4+4+4 üzerine Ali Nesin’in söyledikleri (sol) muhalefetin tavrı

Geçenlerde açılan “türkiyede sosyalist parti ne yapmalı” konusuna paralellik ve somut örnek sunması açısından bu konuyu açıyorum:

“Her sistemin oldugu gibi bu sistemin de avantajları ve dezavantajları vardır. Ama ülkemizde çoğu zaman olduğu gibi problemin kendisi değil, türevleri tartışılıyor ve adı anılmadan tartışılıyor. Şu anda yapılan tartışma 4+4+4 ile ilgili değil, imam hatip okullarıyla ilgilidir. Bu iki problem birbirinden bağımsızdır, daha doğrusu bağımsız olmalıdır.


Önce imam hatip okullarıyla ilgili düşüncelerimi söyleyeyim de bir kesimin hücumunun önünü keseyim: Laik ve demokratik bir ülkede devlet doğrudan dinî eğitim veremez. Nokta! Benim düşüncem böyle ve bu düşüncemi de yakın zamanda değiştireceğe hiç benzemiyorum. Öte yandan devlet vatandaşın ihtiyaçlarını da karşılamalıdır ve vatandaşın da anlaşılan dini eğitim gibi bir ihtiyacı vardır. Tartışılması gereken bu ikilemdir: Devlet nasıl doğrudan dinî eğitim vermeden vatandaşın bu gereksinimi karşılayabilir? Benim çözümüm şöyle: Vatandaş örgütlenip, çevreden para toplayıp, öğretmen ve mekân tayin edip, devlet tarafından belirlenebilecek bazı koşullara uyma kaydıyla çocuklarına dinî eğitim verebilmeli; devlet de bu konuda vatandaşa destek olabilmeli. Yani devlet doğrudan dinî eğitim veremez ama dinî eğitim vermek isteyenlere dolaylı yoldan destek olabilir. Böylece devletin doğrudan dinî eğitim vermesinin önü kesilmiş olur. Bu tartışma bu ya da başka bir biçimde halledildikten sonra 4+4+4 eğitim sistemi sağlıklı bir biçimde ele alınabilir, aksi halde konuyla ilgili olmayan imam hatip okulları konusu bu önemli eğitim sorununu bulandırır, içinden çıkılmaz bir hale getirir.

Gelelim 4+4+4’ün kendisine… Muhalefet eleştirilerinde haksız sayılmaz. Her sistem gibi bu sistemin de zaafları vardır. Ama ne sadece zaaflar sayılarak ne de sadece olumlu taraflarına bakılarak karar verilebilir.

Tartmak lazım.

4+4+4 sisteminde kız çocuklarının eğitimi ve çocuk işçilerin artışı bir sorun olabilir gerçekten. Olumlu taraflarına bakalım:

1. Sistemin küçük parçalara ayrılması çocuğun ve gencin toparlanmasını sağlayabilir. Okul, mekân, öğretmen, arkadaş çevresi değiştirmekte her zaman yarar vardır. Bu değişiklik çoğu zaman kötüye doğru değil, iyiye doğru olur.

2. Küçük okulların açılmasına, köy okullarının canlanmasına, eğitime çeşitlilik gelmesine neden olacaktır.

3. Eğitim sistemi, ergenlik öncesi, ergenlik çağı ve ilk gençlik olarak üçe bölünmesi doğrudur, bu da aşağı yukarı 12 yaş öncesi, 12-16 yaş aralığı ve 16-19 yaş aralığına tekabül eder.

4. Robert Kolej, Saint Joseph gibi kalburüstü eğitim veren okulların çocukları 12-13 yaşlarında bünyelerine almasında büyük yarar görüyorum.

5. Bana kalsa, eğitim sistemini 5+3+4 olarak parçalardım ve hatta öğrencilerin 20 yaşından önce üniversiteye gitmelerini elimden geldiğince engellemeye çalışırdım.

Muhalefetin çekinceleri ciddiye alınmalı ve bu tehlikeleri bertaraf etmek için gereken önlemler alınmalıdır. Ama her şeyden önce imam hatip okulları sorunu oy kaygısı olmadan ve hiçbir şeyden çekinilmeden masaya yatırılmalıdır, aksi halde sağlıklı bir tartışmanın yürütülemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekir.

Eğitim sisteminde en büyük devrim, eğitimde merkezileşmenin önü kesildiğinde ve milli eğitim bakanlığı hükümetlerden olabildiğince bağımsız bir kurum hale getirildiğinde gerçekleşecektir. O zamana kadar yapılan her şey çirkin bir surata vurulan makyajı tazeleme etkisinden öteye geçemez.

“

Ali Nesin

ali nesinin yazdıklarını katılırsınız katılmassınız veya bir fikir beyan etmeye bilirsiniz ama
bu yazıda ali nesin türkiyede ki (solcu) muhalefetin , paragraf aralarında, akıl buhranları iyi bir şekilde yansıtmıştır

örneğin şu paragrafa bakarsak:

”
Muhalefetin çekinceleri ciddiye alınmalı ve bu tehlikeleri bertaraf etmek için gereken önlemler alınmalıdır. Ama her şeyden önce imam hatip okulları sorunu oy kaygısı olmadan ve hiçbir şeyden çekinilmeden masaya yatırılmalıdır, aksi halde sağlıklı bir tartışmanın yürütülemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekir.”

Evet burda sorunun merkezi durmaktadır , oy kaygısı için muhalefet asıl rahatsız olduğu noktayı ortaya koymamamaktadır , kendini zeki sanıp olayı dolandırmaktadır , dürüst olmadığı için kendiyle çelişme noktasına kadar varmaktadır!

Muhalefet, asıl karşı olduğu noktaları ortaya koymalıdır .

68 yorum “4+4+4 üzerine Ali Nesin’in söyledikleri (sol) muhalefetin tavrı”

  1. Teşekkürler Toro,

    Tam da bu nedenle “GÜNDEM” diye bir başlık açmak üzere iken senin bu konuyu gördüm.

    4+4+4
    DÖRT+DÖRT+DÖRT
    (duymayan kalmasın)
    Nedir 4+4+4?
    Bunun derhal masaya yatırılması gerekir.
    Eğitim sistemimiz nereden nereye geldi, nereye gidiyor?

    Benim anımsadığım “Temel Eğitim” Cumhuriyetin hemen sonrasında 3 yıldı…
    İlk öğretim 3. sınıfı bitirenler bile “eğitmen” oluyordu…
    Sonra 5 yıl oldu.
    Daha dün 8 yıl olan “temel eğitim” üzerinde yeni oyunlar oynanıyor.
    Tüm bu uygulamalarda “çocuk” nerededir? Bu sorudan devam ederek “insan” nerededir? 4+4+4 ile amaçlanan nedir?

    Ben daha bu konuya yeterince zaman ayırabilmiş olmamakla birlikte İnsanları çok çabuk bir elemeye tabi tutarak; sözüm ona yetenekleri doğrultusunda sınıflandırarak, ucuz işgücü, ucuz olduğu kadarıyla kısmen eğitilmiş (sistemin ihtiyaçları doğrultusunda yani sermayenin…) iş gücü üretmenin bir manevrası olarak göründü gözüme… İktidarın “mamahatip” sorununu da destek toplama amaçlı kullanacağını düşünüyorum.

    Sorunun birincil nedeni olan çocuklarımızı unutmadan, çocuklarımız açısından tartışılması gerekiyor. İmam Hatip konusu hükümetin “gambit”idir. Solun bu gambiti kabul ya da ret ettiği her varyanta, çocuklarımızı ve insanımızı başat olarak yerleştirmesi gerekir…

  2. Ali Nesin’in tespitleri yerinde.

    Ama çeşitli meslek gruplarına yönelik ucuz işgücü yetiştirme veya kız çocuklarının okullardan çok daha erken alınması gibi problemler, konunun avantajlı yanlarını ortadan kaldırıyor.

    Bu yüzden ben Ali Nesin gibi pozitif düşünemiyorum bu konuyu.

    Ayrıca AKP’nin hiçbir kesimin görüşünü dikkate almayarak bu konuyu dikte etmesi de konunun problemli yanı.

    Örneğin Boğaziçi Üniv’den istedikleri önerilerin hiçbirini dikkate almamışlar.. Bu konuda rapor hazırlayan öğretim üyeleri bu tasarıya karşı çıkıyorlar.

  3. Bu arada bir diğer sorun da 4+4+4’e karşı tepkilerin, Hükümet atrafından “faşizan” yöntemlerle bastırılmasıdır.

    Süleyman Demirel sağcıdır. “bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” diyerek, sağcı cinayet şebekelerini savunacak kadar sağcıdır.
    Bu hükümet, “Yollar yürümekle aşınmaz” diyen Demirel kadar bile olamamıştır.

    Tepkileri zor kullanarak engellemektedir!

    Demokratik bir tolumda “miting ve yürüyüşler” demokrasinin denetim mekanizmaları olarak kabul edilir.
    Demekki ileri demokrasi bu: “O kadar da ileri gitmeyin!”

    link to sendika.org adresinden Tüm Türkiye’de olan biteni izlemek olası.

    Türkiye kaynamaya başladı.

    “İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde daha önce birçok kentte sergilenen ve arkasında Adnan Oktar’ın olduğu bilinen evrim karşıtı ‘fosil sergisi’ açıldı.”

    Bu davranışlar tepkilerin çığırından çıkmasına neden olacaktır…
    Demokratik tepkilere katlanamayanlar, şiddet içerikli filmlerin senaryosunu yazarlar!…

  4. Bence objektif olarak yazmış Ali nesini ve çok da güzel yazmış . Ama olumsuz yönleri nelerdir onu da yazsaydı daha iyiy olurdu..
    özellikle “Nokta” ya kadar olan kısmına katılıyorum. una karşılık önerdiği çözüme de katılıyorum ki ; bu zaten Cumhuriyetten önceki yöntem idi.
    Eskiden mesela Camileri devlet yapardı. Hocaların maaşlarını halk verirdi.
    Şimdi tam tersi..
    Öyle olunca da adı laik kendi değil bir devlet oluyor böyle işte…
    Bina – insan ikilemi..

    Ayrıca Sayın Sangre “ucuz işgücü yetiştirme” den kastınız nedir ?

    İşşizler ucuz iş gücünden daha ucuza çalışmıyorlar mı ?

    4 yıllık üniversite bitirince daha yüksek ücretli iş isteme hakkını nereden alıyor insanlar ?

    Meslek liselerinin Üniversiteden ne farkı var ?
    Yada bunun tersi de doğru değil mi ?
    Liseden sonra 4 yıl harcayıp meslek sahibi olacağına, 4 yıl erken meslek sahibi olur insanlar…

    Üniversite bilim yapmak için mi ? yoksa diploma vermek için mi var ?
    O diplomayı bilim yapmak için kullanan kaç Üniversite mezunu tanıyorsunuz ?

  5. Sayın Hüseyin AKTAŞ

    “Demokratik tepkilere katlanamayanlar, şiddet içerikli filmlerin senaryosunu yazarlar!…”

    Haklısınız ne diyeyim !!!!!

