02 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMI

Sivas Katliamı ya da Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin yakılması ve 35 yazar, ozan, düşünür ile iki otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan olaylardır.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.
Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdiven trabzasındaki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin’i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.
Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.
•
Yargılama
Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190’a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124’ü hakkında “laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açıldı, geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994’te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15’er yıl, 3 sanık hakkında 10’ar yıl, 54 sanık hakkında 3’er yıl, 6 sanık hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.
Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını “taraflı, hukuka ve adalete aykırı” olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.
28 Kasım 1997’de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası’nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998’de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usül noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usül eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000’de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.
Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapishanede ziyaret etti.
Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33’e düştü. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay’ın 1997’deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.
Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır.
Hayatını kaybedenler
• Muhlis Akarsu – 45 yaşında, sanatçı
• Muhibe Akarsu – 35 yaşında, Muhlis Akarsu’nun eşi
• Gülender Akça – 25 yaşında
• Metin Altıok – 52 yaşında, şair, yazar
• Ahmet Alan – 22 yaşında
• Mehmet Atay – 25 yaşında, gazeteci
• Sehergül Ateş – 30 yaşında
• Behçet Aysan – 44 yaşında, şair
• Erdal Ayrancı – 35 yaşında
• Asım Bezirci – 66 yaşında araştırmacı, yazar
• Belkıs Çakır – 18 yaşında
• Serpil Canik – 19 yaşında
• Muammer Çiçek – 26 yaşında, aktör
• Nesimi Çimen – 62 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası
• Carina Cuanna – 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
• Serkan Doğan – 19 yaşında
• Hasret Gültekin – 23 yaşında şair, sanatçı
• Murat Güneş,Murat Gündüz – 22 yaşında
• Gülsüm Karababa -22 yaşında
• Uğur Kaynar – 37 yaşında, şair
• Asaf Koçak – 35 yaşında, karikatürist
• Koray Kaya – 12 yaşında
• Menekşe Kaya – 17 yaşında
• Handan Metin – 20 yaşında
• Sait Metin – 23 yaşında
• Huriye Özkan – 22 yaşında
• Yeşim Özkan – 20 yaşında
• Ahmet Öztürk – 21 yaşında
• Ahmet Özyurt – 21 yaşında
• Nurcan Şahin – 18 yaşında
• Özlem Şahin – 17 yaşında
• Asuman Sivri – 16 yaşında
• Yasemin Sivri – 19 yaşında
• Edibe Sulari – 40 yaşında, sanatçı
• İnci Türk – 22 yaşında
• Kenan Yılmaz – 21 yaşında

58 yorum “02 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMI”

  1. Misafir’in biri diyor ki, Madımak’ı materyalistler yakmış.

  2. Adı üzerinde misafir kayda alıp boş lakırdı yapmaya değmez.

  3. güzel dinimiz öyle emretmiş, kafiri (kendinden olmayanı) gördüğün yerde öldürcen…!

    Bakara/191- Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.

    Nisa/89- Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin.

    Nisa/91- Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.

    ve daha neler neler…

    n’yapsın kuklalar…hayali bir Tanrı ne diyorsa öyle…

    Güzel dinimiz öyle emretmiş (!)

  4. ATEŞİ BULANLAR UTANDI..

    ATEŞ UTANDI..

    YAKANLAR VE YAKTIRANLAR UTANMADI İNSANLIKLARINDAN..

  5. canı yanıyor insanın…
    ağızlardan etrafa saçılan köpükler mi yoksa diri diri yaktıklarının karşısında hala kusulmaya devam edilenler mi daha mide bulandırıcı bilemiyorsun.

  6. Sivas’taki madımak oteli’nin önünde toplanan güruh, insanlık dışı gösterisini sürdürürken, otelin merdivenlerinde kurtulmayı bekleyenlerden biri olan yazar Lütfi Kaleli sorar: “ bunlar ikindi namazına gitmeyecekler mi?”
    Yanıt karikatür sanatçısı Asaf Koçak’tan gelir: “ anlaşılıyor ki, bu namazı kaza ile eda edecekler.”

  7. Bir düş gördüm geçenlerde
    Görmez olsaydım ah olsaydım
    İçime şeytan girdi sandım
    Keşke hiç uyumasaydım

    Birdenbire
    Ateş ve duman
    Feryad-ı figan
    Sanki elele
    Geliyor habire
    Üstümüze, üstümüze

    Canlar, sazlar
    Kan oldular
    Kesildi teller
    Durdu nefesler
    Ama hala
    Dimdik ayakta
    Ayaktalar

    Çığlık kalleş
    Sessizlik mi dost
    Ateş ve duman
    Hain düşman
    Issızlığın ortasında

    xenix

  8. İnsanlık için utanç verici,20. yüzyılın yüz karası…
    Yeterli geliyor mu bu sözler,yıllarca böyle avunmadık mı?
    Yeterli mi alanlara çıkmak bu durumlarda? Ya da kalemler mi kırılmalı? Endişeliyim, tazecik yürekler için kaygılıyım…
    Sazlarınız susmadı, sözleriniz unutulmadı…
    Ey canlar utanıyorum sizlerden, kanınız yerde kaldı…
    Gelecek o gün…
    Barış güvercinleri,
    Sözde tekbirin, çıktığı ağızları
    Zeytin dallarıyla mühürleyecek
    Gelecek o gün, gelecek…

