- Eşcinseller evlenebilmelidir. Yasalarda gerekli düzeltmeler yapılmalıdır.
- Eşcinsellere bir şey demiyorum ama evlenmeleri taraftarı değilim. Kötü örnek olmasınlar veya özendirmesinler.
- Kesinlikle evlenebilmelerine karşıyım.
- Eşcinselliğe karşıyım. Evlenmesinler de birlikte olmasınlar da.
- Başka bir düşüncem var bu durumla ilgili.
- Hiç bir fikrim yok.
Yazar: karga
Otobüste konuşurken dikkat edin
Metrobüste, Türkiye’deki adalet sistemini eleştiren biri kadın iki gencin konuşmalarına kulak misafiri olan sivil giyimli kadın polis önce erkek olana “beni taciz ettin” şeklinde bir iftira atmış, bu pek tutmayınca ardından “oynaşıyorsunuz” diyerek suçlamış ve olay çıkarmış, ardından yanında bulunan kız kardeşi ve eşi ile birlikte tekme tokat saldırmış.
Gençler epey darp almışlar. Ve polis hakkında davacı olmak istemişler. Otobüste bulunan kamera görüntüleri yok edilmiş, gençleri lehine şahitlik edecek kişiler saatlerce bekletilip ifadeleri alınmadan gönderilmiş. Hakimler deliller toplanmadan savcılığın iddianemesini kabul ediyor ve sonuç olarak dayak yiyen gençlerin 13 aydan 5 yıla kadar hapis cezaları isteniyor.
Evet tüm bunlar mizah olsaydı keşke ama değil. Haberin tamamı
Soykırım Nedir?

Soykırım, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum ya da başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda önemli sayıda ve düzenli biçimde yok edilmeleridir.
Hukuksal tanımı ise “ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: grubun üyelerinin öldürülmesi; grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi; grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması; grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması; [ve] çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi.” şeklindedir.
Şimdi olayı kendimizden (örf, adet, milli duygular, dinimiz vs) bağımsızlaştırarak objektif bir şekilde değerlendirelim ve örnek hayali bir olay üzerinden gidelim.
Bozkurt sülalesinin bir kaç eli silah tutan erkeği tarafından bir banka soygunu gerçekleştirilir ve güvenlik görevlilerini de öldürürler. Elbette kamera kayıtlarından bu soygun yakalanır ve Anadolu’da yaşayan bütün Bozkurt sülalesinin mallarına, topraklarına el konulur. Çoluk, çocuk, yaşlı, kadın dinlemeden bütün Bozkurt sülalesi (yaklaşık olarak 469 kişiler) Irak topraklarına ve meteliksiz bir şekilde sürülürler. Sadece İstanbulda yaşayan 2-3 tane Bozkurt sülale mensubu kalır.
Şimdi bu örnek olayımız soykırım mıdır? Yoksa Bozkurt sülalesi bunu haketmiş midir? Veya Bozkurt sülalesinin ileride yapacakları bir takım başka soygunları engelleme adına atılmış çok yararlı bir adım mıdır? İstanbul’da kalan bir kaç Bozkurt mensubu bunun bir soykırım olmasını engeller mi?
Batının bilimini alalım ama…
Hani bir söz vardır bilirsiniz. “Batının bilimini alalım ama ahlakını almayalım” diye. Ne kadar doğrudur bu söz acaba?
Bilimsel düşünebilmenin veya dogmatik olmamanın altında yatan en büyük etkenlerden birisi ahlaktır. Aslında batının bilimini almaya çalışmak, sadece taklit ve ithal etme özelliklerini geliştirir. Almamız gereken belki de o beğenmediğimiz ahlakıdır. Ahlak yapısı insanın nasıl düşüneceğini de şekillendirir çünkü.
Bu yüzden bu sözü duyduğumuzda veya söylerken bir daha düşünelim derim.
Bana Dokunmayan Yılan

Bilirsiniz, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir atasözü vardır. Bu atasözünün iki yönü vardır. Olumlu anlamda kullanıldığı gibi olumsuz anlamda da kullanılabilir. Aslında işin gerçeği artık olumludan çok olumsuzu kullanılır olmuştur. Ve bu sözü söylediğiniz kişiye sitem, şikayet, aşağılama gibi bir anlam yüklemiş olursunuz.
Fakat atalarımızın aynı fikirde olduğunu sanmıyorum. Onlar bu sözü çıkarırken gerçekten olduğu anlamda çıkarmış olabilirler. Örneğin Arizona’da, kimyasal ilaçların geliştiği bir dönem bir bölgedeki bütün yılanları zehirlemişler. O yılın yazına doğru her yer milyonlarca fare ile dolmuş ve bütün ekine zarar vermişler. Fareler adeta bir nehir gibi akıyormuş.
Size bir zarar vermediği sürece bir yılanı öldürmeniz, o yılanın beslendiği fareleri kurtarmanız demektir. Doğanın dengesine çomak sokmuş ve farkında olmadan aleyhinize bir şeyler yapmışsınızdır.
Ne dersiniz, atalarımız o sözü gerçek, saf, duru anlamıyla söylemiş olabilirler mi?