    Sorun şurada ki verilen tepkiler ne kadar demokratik, burada öyle yazıyorsunuz diye verilen tepkinin demokratik olduğuna inanmamızı nasıl bekliyorsunuz ?
    Yürüyüş ve mitinglerin çoğu şiddet üretmek için düzenlenen “demokratik görünümlü şiddet eylemidir. ( Bkz. BDP eylemleri )”
    Yani kuzu kılığında kurt, maksat üzüm yemek değil, bağcı dövmektir.
    Teoride ne olduğu değil, pratikte yani reelde ne olduğu insanlar için daha önemlidir.
    Türkiye kaynamaya başladı ise bu onların istediği bir şeydir zaten… Niye şikayet ediyorsunuz ki ?

    Siz demiyor musunuz Madem İslam Dini güzelse Dünyada bunca zulüm / terör Niye Müslüman denilen insanlar tarafından yapılıyor diye !!!

      "Aynı !!! Kaynımda da var " ( Bkz. Cem Yılmaz )
    
  6. “Ayrıca Sayın Sangre “ucuz işgücü yetiştirme” den kastınız nedir ?

    İşşizler ucuz iş gücünden daha ucuza çalışmıyorlar mı ?

    4 yıllık üniversite bitirince daha yüksek ücretli iş isteme hakkını nereden alıyor insanlar ?

    Meslek liselerinin Üniversiteden ne farkı var ?
    Yada bunun tersi de doğru değil mi ?
    Liseden sonra 4 yıl harcayıp meslek sahibi olacağına, 4 yıl erken meslek sahibi olur insanlar…

    Üniversite bilim yapmak için mi ? yoksa diploma vermek için mi var ?
    O diplomayı bilim yapmak için kullanan kaç Üniversite mezunu tanıyorsunuz ?”

    O kadar çok soru sormuşsun ki, hepsini şimdi yanıtlayamam.

    Çocuklar belli bir sene okuyarak (4 yıl) ve meslek eğitimine yönlendirilerek ucuz işgücü sağlanır.

    4 yıl okuduktan sonra eğitim kesintili hale geliyor.. Yani (5 yaşında başladıkları ilköğretimi) 9 yaşında bitiriyorlar.. Ve bu yaştan sonra işgücü olarak kullanmaya yatkın hale geliyorlar.. Kesintisiz eğitimde böyle bir şey mümkün değil.

    Ayrıca çok erken yaşta meslek eğitimine yönlendirilmeleri durumu var.. Burjuvazi üniversitelerin fazla olmasından, meslek eğitimi için ara eleman yetişmemesinden şikayetçi.. Bu tasarıyla birlikte çocuklar çok küçük yaşta mesleki eğitime yönlendirilecekler.

    Sorunun ana noktalarından biri budur.

    Ünivlerin yetiştiriği vasıflı işgücü ile meslek liselerinin yetiştirdiği ara eleman arasında çok büyük fark var.. Biraz araştırırsan öğrenirsin.

  7. Bu yukardaki eleman tersinim teorisyeni mi?

    Bilsem hiç yanıt vermezdim.

  8. Ter sinip ter sinip geliyor işte.:)

    “Yürüyüş ve mitinglerin çoğu şiddet üretmek için düzenlenen “demokratik görünümlü şiddet eylemidir.”

    Kanıtınız?
    Sen bunu kanıtlayamasın!
    “Hastir”i çekmeden yıkıl karşımdan!

  9. Sayın Sangre ;

    Mantıklı açıklamalarınız için teşekkür ederim. Söylediklerinizin bir kısmına katılabilirim.
    Ama şunlar hariç ;

    “Burjuvazi üniversitelerin fazla olmasından, meslek eğitimi için ara eleman yetişmemesinden şikayetçi.”
    “Ünivlerin yetiştiriği vasıflı işgücü ile meslek liselerinin yetiştirdiği ara eleman arasında çok büyük fark var.. Biraz araştırırsan öğrenirsin.”

    Ara elemanın ne zararını gördünüz.
    Bu araştırma yapmam gereken yerleri gösterebilir misiniz ..?

    Çünkü ben üniversitelerden vasıflı eleman yerine işşiz çıktığını daha çok gördüm.
    Sebebi de büyük umutlarla girdikleri işlerde bir yararlılık gösteremedikleri halde anormal derecede ücret istemeleri…
    Beğenmedikleri okumamış veya lise mezunu çocuuklar 10 kat daha faydalı oluyorlar..

    Bence sizin sanayide bir araştırma yapmanız gerek Google iyi bir referans değil bu konuda.
    
  10. Sayın Hüseyin AKTAŞ

    “Kanıtınız?
    Sen bunu kanıtlayamasın!
    “Hastir”i çekmeden yıkıl karşımdan!”

    Siz televizyon seyretmez, gazete okumaz mısınız… ?
    Halbuki yazıda da kanıt göstermiştim “Bkz” diyerek….
    Yoksa siz Türkiyede değil misiniz ?
    Ucube bir parti var, ne olduğu anlaşılamayan adı “BDP”

    BDP eylemleri ve daha geçen gün ölen polisler olayların nasıl geliştiği,
    bir bakın etrafınıza bir de bana diyorsunuz “uyuyorsun !!! ” diye …

    BDP içindeki D harfi, Demokratik demek ama adamların üzerinden şiddet akıyooor..Yağıyooor...
    varlık sebepleri şiddet... Mecliste bile bunun için varlar....
    

    Beden dili diye bir şey var…. En azından ondan haberiniz vardır öğrenin ve okuyun bu dili…

    Açıkça ortada olan kanıta ihtiyaç duymaz
    Ben size soruyor muyum gündüzleyin Güneş gökyüzünde var mı diye ?

  11. Hüseyin yoldas,sana yakisani:)”Hastir”i çekmeden” ÖNCE bi söyle bakiim,okey okey dört..dört..dört´ü istemiyorsun anlasildi da peki ne istiyorsun ?

    bi önerin varmi ? yoksa eski düzen mi kalsin genarellerin cagdas! kisla hediyesi ?

    A be Hüseyin,sen askeri düzene karsi degilmiydin ?

    sosyalist CE
    komunist CE,
    aydinlanmis CA
    vede
    ateist CE..:)

    ne oldu,ne degisti ?

    tamam pasalar onca sene birseyleri dayatti bugüne getirdi ama bu böyle geldi diye aynen devam etmek zorunlulugu yok dimi ?

    hem

    artik korkulacak bisey de kalmadi mülkiyelilerin yapamadigini begenmediginiz,”muhtar bile olamaz” naralari atanlara inat yine bir imam hatipli yapti..tavuguna “kIsch” denilemiyen,dokunulamaz SANILAN pasalara dokundu da simdi pasa pasa hesap veriyorlar:)

    hos generallerin dayattiklari da kutsal metin degil yoksa kutsal mi ?

    slm.

  12. Asıl sorun çocuk gelinlerin önünün açılması sorunudur bu sistemde.

    Ana okulu ve 12 yıl zorunlu eğitim kararı da alınırsa avantajlı yönleri var.

    Ayrıca demokratik haklarını kullanan ve konu hakkında asıl fikir sorulması gereken öğretmenlere su ve gaz sıkıp bir de üstteki yorumlarda öğretmenleri terör üyesi gibi gösteren zihniyeti de kınıyorum.

  13. tabi,bugüne kadar cocuk isci ve gelin yoktu 4+4+4 kesintili egitim sistemi gelince yerden bitcek,gökten zembille incek:)

    slm.

  14. Sayın sonsuz;

    “Ayrıca demokratik haklarını kullanan ve konu hakkında asıl fikir sorulması gereken öğretmenlere su ve gaz sıkıp bir de üstteki yorumlarda öğretmenleri terör üyesi gibi gösteren zihniyeti de kınıyorum.”

    Öğretmeni terör üyesi gibi gösteren kimse yok, fikir ifade edilecekse sokakta ifade edilmemelidir.

    Anlamsız ve boş eylemler, sadece provakatörlerin ekmeklerindeki yağı kalınlaştırır, o kadar….
    Demokratik eylemler sonuç alıcı olmalıdır kelle hesabıyla yapılan eylemden hayır gelmez.. Çokluk değil haklılık önemlidir.
    Eğer eylem yapıp deşarj olmak istiyorlarsa stadyumlara gitsinler…

    Eylem sokakta yürüyüp slogan atarak, bildiri dağıtılarak yapılırsa , araya provakatörlerin girip olayı terörize etmesi kadar normal bir şey olamaz..
    Ondan sonra kurunun yanında yaşta yanar,

    Ben bugüne kadar yapılan bir eylemin gerçek reel bir faydasını görmedim…
    Tek faydası, bol bol dayak ve biber gazı yemektir….

    İlginç ve farklı eylemler ancak duyulabilir olur…

    Fikri olanın volümü açmasına gerek yoktur.
    Fısıltıda olsa , sessizde olsa o duyulur…

    “Asıl sorun çocuk gelinlerin önünün açılması sorunudur bu sistemde.”

    Neden ? Çocuk gelin olma potansiyeli olan kızların ebeveynlerini kısırlaştırmıyorsunuz ?
    Onlar sizin düşündüğünüz gibi , düşünmüyorlar diye bulduğunuz çözüm çocuklarının eğitimi hakkını 12 yıl boyunca ellerinden almak mıdır ?

    Ebeveyn olmasınlar, kısırlaştırın gitsin o zaman….

  15. “Öğretmeni terör üyesi gibi gösteren kimse yok, fikir ifade edilecekse sokakta ifade edilmemelidir.

    Anlamsız ve boş eylemler, sadece provakatörlerin ekmeklerindeki yağı kalınlaştırır, o kadar….
    Demokratik eylemler sonuç alıcı olmalıdır kelle hesabıyla yapılan eylemden hayır gelmez.. Çokluk değil haklılık önemlidir.
    Eğer eylem yapıp deşarj olmak istiyorlarsa stadyumlara gitsinler…

    Eylem sokakta yürüyüp slogan atarak, bildiri dağıtılarak yapılırsa , araya provakatörlerin girip olayı terörize etmesi kadar normal bir şey olamaz..
    Ondan sonra kurunun yanında yaşta yanar,”

    Mide bulandırıyorsun artık! Tam bir faşist kafası bunlar! Lanet olsun size!

  16. Ebubekir,
    1- Sen benim 4+4+4 ile ilgili ne yazdığımı okumamışsın.
    2- “hastir”in nedeni ise bu konu ile alakalı değil. “Yürüyüş ve mitinglerin çoğu şiddet üretmek için düzenlenen “demokratik görünümlü şiddet eylemidir. ( Bkz. BDP eylemleri )”” diye ard ayağıyla böğrünü kaşıyan arkadaşının, “Ebu Cehil Kimdir” başlığı altında fiziksel varlığın kanıt özelliği yoktur dedikten sonra, miting ve yürüyüşleri terör üreten eylemler olarak sunması kendisiyle çelişmesidir. İşine gelince bir şeyleri kanıt sayan işine gelmeyince saymayan bu iki yüzlü anlayışa hastir az gelir. Bak oraya adama “Coşkun” bile az geldi…

    3- Paşalarla işim yok. Ancak “temel eğitimin” 5 yıl iken 8 yıla çıkarılması ilerici bir harekettir. O tarihlerde asıl olarak temel eğitim 11 yıl olmalıdır görüşü de vardır. Ancak bu proğrama uygun olan müfredatı uygulamaya koyacak öğretmen kadrosu olmadığı için 8 yılda kalındığı eğitimciler arasında konuşulan bir durumdur. 4+4+4 ile temel eğitimde 12 yıl hedeflenirse bu elbette iyi bir şey olur.

