Büyük Şehrin Paradoksu

Büyük şehirlerde iş olanakları arttıkça, göç alıyorlar. Göç aldıkça daha çok insan, daha çok hizmet ihtiyacı, daha çok ev, daha çok iş yeri ve daha çok göç.

Elbette daha çok göç aldıkça daha çok işsiz insan, daha hızlı yozlaşma, daha çok hırsızlık ve yavaş işleyen sosyal adalet sistemleri.

Kendi kendinin üstüne çöken büyük şehirler.

Domuz Eti Zararlı mı?

İnternette Türkçe sitelerde bir araştırma yaptığınızda hemen hemen hepsinde aynı şeylerin yazdığını görürsünüz. Domuz eti zararlıdır çünkü yağlıdır, kendi pisliğini yer, içinde şu şu parazit vardır çiğ yenirse şu şu hastalıklara yol açar, çok yenirse kolesterol yapar falan filan.

Oysa sayılan zararların çoğu dini dogmalardan etkilenen insanların yaptığı taraflı yorumlardır. Domuz eti yemek veya yememek kişiye kalmış bir tercihtir bu ayrı bir konu. İnsan dilerse vejeteryan da olabilir.

Ama domuz etinde olmayıp sığırda veya koyunda olan parazitler de var. Çiğ yerseniz aynı şekilde hastalanabilirsiniz. Veya koyunda yağlıdır, aynı zararları o da taşır. Çok kırmızı et tüketirseniz kolesterol için bunun kırmızı olması gerekmez.

Bütün bunlar bir yana milyarlarca avrupa ve amerika ülkesinde yaşayan insanlar üretimi kolay, hızlı büyüyen, et olarak ucuz temin edilen bu protein kaynağını tükettiği halde sağlık ve yaş ortalamaları domuz eti yemeyen ülkelerin kat kat üstünde.

Gerçekten bu konuda dini dogmalarınızı bir kenara bırakarak düşündünüz mü?

Enerji Evreni

Son tartıştığımız teknoloji ve ahlak konusundan esinlenerek bu konudaki fikirlerimi daha derli toplu yazma gereği hissettim.

Aslında tüm evren enerji ve enerjinin kullanımı üzerine kuruludur. Enerjinin verimli kullanılması veya enerji kazanmak üzerine olan bu savaş canlı-cansız her şeyin temel davranışlarını belirler.

Teknolojinin en büyük yararı aslında rutin şeyler için insana az enerji harcatmasıdır. 3-4 günde gittiğiniz yolları bir kaç saate indirmiştir. Saatlerce uğraştığınız bir şeyi dakikalara indirmiştir. Dolayısı ile size zaman ve enerji kazandırmıştır. Bu zaman ve enerjiyi düşünerek veya sanatla doldurabilirsiniz.

Eski çağlara baktığımızda gördüğümüz budur aslında. Filozofların zamanı olan kişilerden olması, sanatçıların da yine maddi sorunlar yaşamayan insanlar arasında daha verimli olduğu tamamen enerjisini kullanmakla ilgilidir.

Gelelim ahlak, vicdan veya sosyal boyuttaki enerji meselesine. Çoğumuz içimizden gerçekten yapmak istediği şeyi yapamaz. Bunun tek sebebi ahlak vicdan vs değildir. Yaptığı şeyin bedelini öderken harcayacağı enerjidir. Birilerini ikna etmeye uğraşması veya kaybedeceği zamanın etkisidir.

Kısacacı evrendeki her şey enerji üzerine kuruludur. Temelinde bu vardır.

Yan Masadan

Dün bir yerde otururken yan masadan bazı konuşmalar şahit oldum. Kızın birisi sanırım bir akrabasını anlatıyor. Diyor ki;

“”Ne msn ne twitter kullanıyor, facebook hesabı bile yok ama Boğaziçi bilgisayarı kazandı. Bilgisayardan bu kadar uzak asosyal birisi bilgisayar mühendisliğini neden ister? Elbette para için.

Ayrıca günde 10 saat ders çalışıyordu. 130. oldu abii. Ben de günde 10 saat ders çalışsam ben de dereceye girerdim.””

Elbette bununla sınırlı değil söyledikleri. Söylediklerinde eleştirilecek çok şey var fakat bunu başlıkta değil de yorumlarda yapmak istiyorum. Sizin de yan masalardan duyduğunuz size ilginç gelen şeyleri yazsanıza.

Seviyorum yan masaları dinlemeyi…