Eşcinsellerden tepki var

Eşcinsellikle dalga geçilmesine kıl kapanlardanım. Eşcinsel taklitlerinin sığlığı beni hiç güldürmüyor. Geçenlerde bir grup arkadaş, bir bara gitmişler. Orada gey ve lezbiyen çiftler görmüşler. Arkadaş olayı şu cümleyle ifade ediyor; “Arkamı döndüm ne göreyim, erkek erkeği öpüyor. Resmen yiyişiyorlardı (eliyle ağzını kapatarak gülüyor). Nasıl güldük, nasıl? Erkek arkadaşımı nasıl kesiyorlardı biliyor musun? Hatta erkek arkadaşım dedi ki, ‘İlk defa rahat ettim, sana asılan yok’.. (gülmeler)”

Anlamıyorum, aynı cins insanların öpüşmesinde komik olan nedir? Tuhaf geldi dersin de gülünecek ne var, anlamış değilim. Ayrıca eşcinsel diye yanındaki kıza, erkeğe iş olacak değil ya. Heteroseksüel birlikteliklerde de aldatma, asılma olayları yok mu? Sarkmalar, yavşamalar? Özetle gülünecek bir şey yok. Herkes aynaya baksın. (:)

“”Eşcinseller Küçük Düşürülüyor”

11833 ‘Bilinmeyen Numaralar’ rehberlik servisinin son reklamına eşcinsellerden tepki yağıyor. Kaos Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos GL) “Tek tip bir eşcinsellik yoktur ve tek tip bir eşcinsel imajının davranışı da yoktur. Fakat, 11833 bilinmeyen numaralar servisi reklamı eşcilselliği karikatürize ederek sunmaktadır” dedi.
Reklama tepki gösteren, Kaos Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos GL), reklamın eşcinselliği tektipleştirerek ‘kötü bir espiri’ yaptıklarını kaydederek reklama tepkilerini şöyle dile getirdiler:
“Türk Medyasında, tv’sinde ve sinema sektöründe erkek eşcinselliği her zaman karikatürize edilerek sunulmaktadır. Bu da eşcinselliğe ilişkin sterotipleri beslemektedir. Bizler sürekli olarak tek tip bir eşcinsel olmadığının ve tek tip bir eşcinsel imajının da davranışında olmayacağını söylüyoruz. 118 33 reklamı bu imajı besleyen bir durum. Bu reklamıyla 11833’ün reklamcıları ne kadar yaratıcılıktan yoksun olduklarını ve müşteri hedef kitlesi olarak da bu kadar ‘kötü bir espriye’ gülecek kişileri tercih ettiklerini bize söylüyor.”
Şikayetlerde öne çıkanlar ise şöyle: “Bilinmeyen numaralar servislerinin reklam filminde yer alan ve karikatür bir eşcinsel imajı ile ekranlarda olan kişinin eşcinselliği ve eşcinselleri doğru şekilde anlatmadığını görüyoruz. Eşcinsellik hala bir eğlence biçimi ve eğlence unsurunun bir parçası olarak görülüyor.Eşcinsellik, karikatüristik bir algı olarak sunulmamalı ve toplum içinde yaygın olan bu yanlış algının giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmalı.Toplumda eş cinselleri dışlanırken, iş ilgi çekmeye çalışmaya gelince nedense eş cinseller hep kullanılmaya çalışılıyor.””

Yaşasın basın özgürlüğü (!)

Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci yazar Nedim Şener, evinde yapılan aramanın ardından gözaltına alındı. Şener emniyete girişinde, “Türkiye’de Amerika’dan daha özgür bir basın var. İçişleri Bakanına selam olsun” dedi. Gazeteci Ahmet Şık da gözaltına alınırken tepkisini ”Dokunan yanar” diyerek gösterebildi.

Ne diyelim bizden de bakana selamlar!

SSÇ Samast!