    Ama sen at gözlüğü ile baktığın için sadece gözünün önündekini görmeye alıştığından, gözünün önündekinin ardını görme becerin yok. Senin bu durumun aslında “temel eğitim” eksikliğine bağlı bir sendromdur. Yani senin “temel eğitim” kavramını tartışacak akademik bilgin yok bir kere. Sahi senin tahsilini yazar mısın be ya? Pozitif bilimler ile alakan nedir örneğin? Eğitimini almamış olsan da, önemi hakkında ne tür bir bilgiye sahipsin sen?

    Sana “nedir temel eğitim?” diye bir soru sorulsa, iki satırı dolduramazsın!
    Ben daha bu eğitim sistemine nasıl bir karşı duruş içinde olduğumu falan söylemedim. İlk etaptaki bende oluşan kanıyı yazdım. Ama sen önüne gelen her konuyu paşalara, Atatürk’e bağlamaya çok meraklısın.

    Haydi anlat da öğrenelim şu temel eğitimi ve 4+4+4 ile nasıl bir temel eğitim hedefleniyor muş? Hadi konuş. Yoksa 4+4+4 ile temel eğitimin köküne kibrit suyu mu dökülüyormuş?

    Hadi konuş! Tüm arkadaşlar da senin ne denli bilimsel bir kafaya sahip olduğunu görsünler. Buyur haydi. Oraya buraya çamur atıp duracağınıza ağzınızdan çıkandan bir ders alalım. Haydi!…

    Not: Bak tam şu anda sitede online durumdasın. Eğer bir saat içerisinde “temel eğitim” hakkında yarım sayfalık yazı yazar ve temel eğitimi tanımlarsan, senin de bu işten anladığını kabul edeceğim. Ama yarına kalırsa muhtemelen kopye çekeceksin ama o da kabulüm. Haydi bakalım….

  17. Katılıyorum Aktaş. Ayrıca yazılanı anlamıyor. (Sanırım aklını kullanamadığından)

    “Neden ? Çocuk gelin olma potansiyeli olan kızların ebeveynlerini kısırlaştırmıyorsunuz ?
    Onlar sizin düşündüğünüz gibi , düşünmüyorlar diye bulduğunuz çözüm çocuklarının eğitimi hakkını 12 yıl boyunca ellerinden almak mıdır ?

    Ebeveyn olmasınlar, kısırlaştırın gitsin o zaman….”

    Bu ne yahu? Anlamadığı ayrı konu bir de sosyal darwinist çıktı.

  18. Sayın Hüseyin AKTAŞ;

    Mide bulandırıyorsun artık! Tam bir faşist kafası bunlar! Lanet olsun size!

    Neden böyle söylediniz. ? Faşistin tanımını yapar mısınız ? Ki olup olmadığımı bende anlayayım…
    Yoksa beğenmediğiniz fikirlere yapıştırdığınız anlamsız bir Kavramdan mı ibaret ?

    Yani şöyle mi yapıyorsunuz :

    ” Hmmm !! bu fikir hoşuma gitmedi… “Faşist” diye kötü bir kelime var…
    Anlamını bilmiyorum ama kötü bir şey herhalde…
    Ben en iyisi bu fikrin sahibine bu kötü anlamlı kelimeyi söyleyeyim de haklı olayım…”

    Bu mudur yani ? yoksa başka bir şey mi ?
    
  19. Sayın sonsuz;

     28 şubat döneminde 8 yıllık eğitimi ne amaçla çıkardılar ? 
      Ve o zaman ne amaçla bunu dayattılar ?
      Reel ve bilimsel fayda ve zararlarını konuşmuyoruz...
    
      Amaç basitti, imam hatiplere öğrenci gönderilmesini engellemek bilimsel ve reel faydası bunu çıkaranların umurunda bile değildi. 
      Amaç halka Lisan-ı Hal ile şunu söylemekti... 
     "Ey cahil Halk bana rağmen çocuğuna Din eğitimi veremezsin.
      Eğer verirsen çocuğunun geleceği kararır. 
      Ya benim dediğimi yapacaksın, yada sürekli alt tabakada yaşamaya ekonomik özgürlüğünü kazanmaya ve bilimsel gelişmeye kapanacaksın. 
      Ayrıca benim temsil edildiğim devletin üst katmanlarına kapını kapayacaksın."
    
      Yani senin dünya görüşün yanlış, benim istediğim şekle , biçime gireceksin..
    
      Sen çocuğunu gelin olarak veriyorsun bunun yanlış olduğunu sana anlatamam artık karta kaçmışsın 
      onun yerine çocuğunun senin dünya görüşünde  yetişmesine engel olacağım.
    
       O Çağdaş ve Modern yaşam standartlarında yaşayacak, ama benim istediğim gibi düşünecek, asla senin dünya görüşünü kabul etmeyecek 
        Buna "Din gibi Afyon" larda dahil.
    
    
       Sizce bu nedir ? 
    
      Bu hakaretin ötesinde hayvanlara bile yapılmayacak bir muamele değil midir ?  
      İnsanların çocuklarını kendi çocukları olarak yetiştirme hakları vardır... 
    
      Bu Kafir de olsa , Müslümanda olsa böyledir.
    
      Allah bile bu konuda bizi özgür bırakmışken bunların yaptığı esaret ne menem bir şeydir ? 
    
     Siz ancak güdülerek adam olursunuz demek değil midir bu ? 
    
     Siz benim çiftliğim de  beslediğim hayvanlar gibisiniz demek değil mi bu ? 
    

    Çocuk gelinler yanlıştır , ama insanları küçük görmek ve onları aşağılamakta yanlıştır sayın Sonsuz…

    Şimdi karşı olanlar sırf onlara cevap verildiğini düşündükleri için , karşı çıkıyorlar bu yazıda da belirtildiği gibi işin özü ile kimse ilgili değil…

    Özeti bu; Ali Nesin Haklı bu iş yorgan kavgası olmaktan çıkmadığı sürece asıl mecrasında yürümeyecek…

  20. Eğer öğreneceksen kitap adı veriyorum: Devlet ve Demokrasi. Yazan Server TANİLLİ.

    Halkın sokakta tepkisini dile getirmesinin demokraside ne anlama geldiğini bu kitaptan oku.

    Sömürgeci sistemlerin varlığını devam ettirmek amacıyla kurdukları hükümetlerin gönüllü bekçiliğini yapmaktır faşistlik. Senin sözlerin de tam bir bekçi ağzı!

    Bu kadar insan “deşarj” olmak için mi sokakta?
    Kaldı ki bir de deşarj olmak istesin, ne yani?…

  21. Hüseyin yazdi;”4+4+4 ile temel eğitimde 12 yıl hedeflenirse bu elbette iyi bir şey olur…..”

    aynen..

    alel acele ideolojik tepki verecegine sabirli ol,uygulamayi takip et..denenmisden daha faydali degilse yine sokaga cikar demokratik hakkini kullanir yada sokaga cikip saga sola zarar verenlere destek (demokratik talep bahane,zarar vermek sahane) verirsin:)

    slm.

  22. Teşekkür ederim Sayın Hüseyin AKTAŞ;

    Okumaya çalışırım.
    Ama bu onun kalıbı ile düşünmektir, sizinde kalıplarınız var ama sanki kendi fikriniz yok gibi…

    “Halkın sokakta tepkisini dile getirmesinin demokraside ne anlama geldiğini bu kitaptan oku.”

    Bu bir seremoni mi anlamı olan ? Halbuki anlamlı bir ayin yerine , pragmatik bir sonucu olan eylem yapmak daha faydalı olmaz mı patern kırıcı mesela…

    “Sömürgeci sistemlerin varlığını devam ettirmek amacıyla kurdukları hükümetlerin gönüllü bekçiliğini yapmaktır faşistlik. Senin sözlerin de tam bir bekçi ağzı!”

    Neden böyle bir ihtiyacı olsun o sistemlerin yada bunu ben neden üzerime alayım ki ?
    Eğer bir gücü varsa , bu doğru olduğundan olacaktır yanlışı oranında oyu azalır..

    Yanlış varsa düzeltilmesi gerekir, ama bu hükümetlerin veya sistemlerin yanlışı olmaz, sol işte burada hata yapar , yada sosyalist sistemler,
    sınıf yoktur insan vardır…

    Bir dükkanın vitrininde ne varsa, içinde o olduğu için vardır. Hükümetler vitrinden ibarettir.
    Onlara kabahat bulup dükkanın içinden medet ummak , akılsızlıktır.
    Dükkanda ne varsa ; vitrinde o olur.

    Kasap dükkanının vitrininde, hırdavat olmaz.

    “Bu kadar insan “deşarj” olmak için mi sokakta?”

     Evet ; eğer değilse yeterince düşünmüyorlar demektir. 
    
    <blockquote><em>"Kaldı ki bir de deşarj olmak istesin, ne yani?..."</em></blockquote>
    

    Elbette bu olmalı tabii ki , ama bunun için stadyumlar ve maçlar var…
    İsteyen istediğini söyleyebiliyor maçlarda tribünlerde
    Serbest yani…

    Sokakta olunca faydası ne onu söyle de hak vereyim sana !!!! ???
    Hükümet mi duyuyor ?
    Elbette duyuyor
    Halk mı duyuyor ?
    Elbette duyuyor

    Peki ama hangisine faydası var bunlardan…
    Basit düşünüyorum ben .

    Son derece basit Eylem yaptıktan sonraki 1 saat 1 gün 1 ay 1 yıl sonra ne oluyor ?

    Hani eylemi hatırlıyorsunuz ?
    Ben şahsen bir tanesini bile hatırlamıyorum…
    Eylem deyince tek hatırladığım kavga döğüş şamata taş ve sopa, bir de ara sıra bildiri
    Ne söylendiği bile belli değil…
    Haber spikeri gibi okuyorlar bir yazıyı; dinlememek için kaçıyor millet…

    Espri yapsınlar bence daha çok dinlenirler…

    Az söz çok iş….

    Beden değil fikir öne çıksın , sokağa ancak beden çıkar…

    Fikir evde oturur… Fikri de !!!! 🙂

  23. Ebubekir,
    İdeolojik tepki veren sensin…
    Bu iş deneme tahtası değildir. Ben senden “temel eğitim” kavramından ne anladığını sordum. Bir şey anlamadığını hemen gösteriyorsun. “aynen” diyerek katıldığını belirttiğin cümlem şu:”4+4+4 ile temel eğitimde 12 yıl hedeflenirse bu elbette iyi bir şey olur…”

    Burada söylemek istediğim; temel eğitim denilen, “davranış kazandırmadan” başlayıp, çocuğun pozitif bilimler ile olan ilişkisini kuran, asgari olarak matematik, fizik, kimya, biyoloji ile çocuğu bilgilendiren sürecin 12 yıl “kesintisiz” sürdürülmesidir.

    Senin ideolojik tetikçiliğini yaptığın hükümet ise, “branşlaşma” adıyla, ilk 4 yıl sonunda, bilemedin ikinci 4 yıl sonunda, çocukların yeterince bilimsel bilgiyle donatılmadan, sanayi çarşısına, fabrikaya yollamayı öngörüyor…

    Oysa benim ideal olarak gönlümden geçen, her işçinin üniversite mezunu olmasıdır!

