Üretimin Robotlaşması

Bazen haberlerde veya filmlerde görürüz. Bir fabrikaya alınan robotlar yüzünden insanlar işsiz kalır. Bir robot bazen 15-20 insanın yaptığı işi tek başına yapabilir. Üstelik daha az masrafla ve daha az hata ile.

Durum böyle olunca tarımdan elektroniğe bir çok alanda robotların kullanılması kaçınılmaz olacaktır. Üretimin her alanında robotlar kullanılmaya başlanacak bu daha da yaygınlaşarak hizmet üretimine de girecektir. Eğitimde robotlar zaten kullanılmaya başlandı. Bir kaç on veya yüzyıla kalmadan bütün üretim aşamasını robotlar yapar hale gelecektir.

İnsanlara sadece düşünce, sanat, bilim ve belki tasarım üretimi kalacaktır. Bütün bunlar göz önüne alındığında bu durumdan memnun kalır mısınız? Olumlu ve olumsuz yanları nelerdir sizce?

Üretim robotlaşırsa, üretimler de robotlaşır mı?

Bilişim Zenginleri

Bilgisayar ve bilişim sistemlerinin gelişmesine paralel olarak bu konuda faaliyet gösteren bazı kişilerin çok zengin olduklarını hepimiz biliyoruz. Bunlardan bir kaçı Bill Gates, Steve jobs, Mark Zuckerberg, Ellison.

Bu kişilerin çoğu, bir kaç yıl içinde 100.000 (yüzbin) insanın ömür boyu çalışarak kazanacakları toplam parayı kazanmış durumdalar. Hem de tamamen yasal yollarla. Sizce bu durum bir sorun mudur? Veya olağan bir şey midir? Bu durum hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Kapitalizm ve sosyalizm açısından da değerlendirmek adına güzel örnekler olduğunu düşünüyorum.

Bilim Felsefesi

Bilim felsefesi, bilim kavramının veya bilim dallarının içeriklerini, temellerini, sonuçlarını, uygulamalarını ve bunlarla ilgili yaklaşımları ve yöntemleri felsefî anlamda irdeleyen felsefe dalına verilen isimdir.

Bilimin Özellikleri

  • Bilim olgusaldır. Bilim, olgulara yönlenerek doğrulanabilir olan ifadeleri inceler.
  • Bilim mantıksaldır. Bilimsel ifadeler, mantıksal açıdan doğru çıkarımlar ile ulaşılmış, çelişkisiz ifadeler olmalıdır.
  • Bilim objektiftir. Bilim, öznel ifadeler ile değil nesnel ifadeler ile ilgilenir.
  • Bilim eleştireldir. Bilimdeki mevcut her kuram yeni olgular ışığından çürütülebilir veya değiştirilebilir; her kuramın yerini başka bir kurama bırakabilir.
  • Bilim genelleyicidir. Bilim, tek tek bütün olgular ile ilgili gözlem yapmaz; bunlar ile ilgili genel kurallar ve bağıntılar bulmaya çalışır.
  • Bilim seçicidir. Bilim, her türlü olguyla değil yalnızca ilgi alanına giren ve önemli olgular ile ilgilenir.


Bu özelliklerin dışında bilimin bir takım inançlara dayandığı ifade edilir:

  • Bilim realisttir. Buna göre dış dünya özneden bağımsız ve gerçektir.
  • Bilim rasyonalisttir. Buna göre dünya anlaşılabilir ve akla uygun bir dünyadır. Bu nedenle olguları akıl yolu ile kavramaya elverişli bir düzeni vardır.
  • Bilim nedenselcidir. Buna göre doğadaki her şeyin bir nedeni vardır, doğadaki bütün olgular arasında neden-sonuç ilişkisi bulunur.
  • Bilim nicelcidir. Buna göre var olan her şey ölçülebilirdir.

Bilimsel yöntem ise sistemli gözlem, ölçüm, ve deney, ve formülasyon, test etme, ve hipotezlerin değiştirilmesini içeren yargılama metodudur.

İnsanların bilim ile bilgiyi karıştırdığını düşündüğüm için böyle bir başlık açmaya ve bilimin ne olduğunu tartışmaya yatırıyorum.

Kapitalizm ve Mülkiyetçilik

Doğada insan dahil bir çok canlı mülkiyetçidir. Mülkiyetçilik ise kaçınılmaz bir şekilde kapitalizmi doğurmaktadır. Sorunun temeline inmeyi kimse istemez. Kapitalizmi sorun olarak gören çoğu kişi kendi mülkiyetçiliğini sorun olarak görmez. Sorun olarak görmemesi bir yana, kendini bu konuda haklı bile görür.

Temelinde, doğal olan mülkiyetçilik varken kapitalizmin uzaydan veya dış dünyalardan geldiğini iddia edemeyiz. Doğanın ve insanın içinde olan bir şeye düşman olmak, kendi doğamıza düşman olmak gibidir.

Yapılması gereken; ya düşmanlığımızı bitirmek veya doğamızı köklü bir şekilde değiştirmektedir.

Ockham’ın Usturası

Ockham’ın Usturası teorisi temel olarak “her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır” felsefesi üzerinde şekillenir.

  1. yüzyıl filozofu Ockham’lı William tarafından ortaya atılmıştır. Latince “Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem” olarak ifade edilen ilkeye göre zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir. Bilimsel düşünüşte önemli bir yeri bulunmaktadır.

Başka bir deyişle şöyle özetlenebilir: Bir olayı, fenomeni açıklamak için kullanılacak olan iki açıklamadan daha basit olanı yani daha az varsayımda bulunanı tercih edilmelidir. Söz gelimi dünyanın uzaydaki hareketini açıklamak için daha önce geliştirilmiş olan genel cisim hareket yasalarını kullanmak bu duruma özgü yepyeni varsayımlar geliştirmeye kıyasla daha makbuldür.

Bilim ile sahte bilimi ayıran en önemli unsurlardan biridir. Sahte bilim olayları açıklamak için daha karmaşık olgular üretirken bilim daha sade açıklamalar üretir. Sitemize sıkça uğrayan “sözde bilimsel” yazılar makaleler ekleyen bir çok kişinin açıklamalarına bakarsanız, problemin kendisinden daha karmaşık olduğunu görürsünüz.