  9. 37 can sende yandı… zaten Deniz de sende yakalanmıştı Yusuf da… Pir Sultanı da senden aldılar… ama hala nüfus kağıdımda yazan adınla bekliyorum senin aydınlık günlerini… sen kocaman bir kentsin… tarihin, anıların, güzel insanların var… kim sana ne derse desin sen aldırma… silkin ve kendine gel.. yeniden en aydınlık kentlerinden biri ol Anadolu’nun… yeniden bizim ol SİVAS

  10. Vakit yazarları bugünkü yazılarıyla Sivas’ta yakılan aydınlara bir kez daha nefret kusarken, Hasan Karakaya “’Devlete isyan’ eden bir adama ‘isyan’ eden halk; nasıl olur da ‘Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak’ suçundan yargılanır?” cümlesi ile devlet-yobaz ittifakını da itiraf etti.

    Provokatif haberleri ile tepki çeken Vakit gazetesinin yazarları bugünkü köşe yazılarında Sivas katliamı ile ilgili yazılara yer verdiler. Sivas katliamının “ETÖ” tarafından tezgahlandığı nakaratı tekrarlanırken, başta Aziz Nesin olmak üzere yakılan 33 aydına ve alevi toplumuna dönük nefret gizlenmedi. Madımak Oteli’nin önünde toplanıp oteli ateşe veren gerici güruh ise bir kez daha aklanmaya çalışıldı. Yazarlar 2 Temmuz Sivas katliamındaki devlet-yobaz ittifakını da bir kez daha itidar etmiş oldular.

    “Aziz Nesin: Boyunu kat kat aşan bir tahrik makinesi”
    Vakit yazarı D. Mehmet Doğan Aziz Nesin’e gericilerin 17 yıllık iğrenç tezi ile saldırmaya devam ederken, Madımak’ın müze yapılmasının tahrik olacağını iddia etti. Doğan yazısında, “Tabii, boyunu kat kat aşan bir tahrik makinası olan Aziz Nesin de oradaydı. Aziz Nesin, komik şeyler yazan birisi olarak bilinir; fakat o gün trajik bir hadisenin ateşleyicisi oldu. Ulusal tahrikçi, hedefine ulaştı. Tahrik de son haddine vardı. Vicdanı olmadığı için, vicdan azabı çektiğini de sanmıyoruz. Olaylar patlak verdikten sonra, 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak öldü, fakat o kurtarıldı!” dedi.

    Madımak Oteli’nin müze olması tahrikmiş
    Doğan Madımak’ın müze olması talebine de değinerek, “Bu mekânı müze veya kültür merkezi yapmak, bir aydınlanma sağlayacak mı? Gerçeklerin ortaya çıkmasına hizmet edecek mi? Yoksa bir yerlerden ateşlenen ve husumete yol açan tahriklerin kurumlaşmasına mı yol açacak?” diye yazdı.

    “Devlete isyan eden bir adama isyan etmek suç mu?”
    Bir diğer Vakit yazarı Hasan Karakaya ise açıkça Madımak Oteli’ni ateşe verenlerin bir “devlet görevini” yerine getirdiğini açıkça yazmış oldu. Karakaya yazısında sorular sorarken, bu sorulardan bazıları bazılar şöyleydi;
    “1-Aziz Nesin denilen adam, “Türkiye lâik değil!… Şeytan Ayetleri kitabını gerekirse yasal olmayan yollardan mutlaka yayınlayacağım!” diyerek, “devlete kafa tutan” bir ateist değil miydi?.Ve, “devlete isyan” edercesine, yayınlamamış mıydı o “yazı serisi”ni Aydınlık’ta?..
    2-Bu yüzden de, Aydınlık gazetesinin; 26 Mayıs 1993 ile 7 Haziran 1993 tarihleri arasındaki tüm sayıları, hem de her gün olmak üzere, toplam 13 defa toplatılmamış mıydı?..
    3- “Devlete isyan” eden bir adama “isyan” eden halk; nasıl olur da “Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak” suçundan yargılanır?..
    4- Eğer halkın “isyan” ettiği “Devlet” ise, acaba Aziz Nesin’in isyan ettiği kimdir?”

    Gericilik ile milliyetçilik el ele
    Bir diğer Vakit yazarı Ali Karahasanoğlu ise yazdığı yazıda gericilik ile milliyetçiliğin el ele olduğunu kanıtladı. Karahasanoğlu “Sivas’ta ölenlerin tam 300 misli fazlası, PKK teröründe can vermiş. PKK teröründe can verenlerin tek bir tanesinin anılmasında ortada görülmeyen CHP’liler, birdenbire Sivas olayında ortaya çıkıyorlar! Hiç sektirmeden, hiç unutmadan, koşa koşa Sivas’ı kaşımaya gidiyorlar!” dedi.

    Vakit yazarları bugünkü yazıları ile bugün soL’un manşetine taşıdığımız devlet-yobaz işbirliğini de bir kez daha itiraf etmiş oldular.