    Bir diğer handikap ise gerçek anlamda 12 yıllık , kesintisiz bir “temel eğitim” müfredatını henüz bu ülke realitesinde ve ölçeğinde hayata geçirebilecek bir “eğitimci” kadrosunun var olmadığıdır. Önceki yorumumda belirttim; “11 yıl için” bile bunun yeterli olmadığı söylenmekteydi.

    Sen “alel acele ideolojik tepki verecegine sabirli ol,uygulamayi takip et” diyerek ne dediğinin farkında değilsin. Çocuklar deneme tahtası değildir. Ben kısmi de olsa eğitimin içinde olan biriyim. Kısmi olarak olsa da tam olarak konu ile ilgilenen biriyim. Şu anki eğitim sistemine göre, (8 yıllık temel eğitim programına göre) çocuklar 5. sınıfa değin olan dönemde “davranış kazandırma” ağırlıklı eğitime tabi tutulması hedeflenmişti. Bunu başaracak öğretmen kadrosu yoktu ve mevcut öğretmenler çok kısa sürelerle “meslek içi kurslara” tabi tutularak yetersizlik giderilmeye çalışıldı.

    Eğitim öğretim çocukları hedefler ama bu iş çocuk oyuncağı değildir.
    Hükümetin amacı iyi niyetli olsa bile, bu girişimin, içinde bulunduğumuz koşullarda, çocukların 12 yıl boyunca tam anlamıyla yetiştirilmesinden ziyade, birinci ya da ikinci 4 yılların sonunda, çocukların okuldan koparılıp, işverenin önüne yığmaya yönelik olduğu endişesini giderecek hiç bir hazırlığı yoktur.

    Kaldı ki bu girişim, başkaca kuşkuları da gidermek zorundadır. Ancak diğer kuşkular yanında, ucuz ve bilinçsiz işgücü oluşturmaya yönelik olan kuşku hepsinden daha önemlidir. Bu iş “deneme” yapılacak bir iş değildir. Deneme yapılacaksa bile “pilot” uygulamalar ile yapılıp, adım adım denenmelidir…

    “İnsanın yedek parçası yoktur!”
    Deneme ile kaybedeceğiniz çocukların ömrünü geri verme olanağınız var mı?…

  24. XINTeorisyen,
    Sen git ibadetlerinle uğraş be.
    Buralar sana göre değil. Kalbini kırmayayım. Haydi…

  25. Yahu bırakın arka bahçelerini moronlarla doldursunlar. İleride birbirlerine bakıp şaşkın şaşkın bekleşen milyonları oluştursunlar. Ben evlatlarımı her durumda belli normlarda eğitim veren yerlere yollayacağım/yolladım da…
    Türkiye’nin kaç sene geri kalacağı ise umrumda değil… Köhnemiş dinleriyle mastürbasyon yapıp ipad’i yapanlara gıptayla bakacaklar nasılolsa…

    Üç…

    Bir yerde herkes birbirine benziyorsa; orda kimse yok demektir. Michel Foucault

  26. Hüseyin;-Ebubekir,İdeolojik tepki veren sensin………………………………………………………..

    doksan yillik yanlislari,hak ihlallerini (basörtüsü/yemeni,yazma,schal vs) gündeme getirmek, cözümü icin evrensel ilkelerin uygulandigi uygar dünyayi örnek göstermek ideolojikSE kabulümdür 1930´larin fasist dünyasinda cakili kalmakdan iyidir daha cagdasdir..

    Hüseyin;-Bu iş deneme tahtası değildir………………………………………………………………………

    dogru ancak basta ulu mustafa kemal´in bu konuda yapip ettikleri ile genarallerin kesintisiz egitimi birer deneme tahtasi olmaktan öte gidemedi..uygar dünya da basarili örnekler dururken “ülkenin sartlari”bahanesine siginan cagdas gericiler ülkeyi her alanda alt ligalarda tutmayi basardilar..hem tekerleyi tekrar icad etmeye gerek yok nitekim egitim de basarili olan cografyalarda (ki onlarda zaman zaman gözden geciriyor,revize ediyor) kesintisiz degil kesintili egitim uygulaniyor..

    Hüseyin;-Oysa benim ideal olarak gönlümden geçen, her işçinin üniversite mezunu olmasıdır!…………………………

    !?

    hayal güzel bi sey lakin ayaklar yere basmali hayattan onay almali..

    marx amca da hayaller kurmustu SANki cenneti yeryüzüne indirecek:)

    buyrun;

    “……Toplam üretimin toplum tarafından planlandığı komünizmde sabah ava çıkabilirim, öğleden sonra balık tutabilir akşam edebiyat eleştirisi yapabilirim. Balıkçı, avcı ya da eleştirmen olmam gerekmez.

    Komünist bir toplumda boyacı diye bir meslek olmayacak. Sadece boya yapan insanlar olacak.

    Komünist devrim ve Özel mülkiyetin iptali sayesinde -ki ikisi birbirinden ayrılmaz- her insan istediği işleri öğrenebilecek ve
    istediği zaman, istediği işte çalışabilecek.” (Alman İdeolojisi, 1845)

    akabinde proleterya mi ne diyorsunuz diktatörlügü kurdular da cagin en büyük katliamina imzayi caktilar..

    kisaca,önerdigin egitim sistemin kendisi defolu ürettigi malzemeyse fasist beyanatlariyla bilinen prof.sengör,prof.nalcaci ve “ordu göreve” pankarti tasiyanlar..

    slm.

  27. AKP, 4+4+4 kesintili eğitim teklifine dün verdiği önergeyle çifte ayar yaptı. Ortaokul ve liselerde “Kuran-ı Kerim ve Peygamber’in hayatı”nın seçmeli ders olarak okutulması ile imam hatiplerin orta bölümünün açılacağı teklifin 9. maddesine açıkça yazıldı. AKP’nin önergesine MHP’liler de kabul oyu kullandı. AKP’li Canikli “Bugün tarihi bir gün onur ve gurur günü” dedi.

  28. Dünya kötü bir yerdir. Kötü insanlar yüzünden değil, bu kötülüklere seyirci kalanlar yüzünden. A. Einstein.

    Bugünkü Yılmaz Özdil’in yazısı için tıklayınız.

  29. tamam herşeyi sineye çektim ,Sokakta bu tasarıya karşı çıkan herkes PROVAKATÖR , düzeni bozmaya çaılşan kişiler , hadi dediğin gibi olsun sakin olcam herhangi bir şekilde hakarette bulunmayacam yanlız sormak istediğim iki soru var

    1-hükümetin ortaya attığı her hangi bir öneriye karşı çıkılabilinir mi? yani muhalefet olmak diye bir hak var mıdır?
    2-eğer varsa bu muhalefet tepkisini nasıl ve nerelerde belirtme hakkına sahip?

    extra bir soru:

    HÜKÜMETİMİZİ HALK SEÇTİ . PEKİ MUHALEFETİ KİM SEÇTİ ? (onun bunun çoçukları mı seçti , hakaret değil yanlış anlmayın)

  30. Turkiye de 1950 ,1960, 1970 lerde ilkokula baslayan nesillerin cogu iyi egitim almistir , o donemlerde yurt disina nakil yapanlara oradaki egitimler cook hafif gelir .
    kabizlik 80 den sonra baslamistir , bu yuzden cocuguna iyi egitim verme kaygisi ile anadolu liselerine yonelik yaris ve kurs donemi basladi , ama bu belli bir kesimi kapsiyor genelin hakkindan gelindi .
    Pasalarla oncesini ayni kefeye koymayin.

  31. Sayın XINTeorisyen, artık biraz tarafsız olarak olayları değerlendirmeyi ve yorumlarınızla kin, nefret aşılamayı ve zehir saçmaya bırakın. 1992 den beri sayısız toplumsal eylemlere katılıyorum. bu eylemlere katılan herkes de , polisin üst ararken, insanları yürütmeyerek, kortejden bazı katılımcıları alarak ya da direk müdahele ederek insanları nasıl taciz ettiğini herkes bilir. polisin taciz etmeden bir köşede beklediği ve olay çıkan tek bir eylem gösterirmisin bana. ayrıca 1 yıl önce izin verilen ve hiç bir olayın çıkmadığı nevruza bakarsan, hükümetin istediği gibi konjektürel olarak danrandığını görürsün. ama senin gibi sokağa inilmesini istemeyen ve her daim polisin yanında olan insanlar yalanlarını söylemeye devam ederler. ama bu oyuna ve yalan kampanyanıza bir son verin.

  32. Sayın toro;

    1. Evet Muhalefet olma hakkı vardır. Hatta bu zorunludur.
    2. Her zemin ve her şekilde belirtme hakkına sahiptir.

      Ancak muhalefet sonuç alıcı olmalıdır..
      Fikir içermelidir, bağnaz olmamalıdır. ideoloji içermemelidir.

      Bugün muhalefet olan kişiler veya kesimler ağızları ile kuş tutsalar dinlenmezler.
      Bu doğru değildir, yanlıştır ama realite budur.

      Sebebi sicillerinin bozuk olmasıdır.
      Bugünkü olumsuz koşulların müsebbibi olarak onlar görülmektedir geniş bir kesim tarafından
      Bu iktidar oldukları ve yaptıkları icraattan dolayı değil, temsil ettikleri zihniyetten dolayı böyledir.

      İşte bu sebeplerle muhalefetin öncelikle bu duvarı aşması gerekir, şiddet içeren kelime dahi kullanmak ,
      veya bir şey söylemeden kötülemek, çözüm önerisi koymadan yanlış olduğunu söylemek,
      kısaca yapmadan yıkmak, muhalefetin “hafriyatçı” muamelesi görmesine sebep olur.

      Başında iyi kötü bir çatı olan kişi için, yıkıcılar; evin yanına yaklaştırılmayacak kişilerdir.

      Yenisini eskisini yıkmadan yapacak olan varsa buyursun gelsin..
      Ben şahsen hükumetin yerinde olsam Ali Nesin’in muhalefetini dikkate alırdım..

      Sebebi sapla samanı ayırması , üzüm yemeye talip olmasıdır. Bağcı ile uğraşma devri bitti…
      80 yıldır bağcı ile uğraşa uğraşa , bağ oldu dağ…

      Ayrıca bu ön yargıyı izale etmenin yolu olarak, zeki ve esprili bir dil kullanmak, itici değil
      dostane ve yakın olmak dinlenilmeyi kolaylaştırır.

      Patern kırmak önemlidir. ( Bkz. Genç Siviller )
      Eğer bunu yapan en az bir kişi varsa, herkes yapabilir.

  33. Sayın Utopia

    “Sayın XINTeorisyen, artık biraz tarafsız olarak olayları değerlendirmeyi ve yorumlarınızla kin, nefret aşılamayı ve zehir saçmaya bırakın. 1992 den beri sayısız toplumsal eylemlere katılıyorum. bu eylemlere katılan herkes de , polisin üst ararken, insanları yürütmeyerek, kortejden bazı katılımcıları alarak ya da direk müdahele ederek insanları nasıl taciz ettiğini herkes bilir. polisin taciz etmeden bir köşede beklediği ve olay çıkan tek bir eylem gösterirmisin bana. ayrıca 1 yıl önce izin verilen ve hiç bir olayın çıkmadığı nevruza bakarsan, hükümetin istediği gibi konjektürel olarak danrandığını görürsün. ama senin gibi sokağa inilmesini istemeyen ve her daim polisin yanında olan insanlar yalanlarını söylemeye devam ederler. ama bu oyuna ve yalan kampanyanıza bir son verin.”

