Icmenin bir kültürü vardır , severim , aklima Meyhane Müzikleri icin bir bolüm acmak geldi ,ve iste..
Meze kelimesi ilginctir ; meze ancak icki varsa var olan bir kavram ,’ Icki bitince mezeler yiyeceğe dönüsür’
Hep keyifli olmanizi dilerim , sağlığınıza …
Bu ve Mandubala Risar isimli bir taverna sarkicisi tarafindan istanbul tavernalarinda soylenirdi , orjinalini soyleyen Stelios Kazantzidis de bi ara Istanbulda takilmis .
Altyapıya dikkat!
🙂
Ada sahilleri aslinda bir Rum turkusudur, Turkceye uyarlanmis.
Nebahat Cehre ile coook uzun yillar once bir dostumun yalisinda karsilasmistim. Dostumun vazgecilmez aski Neriman Koksal mutfaga girip o gelene kadar bir suru yemek ve meze hazirladi. Yemekten sonra bize harika ciftetelli oynadi. Filimlerinde de ara sira oynadigini gorurdum ama bu baska turlu bir seydi.
Bir ara Nebahat Cehre’ye ne kadar ince oldugunu, halbuki filimlerinde daha dolgun gorundugunu soyledim. Uzulerek dedi ki: Biliyorum, nedense fotograflarda, filimlerde oyle cikiyor. Neden oldugunu kimse cevaplayamadi.
1977 de sevgilimle takildigim bir tepe vardi Anadolu hisarindan biraz once , Edip hep orda olurdu Vosvos’unun icinde demlenirdi .
Nebahat Çehre bir afetti ki hala öyle yani. Yakından daha da güzelsiniz diyemediniz mi Kardan Adam? 🙂
Yoksa Yılmaz Güney’le mi birlikteydi o zamanlar ?
Hayat, hayat, hayat!
Niebelunga,
Objektifler bir kadina ancak bu kadar ihanet edebilir. Nebahat Cehre dusundugumden cok ama cok daha guzel ve havaliydi. Fotograflarina bakip yanilmayin, cok baska bir insandi. Bosuna Turkiye guzeli secilmedi. Iltifat ettigimi hatirliyorum ama aradan 40 yildan fazla zaman gecti, neler konustugumuzu hatirlamiyorum. Herhalde klasik seylerdi. O zaman henuz Yilmaz Guneyle birlikte degildi.
70 li yillarin baslarinda Rusya’da bulundugum donemde her gittigim lokantada benim Turk oldugumu ogrenen orkestra hemen Dario Moreno’nun “Her aksam votka raki ve sarap” sarkisini soyler, arkasindan bana mikrofonu uzatirlar, beni mahcup ederlerdi. Soylemek isterdim ama sarkinin icine etmek istemiyordum. Rusya’da o sarkiyi bilmeyen hic bir orkestra yoktu
..
Kardan Adam sizde daha ne hikayeler vardır, kimbilir. Neden böyle gezip durdunuz misal. Aldım kokusunu, aldım 🙂
Edip Akbayram, bunu cok begeniyorum 😉 remembers me a bit to “The Doors” – feeling -that time: thats cool 😉
Ya alkol olmasaydı. Bir uzun bardaklarımız vardı. Herkes
birbirinden artardı
Bulanık, bungun artardı
Kuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimize
Çok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardı
Meyhaneler biraz olsun solardı
İmgeler ve bütün çözüm yolları. Bardaklar
Bardaklar, o uzun bardaklar, dişi alkoller yani
Çiftleşip bırakırlardı sesimizi
Sirkler ve bütün sirkler, atlıkarıncalar öyle
Çılgınca dönerlerdi sesimizde
Biz bütün görme gücüyle görürdük sesimizi
Renksizdi
Ve nasıl kirliydi ki, her günkü kuşkulardan
Her türlü engellerden, aşklardan ve kurallardan
– Sesimizi duyuyor musunuz. Hayır!
– Sesimizi duyuyor musunuz. Evet!
Yani işte böyle biz
Tek anlamlı iki söz parçası olan….
(edip cansever, episode)