    (soL – Haber Merkezi)

  11. Vakit gazetesi eski adıyla akit çok fevkalade ve türkiyenin en seçkin aydın yazar grubunu bünyesinde barındıran bağımsız ve hiç bir ideoloji ye bağlı kalmadan özgür basın adı altında yayın hayatına devam eden çizgisini koruyan, yanlı olmayan ve tarafsız haber yapmasıyla takdir ettiğim ve okumaktan haz aldığım bir gazetedir. Türkiyenin aydınlanma sürecinde çok ayrı bir mihenk taşı görevini üstlenmiştir.

  12. “Öğretmek bilmekten çok daha zordur. Bilmek istemeyenlere, bilgiye direnenlere bir şey öğretmek de en zorudur. Cahiller bildiklerine inanırlar ve yeni bilgilere direnirler. Ama aynı zamanda bir huzursuzluk içindedirler, bu yüzden de gerçekten bilen insanlardan nefret ederler; onları yakarlar, öldürürler…”

    Facebooktaki Kızılyol bilgeliği isimli grubun sayfasından…

  13. Devlete isyan eden bir adama isyan eden halk..

    devlet mi.. yani gerçekten mi?

    öyle dağ başında ıssız bir arazide filan değil, bilakis kocaman bir şehir merkezinde ve güpegündüz.. bunca insan yakılabilmişse eğer, burda bir devletten bahsedilemez.

  14. Belki tam da burada devletten bahsedilebilir Gamaro!!…

  15. Devlet ulu devlet. Herşeyi yapmaya müktedir devlet. Devlet öyle bir devletki Gamaro Gamsız olanlar bile devletin ufak bir dokunuşuyla Gam yükle dolar taşarlar.

  16. Bahsettiklerimizin ve bahsetmediklerimizin bizi aynı yerde birleştirdiğine inanıyorum..

  17. Ben de inanıyorum.

  18. Star TV’yi ve insan müsveddesi Mehmet Ali Erbil’i kınıyorum.

    04.10.2010 Star TV de canlı olarak yayınlanan Çarkıfelek programında, bir kez daha Alevilere ve Alevi inancına iftira saldırısında bulunulmuş, hakaret edilmiştir.

    Sunuculuk yapan sözde sanatçı Mehmet Ali Erbil program içerisinde ”Mum söndü mü yapıyoruz burada?” ifadesi ile Alevilere, aleviliğe iftira ve saldırda bulunmuştur. Bunu yapan Mehmet Ali Erbil aslında kendisinin ne kadar kişiliksiz ve seviyesiz olduğunu da göstermiştir. Bu suç sadece Mehmet Ali Erbil’in değildir. Onu ekrana çıkaran Star TV’de en az onun kadar suçludur. Daha önce Star TV’de ki bir evlilik programında kendine aday arayan 80 yaşındaki bir kişi de ”Ben kızılbaş mıyım ki” sözlerini kullanarak Aleviliğe hakaret ve iftiralarda bulunmuştu.

    Aslında hiçbir ahlak ve etik değere sahip olmayan, terbiyesiz, ahlaksız ve iftiracı sözde sanatçı Mehmet Ali Erbil ve bu konuda sabıkalı olan Star TV’yi bir kez daha kınıyorum.

  19. dün geve tv.de özalın ölümü suikastmı diye bir yayın izledim.aradan geçen 17 yıla ragmen bir cumhurbaşkanının nasıl öldügü(yada öldürüldügü)hala anlaşılmış degil.bırakın sıradan bir vatandaşı,faili meçhulleri,azınlıkları bahsedilen bir ülkenin cumhurbaşkanı.araştırmacı,merak eden,sorgulayan,olayların görünen kısmını yanında görünmeyen tarafını da bulmaya çalışan insanlarsınız sizler.kafalarınız daha farklı çalışıyor yani.ben basit bir evkadınıyım.okumayı severim ama.ben şu kıt aklımla bile sivas katliamının söylenildigi gibi dincilerin,yobaz dediginiz insanların(burda yobazı ne anlamda kullandıklarını da merak ediyorum çünkü ben yobaz kelimesinin yakıştıgı pek çok aydın geçinen biliyorum)gösterilmeye çalışıldıgı gibi halkın galeyana gelerek yapmış oldugu olaylar olmadıgının farkındayım.bunu böyle görenleri de anlayamıyorum.bu ülkede öyle oyunlar oynanıyorki yıllardır.öyle şeyler çıkıyorki ortaya akıllara zarar.sivasta yapılan bir katliamdır zulümdür.bunun hiçbir dinde hele hele islamiyette asla yeri yoktur.iskorpit yazdıklarının farkındamı acaba.o ayetler kendinden olmayanlar kafirler için degil.o ayetlerden önceki ayetleri de yazsaydı keşke.orada fitne çıkarıpmüslümanlara savaş açan kafirlerle yapılacak savaştan bahsediyor.”onlar sizinle savaşmadıkça onlarla savaşmayın’diyor.bakıyorum da Kurandaki ayetlerden sadece işlerine gelebilecek,burdan vurabilirim diyebilecek ayetler yazılıyor.o kadar çok sevgiden,merhametten,iyilikten bahseden ayetler varki ama bir tane bile göremiyorum burada.neden acaba bukadar önyargılısınız islamiyete karşı.diyorki ”dini böyle emretmiş”iftiranın en büyügü,cahilligin tavan yapmış hali.inançsız olabilirsiniz,hristiyan,musevi,budist yada canınız ne isterse o olabilirsiniz.ama bilmediginiz bir konuda yorum yapıp ta insanları yanıltmayın.isterseniz bir bakın Kuranda nerde şiddeti,zalimligi,zulmü,kötülügü,fuhuşu aklınıza olumsuz ne gelirse emreden yada onaylayan bi ayet var bir bulup okuyun ondan sonra olumsuz yorumlarınıza devam edin.farkındamısınız bilim ilerledikçe,teknoloji geliştikçe,yeni buluşlar ortaya çıktıkça bu olayların Kuranda 1400 yıl önceden haber verildigi ortaya çıkıyor.bunu göremiyormusunuz hala.bunu nasıl merak edip araştırmaz bu konuyla ilgili yorum yapmazsınız.belki de ögrenecekleriniz bazılarının işine gelmeyecek…