    Kin ve nefret mi ? BEn eylem yapmıyorum ki Kin ve nefretle işim olsun…

    O olaylara pek çok eylemci taş sopa ve tehlikeli cisimlerle geliyor, polis deneyimin den bunu yapabilecek potansiyeldeki kişileri anlıyor. Haaa!!! polis her zaman doğru mu yapıyor kesinlikle Hayır ama bir tek siz değilsiniz ki uğraştıkları , sizin gibi bir sürü insanla uğraşıyorlar..

    Eh o da insan , siz asıl onu anlayışla karşılamanız lazım, zaten iki arada bir derede , birşey yapsa suçlu , yapmasa suçlu, vurun abalıya…

    Polis emir kulu , aranızda provokatör varsa siz nereden bileceksiniz ? Adamın işi gizlenmek ve sizi kullanmak zaten, o kadar bilseniz buna alet olmazsınız..
    Kimseninde alnında yazmıyor bu adam kötü niyetli diye, siz onlar sebebiyle tacize uğrayabilirsiniz belki,

    Polisin işi karakter analizi, topluluğa bakarak, potansiyel tehditleri algılıyorlar..
    O tacizler sizin hayrınıza, aranızdaki çürük elmaları ayıklıyorlar işte…
    Taciz etmiyorlarsa bir tehdit algılamıyorlar demek ki… O zamanda olay çıkmıyor zaten…

    Sokağa inilmesini istemediğimi söylemedim, ama 1000 defa düşünüp , sonuçlarını tartmadan, neler olabileceğini hesaplamadan , bu eylemin kimin işine yarayacağını düşünmeden yapılan eylem anlamsız ve boş bir iştir. 
    

    Niye kendinizi karşı olduğunuz kesimlerin oyuncağı haline , bir malzeme durumuna sokuyorsunuz ?

    Bir eylem, pek çok açıdan şiddeti çağrıştırır, şiddet üretenin veya düşünenin fikirle işi olmaz.
    Beyin hareket eden bir organ değildir.
    Yani yürüme yeteneği yoktur..

    O ayakları kullanır…
    Eğer eylemin ayakları siz iseniz , Beyin kim ?

  34. “Dünya kötü bir yerdir. Kötü insanlar yüzünden değil, bu kötülüklere seyirci kalanlar yüzünden. A. Einstein.

    Bugünkü Yılmaz Özdil’in yazısı için tıklayınız.”

    Sayın Sonsuz Haklısınız. Ama bu sadece Ajitasyon..

    Sayın Özdilin yazısında sözü geçen öğretmenler kaç kişidir ?

    O eyleme katılmayan Öğretmenler onlar gibi düşünmüyor mu ?
    Hangi saiklerle , o eyleme katılmamışlardır.. ?
    Bir Eylem “dayak yiyen yoksa amacına ulaşmamıştır” ilkesini benimsemiş kişilerce yapılmaz mı ?

    Nede olsa reklamın iyisi kötüsü olmaz ?
    Medyada yer almak için “HABER” olmak gerekir.
    Eylemde dayak yemek , “Adam köpeği ısırdı” demektir.

    Eğer sıradan sessiz ve şiddetsiz bir eylem olsa idi, Sayın Özdil bu yazıyı yazar mıydı ?
    Yazsa bile siz okur muydunuz ?

  35. bundan 2 ay önce bakan ömer dinçer katıldığı tv programlarında, eğitime hep ideolojik yaklaşıldığını ve sürekli değiştirildiğinden dem vurarak geçmiş iktidarları eleştirmişti. kasım ayında antalyada yapılan eğitim çalıştayında da 4+4+4 e ilişkin hiç bir konu gündeme gelmedi. peki tamda 28 şubat ın arifesinde bakanlık tarafından bile hazırlanmayan bu tasarı ideolojik olmuyor mu ?. peki bu tasarının amacı nedir ?
    1) 8 yıl kesintisiz olan eğitimi kesintili hale getirerek meslek yönelimlerini daha erken seçmek
    2) meslek liselerinin önemini artırmak
    3) imam hatip liselerinin orta kısmını yeniden açmak.
    öncelikle böylesi sığ nedenler için bir eğitim sistemi değiştirebilirmi. ayrıca bütün bir ulusu ilgilendiren böylesi önemli bir konuda hiç bir muhalefet partilerine yeterince danışmadan, eğitimle ilgili uzmanların, üniverstelerin, öğrencilerin görüşlerine yer vermeden ve bu kadar acele geçirilmesinin nedeni nedir. 4 yıl için iktadarda olan bir partinin ülkenin 20 – 30 yıl sonrasını bile şekillendirecek olan eğitim sorununu böylesine acele, yangından mal kaçırır gibi değiştirmek istemesi, kendini halk iradesinin üzerinde gören çarpık bir zihniyetin ürünü değil mi ?. 13 maddelik 8 yıl kesintisiz eğitim tasarısını 96 saat görüşen meclis komisyonu , 26 maddelik 4+4+4 yasa tasarısının 91 saat görüşülmesine tahammül edememiştir. teknik açıdan ise herkes kendine göre bir yorumda bulunmakta, hangi ülkelerde sistemin nasıl olduğunu sayılarla belirtmeye çalışmaktadır. peki başında milli sözcüğü bulunan 2 bakanlıktan biri olan eğitim bakanlığının ,ülkenin içinde bulunduğu duruma ve kendi özgün şartlarına göre bir tasarı hazırlaması gerekmezmi. işin garip tarafı tam da anayasının değişmesi için görüşmelkerin başlayacağı bir ortamda, neden eğitim sistemi değişiyor.
    bütün bu datayma ve acelecilikler karşında muhalefet ise, kafayı büyük ölçüde imam hatiplarin orta kısmına öğrenci almaya takmış, eğitimin kalitesini geliştirmekle ilgili çok az şey söylemektedir. benim bu tasarıyla ilgili kafamdaki soru işaretleri şöyledir

    1) deniliyor ki, bina yetersiz olursa ilkokul ve orta okul aynı binada devam edebilir. madem öyle ayırmanın anlamı nedir ?
    2) 4. sınıfı bitirdiğinde 10 yaşında olacak öğrenci kendi başına meslek seçimi yapabilecek bir düzeyde mi olacaktır ?
    3) 5 yaşında okula başlayacak çocuğu oyun ortamından koparmış olmayacakmıyız ?
    4) 5. sınıfı okutan öğretmenlerin durumu ne olacaktır.
    5) avrupa birliğinden çok yüksek miktarlarda kredi alarak, 57 ilde zorunlu hale getirilen ve diğer illerde de çalışma yürütülen, ana sınıflarının önemi ortadan kalkmıyor mu ?
    6) bir çok sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte kız öğrencilerin okullaşması konusunda başarılı çalışmalar yapılırken ve kız öğrencilerin okula kazandırılması oranı artarken, neden bu uygulamdan vazgeçildi.
    7) 10 yaşında ilkokulu bitiren ve orta okula devam etmeyen öğrenciler, zaten yüksek oranlarda var olan çocuk işçiliğinin artmasını sağlamayacak mı ?
    8) peygamberimizin hayatı, kuran – ı kerim gibi seçmeli derslere hepsi idareci olan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerini bulmak zor olmayacak mı ? :))

    tüm bu kafa karıştıran sorunlardan bağımsız olarak, ülkenin ciddi güvenilir, gerçekten eğitim sorunlarını çözmek isteyen bir yaklaşım sergilemesinin yolu, öncelikle sorunumuzun ne olduğunu tespit etmekten geçiyor. daha sonra da tüm eğitim bileşenlerinin katıldığı bir çalıştayda tüm bu sorunların çözümü için tartışmak ve bize en uygun olan eğitim sistemini kalıcı olarak hayata geçirmemiz gerekmektedir. şu anda meclisteki hiç bir partinin eğitimin niteliğine artırılmasına ilişkin bir görüşünün ve derdinin olmaması çok acı değil mi ?

  36. utopıa yazdi;”..imam hatip liselerinin orta kısmını yeniden açmak.öncelikle böylesi sığ nedenler için bir eğitim sistemi değiştirebilirmi…”

    önce

    sizin “sığ” diye nitelediginiz 3 nolu neden bir zorba yaptirimdir,hak ihlalidir,ayrimciliktir,esitsizliktir bunu bi kenara not edin..

    peki

    siz söyleyin o vakit,sadece imam hatiplinin (ki aldigi dersin düz liseliye göre fazlasi var eksigi yok) önünü kesmek icin bir egitim sistemi degistirilebilir mi ?

    degistirildi karsi ciktiniz mi ?

    yoksa

    Hüseyin Aktas´in, besden sekiz yila cikarilan egitim sisteminin gercek amaci,hangi gayeye matuf yapildigini düsünmeden,kritize etmeden,”Paşalarla işim yok. Ancak “temel eğitimin” 5 yıl iken 8 yıla çıkarılması ilerici bir harekettir…” mi diyorsunuz ?

    slm.

  37. ebubekir benim yazımı iyi okumuş olsaydın 8 yılı savunmadığımı, her iki görüşünün de amacının imam hatiplerin orta kısmına öğrenci alıp almamak üzerinden devam eden politik bir tarışmayua vurgu yaptığımı anlardın. benim söylemeye çalıştığım şey ise , ülkenin geleceğini bu denli ilgilendiren bir eğitim sistemi tasarısının, eğitimin niteliğini artırmaktan çok uzak olduğuna vurgu yapmaktı. sende biliyorsun ki akp nin de chp nin de böyle bir derdi yok. ama tabiki çok iyi olmasa da 16 – 17 yıldır devam eden bir sisteminde bu denli basit gerekçelerle değiştirilmesine tabiki karşıyım. ayrıca senin belirttiğin sorun tamamiyle katsayılarla ilgilidir. katsayıların eşitsizliğinin olmasına bende karşıyım. bu katsayısı sorununu çıkaran ve devam ettiren yök kurmunun kaldırılması konusunda hiç bir derdi olmayan, aksine her kurumda olduğu gibi yök ü de kendi adamlarıyla doldurup arka bahçesi haline getiren hükümete neden bir eleştiri getiremiyorsunuz ?

  38. sayın XINTeorisyen

     sen sokağa inme, akp nin de elinde olan medyayı da izlemeye devam et, başka yayınları takip etme ve başka görüşleride öğrenme. sana verilen kadarıyla yetin ama o sığ bilginle de gel burda yorum yap. gerçekleri çarpıtmak size yakışmıyor. senin durumu anlayabilmen için bir eyleme katılıp kendi gözlerinle görmen gerekir ama nerde sende o bilinç ve cesaret.
    
  39. utopıa,niyet okuyuculugu yerine icraatlara bakmak yeterli..uygar dünya kesintili egitimi yarim asirdir uyguluyor..basarililar da..

    hedef,cakma degil orijinal “muasir medeniyet” SE karsi cikmak yerine yetmez ama evet demeniz gerekirdi:)

    slm.

  40. Çocuk gelin sünnettir, yani Tanrı’nın elçisi İslamiyetin kurucusu Muhammed herhalde yanlış yapmamıştır? Kendisi 52 yaşındayken 6 yaşındaki Aişe ile nikah kıyması ve 9 yaşında da onunla gerdeğe girmesi yanlış olamaz. Pedofili nedir bilen var mı?

