ali şeriatide benlik-varoluş dinamiği

ALİ ŞERİATİNİN DÜŞÜNCESİ VE BENLİK-VAROLUŞUN DİNAMİĞİ
ALİ KAYA

Merhum Ali Şeriati, tüm zamanların düşünce, inanç ve irfanını irdeleyerek öze dönüş fikrini sistematize etmiştir. Şeriati, öze dönüş düşüncesini tüm kâinat ve oluşumla irtibatlandırıp, her varlığın bir anlam ve amacı, evren içinde kendine has bir yeri ve gelişimi olduğunu; Allahın içkin ve aşkın olarak, kuşatıcılığı ile birleştirerek açıklamaya çalışır…

Platon, Sokrat, Aristo, Aquinas, Rousseau, Kant, Hegel, Nietzsche, Sartre, Marks gibi dini veya dindışı düşünürler ile bağlı toplum veya guruplar Allahın kuşatıcılığının bir veya birkaç yönünü bağlamından kaydırarak, dönem-toplum yapısına göre konumlandırmaya çalışarak, parçacı bir düşünce oluştururken Şeriati; “aydın, peygamberin varisçisidir” ilkesiyle varlığın öz-yapı ve konumundan hareketle, oluşumları; canlı süreç ve evren bağlamında değerlendirir…

Hayat, hedefli bir bütünlük ve istikamete akan; anlam ile amaç içeren, hiçbir zaman abesle tarif edilemeyecek iradeli bir varlık olup ruh, anlam ve canlılık her tarafa sinmiştir.

Sartre ve Marks gibi batının iki büyük dehası fiziki-maddi üretim ilişkilerine mutlaklık atfederek, bu canlı bilinç, irade ve ruhu görememişlerdir.

Şeriati’ye göre, insanı yapan seçme ve eylemdir, seçimin en önemli basamağı ise, düşünce ve kaynağının seçimidir. Batı ve doğunun tüm düşünsel ve inanç birikimi tanınarak en doru seçim yapılmalı, sürekli sorgulama ve yenilenme içinde olunmalıdır, tıpkı Heraklitin “her şey akmaktadır” anlayışındaki diyalektik oluş düşüncesi gibi…

Saf ve mutlak olan Allah, insana kendi özünden vermiş, ancak insana maddi beden giydirmiştir, işte insan bu ikisinin birikimidir. Hegel ve Nietzsche gibi batının büyük düşünürleri, bu ikili yapıyı faşizm ve nihilizme kadar götürmüşlerdir. Ali Şeriati’ye göre bilinç temeldir, evrenin temel özü bilinçlilik halidir, Allah ise mutlak bilinç halindedir. Evren bilinçli davranışa kendini açar, Hegele temel teşkil eden düşünce boyutuyla, Marksa temel teşkil eden emek boyutunu vahyi realize ederek âdemi teşekkülde birleştirir…

Ali Şeriatinin düşüncelerinin genel olarak benlik ve varoluş etrafında şekillendiği görülebilir… Peki, nedir benlik ve varoluş?

Doğar doğmaz, namutenhai bir şekilde, etrafımızı saran sonsuz hadiseler zinciriyle karşılaşırız; doğumlar, ölümler, hayvanlar, bitkiler, toplumlar… her durum ve etkinlik…. İlköğretimden, üniversiteye, esnaf, köylü, işci, varlıklı, varlıksız her birey ve kesimi kapsayan durum… Evrende bilinçli özel varlık olan insanoğlu, bu durumu önemsemez, gündelik telaş baskın olur ve kuşatır… Özyapı ve karakteriyle kendi varoluşunun dinamik ve pratiklerini belirlemez.. Toplumu saran yapı, kuvvetli kişilik yaptırımı oluşturur. Yetişkinlikle beraber,,. Ben neyim-kimim sorusunu, evrensel konum, varoluşsal durum, insanbilimle varlık ve oluşumu etüd edip, bu kişiliği diri tutsa insanoğlunun kadim sorunları, sebebleri ortaya çıkabilecek sonuçlar üretilebilecektir…