  20. Siz ki cumhuriyet tarihinin en insafsız ayaklanmalarından birinin temelinde yatan bu ortaçağ zihniyetine göz yumdunuz, siz ki bu katliamın ardından adil bir hukuk süreci işletmediniz, sadece kalabalıktan göstermelik olarak topladığınız sanıkları yargıya taşıdınız, elebaşlarının örgüt liderlerinin peşine düşmediniz, siz ki ‘sözde’ aranan firari sanıkların T. C. Sınırları içinde evlenmesine, askerlik yapmasına, ehliyet almasına olanak sağladınız, s…iz ki bir insanlık suçunu zaman aşımı ile yüzyüze bırakacak altyapıyı sağladınız, siz ki 18 yıldır eyleme geçen cehalet ile savaşmadınız, Sivas katliamının ardında kalan karanlıkları aydınlatmadınız! Öyleyse bugün bu insanların senede sadece bir gün -o da kendi başlarına geldiği için- toplanmalarını yasaklayamazsınız. O günü tekrar yaşamak bile ne kadar ağırdır bilir misiniz?
    Sizin hiç babanız yandı mı? Hiç evladınız öldü mü? Siz kimi o otelden uzak tuttuğunuzun farkında mısınız? Oradan uzak tutamadıklarınızı adaletten uzak tutmayı pekâla biliyorsunuz.
    Sivas’ta deprem ya da sel gibi bir doğal bir afet yaşanmadı. Orada gözü dönmüş bir kalabalık insanları öldürdü. “Olaya insan merkezli baktığımız için hiçbir ayrım yapılmadı” diyemezsiniz. Orada insanlar tesadüfen ölmedi…
    Zeynep Altıok 01.02.2011 yazısından alıntı

    Bir otel odasında gencecik çocuklar
    Çırpındıkça bir yudum soluk için
    Üzerine benzin döküp oynayanlar
    Onlar birgün öpmeye eğilince çocuklarını
    Dudaklarında duman ve yanık et kokusu…
    Boğum boğum tıkamaz mı soluklarını?!

  21. Sivas davasının tüm vahşetine rağmen zaman aşımıyla düşürülmesine yönelik tepkiler sokağa da yansıyacak.

    İSTANBUL
    * Sivas katliamının zaman aşımı İstanbul’da saat 19:00’da Taksim tramvay durağında protesto edilecek.

    • İstanbul Anadolu Yakası için akşam saat 19:30’da Kadıköy’de Altıyol Boğa Heykeli’nden Kadıköy iskeleye yürüyüp basın açıklaması yapılacak.
    • Sarıgazi halkı basın açıklaması yapacak Sarıgazi Vatan İlköğretim Okulu Önü Saat: 19.00

    İZMİR
    * İzmir’de ise saat:18.00 da YKM önünden başlayacak bir yürüyüşle protesto edilecek.

    DEC CAL,

  22. Sivas davasında 19 yıl sonra zaman aşımı kararı çıktı.

    Sivasta sıkılması gereken su Ankara’da yürüyenlerin üstüne sıkıldı.

  23. ‎Polis hiçbir uyarı yapmadan yürüyüşe geçen kitleye ve Ankara Adliyesi önünde bekleyen 7-8 bin kişinin içine doğru yüzlerce gaz bombası attı.

    Kafasına gaz bombası denk gelerek yaralanan onlarca kişi var. Hiç bir ambulans bölgeye getirilmedi.

    Saldırıdan kaçmak için Adliye’ye doğru yönelen kitle, bina önünde sıkıştırıldı.

    TKP ve PSKD Kızılay’a doğru yürüyüşe geçti. Polis onların da önünü kesti. Kitle Sıhhıye Köprüsü altında oturma eylemi başlattı.

    Sıhhıye civarında kitlesel çatışmalar sürüyor.

    Ankara Adliyesi önünden yürüyüşe geçen kitleyle polis arasında çatışma çıktı.

    Halkevleri, SDP, ÖDP, DHF, ESP, Öğrenci Kolektifleri ve pek çok örgütün zamanaşımı kararını protesto etmek için yaptığı yürüyüşe polis saldırdı. Atatürk Bulvarı’na doğru yürüyen 7-8 bin kişilik kitlenin içine polis gaz atıyor.