    O halde 4+ çocuk gelin= sünnet’dir. Hemen kızlarınızı, yakın akraba kız çocuklarını 50’sini geçmiş ihtiyarların koynuna ”karı” diye nikahlayın.

    Olmadı mı? Vicdanınız kabul etmedi mi? Neden, belki de kayın pederinizi halife yapamadığınız içindir?

    Ha bir de 20 milyar dolarlık tablet bilgisayar projesi var bunun içinde; şöyle ihalesiz bir şekilde müslümanlığa uygun olarak, dindar+kindar gençlik yetiştirmek için yandaşları iyice bir zengin etme projesi bu. Tam ileri demokraside örneği görelebilecek bir uygulama olsa gerek.

    Ali Nesin’in muhalefet’in oy kaybı kaygısıyla bu projeye karşı çıktığını söylemesi, bir matematikçiye yakışmayacak kadar absürd bir açıklamadır. Bu projeye karşı çıkmak; oy hesabı için değil vicdan, ahlak, mertlik, dürüstlük gereğidir. Ayrıca sevgili halkımız herhangi bir muhalefet şekline bakarak oy vermez, kuru bakliyat, beyaz eşya, vakıflardan bağlanacak maaş, kömür vb. maddi çıkarlara bakarak %49’u bulur.

    4 yıl okusunda 9-10 yaşında tesettüre girsin kızlarımız.

    Bu arada Ebubekir sen Recep Bey’in dindar gençlik yetiştirme projesine karşıydın, şimdi bunu destekliyor musun? Aman dikkatli yanıt ver bak sonra oy kullanmak için Türkiye’ye bedava geliş-gidiş uçak parasından olursun. Sahi o uçak paraları helal mi sence? Sakın yetim ve fukaranın hakkı olan paralar size yolculuk ücreti olarak ödenmiş olmasın. Hani şu deprem paraları ile duble yol yapılıp sonra Van’da depremzedelerin yanarak ve donarak öldüğü bir duruma benzer birşeyler olursa, bak o zaman soğuk bira boğazında kalır, yutamazsın.

  41. Sayın Utopia;

    “1) deniliyor ki, bina yetersiz olursa ilkokul ve orta okul aynı binada devam edebilir. madem öyle ayırmanın anlamı nedir ?
    2) 4. sınıfı bitirdiğinde 10 yaşında olacak öğrenci kendi başına meslek seçimi yapabilecek bir düzeyde mi olacaktır ?
    3) 5 yaşında okula başlayacak çocuğu oyun ortamından koparmış olmayacakmıyız ?
    4) 5. sınıfı okutan öğretmenlerin durumu ne olacaktır.
    5) avrupa birliğinden çok yüksek miktarlarda kredi alarak, 57 ilde zorunlu hale getirilen ve diğer illerde de çalışma yürütülen, ana sınıflarının önemi ortadan kalkmıyor mu ?
    6) bir çok sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte kız öğrencilerin okullaşması konusunda başarılı çalışmalar yapılırken ve kız öğrencilerin okula kazandırılması oranı artarken, neden bu uygulamdan vazgeçildi.
    7) 10 yaşında ilkokulu bitiren ve orta okula devam etmeyen öğrenciler, zaten yüksek oranlarda var olan çocuk işçiliğinin artmasını sağlamayacak mı ?
    8) peygamberimizin hayatı, kuran – ı kerim gibi seçmeli derslere hepsi idareci olan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerini bulmak zor olmayacak mı ? :))”

    bu maddeleri yazdığınız yorumu beğenenlerden bir tanesi benim. Olumlu ve yapıcı eleştirileri faydalı bulurum.

    Ve bu endişeleriniz de haklı olabileceğinizi de kabul ederim. Ama yaptığınız Eylemlerin bunları duyurmak için uygun yerler olduğuna emin misiniz ?
    Veya bunların duyulabilmesini sağlayacağını ?
    Ben hiç bir eylemde, bu kadar uzun bir açıklama yapılabildiğine şahit olmadım, neden bunları reel olarak gösterebileceğiniz farklı bir yol göstermiyorsunuz…
    Haklı olabileceğiniz gerçeğini, somut deliller ile gösterebileceğiniz ve bunları zeki , esprili bir şekilde ifade edeceğiniz tek kişilik eylemler yapamaz mısınız ?
    Bu eylemler illa ki çok sayıda insanın katılımı ile mi olmak zorunda dır..

      Bana göre Az çoktur...
      Çok ise gürültü... Gürültüde ise fikirler duyulmaz, aksine şiddeti çağırır.
    
  42. her ne kadar kişilerin çocuklarına dinlerini öğretme haklarına saygı gösterilmesini savunuyor olsamda, çocukların maruz kaldığı şeyi düşündükçe onlara üzülmediğimi de söyleyemeyeceğim.

  43. Ülkenin geleceğini ilgilendiren en önemli kararlardan birini zorbaca geçirmişlerdir. İleri demokrasi dedikleri demek ki buymuş!

    Cebren ve hile ile 20 maddesi birden oylanıp, tasarı olmaktan çıkarılmış eğitimin yeni sistemi.
    Bir tasarıyı tartışıp, oylamaya sunacaksın, insanlar yer kavgasına tutuşacak, her nasılsa populasyonu belli milletvekillerinin sığabileceği bir mekan bulunamadığından.
    Arada kargaşa çıkacak; yumruklar, sataşmalar, haklı olduğu için ses çıkaranlar ve sesini duyurmak için kürsü başkanına ulaşmaya çalışanlar…
    Fakat tasarıyı padişah fermanı görenler görmeyenlerin itiraz için kürsüye yaklaşmasına barikat kurarak izin vermeyecek.
    Tasarıya hayır diyenlerin büyük kısmı salon dışında kalacak. O esnada başkan 4+4+4’ün kalan maddelerini oylamaya açacak ve tek tek hepsi kabul edilecek. Sonra da işine gelince halkın % 50’si bizi seçti diyeceksin. Peki kalan % 5o? O kalan kısmın sesi ne sokakta dinleniyor ne de seçtikleri vekillere fırsat tanınıyor. Nasıl oluyor bu iş?
    Orada havalar güzel, kafalar rahat, gönüller huzurlu mu ey ülkenin en ak insanları?

    Sonuç olarak adaletli bir kalkınımla ivmelendirilerek gençliğe yedirilmesi onaylandı. 4. sınıf terk nesillere merhaba; az okumuş ama dindar, çok şükür!

  44. Sayın Kambur Kerim;

    ” Çocuk gelin sünnettir, yani Tanrı’nın elçisi İslamiyetin kurucusu Muhammed herhalde yanlış yapmamıştır? Kendisi 52 yaşındayken 6 yaşındaki Aişe ile nikah kıyması ve 9 yaşında da onunla gerdeğe girmesi yanlış olamaz. Pedofili nedir bilen var mı?”

    Bu martavala ancak sizler inanırsınız , doğrusunu da bilirsiniz ama işinize gelmez. 1 milyon defada anlatılsa , işinize geldiği gibi anlarsınız…

    Ben bunu size anlatmaktan yoruldum , siz tekrar etmekten yorulmadınız…..

    “Ali Nesin’in muhalefet’in oy kaybı kaygısıyla bu projeye karşı çıktığını söylemesi, bir matematikçiye yakışmayacak kadar absürd bir açıklamadır. Bu projeye karşı çıkmak; oy hesabı için değil vicdan, ahlak, mertlik, dürüstlük gereğidir. Ayrıca sevgili halkımız herhangi bir muhalefet şekline bakarak oy vermez, kuru bakliyat, beyaz eşya, vakıflardan bağlanacak maaş, kömür vb. maddi çıkarlara bakarak %49’u bulur.”

    Muhalefet partileri Parti değil mi ? Oy kaybından başka hangi gerekçe ile karşı çıkacak oportinist bir parti buna …

    Bu martavallara da ancak sizler inanırsınız birisi bir yalan uyduruyor, sonra herkes bu doğru diye inanıyor kendin uydur kendin inan…

    ” kuru bakliyat, beyaz eşya, vakıflardan bağlanacak maaş, kömür vb. maddi çıkarlara bakarak %49’u bulur.”

    cümlesi bu martaval nevindendir , olay gerçektir ama insanlara, bunun sebebiyle oy veriyor demek, o insanlara ve millete hakaret etmektir. 
    
    Hakaret ettiğin Milletten de oy beklemek ve onun yönetimine talip olmakta ahmaklıktır.
    
  45. “sayın XINTeorisyen

    sen sokağa inme, akp nin de elinde olan medyayı da izlemeye devam et, başka yayınları takip etme ve başka görüşleride öğrenme. sana verilen kadarıyla yetin ama o sığ bilginle de gel burda yorum yap. gerçekleri çarpıtmak size yakışmıyor. senin durumu anlayabilmen için bir eyleme katılıp kendi gözlerinle görmen gerekir ama nerde sende o bilinç ve cesaret.”

    Sayın Utopia;

    Başka görüşleri dinliyorum ve okuyorum , ama pek çoğu sayın Kambur Kerim gibi, şiddet içeren sözler söylüyor..
    Daha öncede söyledim şiddet ile fikir aynı yerde durmaz..
    Öfke başa gelince, akıl tatile çıkarmış, böyle olunca da okuduğum yayınlar kağıt israfı olmaktan öteye gidemiyor. İzlediklerim de Elektromanyetik kirlilik.

    Cesaret ile ahmaklık birbirine karıştırılmaması gereken kavramlar, sonucunun baştan belli olduğu bir işe cesaret etmek,
    eğer o sonuç buna değecekse gerçekten cesaret olur . Değmeyecekse olmaz.
    O sonuç hiç bir eylemde amaçladığınız değilse, artık yöntem değiştirmenin vakti gelmiş demektir.

  46. “teknik açıdan ise herkes kendine göre bir yorumda bulunmakta, hangi ülkelerde sistemin nasıl olduğunu sayılarla belirtmeye çalışmaktadır. peki başında milli sözcüğü bulunan 2 bakanlıktan biri olan eğitim bakanlığının ,ülkenin içinde bulunduğu duruma ve kendi özgün şartlarına göre bir tasarı hazırlaması gerekmezmi.”

    Ütopıa arkadaşın tüm yazdıklarını imzalarım. Şu alıntıladığım bölümün ise altını çizerim.

    Eğitimle ilgili olanlar bilir: “Bir çocuğun asla bir başka çocukla kıyaslanmaması” gerekir. Bir çok yerde anlama ulaşmak için işinize yarayan kıyas, çocuğun üzerinde bir yığın komleks oluşturur.

    Bu nedenle tıpkı çocuklar gibi, eğitim sistemi tartışılırken de, -ki bu sistemin hedef kitlesi çocuklardır- ülkenin bir başka ülke ile kıyaslanması ve bir başka ülkedeki her hangi bir sitemi hiç sorgulamadan, ülkenin nesnel ve öznel koşullarını değerlendirmeden ülkeye oturtmaya kalkmak şablonculuktur ve yarar yerine zarar verecektir.

    Temel eğitim, “3 yıl” idi bir zaman.
    Sonra 5 yıl oldu.
    Sonra 8 yıl.
    Bu aşamaların arasında kaç yıl var şimdi bilmiyorum ama “temel eğitimi” 3 yıldan 5 yıla, beş yıldan 8 yıla çıkarmanın tarihi Cumhuriyetle yaşıttır.