Peki nedir, evrensel konum, varoluşsal durum, insanbilimi kaynak yapmak; her şeyden önce, bir tabiat var insan iradesi tarafından oluşturulmamış, ırkımızı, cinsiyetimizi, ülkenin tabi ve tarihi konumunu, seçmek elimizde değil… Ancak insanoğlu, ilim meziyetiyle, kendini ve etrafını tanıyarak, kültür-medeniyet kurabilme meziyetiyle donatılmıştır, ayırt edici niteliği budur… Kültür oluşturabilmenin alt yapısı düşüncedir, düşünce tek başına zihnin eseri değildir, kalp, zekâ, fizyolojik. iktisadi ve sosyo-kültürel durum, beraber düşünceyi teşkil ederler. Düşünen insanda; gerçek insan, tam insan batılı ifadeyle “total homme” kişiliği çıkar, aşkın, adaletin, saygının, sevginin insanıdır bu insan… Emperyalizmi, ahlaksızlığı, aşksızlığı sinesinde barındırmaz. Muhakeme ve düşüncesi tüm vücudunu sarmış, aydınlık ve inanç fiillerini kuşatmıştır. Hegel, sartre, nietzsche, marks ve dogulu düşünürler, aslında bu insanı aramışlardır. Ancak dönemin baskın şartları sonucu, kesitsel yapılar ortaya koymuşlardır… Tarihi süreç, tek boyutlu insan tipini beslemiştir. Akıl, bilim, aydınlanma, emek, inanç, sevgi-saygı gibi kavramlar bütüncül içerik, ruh ve tüm insan hedefli yapısından yalıtılmıştır…

Tıpkı; Yunan, Hint, mısır ve sümer din ve sosyal yapısı sonucu ortaya çıkan, insan ve kültür tipinin yayılımı gibi, modern dönemlerde de varlığını sürdürmüştür…

Tevhidin Allah’ı, mutlak birlik ve bilinçlilik halindeyken, insana da bu özden vermiştir. İnsan Tanrının halife akrabasıdır, sorumluluk sahibidir, çok boyutlu sapmaları ahenkli bir birlik haline getirebilir. Günümüz itibariyle devasa bir insanlık birikimi vardır, dinlerden, kültürlerden, liberalizmden, marksizmden insanlık değerlerine göre pek çok olumlu durum ve kazanımlar elde edilebilir. Bireyden başlamak üzere, her toplum; evrensel konum, varoluşsal durum ve insabilim kaynağıyla, ademî bir hüviyet kazanacak, yeryüzü ve evren özlediği insana kavuşacaktır…

22 yorum “ali şeriatide benlik-varoluş dinamiği”

  1. Günlerdir ağzınızdaki baklayı çıkarır cinsten bir yazı olmuş. Sanırım önceki yazılar bu yazıya hazırlık niteliğindeydi.

    Bununla birlikte, yazıda bilinmeyen pek birşey söylenmemiş. Yine de katılmadığım noktalar çok. Bunlar genel olarak insanın çok önemli olduğuna yönelik cümleler. (Bazı cümlelerde tanrı ile akrabalığa kadar gidilmiş) İnsanı her zaman doğanın sahibi, evrenin yaratılış amacı olarak görmeye yönelik bu fikirler sanırım insanın kendine verdiği önemden kaynaklanıyor.

  2. Saf ve mutlak olan Allah, insana kendi özünden vermiş, ancak insana maddi beden giydirmiştir, işte insan bu ikisinin birikimidir.

    Yazının tamamı bu cümleye sığdırıldığında ben, konuya sonuna kadar katılırım. Burada vurgulanmak istenen ne insanın kendisini önemsemesi ne de Tanrı ile akrabalık kurmasıdır. Kim ve ne olduğu ile ilgili tüm bilgilere sahip çıkması ve bunu farketmesi ile ilgili bir vurgu olarak algılamak gerekir diye düşündüm.
    İnsan, çağlar boyunca kendini hakir , zavallı, bişeylerin güdümünde hissetmiş veya hissetirilmiştir. Asıl doğasından uzaklaşmış, bazan da mutlaka hükmetmek ve birileri ve bir şeyler üzerinde egemenlik kurarak var olacağını sanmıştır.
    Ancak oynanacak roller bitmiş (ya da çok azalmış) .. deniz bitmiştir. Şimdi ASLIMIZA dönme zamanı ..
    Asıl doğamızı keşfettiğimizde daha önce bu sitede defalarca vurgulanan ” ideal insan ” tipi gerçekleşecektir.
    Yukardaki yazıda farklı cümleler kullanılsa da eğer “Allah kendi özünden insanoğluna vermiş “ise aksi mümkün değildir.