  24. Alevi olmadığım halde yürüyüşteydim….

    Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden. (Einstein)

  25. İstediği zaman bir günde yasa değiştiren hükümet, isteseydi Sivas davası için de aynı şeyi yapabilirdi. Devlet Alevileri bir kez daha görmezden geldi. Alevi kıyımları, bu devletin ayrımcı, baskıcı, gerici bir yapılanmadan oluştuğunu kanıtlıyor. Tarihe bir utanç daha düştü.

  26. bu soruna göstereceğiniz tavır alevi sünni olmanın çok ötesinde bir insanlık sorunudur.

  27. 2 temmuz 1993 yılında 35 aydın ve 2 otel çalışanın yakılmasıyla sonuşlanan sivas katlima davası zaman aşımından düşürüldü. bu dava öncesi ve kararın çıktığı gün tv de yapılan bazı programları izleme şansı buldum. bu programlarda ağzına katliam sözcüğünü bile almayan, “ölen aydınlar için yakıldı demeyelim sanık aileri tahrik oluyor, aslında dumandan boğularak öldüler” diyen dönemin belediye başkanı temel karamollaoğlu’ nun rahat, kendinden emin, olayları önlemek için büyük çaba sarf eden bir belediye başkanı edasıyla konuşması görülmeye değerdi. dava sonrası ise, bülent arınç ın “dönemin kamu görevlileri yargılanabilir”, hükümetin “muhalif sesi” eski sosyal demokrat ertuğrul günay’ ın “canım yanıyor” sözleri ise inandırıcılıktan uzak , hükümetin ve taşıdıkları zihniyetin, bu olayla ilgileri yokmuş gibi gösterme çabaları tek kelimeyle rezildi. bunları söylerlerken, bu utanca tepkilerini göstermek isteyen duyarlı insanlara, gaz ve su sıkılıyor olması da müthiş bir ironiydi. davanın 8 avukatını milletvekili yapan, başbakan ise dava sonucunu ” hayırlı olsun” diyerek karşılamış ve en içten tavrı göstermiştir. çok sosyal demokrat parti chp ise, 4+4+4′ ün rövanş hazırlıklarıyla o kadar meşguldu ki, konuya ancak grup toplantısında kısaca değinebildi.
    Kararın üzüntüsünü ise her zaman olduğu gibi sosyalistler, aydınlar, insanlıktan nasibini almış duyarlı insanlar en içlerinde hissettiler. sivas katliamı davası 16 mart, kemal türkler davaları gibi zaman aşımına uğrayarak toplumsal yaranın daha da derinleşmesine neden olmuştur. davanın bundan sonraki takipçileride yine her zaman olduğu gibi sosyalistler, aydınlar, insanlıktan nasibini almış duyarlı insanlar olacaktır. sivas katliamında beni en derinden yaralayan durum ise orada 19 yıldır yapılan anma törenlerine, şehrin meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin ve sivas halkının hiç bir şekilde katılmayarak bu utancı üzerlerinde taşımalarıdır.

  28. Madimak katliaminin ic yuzu henuz bilinmiyor. Bendeki bir kayda gore Bingol iline bagli bir Kurt asiretinden 35 kamyon dolusu adam tasinmis ve Sivasa girmeden yol kenarinda aksamin olmasini beklemis. Yangin bittikten sonra bu adamlar kamyonlara binip gece karanliginda evlerine donmus. Bu bilgi bana kadar ulastigina gore hukumetin de mutlaka haberi vardir. Orada gercek suclular degil kuklalar yargilandi.

    Lutfen hukumete biraz guvenin. Biliyorum cogunuz karsisiniz ama TC tarihinde ilk kez cinayetler ortaya cikiyor, yargisiz infazlar ortaya cikiyor. Bugune kadar kim basarabildi bunu? Ona kostek olacagimiza destek olmaliyiz. Destek olmak demek AKP li olmak demek degilidr, ama hic degilse kostek olmayalim. Her ne kadar iktidarsalar da henuz burokratik engelleri kiramadilar. Derin devlet hala cok guclu. Unutmayin ki bizim derin devletimiz dunyanin en eski ve en deneyimli derin devletlerinden biridir.

    Yanlis animsamiyorsam 1856 Aksaray yangini Osmanli derin devletini isiydi. Yeni kent plani yapilmis, Yenikapiyi Halice baglayan ve bugunku Millet caddesi olan bir yol acilmasi planlanmisti. Ama orta yerde yogun bir yerlesme alani vardi. Fansa Shanzelize yolunu acmak icnìin ordudan yardim istemis, halkla savasark 30.00 olu vererek 3 ayda istimlak yapabilmisti. Osmanli bunu unlu Aksaray yanginiyla cozdu. 650 yapi yandi ve hemen istimlak edildi, yollar acildi. Beyazit meydani daha once 2. Mahmut zamaninda Yeniceri ocaginin kaldirilmasiyla istimlak edilmis ve meydan haile getirilmisti.

    Bundan 12 yil sonraki buyuk yanginda Kumkapidan Halic’e kadar tum konutlar ve yapilar yakildi ve bugunku Divanyolu caddesi acildi. Boyle derin gecmisi olan bir derin devletle basetmek icin iktidar olmak yetmez.

    Biraz guvenin ve zaman taniyin. Yakin bir gelecekte her sey aciga cikacaktir. Gercek suclular yargilananlar degildir.