    Bu aşamaları geçebilmek, hem nicel hem de nitel gelişmelerin ürünüdür.
    Kadro sorunudur.
    Okul sorunudur.
    Bina sorunudur.
    Üretim sorunudur.

    Yeni geçilen 8 yıllık kesintisiz eğitimin sonuçları alınmadan ve bu sistem oturmadan 12 yıla geçilmesi şu an için ne denli doğrudur?
    Bu yollu bir karar, hiç bir hükümetin tek başına alacağı bir karar olmamalıdır. Tüm dinamikler bu süreçte temsil edilmelidir.

    Bir diğer sorun da şudur: Milletvekili olma süreçlerine bakıldığında, millet vekili olmak hiç de uzmanlık gerektirmeyen, hele hele “egitim uzmanlığı” gerektirmeyen bir süreçtir. Paran varsa genel merkeze bağış yaparsın. parti merkezinin ve liderin gözdesi olursun ve aday olursun. Paranın bir kısmını da seçmene dağıtırsın ve milletvekili olursun. Parti içi demokrasinin olmadığı Türkiye gerçeğinde milletvekili olmak böyle bir curcuna iken, bu iş kesinlikle bir uzmanlar kurulunun çalışması olmalı, bu kurula ise hükümet olsun muhalefet olsun tüm siyasi partilerden özenle seçilen birer temsilci katılmalıdır.

    (Burada çocuğum yasa teklifinin mecliste 295 evet ile kabul edildiğini söyledi… “Geçmiş olsun” ama itirazlar gelecek tabi…)

    Ebubekir, zengin olursam sana tekke ve zaviyeleri, medreseleri açık, diğer tüm eğitim kurumlarının lağvedildiği bir ülke satın alıp kargo ile yollayacağım. Ama ben artık seni bu konuda muhatap alamayacağım kusura bakma. Sen bu konuda hükümet borazanlığından başka bir şey yapmıyorsun çünkü. Bizim kaygılarımız ile senin kaygıların bambaşka şeyler. O nedenle kendi görüşlerini bana sataşmadan yaz. Yoksa beni küfre zorluyorsun…

    “Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
    Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus, dediler
    Künyeni almak için, partiye ettim telefon
    Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus, dediler!…” (Neyzen Tevfik)

    “Parlemento burjuvazinin ahırıdır” (Lenin)

    Şimdi okullar ahıra çevrilmek isteniyor işte… Sağılmaya hazır olun…

  47. Xırına kadar tıksırana kadar bu gerçekler seni acıtacak. Gerçeği görmezden gelmek istiyorsan bir ruh hekimine görün. Ben devam edeyim biraz daha.
    ” Bir adam eşeğiyle beraber ölmüş, yüz yıl ölü olarak kaldıktan sonra dirilmiştir.” ( Bakara süresi, ayet 259 )
    ” Nuh toplumu içinde tam 950 yıl kalmıştır” (Ankebut 14) Kuran’ın Tanrısı ant içerek bunu doğruluyor.

    Peki bir insan nasıl 950 yıl yaşar?
    Yanıt: Öldürmeyen Allah öldürmez.

    Siz dincilerin tüm yaşamı yalan ve demagoji üzerine kurulmuştur. Erbakan efendiniz de ”Kanlı mı Kansız mı” derken meğerse Kanlıca’da aldığı ve damadının üzerine geçirilen yalıdan bahsediyormuş. Ah şu münafık çocuklar da nerden çıkardı şu miras kavgasını, rezalet yahu.

    Çok iyi örnek oluyorsunuz çok, sizi gidi sahte cennet pazarlayıcıları sizi. Hayatınız yalan. Din tüccarları, vicdan hırsızları sizi.

  48. Sayın Kambur Kerim;

    Bu yazdıklarınızda ne var ?
    Ama Nuh’un 2000 yıl yaşadığını biliyordum demek ki yanlış biliyor muşum..

    Ben sahte cennet pazarlamıyorum. Ayrıca Erbakan Efendim değil, ondan pek hoşlanmazdım siyasetle uğraştığından dolayı , ayrıca yanlış bulduğum politikaları vardı.
    Ama artık yaşamadığına göre Allah taksiratını affetsin.
    Hayır rezalet yok, bu sizin için iyi olmuştur. İnancın ve samimiyetin babadan oğula kalmadığını anlarsınız belki , ayrıca her insanın zaafı olduğunu da…
    Ve kişilerle inançları aynı kefeye koymamayı da…

    Taliban ‘ın El-Kaide nin yaptıklarının da islamla alakası olmadığını da…
    Anlayana sivrisinek saz, Anlamayana Davul zurna az..

    Önceki yorumunuzda söyledikleriniz doğru idi , ben bunlara yanlış demedim ki , SAPTIRIYORSUNUZ demek istedim…

    18 – 21 yaşında ki kadına/kıza, 6 – 9 yaşında diyerek yani…

  49. Ateist olmak, bilgili, akıllı, cesaretli ve erdemli olmak demektir. Her tür baskı ve dayatmaya meydan okuyanlardır bu yiğitler.

    Bak ben bir Ateist olarak Kuran’ı defalarca okumşum ve içindeki akıl ve bilim dışı şeyleri anında ortaya döküyorum, oysa sen okumamışsın ki Nuh peygamberin kaç yıl yaşadığını bile bilmiyorsun.

    Veya okudun da anlamadın, ezberledin aynı sana dayattıkları her türlü dogma gibi. Hiç değilse biraz sonsuzda dolaş da birşeyler öğren bari. Bak Şeytan ayetleri, mena, lut, uzza, Ay’ın Muhammed tarafından ikiye ayrılıp sonra japon yapıştırıcı ile yapıştılması vb.

    Okumuyorsan da hiç tartışma emi. Yazık oluyor sana, kendini ezdirme boşyere.

    Bak üzdün biraz beni, hadi Allah sana da 2000 yıl ömür versin, kal sağlıcakla.

  50. “Bak üzdün biraz beni, hadi Allah sana da 2000 yıl ömür versin, kal sağlıcakla.”

    Sağ olunuz, Sayın Kambur Kerim; Allah size de iman verir inşaallah, boş yere sırtınızda taşımamış olursunuz o kadar bilgiyi ve aklı…Hamal gibi…
    Ayrıca okuyup Cahil olacağıma, okumadan Alim olurum daha iyi…

    🙂

  51. Ateist olmak demek, bilgili, akıllı, cesaretli, erdemli olmak filan değildir. Yok öyle bir şey.

    Teorisyen, senin insanın tarihsiz.

  52. lafı uzatmayın ” güç bizde artık ” istediğimizi yaparız intikamsa intikam kinse kin kimse bize karışamaz bizim borumuz öter değin de daha fazla laf salatası yapmayın ,

    ebubekirden yazıma cevap şöyle gelir kesin ” niyet okumadan vazgeç adjpadvşsdas………….
    XINTeorisyen yazıma cevap şöyle gelir kesin ” amacın üzüm yemek değil adtaslkdsdş …………….

    sıkıldım bu makaralardan eror veriyo artık kusura bakmayın:)

  53. “lafı uzatmayın ” güç bizde artık ” istediğimizi yaparız intikamsa intikam kinse kin kimse bize karışamaz bizim borumuz öter değin de daha fazla laf salatası yapmayın ,
    “

    Güç Kimde sayın toro ?

    Anlayamadım ?
    İktidarı kastediyorsan onlarda güç yok şu anda ?
    Sizin düşüncenizde ki insanları kasediyorsan onlarda da güç yok ?
    Kim kendinde güç olduğunu vehmederse aslında o güçsüz demektir.

    Güç Kimde  ? 
    

    Güç yalnızca Allah’a aittir. O’nun dediği olur .

  54. Hüseyin yazdi;”..Bizim kaygılarımız ile senin kaygıların bambaşka şeyler. O nedenle kendi görüşlerini bana sataşmadan yaz. Yoksa beni küfre zorluyorsun…..”

    bir cok forumdasin kaygilari var birbirinden farkli ancak sen ve bir kac kisi haric kimse küfür etmiyor,edebini bozmuyor..
    onlar bilmez mi agiz dolusu küfretmeyi ?

    bilmiyorum bunun adina psikolojide ne derler ama bu tavir saglikli bir tavr degil acizlik ve eziklik kokuyor..

    bak,neyzen küfürbazini bahane edip yine satasiyorsun,tahrik ediyorsun demek ki sen bir tiryaki misali küfretmeyi birakmiyacaksin Eh bana da editör´ün basini agritmak düsüyor:)

    editör küfürbaz bekcisi mi ? dir..

    slm.

  55. Kambur Kerim,hosgeldin uzun süre yazmadin ? benzer ismi kullanan ikinci biri yoksa ateist forum da yazini gördüm ara sira ugrarim da:)

    neyse..

    kesintili sistem nerdeyse yarim asirdir basta almanya cogu uygar dünya da uygulaniyor herhalde dindar nesil yetistirmek icin degil:)

    YORUMSUZ:

    soL Haber (günlük siyasi gazete)

    “….22 Temmuz seçimlerinde Otobüslerle, yaklaşık 60 bin seçmeni sandığa taşımayı hedefleyen CHP, yaptığı organizasyonda miting meydanlarında tartışması yapılan “gemiyi” de unutmadı.

    Tatil yörelerindeki vatandaşları sandık başına taşımak için bin 146 otobüs kaldıran CHP, Avşa ve Marmara adalarından kaldırdığı gemiyle seçmenini ücretsiz olarak İstanbul’a,İzmir’in tatil yöreleri olan Çeşme, Dikili, Menderes, Bergama, Selçuk, Karaburun, Urla ve diğer metropol ilçelerden 60’ın üzerinde otobüsle de başta İstanbul olmak üzere Ankara, Eskişehir, Bursa ve Adana’ya taşıdı….”

    slm.

  56. Yorumsuz kısmı ne alaka??

    Etik kuruldan kaldırılmasını talep ediyorum.

  57. Örnek verilen batılı ülkelerde 12-13 yaşında kızlarını zorla kapayanlar veya yaşlı bir adamla evlendirenler yok. Bunlar göz ardı ediliyor karşılaştırma yapılırken.

  58. Ebubekir,
    Sen yazdığın ve yazamadığın düşüncelerinle, edepsizliğin daniskasını yapıyorsun.
    Daha hala “temel eğitim” nedir bir tanım yapamazken, gözü kapalı hükümeti destekleme gayretindesin.

    Bunların yanınıza kalacağını sanıyorsanız, çok büyük yanılgı içerisindesiniz.
    Bu yüzden elinizden geleni ardınıza koymayın.
    20 Milyarlık ihaleden sana da bir kemik düşer nasıl olsa…

  59. Kambur Kerim,söyle yazdi;

    “…Bu arada Ebubekir…. Aman dikkatli yanıt ver bak sonra oy kullanmak için Türkiye’ye bedava geliş-gidiş uçak parasından olursun.

    Sahi o uçak paraları helal mi sence?

    Sakın yetim ve fukaranın hakkı olan paralar size yolculuk ücreti olarak ödenmiş olmasın.

    Hani şu deprem paraları ile duble yol yapılıp sonra Van’da depremzedelerin yanarak ve donarak öldüğü bir duruma benzer birşeyler olursa, bak o zaman soğuk bira boğazında kalır, yutamazsın….”

    bende Kambur Kerim´e hatirlatma babin da chp´nin secimlerde otobüs ve gemi kiralayarak secmenini ücretsiz oy verecekleri sehirlere tasidigi haberini yorumsuz olarak verdim..

    kaldirilmasi gerekiyorsa kaldirilsin gocunmam:)

    slm.