  3. ali şeriati aynen CANU nun dediği yerde duruyor…
    bilgi ile yalnız tüm bilgilerin özüyle kendini tanımak…
    ve İDEAL İNSAN OLMAK….
    yalnız ;tanrının özünden insana vermesi 2şekilde açıklanailir…
    1mantık ve deneysel bilimin verileriyle
    2.tarih boyunca bize kadar gelen kitaplar-kültürler aracılığıyla….
    ama tanrı özünü insana vermiştir…mümkün görünüyor….
    şöyleki
    1.insan,yaptıgı kurdugu ,yarattığı yapılara,eserlere kendi özünü veriyor…
    2.doğada bir eser kapsamında ise;bir yaratıcı-tasarlayıcı-yapıcı kurucu üst iradenin olması gerekmektedir…
    3tanrısız Bir tasavurla AŞK-ADALET-DEVRİM TANIMLANAMAZ…
    4YİNE BU TANRInın tek olması ahenk ve bilim açısından gereklidir…
    5.dogu-islam düşüncesiyle beraber
    hıristiyanlık-varoluşculuk-marksizm iyi etüd edilmelidir…
    6insanbilim;dogu-batı sentezli ele alınmalıdır..

  4. canuya,yukarıdaki yazıdaki eksik cümleler nedir?

  5. ali şeriati, günümüzün kanal bilgileri alıcıları gibi yazılar yazmış. Tabii bu biraz daha din yönünden. Biraz da şeriatçi sanırsam.

    xenix: Yanılıyor muyum?

  6. Ali şeriait;sorumlu insan-sorumlu aydın-sorumlu toplumdan bahseder…
    fransada dinler tarihi sosyoloji okumuştur…
    ikbal-afgani-mansur-sartre-nietzche-marksı insan ve islambilim içinde sorgulamıştır…
    islam rönesansı-vereformundan çokça bahseder
    ahlakilimide temel kabul eder..
    ancak ruhbaniyetle çok mücaddeleederken,modernizmin emperyalizmi yerine MEDENİYET KAVRAMINI OLUMLAR..
    aslında söylemleri;anayasal cumhuriyete işaret eder…

  7. İşte ilgimi çeken bir soru. İslamda reform olmalı mı? Bir takım kuralları çağımıza göre değiştirilmeli veya düzenlenmeli mi? Sizce İslam’da reform olabilir mi?

    Ben buna birçok müslümanın karşı çıkacağını düşünüyorum. İslam’ı çağa değil çağı islama uydurmayı daha uygun görürler. Çünkü islam evrenseldir. Bu yüzden de reform olması gerekmez derler, Allah’ın kanunları üzerinde oynama yapmak, değiştirmek, düzenlemek şirk koşmayla eştir derler.

    Siz ne dersiniz?

    xenix

  8. peygamberlerin yaptığı hareket de bir bakıma reformdur..
    refom,insanın gerçek doğası üzerine inşa etmek gereklidir..

  9. Elbette peygamberlerin yaptığı reformdur. O zaman mevcut dinimizi bırakıp toptan tekrar putperest olalım mı? Bu da bir reform olacaktır. Ya da başka bir dine geçelim. Modern dinlerin sayısı gitgide arttı. Bugünlerde çok popüler dinler, tarikatler var.

    Bakın benim bir yazım var bu konuyla ilgili, seçin birini…
    Modern Cahiliye Dönemi ve Kıyamet Tarikatleri

    xenix

  10. insan aşksız olamaz
    insan bilimsiz olamaz
    insan ekonomisiz olamaz..
    bunların hepsi insanlaşma bütünlüğü içinde olmalıdır…
    putperestlikte güç ilişkilerivardır…

  11. Evet reform,

    Dogmaya karşı yeni dogma…

    Eğer bir tanrı varsa, biliniz ki; yaratılanı her daim sorgulamak, tanrıya karşıt bir girişimdir. İnsan kendi özbenliğiyle yaratılagelmiştir. Varolma yöntemi, ister tanrısal ister bir doğal seçilim sonucu gelişmiş olsun, sonuçta; zamanın her bölümünde kendi seçimleriyle yaşayacak bir varlıktır.

    Dogmaya getirelecek her yenilik, dogmayı getirenin insanbilimi olacaktır. İnsana sürekli bir elbise giydirmeyi istemek sadece ve sadece özgürlüğüne karşı bir yaptırımdır.

    Ali şeriati’nin özlenen insanı kimdir?
    Tanrının istediği mi?
    Buna sadece gülerim. Şeriatinin kötü niyetli olduğunu sanmıyorum. Büyük olasılıkla saf duygularla aslında “safça” dile getiriyor bu isteklerini, yaptığı yanlış tüm bunları din’e ve tanrıya maletmesidir. Utilatirist(yararcı) yaklaşımlar, mutluluğu ele almada bize temeli gösteremez.

    Bana göre Mutluluğun tek dayanağı vardır : SANAT

    Mutlu hafta sonları….