  29. bence,sadece cinayet degil tüm suclar icin zaman asimi kabul edilemez..bugün madimak olayi icin yeri gögü inleten,sokaklari savas alanina cevirenler “devyol davasi/katliami” zaman asimindan düsürüldügünde niye benzer tepki vermediklerini aciklamak zorunda..

    2.7.1993 madimak olaylari ve gercek sorumlular;

    basbakan;……………………süleyman demirel…………………………………………….(20. Kasım1991-25.Haziran 1993)
    basbakan yardimcisi………erdal inönü……………………………………………………..
    icisleri bakani………………..ismet sezgin……………………………………………………
    adalet bakani……………….mehmet seyfi oktay…………………………………………..

    reisicumhur;………………….süleyman demirel…………………………………………….(1993 – 2000)

    basbakan;…………………….tansu ciller………………………………………………………(25 Haziran 1993 -5 Ekim 1995)
    basbakan yardimcisi;………Erdal İnönü-Murat Karayalçın-Hikmet Çetin………….
    icisleri bakani;………………..Beytullah Mehmet Gazioğlu……………………………….
    adalet bakani…………………mehmet mogultay……………………………………………

    tutkuyla sivrisinek avciligi yapanlar ne hikmetse buna sebep olan “kemalist bataklik”i ve beyin yapicilarini ES gecmektedirler..

    cambaza bak taktigi:)

    slm.

  30. Hükümet işine gelen konularda cesaretli ve hızlı davranabiliyor…ama sorun sünniliğin veya islamın dışında kalan insanların(mesela ateistler ) taleplerine gelince Sivas olayına gösterilen ilgisiz tavır oralarda da devam ediyor…hükümetin kemalist derin devlete karşı olduğu kesin bunu icraatlarından rahatlıkla anlıyoruz bu iyi birşey…fakat herşeyiyle eksiksiz ,tam bir özgürlük,eşitlik ve demokrasiden yana olduğunu aynı rahatlıkla söyleyemiyoruz..öyle olunca da bir kapandan kurtulup başka bir kapana doğru çekildiğimiz hissinin pekişmesine neden oluyor.

  31. Bir gecede karar çıkaran hükümeeett! bu konuda da göreve çağırıyoruz seni… göster bakalım dilinden düşürmediğin hakkaniyeti…

  32. Kardan adam, kamyonla taşındığı kesin olan tek şey, otelin önündeki yığılmış kaldırım taşlarıdır. Üstelik yol veya kaldırım çalışması olmadığı halde. Onlar da Bingölden gelmediya.

  33. Kesin olan su ki, bu is kisisel tepki sonucu olusmus degil, organize bir istir.
    Yargilananlar arasinda belki (hic sanmiyorum ama) olayi organize edenler de vardir ama cogu gaza gelmis kukladir.

  34. sayin Delişey,yani “hükümeeett!”yargiya müdahele etsin diyosun:) MU ? hakkaniyet´in nasil olmasi gerektigine degindim di..

    bu arada “dev yol”davasi konusunda fikrinizi ögrenemedik ?

    YA “basbaglar katliam”i ?

    ilgileniyor-MU-sunuz ?

    slm.

  35. Önce bir “selpak” alıp ağzınız ın suyunu silin, daha sonra kaldığın ız yerden devam edebilir iz Bay ebubekir…

    insanlığı ilgilendiren bir çok şeyle ilgilenirim ben evet! kendimce ve sadece kendi fikrim de her daim mevcuttur…

  36. Delişey yazdi;”..insanlığı ilgilendiren bir çok şeyle ilgilenirim ben evet! kendimce ve sadece kendi fikrim de her daim mevcuttur…”

    keske dediginiz gibi olsaydi:)

    örnek,”Sizce, türban nedir” konu basligi ve 13/03/2011 tarihli yourmumdan alinti;

    Delisey;”ebubekir,şimdi sen bana laf mı sokmaya çabalıyorsun?…”

    ne münasebet ne dediysem ne sorduysam o..

    Delisey;”ben inancımı orta yerde konuşmam tabi..”

    ben konusurum
    konusmak isteyenlere kimse
    hicbir sistem/ideoloji engel olamaz olmamali
    engel olana engel olanlar uygar insanlardir gerisi hayattan kopuk entel muhabbeti..

    Delisey;”özellikle örneklemeyle, inanç tartışmasını ayıramayan senle hiç konuşmam..”

    pasa gönlünüz bilir..

    Delisey;”ninemin okul zamanında inancını yiyenler pek kalmamıştı ortada..”

    sen öyle san..

    inancli görünmek icin “inancini yiyenler”in mirasini birebir devralarak günümüze tasiyanlar mustafa kemal ve kadrosudur suclu ariyorsan uzaklara gitmene gerek yok..

    mesela

    kimlerin “inancini yedigi”ne dair cagdaslarin kuran kursu,carsaf acilimi bir fikir verebilir..:))

    “eğer yüksek okul okumak isteseydi inan bir yolunu bulurdu, inancını zedelemeden, kendine özel bir inanç şeklini de ortalığı yaygaraya vermeden içinde yaşardı…”

    hep öyle olur
    ilk baski görenler korkar,susar
    bir kac kusak sonra baskiya karsi direnis baslar
    ilelebet sessiz kalanlar silinir gider yada kölelige (stokholm sendromu) razi olurlar..

