu.
Çırak nefretle:
– Çok acı! dedi.
Usta çocuğa:
– Tuzu yanına al gel, gidiyoruz, dedi. Çırak ustasının peşine takıldı. Bir süre sonra civardaki gölün kıyısına geldiler. Usta çırağa:
– Bütün tuzu göle dök, dedi. Çırak yine söyleneni aynen yaptı. Usta:
– Şimdi gölün suyundan iç, dedi. Çırak suyu olduğu gibi içti.
– Suyun tadı nasıldı? diye sordu usta.
Çırak:
– Çok güzeldi, dedi.
– Peki, tuzun acısını hissettin mi? diye sordu bu kez de usta.
Çırak:
– Hayır, dedi.
Usta çırağı karşısına oturtup anlattı:
Hayattaki bütün olumsuzluklar işte bu bir avuç tuz gibidir.
Eğer sen bir bardak su isen, hayatın bütün olumsuzluklarından da öyle etkilenirsin.
Eğer sen kişiliğinle ve gönlünle bu önümüzdeki göl gibiysen, hayatta karşılaşabileceğin bütün olumsuzluklar,
Bir bardak suda tattığın acıyı vermez sana.
Seçim sende:
– Ya bardak olacaksın, ya da göl…

3 yorum “Ya Bardak, Ya Göl”

  1. Bu devirde göl bulmak ne mümkün.

  2. misafir arkadaşım göle yazdığının farkında değil sanırım…

  3. Çok güzel bir kıssa. Teşekkürler statik.

    Bu arada… Madem bir bardak sudan bahsedildi, ben de İbrahim Ethem Hazretlerininin bu konudaki kıssasını anlatayım; birbiriyle daha iyi örtüşür diye düşündüm.

    İbrahim Ethem tacı tahtı bırakmadan önce bir ülkenin kralıdır, ya da padişahıdır, neyse…

    Bir gün ülkesindeki bilge bir zata, kendisine güzel bir öğüt vermesini söyler. O bilge kişi bir bardak su getirmelerini söyler.

    Suyu getirirler.

    • Şimdi şu suya bakın efendim, der bilge kişi.
    • Evet, görüyorum.
    • Çölde tek başınıza kalsanız ve yanınızda da hiç su kalmasa… Güneş tepenizde ve siz susuzluktan ölmek üzeresiniz… Böyle bir bardak su karşılığında tacınızı tahtınızı verir misiniz?

    İbrahim Ethem fazla düşünmez:
    – Evet, veririm tabii…
    – Peki, der bilge kişi, aynı şekilde çok sıkıştın diyelim, tuvalete gitme ihtiyacın hasıl oldu; ama bir türlü çıkartamıyor, tuvalet ihtiyacını göremiyorsun. Hiç bir hekim de buna çare olamıyor ve sen ölmek üzeresin diyelim. Bu sıknıtını gidermek karşığında yine tacını tahtını verir misin?

    İbrahim Ethem yine çok düşünmez:
    – Evet, veririm tabii…

    • O halde ey İbrahim Ethem, bir bardak su kıymetinde bile olmayan tacına tahtına kıymet verme; görüyorsun ki bir bardak su bile etmiyor.

    Ve İbrahim Ethem bir bardak su etmeyen tacını tahtını bırakarak kendini gerçek değerlerin yoluna adıyor.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.