  12. tarihöyuca iki ana ekololagelmiştir…
    1.materyalist-maddeci
    2.ruhçu-idealist
    salt maddeciler ve salt idealistler insanabirgömlek giydirmişlerdir…
    ali şeriatiise canlılıgı kendine BAZ almıştır…
    madde ve ruh canlılıgın içinde ,ortak bbir özden fışkırırlar…gelişirler…
    canlılık birimleri şuurlu veiradeli,sorumluluk sahibidir…
    yeryüzündeki canlılık içinde İNSAN ÖZSEL ÜSTÜNLÜGÜYLEdiger canlılıktan ayrılır…
    insan itiraz edebilen bir varlıktır…
    itiraz sonucu KENDİ ŞARTLARINDA SEÇEBİLİR,OLUŞTURABİLİR..
    ANCAK ahlak vesorumluluk insanıveiradeyi baglar…
    insanherşey olabilir…
    tilkigibikurnaz,eşekgibi-koyungibi-yılan gibi-kurtgibi-
    birdeADEM-ADAM-İNSAN olabilme boyutuvardır..
    sanat buradan bu çelişkiden dogar…
    hangi insan?
    cemaleddinafganinin dediği gibi;peygamber enbüyük sanatkardır….
    Kuran bunungöstergeleriyle doludur….
    Tanrı,kainatı insan üzerine kurmuş veirade-seçimözgürlügü vermiştir….
    insan bilim-aşk üstünlüğüyle kendini var edebilecektir….
    Tanrı doğma değildir…
    bütüncül-saf ancak açılabilen iradi bir varlıktır….
    tüm kosmosu kuşatır….
    ancak insan boyutlarıylabunu tam çözemez,anlar…
    evren karşısındaki-içindeki konumuyla kavrar….
    kendi kimliğini kurabilir…
    tanrı buna kayıtsız kalmaz…
    zira evrende abes bir ŞEY yoktur….

  13. Ali Kaya,

    1- Dogma yumuşak g ile yazılmaz.
    2- “Tanrı doğma değildir…”, Tanrının buyrukları değiştirilemez olduğundan Dogmadır.
    3- İki ana ekol yoktur. Bir çok ekol vardır.
    4- “ANCAK ahlak vesorumluluk insanıveiradeyi baglar…”, Ahlak ve etik konusu filozofların ortak sorunudur. Varılan görüş birliği ise, kesin bir ahlak olmadığıdır. Basitçe sorarım hangi ahlak diye? (Kimine göre mini etek giyen bir kız ahlaksız bana göre ahlaklı olabilir.)
    5- “cemaleddinafganinin dediği gibi;peygamber enbüyük sanatkardır….”, Peygamber sanata karşıdır. Sanatı dogmatik bir noktaya oturtması şimdiki islam aleminin en büyük sorunudur zaten.(İslam alemi insanının, Başarısızlığının, üçkağıtçılığının, aymazlığının, estetik dışı oluşunun, çıkarcı oluşunun nedenleri bunlardır.)
    6- Evrende abes birşey olmaması bazılarının fikirlerinin abes olmayacağı anlamına gelmez.
    7- Madem bilimden bahsediyoruz. O halde bilimsel olalım, yazdığın yazı inan tam bir kaos, fikirler havada uçuşuyor ve bir temele oturmuyor, hele bilimsel bir temele hiç oturmuyor.
    Hele hele, “madde ve ruh canlılıgın içinde ,ortak bbir özden fışkırırlar…gelişirler…canlılık birimleri şuurlu veiradeli,sorumluluk sahibidir…” yazmışsın.
    Ya inan, burayı oldukça garipsedim: dünya tarihinde aksini söyleyen biri mi var. Canlılık diye bi kavram yaratmışsın, ölülük var mı ki? ali şeriatinin bilimi buysa yanmışız demekten öteye gideyemeceğim kusura bakma…

  14. bilim metodu şudur;evren içinde KENDİ BİLİNCİNE EREBİLEN SADECE İNSANDIR…
    insanın en büyük özelliği şuur ve kavramsallaştırmadır…
    ahlak ise,bilinçli insanın ,evren içinde konumuna binaen sorumlu-sakınan-ancak bu korkma-ürkme anlamında değildir…
    çünkü insan her şey olabilir….
    seviyeli-mütevazi-saygılı davranışıdır….
    bu yasaklarla oluşmaz…
    insan olma şuuruyla oluşur…
    minietek veya başörtüsü kültüreldir aynı zamanda…
    ama insan olmak erdemli olmayı gerektirir…
    peygamberi veya insani sanat sorumlu sanattır…
    islam dünyasında pek çok kaliteli insan çıkmıştır….
    kendi bilincine eren insan bir kişilik içinde davranır….
    her an şuur halindedir….
    üst seviyededir…..
    çünkü düşünce;sürekli sorumlu davranışı gerektirir…

  15. şunu ifade edeyim;
    ali şeriati bir özgün yorumcudur,,,
    farabi
    ali
    garaduy
    ihvanısafa
    marks
    weber
    nietzche gibi
    döneminin yoğun izleri vardır…
    çok önemli görüşleri vardır….
    fakat detaylı incelemeleri gerektirir…
    diğer önemli düşünürler gibi….

