Öğrenme, araştırıp gözlem yaparak hatta deney imleyerek davranışlarımızın izlediği bir değişimdir. Öğrenmenin ilk temeli ailede atılır, daha sonra okul, çevre ve kendi eğilimlerimizle devam eder.
İnsanlar hayatları boyunca bir çok şey öğrenir. Bu bilgiler, bilgi dağarcığında biriktirilir. Kimi zaman kullanılır, kimi zaman unutulur. Bilgiye ulaşma isteği öğrenmenin büyük bir parçasıdır. Öğrenmenin ne yaşı ne de zamanı yoktur, her yaşta her zamanda yanı başımızda durur.
Bazen öğrendiklerimiz yanlış bilgiler de olabilir. Bilginin bulunabilen kaynağını araştırma bu bağlamda bize yol gösterici olabilir. Hatta tartışıp irdelemek, fikirlerine güven duyduğumuz insanların bu konudaki düşüncelerini almak, bakış açısını genişletebilir. Sonuç olarak edindiğimiz bilgileri kendi inandıklarımızla da birleştirip doğruya ulaşılabileceği kanısındayım. Bu arada belgeler doğru öğrenme açısından çok önemlidir. Sonuçta varsayımlar belgelenmediği sürece doğru sayılmaz.
Bu konuda örneklemek istediğim bir iki konu var,
“Bodrum’da pembe boyalı bir apartmanın 4. katında oturuyorum” cümlesinde,
1- Bodrumu hiç görmemiş ve gitmemiş insanlar bu cümleye inanır,
2- Bodrum’a gitmemiş ama çevresinden evleri hakkında bilgi sahibi olan ve resimlerden görüp, yazılardan okuyanlar, ikilemde kalır,
3- Bodrumu gören, tanıyan hiçbir insan bu cümleye inanmaz.
Zira Bodrumun geneli iki katlı, ve beyaz boyalı yapılardan oluşur.
Birkaç gün önce Üstün Dökmen’in “Hyatın Renkleri” isimli bir tiyatro oyununa gittim. Üstün Bey’in akademik bilgilerini ve gözlemlerini de ortaya koyup, toplumun kulaktan dolma bildiği bazı öğrenme şekillerinin yanlışlığını vurgulayan hoş ve eğlenceli bir oyundu.
“Aydan bakıldığında görünen tek yapı nedir” diye bir soruya hemen hemen bütün salon “Çin Seddi” yanıtını verdi. Oysa ki ay ile dünya arası 380 000 (eksi artı) Km. civarında. Bir insanın en uzak görme mesafesi nedir? O zaman aydan çıplak gözle bakıldığında görünen tek yapı Çin Seddi olamaz. Şimdi kalkıp biri de bence olabilir diye bir sanı atabilir elbette ortaya. Neden ? çünkü elde belge yok. Peki ne yapacağız?
Önce araştırıp bu konu hakkında bilgi edinilebilir, aya gidip oradan gözlem yapmış insanların fikrine saygı gösterilebiliriz. Kendimiz aya çıkıp gözlem yapamayacağımıza göre mantığımızı kullanabiliriz. Mantık demişken uzaydan çekilmiş fotoğraflar da Çin Seddi, Eyfel Kulesi, Mısır Piramitleri gibi yapıları görmek mümkün. Bu da, Aydan bakıldığında gözle görünen tek yapının Çin Seddi teorisini bana göre çürütür.
Ne Bodrum evlerinin kaç katlı oluşu, ne de Çin Seddinin Aydan bakıldığında görünüp görünmemesi hayati bir konu değildir. Bunlar sadece örneklemedir. Bilinse de olur bilinmese de. Önemli olan şudur var olan bazı olayları, söylemleri olduğu gibi kabul etmek, ya da reddetmek öğrenme dürtümüzü durdurur. Bu sebepten her duyulanı, her bilineni olduğu gibi kabul etmek ya da sabit bir açıdan bakıp diğer bakış açılarını reddetmek öğrenmenin durduğu noktadır…
Ayşe ÖZEN