  60. batili bu “uc” ve “kacik” örnekleri referans alip genellestirmedigi gibi yasakci zihniyete de pirim vermiyor..

    siz de karsilastirma yaparken bu incelige dikkat edin:)

    slm.

  61. Yazıklar olsun!

    28 mart 2012 günü öğlen saatlerinde akp’li bakan bekir bozdağ radyoda bir haberciyle 4+4+4 yasa tasarı hakkında konuşuyor, ve tek söyleyebildiği, chp’nin dünkü tandoğan “grup toplantısı”nın “fiyasko” olduğu, katılımın yüz binleri falan değil, on bini anca bulduğu…

    tam anlamıyla yangından mal kaçırırcasına 70 milyonluk bir ülkenin ilk ve orta eğitimi alt üst ediliyor. milli eğitim komisyonu, inanılmaz ve açıkça şiddete dayalı engelleme taktikleriyle tasarıyı kabul edip genel kurula yollamıştı. ana muhalefet partisi meclisten ümidini kesmiş, meydanlara çıkıyor; sonucu bakan böyle değerlendiriyor.

    kesk ve eğitim-sen üyesi binlerce insan illerde, ilçelerde durduruluyor, ankara’ya gelip bu taslağı protesto etmeleri en hunhar biçimde engelleniyor… ülkenin dört bir tarafında oturma eylemleri, gösteriler, gözaltılar… usta iktidarın usta polisi yine iş başında; biber gazı havayı kaplıyor, coplar savruluyor; “güvenlik önlemleri en üst seviyede”, hastanelere kaldırılan emekçiler var… ve bakanın söyleyebildiği, yalnızca chp’nin meydana topladığı kalabalığın öngörüldüğü kadar büyük olmadığı… usta iktidar bu, ileri demokrasi bu, öyle mi?!

    bir hafta önce de nevruz kutlamalarını yasaklamış, diyarbakır’daki yüz binleri görmezden gelip başka kentlerde polisle çatışan kitleleri suçlayarak kendilerini haklı çıkartmaya çalışmışlardı. bakış aynı bakış. ben en doğal, en haklı etkinlikleri yasaklarım, suç yasağı kabul etmeyende olur…

    hazırlanan yasa teklifi cehaletin, kültürsüzlüğün, art niyetin karikatür düzeyinde abartılı bir örneği. iler tutar yeri yok. maddelerin gerekçeleri belli değil. 8 yıl kesintisiz eğitim yerine ilk dönemi dört yıla niye indiriyorlar; o kesinti, kızları eve çekmek, çocuk işgücü oluşturmak ve hafızlık eğitimini kolaylaştırmak dışında neye yarayacak, belli mi? okula başlama yaşı nasıl 72 aydan 60 aya indirilebilir, hangi pedagoji bunu öneriyor? on yaşında çocuklar nasıl meslek lisesine hazırlık alanını seçecekler; bunun hangi eğitim biliminde yeri olabilir? tasarıyı savunacak söz söyleyemeyen iktidar partisi çözümü doğrudan muhalefete yüklenmekte buluyor. odtü öğretim elemanları derneği tarafından davet edilen akp temsilcisi zahmet edip gelip tasarıyı anlatmıyor, kimseyi ikna etmek derdinde değiller. ama karar verilmiş. son eğitim şurasında eğitim-bir-sen tarafından önerilen ve özünde bir yandan “dindar nesiller” yetiştirirken diğer yandan da ekonomiye ucuz çocuk işgücü sağlamayı, akılları sıra böylece “kalkışa geçmiş olan ekonomiyi iyice yuükseltmeyi” hedefleyen tasarı olduğu gibi yasalaşacak; padişah böyle buyurmuş.

    yazıklar olsun! bu seviyeyi bu toplum ne zaman hak etti? on yıllardır karşıtlarını ezmek dışında hiçbir çözüm üretmeyen iktidarlar mı bu derece sığlaştırdı bizi? herkesin kendi çıkarından başka bir şey gözetmemesini en doğal davranış diye belleten uluslararası küresel düzen mi yoksa bunun sorumlusu? üç dönemdir çoğunluğu yakalayarak ulaştıkları “ustalık dönemi” mi yoksa gözlerini döndürdü? bu toplumun hiçbir konuda uzlaşmasının olanaklı olmadığı nasıl böyle yaygın kabul görür oldu? hepimiz nasıl böyle basiretsizleştik?

    …ve bizler… akademisyenler. öğrencilerimize, çocuklarımıza, torunlarımıza nasıl bir ülke bırakacağımıza ilişkin kaygılarımızı, günü kurtarma hesaplarımızla dengelemeye çalışan, doğal olarak ancak elimizden geleni yapıp, çoğu zaman ekran ve klavye başında ya da çay ve içki sohbetlerinde vatanı kurtarıp sonra günümüze devam eden bizler. demek ki daha iyisini sağlayamıyoruz bu topluma – ne iktidarın, ne de muhalefetin… kimimiz ötekilerin omuzları üstünde baş bırakmamayı, taş üstünde taş komamayı çözüm olarak öneriyor, kimilerimiz ise artık hepten umudunu yitirmiş, ‘hayırlısıyla emekli olayım da sardunya yetiştireyim’ diye planlar yapıyor. farklı düşünenlerimiz de şu ya da bu nedenle soluğu içeride alıyor; örnek öyle çok ki… şu an tutuklu kaç gazeteci, kaç öğrenci, kaç akademisyen var, biliyor muyuz?

    koflaştıralım bu toplumu; daha da koflaştıralım! çocuklarımızı hafız, kızlarımızı “aile” yapalım… her gün öldürülen kadın sayısı katlansın! ezelim, yok edelim düşünen herkesi; farklı düşünen gazeteci, yazar, düşünür, sanatçı, akademisyen, öğrenci, kimseyi bırakmayalım ortalıkta. farklı düşünenleri, farklı olanları tümüyle yok edip kurtulalım. ermeniler çoktan kırılmış, gitmişti, son kalanları da güvercin vurur gibi vurdurduk; rumlar tek tük bile kalmadı. sayısı en fazla olan kürtleri de kopartmak için elimizden geleni yapıyoruz; zorlanıyoruz ama o yönde de epey yol aldık. tamam, yalnızca bizim gibilere kalsın meydan.

    … ve sonra dinleyelim bakalım yerden göğe dizilen küplerin en alttaki böylesine koflaştığında kopuveren gümbürtü nasıl oluyor…

    …ve eğitim-sen üyelerine yine dayak, yine zulüm; ama bastırılamayan sloganlar: “durdurulduğumuz her yer eylem alanı!”… “baskılar bizi yıldıramaz!”… durdurulan her bin kişinin yerine, durdurulamayan başka binler ankara’ya ulaşıyor…

    prof.dr. semih bilgen
    odtü öğretim üyesi

  62. öncelikle ben yetmez ama evetçi değilim. ısrarla benim ve hüseyin arkadaşın yazdıklarını okumamakta ve anlamamakta direniyorsun. belkide anlayamıyorsun. ben yazımda da belirttiğim gibi 8 yılı savunmuyorum. 8 yıl kesnitisiz eğitimde aynı 4+4+4 gibi konunun öznesi olan kişilerden ve kurumlardan görüş alınmadan getirildi. bir eğitimci olarak 4+4+4 ün hem getiriliş biçiminin hem de maddeler halinde yazdığım ve kafamda soru işaretleri bırakan teknik biçimini desteklemiyorum. bu tasarının eğitimin niteliğini geliştirici hiç bir yanının olmadığını yazdım ve ekledim hiç bir partinin bununla ilgili bir derdi yok diye. incelendiğin de benim ve bir çok insanın gördüğü bu sorunları, sen ve senin gibi akp yalakalığı yapacağız diye görmezden gelenlere söylenecek bir şey olduğunu sanmıyorum. siz objektif değerlendirme ne demek bunu bilemiyorsunuz.

  63. Sen AKP’nin dindar nesil yetiştirme projesine karşı burada forum konusu açtın. Hala duruyor, ey devlet dindar nesil yetiştirme gibi birşeydi senin başlığın.

    Oysa şimdi dindar ve kindar gençlik yetiştirme projesi olan 4+4+4′ ü destekliyorsun. Ne değişti de böyle döndün fırıldak gibi. Ya o başlığı açtığında alkollüydün, ya da bu projeyi savunurken alkol alıyorsun?

    Bu arada bahsettiğin forumdaki Kambur Kerim de benim. İyi ki Mustafa Kemal’in getirdiği laiklik var değil mi? Bak sen de aydınlanıyorsun böyle Atesit ortamlarda. Bak bu forumları ne İran’da ne de Suudi Arabistanda bulabilirsin. Yani laikliğin olmadığı bir islam ülkesinde sen sıkıntıdan ölürsün.

    Bence sen yat kalk Mustafa Kemal’e dua et.

  64. Bunlar; eski, köhnemiş, gelişememiş bir insallığın zeka ürünüdürler, kod adları ” İleri demokrasi ” olabilir.

    Yılan deri değiştirir gibi dinci de fikir değiştirir, dün karşı çıktığı dindar gençlik yetiştirilmesi fikrini meğerse eksik buluyormuş ki, dindar+kindar gençlik projesini savunuyor, bugün bu sanal ortamda ebubekir sanal halifesi de.

    Dinci ile mantar arasındaki fark nedir? Çok basit mantarın kültürü vardır.

    Dincinin tarikatçının polisi, gazı, jobu zalimliğin 4+’lısı olmuştur bu ülkede, 29 Ekim 1923’ün rövanşını almak için. Vicdan yoksunu dincilerin değer yargıları 1923 devrimine değil, 1400 yıllık arabın şerıatına dayanır ki budur onları ikinci sınıf insansı yaratık yapan.

  65. Yüzünüzdeki faşizme karşı direnişin izleriyle, öğrencileriniz için onur kaynağısınız sevgili öğretmenim!

  66. amerikan kukla partisinin eğitim sistemindeki değişikliklerin tek amacı cahil ve aptal nesiller yetiştirmektir, Türkiye cumhuriyetini içinden yıkmak için uzun vadede cahil ve aptal nesiller yetiştirilmesi en etkili çözümdür, aziz nesin türklerin %60 aptal olduğunu söylemişti, bu oran yeterli değildir, türklerin %40 akıllı ve eğitimli olması sakıncalıdır, yeni eğitim sistemi sayesinde aptalların oranı %90 ların üstüne çıkarılacaktır, hayırlı ve uğurlu olsun.

  67. Aziz Nesin: (TRT2 Söyleşi)

    “% 60 demiştim ama anlamayan ahmaklara gerçeği söylüyorum, % 91.37 oranında Türk halkı aptaldır, düzeltiyorum.”

    Aziz Nesin bu oranı, 82 yılında12 eylül anayasasını kabul eden %91,37 için söylemişti.

    Oikos : O sene sandık başı görevindeydim ve bu oranın kendi mahallem için yüzde yüz doğru bir oran olduğunu söyleyebilirim. (Hani askerler abarttı, sonuçlar gerçeği yansıtmıyordu diyenler var ya; onlara duyurulur.)

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.