  16. Evet bazı konularda sorumlu ve erdemli davranmak lazım.
    Özellikle birşeyler karalarken…

  17. problemin bir yönüde şudur;
    1batınıninanç-düşünce-ekonomi-siyaset-bilim evreleri
    2.genelde dogunun ,özelde islam dünyasının evreleri
    her iki cografyadada hedef İDEAL-GERÇEK İNSAN sorunsalıdır….
    varoluşculuk-dmokrasi ve marksizm de yaşanabilir toplumun nesnel şartlarını oluşturmaya çalışırken
    yetkin insan ve insandogası degişik bağlamlarda belirtilmiştir…
    madde-tarihsel süreç -öz etkileşimiyle sonuçlara varmışlardır….
    her iki baglamın verileri göz önüne alınarak bir insan anlayışı geliştirimelidir…
    insan nedir,ne olmalıdır,nasıl olmalıdır diye
    islam dünyasındada, sondönemde Ali şeriati bunu ele almıştır….

  18. azizim….
    problem nedir bir başka yönü?
    asıl olarak,eşitlik-demokrasi-özgürlük-kadın
    kadim kültürlerde geçsede,
    endüstriyalizm yeni bir yapı ve ilişki biçimi ortaya çıkrmıştır…
    MODERNİZM-POST MODERNİZM
    İŞTE BU SÖZDEN ÖTE BİR ÖZÜ GEREKTİRİR…
    İSLAM DÜNYASI bu özü batıdan alırken sorunlar olmaktadır…
    bu durm,efgani-ikbal-abduh-şeriati gibi
    i düşününürlerce sorgulanmış,
    ali şeriati ise,yeni bir uslup ortaya koymuştur…
    bu bir geriye dönüş değildir…
    karşılaştırmalı bir metoddur…
    ali şeriati,batının sömürgeci yönüne karşı çıkarak;
    gerçek-tam insanı söylemhaline getirmiştir…

  19. Sürekli “insanbilim” yazıyorsun.

    her iki cografyadada hedef İDEAL-GERÇEK İNSAN sorunsalıdır….

    İnsan doğası insan doğasıdır. İnsanbilim diye bir şey yoktur. Ayırımın öyle absürd ki, hani hayvanbilim/insanbilim/eşyabilim gibi…Her bilimin hedefi zaten insandır, hele Din’in hedefinden hiç bahsetmeyelim istersen.

    İdeal insan modeli diye bir model var mıdır? Olsa olsa senin idealin vardır ve biz buna felsefe deriz. Konusu insanın sosyal yapısını incelemek olan diğer bilim dalı ise sosyolojidir.

    İnsana bir değer verilecekse bu değer ilkin ekonomik olmalıdır. Bugünlerde, doğusu batısı ayırtetmeksizin, ideal insan cebinde parası olan insandır. İran devriminin manifestocularından ve halkı kışkırtanlardan biri olan şeriatinin ideal insanını iranda görebiliyorsak ne ala…

  20. insan,yeryüzünde diğer canlılıktan;bilim-kültür yapıcı olmasıyla ayrılır…
    doğu ve batıda ortaya çıkan tüm düşünceler din dahilinsanın öz-nesne ve evrenle ilişkisi neticesiyledir…

  21. insan doğası ;devasa bir doğadır…
    insan yeryüzünde öyle kültürler oluşturabilirki….

  22. ekonomik hayat zaruridir…
    ancak,döneminin ekonomik yapısı üzerinde,
    üniverselleşmesi üzerinde ,bilimin yada inancın belirlemesi aşikardır…
    söz gelimi marks,
    bilimsel çözümlemeleriyle;yeni bir tarz ortaya koymuştur…
    isa,incille bir uslup ortaya koymuş
    pavlus başka bir uslup koymuştur…
    ekonomik hayatta düşünceleriyle etkin olmuşlardır…
    yine İNSANIN SEVİYESİ ile ilgili bir durumdur…
    islam dünyasında muaviye nin bir yaptırımı vardır…
    alinin ayrı bir ekol olması vardır…
    ekonomik hayatın düzenleyici bilimi vardır…
    beyin her şeyden öncedir…
    beyni olmayan neden sorumlu olacaktır…

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.