Dil ve düşünce


Dil ve düşünce, insanı insan eden insanca özelliklerin başında geliyor. İnsan, dünyaya açılan ilk canlıdır. İnsanın dünyaya açılmasını dili ve düşüncesi sağlamıştır. Yirmi milyon yıl önce yaşadığı sanılan aynı türden geldikleri halde, çağdaş maymunun bilgisizliğine karşı çağdaş insanın üstün bilgisi, insangillerin ağızlarındaki dili gereği gibi kullanabilmelerinden doğmuştur. Çağdaş maymun, aşağı yukarı, yirmi milyon yıl önceki ortak atamızın deneylerini tekrarlamaktadır. Maymun, pek yavaş gelişen bireysel değerleriyle birlikte göçüp gidiyor. İnsanın bireysel değerleriyse, sözcüklerin gücüyle gittikçe toplumsallaşmaktadır. Maymun, çocuğuna hemen hiçbir bilgi veremeden ölür. İnsan, çocuğuna yirmi milyon yıllık bir bilgi bırakır.


Dil, insangillere, kendisini öteki canlılara pek üstün kılan hızlı bir gelişme sağlamıştır. İnsanın dilini kullandığı günden beri yepyeni bir diyalektik gerçekleşmeye başlamıştır. Bu diyalektik, dil düşünce diyalektiğidir. İnsanın özgürlüğü, diliyle gerçekleşmektedir. Düşüncenin dile bağlılığı (identik birliği) tanıtlanmıştır. İlk düşünen ilk konuşandı.Konuşmadan düşünme yetisi, uzun bir süre sonra gelişmiştir. Dil ve düşünce, birbirlerini karşılıklı etkileyerek,genel diyalektiğin içinde, çok hızla gelişen özel bir diyalektiğe başlamış bulunmaktadırlar. İnsan, sözcüklerle özetleyerek dünyanın fizik yükünden kurtulmuştur, bilgi elde edebilmek için harcamak zorunda bulunduğu gücü ve süreyi kazanmıştır. Artık gitmesi, görmesi, dokunması, bulması, işitmesi, araması, koklaması, tatması gerekmez. Düşünmesi yeter. Dil ve düşünce diyalektiği, geçmişle geleceği birleştirmiş, uzaklığı yakına getirmiştir. Hayvan geçmişini bilemez, insan bilir. Hayvan geleceğini tasarlayamaz, insan tasarlar. İnsan, dillenmesi yüzünden, süreyi ve uzayı (zaman ve mekanı) eline geçirmiştir, başkalarının deneyleriyle eylemde bulunmaktadır. Ralp Waldo Emerson’un dediği gibi: Eğitilmiş bir köpek, başka bir köpeği eğitemez. Bu başarı, dil düşünce gücüyle, insanca bir başarıdır. De la Mettrie’nin dediği gibi, ağızdan sözcükler çıkmadan önce neydi insan? Öteki türlere göre daha az içgüdüsü olan kendi türünün hayvanı. Kendini kral görmezdi. Maymun kendine neyse, o da kendine oydu (La Mettrie, L’Homme-Machine, 1748).

Orhan Hançerlioğlu’nun ‘Yaşamak’ makalesinden alıntıdır.

4 yorum “Dil ve düşünce”

  1. yazıyı oraya ekleyip bu başlığı silibilirsin..makaleden alıntı olduğu için başka arama yapmaya gerek görmeden direk açtım..ama madem ki böyle bir başlık var …orada bulunabilir.

  2. Yok güzel konu, kalmalı. Sadece ilgili bir başlık olduğu için verdim linkini.

  3. İnsangillerin gezegen üzerinde dil ve düşünceyle ilgili bana göre diğer önemli kazanımlarını eklemek istiyorum..Mesela yazının keşfi,dünya genelinde çoğunluk olarak latin harflerinin kullanımının yaygınlaşması,ingilizcenin dünya dili haline gelmesi , kitle iletişim araçlarının ve internetin gelişimi… insangillerin dili kullanır hale geldikten sonraki dönem için bence düşünce tarihine eklenebilecek diğer kritik kazanımlardır.

    Eğer dinlerin veya ırkçılığın suikastine uğranılmaz ise ,bu sayede 100 yıl sonraki dünya ve 100 yıl sonraki insanlık, bilim ,teknoloji ve kültür açısından belkide bugünkü seviyeyi defalarca katapult etmiş bir noktada olacaktır.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.