Gazeteci Hrant Dink, 4 yıl önce o zaman 17 yaşında olan Ogün Samast tarafından ensesinden kurşunlanarak öldürüldü. Duruşmada özellikle ensesinden vurması için talimat aldığını anlatıyordu:

“Arkasındaydım. Ama çaprazında kalmıştım. Ensesinden nişan aldım. 2 ya da 3 el, tam hatırlamıyorum, ateş ettim.”
Samast bugün 21 yaşında. Cezaevindeyken de evlendi.7 ay önce yürürlüğe giren “Taş Atan Çocuklar Yasası” diye bilinen yeni Terörle Mücadele Yasası kapsamında çocuk mahkemelerinde yargılanmaya başladı. Yasaya göre sanık ya da şüpheli değil, o bir SSÇ yani, “Suça Sürüklenen Çocuk”tu.

SSÇ Samast, soruların çoğunu ya “bilmiyorum”, ya da “hatırlamıyorum” diye cevapladı. Aradan 4 yıl geçtiği için olayı hatırlamadığını eski ifadelerini tekrarladığını söyledi. Hakimlerin, avukatların sorularına zaman zaman sinirli, aksi cevaplar verdi. Ama cevaplar değişmedi; “hatırlamıyorum, bilmiyorum”.

Gülüyor, çişe çıkmak istiyor, “Bunları zaten söylemiştim. Niye aynı soruları soruyorsunuz?” diye avukatlara fırça atıyordu. Hali, tavrı en ufak bir pişmanlık taşımıyordu. O sadece yapmıştı işte. Talimatı yerine getirmişti. Hakim sordu; “Ogün bu cinayeti neden işledin?”

Ogün cevapladı: “Bilmiyorum”.

Dink ailesini avukatları temsil etti. Aile bugün duruşmaya gelmedi. Bence iyiki gelmediler. Hrantlarını öldüren ve niye öldürdüğünü bilmeyen bir katilin, bir çocuk olduğu için haklarının geniş güvenlik önlemleri ve yasalarla ihtimam edilmesine seyirci kalacaklardı. Ne yapsınlar?

Ya siz, benzer durumda siz olsaydınız ne yapardınız?

Kilisede sıcak bir anma

Bugün Baltalimanı’ndaydım. Boyacıköy Ermeni Kilisesi’nde anlamlı bir ayin vardı. Türk Sanat Müziği’ne gönül vermiş Ermeni bestekarlar için dua okunuyordu. “Kimseye etmem şikayet”, “Sakın geç kalma erken gel” gibi çok bilindik şarkıların bestecileri Ermeniymiş. Ve daha niceleri varmış.

İçeri girdim, kutsal mekanların uhreviliğinden öte bir sıcaklık duydum. Ermeni vatandaşlar, ellerini açmış dualar okuyordu. İnsanlar, diller, inanışlar farklı da olsa dualar, istekler, niyetler hep aynı işte.

Tütsüler gezdirildi. Ayinler Sahakyan Korosu eşliğinde okundu. Bir müzik ziyafeti gibiydi. Dualı ekmekler yendi. Daha sonra kahvaltı verildi.

Ayin sonrası kekli, börekli nefis kahvaltıda İsa’nın son yemeğindeki gibi uzunca bir masaya patrik vekili oturdu. Bizler de etrafındaki uzun masalara sıralandık. O sırada korodan bazı kişiler, Ermenice ve Türkçe şarkıları okudular. Onlara şarkıları bilenler de eşlik etti. Neşeli kahkahalarla dolu bir anma oldu.

İstanbul’u bir kez daha niye sevdiğimi anladım. Farklılıkları, çeşitliliği, zenginliği İstanbul’u benim için çoktan kutsal kılmıştı.

Kadın yöneticiler

Kadın yöneticiler, klasik tabiriyle çalışması zor insanlardır. Bir kadın olarak kadın yöneticilerle hep sorun yaşadım. Gözlemlediğim kadarıyla kadınlar da kadınlarla, erkekler de kadınlarla çalışmayı sevmiyorlar. Belki bu bende artık bir önyargıya dönüştü ancak üstüm kadın olduğunda ve elbet bir talebim varsa ayaklarım kendiliğinden geri gitmeye başlıyor. Meslektaşlarımla bu konuyu konuştuğumda hemen hepsi “yakınlık kur, yalakalık yap” tarzında önerilerde bulunuyor. Yöneticim kadın olmasa da tampon görevinde bulunan müdüre yakın olan aracı konumundaki bir kadın yöneticisi olan bendenize önerileriniz nelerdir? Taktiklerinizi, önerilerinizi; olmadı çözüme kavuşmuş hikayelerinizi bekliyorum.