    Dekisey;”çok akıllı bir Türk Kadınıydı kendisi… ışıklar içinde yatsın..”

    eminim öyledir
    rabbim´in rahmeti üzerine olsun..

    FAKAT

    sorum halen gecerli;

    ayrica
    bugün nineniz üniversite caginda olsaydi kullandigi “yaşmak”la o da okuyamiyacakti..

    rahatsiz olmazmiydiniz ?

    yoksa

    “kagit”filminde itaatkar bir devlet memuru karakteri müzeyyen hanim´in dedigi gibi;

    “yasaksa yasak,kanunsa uygulanacak”mi derdiniz ?…….”

    bumudur insanligi ilgilendiren bir cok seyle ilgilenmek ? yoksa basörtülüyü yada cagdas ! tabirle türbanliyi insan kategorisinden
    sildin iz.. MI ?

    slm.

  37. Bazı tüccarlar parasız kalınca eski defterleri kurcalarmış:))

    Selpak deyince siz sadece mendilden oluşan ürünü düşündünüz sanırım… Bu markanın bir sürü ürünü var. Tuvalet kağıdından tutunda uuuhh… Hatta bir de ultra prima var sanırım. O selpak markası adı altında değil galiba… Büyükler için olanı da var, alt bağlama bezi filan..:)

    Yani o denli batırmışsınız ki çarşaf yorgan batmış heheheyy

    Bak insanlık ediyor marka ve ürün yelpazesi sunuyorum size, daha fazla kokutmayın ortalığı oki doki??? :))

  38. dalga gecmekten firsat buldugunuzda umarim sorulara cevap verirsiniz..hatirlatma babinda tekrar sorayim;

    1-hükümet yargiya müdahele etsin mi ?
    2-dev yol davasi ve zaman asimi konusundaki fikriniz ?
    3-basbaglar katliami hakkindaki durusunuz ?

    slm.

  39. ebubekir,

    sen kimsin ki beni sorguya çekme şaşkınlığına girdin??? bu soruların ve hatta senin anlayıp ama anlamama durumuna yattığın bir dolu cevabı burada bilgisine, fikrine güvendiğimiz insanlar verdi zaten. eski defterleri karıştırıp gereksiz polemik geliştireceğine, zahmet edip okuu:) yaradanının adı ile oku hatta daha iyi açılır zihnin şekerim:)

    burdan sana iş çıkmaz!!

  40. sorulan saçma sapan sorularla ve KIYASLAMALARLA canileri aklama çalışması , kendinizi uyanık mı sanıyosunuz ? 🙂

  41. Delişey yazdi;”..sen kimsin ki beni sorguya çekme şaşkınlığına girdin???….”

    valla,soru soruldugunda bunu “sorguya cekme” diye anlamak icin herhalde özel tahsil gerekir yada kendini bulunmaz hind kumasi SANmak:)

    peki “sen kimsin?”sorusu hangi saskinligin eseri ? tabi ben tahsilli olmadigim icin sizin gibi degerlendirmiyor ve cevabini veriyorum..

    kisaca,

    beyaz türk
    atatürkcü
    dindar avcisi
    kilik kiyafet bekcisi
    zalime meyleden

    degilim..

    slm.

  42. Bu canilerden nefret etme hakkımı saqklı tutuyorum.
    Kahrolsun cehalet
    Kahrolsun Vahşet

  43. İlk defa Kardan Adam’ın bir yorumunu beğeniyorum. Komplo teorisi kısmına tamamen katılmasam da kalan kısmını bayağı beğendim. Biizmkiler derinlerde iş yapmayı severler. Aslında sevdiklerinden değil, yukarıda hiç bir şeyi beceremediklerinden. İttihat ve Terakki formunda yukarıya çıktıklarında, fena halde kıllatıp kaçtıklarından beri yüzlerini pek görememiştik! Yavaş yavaş kara suratları aydınlanıyor. Onlar aydınlandıkça! bazıları hoşnutsuzluktan kararıp kararıp duruyor. 🙂

  44. ebubekir:))

    sen çok uzatıyorsun. kısa kesmeyi bilmek ve insanların sana cevap vermeme hakkını kullanmalarını anlaman için özel bir tahsile ihtiyacın olduğunu düşünüyorum evettt:) seni ciddiye alıp düşüncelerimi insan gibi paylaştığım günlerde hint kumaşı tavırlarını ne çabuk unuttun.?

    senin ne olduğun, kim olduğun, düşüncen, aklın, yazdıkların, beni ciddi anlamda ilgilendirmiyor… her yerde bulunan, sıradan bir kumaşım ben. ama senle aynı topun bezi değil olduğumuz kesin… 🙂

    selametle ve benden mümkün olduğunca uzak olman dileğimle…

  45. Delisey,su iletini bi daha oku..

    “..Delişey tarafından Paz, 18/03/2012 – 09:00 tarihinde gönderildi.Bir gecede karar çıkaran hükümeeett! bu konuda da göreve çağırıyoruz seni… göster bakalım dilinden düşürmediğin hakkaniyeti…”

    farkinda degilsin ama uzatan ben degil sensin nitekim sen sordun ben cevap verdim..madem benden hazzetmiyorsun cevap vermeyebilirdin..dalga gecmek hosuna gidiyor olmali ki kisa kesmek zor geldi:)

    ha

    bu durum da ayni topun bezi olsaydik bile anlasmamiz mümkün olmayabilirdi..mevlananin ifadesiyle;”..Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir…”

    E dogruya dogru..

    slm.

  46. yaa ebubekir,

    sen kendini “hükümet” mi sanıyorsun??? çok pardon çokk:) aman da ben ne ettim hiiii:P akşama bavulu hazırlayıp kapının ardına koyayım…

    benim bi sorum yokki o örneklediğin yorumda anlam gözlüklerini takıp bir daha bak…

    ve biliyorum beni çok seviyorsun, hatta eskiden yaptığın hataları telafi etmenin peşindesin.. vicdan iştee ahh ahh…anlıyorum, anlıyorum da olsa dükkan senin :)))

    bir arkadaş en komik komedyeni sormuş sitede bir giriş yapmış, şimdi bu üstte birbirinden bağımsız, anlamsız, ucu bucu belli olmayan cümleleri okuyunca seni seçesim geldi ha!!:))

    son olarak ben hiç hükümet olamayacağım ebubekir… aynı olan hiç bişiyi paylaşamayız senle…

    ve etik kurul, lütfen acil bir kural ekleyip yönetmeliğe bana cevap hakkı doğurmayacak şekilde etkisiz hale getir ebubekiri… yoksa ayarlarım bozulacak ve error vereceğim :))) ben akıllı başlı uslu oturaklı bir insan değilim arıza çıkartabilirim. haberiniz olsun!

  47. Delisey,diyelim dedigin gibi senin KASTIN hükümetti ve yine diyelim ki ben üzerime alindim ve cevap yazdim eee? rahatsiz oldugun noktalar varsa cevab yazarsin veya kanal degistirirsin olur biter niye uzatiyorsun ?

    ayrica

    “sen çok uzatıyorsun. kısa kesmeyi bilmek ve insanların sana cevap vermeme hakkını kullanmalarını anlaman için özel bir tahsile ihtiyacın olduğunu düşünüyorum..” diyen sen cigneyen de..

    E sen “kisa kes”meyi beceremedigin sürece bana da cevap hakki doguyor yapacak bisey yok..

    Delisey yazdi;”..ben akıllı başlı uslu oturaklı bir insan değilim arıza çıkartabilirim. haberiniz olsun!…” dert edindigin seye bak:) biliyorsun ki “deli”nin ceza ehliyeti (mükellef degildir) yoktur yani etik kurulun eli kolu bagli..

    hadi yirttin yine..:)))

    slm.

  48. deliyim ama en azından algım açık:))))))))

    the end

  49. Delisey yazdi;”..deliyim ama en azından zeka…” – “…deliyim ama en azından algım açık…”

    “Bakmak için algılarımız yeter, görmek içinse salim bir kafa, ayıklık, şuur gereklidir…..” ( İsmet Özel )

    **

    vikipedi : AKIL ve ZEKA

    “…Akıl doğru düşünce üretmekle ilgilidir. Zekâ ise genelde uygulayıcı olarak düşünülebilir.

    Akıl kuramlar ve kurallar ortaya çıkarırken, zekâ bunların pratikte uygulanmasını sağlar.

    Başka bir açıdan bakıldığında zekâ düşünebilme gücü ya da yeteneğidir.

    Doğru düşünceye ulaşmak ya da sahip olmak ise “AKIL”la olur…..”

    “….Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi AKLIMIZ-la akıllı olabiliriz……” ( Montaigne)

    slm.

  50. Koskoca 19 yıl..
    Ve bizler yas tutmaya kinimiz artarak devam ediyoruz…
    Naçar bir şekilde…

    DEC CAL,

  51. O kadar fena hissediyorum ki kendimi tüm huzurum kaçıyor, birşey yazasım gelmiyor. Dincilik, mezhepçilik, dilcilik, ırkçılık, cinsiyetçilik… ne zaman bitecek? Bu aptallıkların sonu yok mu? Ülkemin tüm yurttaşlarına barış dolu aydınlık yarınlar diliyorum. Böyle utanç dolu, zulüm dolu olaylar olmasın artık.

    ”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)

  52. Zaman gazetesi, Sivas katliamının yıldömünde yaptığı haberde çıkan olaylardan sıradan bir yangınmış gibi bahsetti.

  53. Her yıl Sivas’a gidilir türlü anma törenleri yapılır lakin Sivas’lıların umrunda değil. Bir şehir halkının bir konuda utanması yoksa zorla utandıramazsın. Hani nasıl utandıracaksın, utanması yok ki adamın.

  54. Zaman gazetesi,

    İmam,

    Diyanet,

    Cami,

    Sünni İslam,

    Cehalet,

    Zulüm, yobazlık, sahtekarlık…

  55. 19 sene beklendi en sonunda adaletsizlik adaleti yendi.
    Ama haksızlığı haklı çıkarmaz adaletin yenilmesi ve zülmedene karşı savaşanların yenik düşmesi. Çünkü yenilmiş sanılan bizlerin, alçaklıkla savaşanların, sayıca azlığımızı kanıtlar yalnızca…

    Ve sessiz kalanlardan, balkonlardan kıs kıs gülenlerden tek beklediğimiz, UTANÇ DUYMANIZDIR!

    Kahrolsun insana zulmeden sistem…!

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.