Etik Kurul Adayları (Mayıs) isimli başlığa sadece aday olanlar yazıyor. Yazan herkes aday olmuş kabul ediliyor.
Bu durumda lehte yahut aleyhte propaganda yapılabilecek bir başlığa ihtiyaç var diye düşünüp bu başlığı açmaya karar verdim.
Zira, gelişmeleri yakından takip etmemiş olan halkın bilgilendirilmesine ihtiyaç var.
Yazar: SokaktakiAdam
Klavye kırdırıcıları!
Yeni gelen istihbaratlara göre, Çin’deki fason klavye mause üretim sektöründe kriz başlamış. Sektördeki daralmanın üstesinden gelmek için üreticiler çok ilginç ve sinsi bir planı tüm dünyada devreye sokmuşlar. Binlerce sanal klavye kırdırıcısını işe almışlar. Malum, üzerine bir sıvı dökmedikçe Çin malı da olsa bu klavyeler uzun süre dayanıyor. Rekabet etmek için planlı eskitmeyi de alenen kullanamıyorlar. Daha adisini üretemediklerinden bu çözümü bulmuşlar.
Plan nasıl işliyor?
Piyasaya saldıkları klavye kırdırıcılarının insanlara sanal forum ortamlarında sataşarak onları çileden çıkarması sonucu sinirden kuduran kullanıcıların ilk saldırdıkları cismin klavye olduğunu tespit etmişler. Klavye kırdırıcısı sataşıp tahrik eder. Baktı ki kurban çok soğuk kanlı. Sataşmaya hakaretleri de ekler. Bunu sürekli yapması halinde eninde sonunda kurbanının sinirlenip klavyeyi kıracağını ümit eder.
Çünkü kırdırdığı klavye başına prim alıyor. Gelen sinirli tepkileri copy paste ederek aylık raporuna ekliyor. Raporu mail atmasını takiben üç iş günü içerisinde sonuçlar değerlendiriliyor ve gelen tepkilere göre klavyenin %100 kırdırılmış olduğu sonucuna varılan sataşmalara prim veriliyor. Dünya genelinde aylık en çok klavyeyi kırdıran kırdırıcıları dünya turuna yollayarak ödüllendiriyorlar. Böylelikle hangi ülke insanının ne tür sataşmalara ne tür tepkiler verdiklerini de birinci elden öğrenmiş oluyorlar.
Habere öncelikle inanasım gelmedi, ama bizim forumda da bir kaç klavye kırdırıcısının olduğuna dair şüphelerim artınca inandım.
Biri diyor ki sen bana kıl oldun da klavyeyi parçaladın ama hala pişkin pişkin sırıtıyorsun. Ver şu tepkiyi de primimizi alalım bari.
Öteki klavyeyi kırdıramadığı kurbanlarına diyor ki; size onca eziyet ettim hala gülüyorsunuz. Klavyeyi kırmışsınız hala numara yapıyorsunuz. Verin şu tepkileri de raporuma ekleyeyim. Sizin yüzünüzden primler gidiyor. Emeğe saygı.
Tabi ya, enerjiyi em em bir yere kadar. Zaten çoğu havaya gidiyor, bir işe yaramıyor. Bari ekonomik bir karşılığı olsun ki değsin bunca tiranlığa.
Yazık, valla katkı olsun diye önümdeki klavyeyi parçalayasım geldi. O da emek harcıyor tabi ki. Öyle yapıcam da klavye su geçirmez ve 5 yıl garantili. Çok fazla sinirlenmem lazım. Hem Çin malı da değil zaten. İşlerine yaramayacak. E haksız kazanca da karşıyım. Yalandan klavye kırmış efekti versem Çinli abilere ayıp olacak. Siz bari bi el atın da şu gariban klavye kırdırıcılarına ekmek çıksın a dostlar….
Vejetaryenlik

Bu konuyu açıp açmamakta kararsızdım. Bir arkadaşım açmama yönelik öneride bulunmuştu. Forumu biraz araştırınca bu konuyla alakalı pek bir şey olmadığını gördüm.
Konuyla alakalı internette fazlasıyla kaynak var. Ne olup olmadığıyla ilgili aşağı yukarı herkesin bir fikri vardır. Merak edip detaylı incelemek isteyenler için bir iki link versem daha iyi. Şu güne kadar konuyla alakalı vikipedia bilgilerini hiç kontrol etmemiştim. Başlığı açmadan önce bir bakayım dedim. Bence kısa, öz ve gayet doyurucu görünüyor.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Vejetaryen
Daha fazla detay ve vejetaryen hikayeleri için http://www.vejetaryenkulubu.com/ adresini önerebilirim.
Sosyal susucu olmama rağmen forumda böyle önemli bir konunun konuşulmasını gerekli görüyorum. İster etik yaklaşımla, ister sağlıklı beslenme yaklaşımıyla tercih ediliyor olsun, sonuçlarına bakıldığında gayet faydalı bir tercih. Şu ana kadar kendi kişisel deneyimlerimin ışığında, tercih edilmeme nedeninin %50 civarında damak tadı, %30 dini inançlar, %10 etik değer olarak görüp uzak durma, %10 da kendini kısıtlamama eğilimlerinden kaynaklandığını gördüm. Tabi ki bu sebepler iç içe geçmiş durumda.
Çok yaygın olarak bilinen bir kaç efsaneye değinmek istiyorum. Viki çok kısa ve öz anlatmış. Çok beğendim. Diğer kaynaklar lafı çok gevelediğinden ben bile ikna olmakta zorlanıyordum.
B12 vitamini alamazsın efsanesi!
“B12 Vitamini Bitkilerde kayda değer oranda B12 vitaminine raslanmaz. Ancak, lacto-ovo vejetaryenler süt ürünleri ve yumurtadan B12 elde edebilir, veganlar ise bu vitamini zenginleştirilmiş besinlerden veya tabletlerden alabilir. İnsan bedeni B12 depolayıp bozmadan tekrar kullandığından, klinik olarak B12 eksikliğinin kanıtlanması zordur. Beden bu vitamini 30 yıla kadar saklayabilir.
” (ben 5 yıl diye biliyordum)
Balık kaynaklı Omega3 alman lazım efsanesi!
“Bitkisel bazlı Omega 3 yağ asit kaynakları arasında soya, ceviz, kabak çakirdeği, kanola yağı, kiwi meyvesi ve kenevir tohumu, keten tohumu ve semizotu sayılabilir. Semizotu sebzeler arasında bilinen en yüksek Omega 3 ihtivasına sahiptir.”
Yeterli demir alamazsın efsanesi!
“Vejeteryan beslenme genel olarak , vejeteryan olmayan beslemeyle aynı oranda demir içerir; ancak bitkilerden demir emilimi kimi zaman ete göre daha düşük olabilir. Demir açısından zengin vejeteryan besinler, barbunya, börülce, kaju, keten tohumu, mercimek, yulaf ezmesi, kuru üzüm, soya, mısır gevreği, ay çekideği, nohut, domates suyu, tempeh, pekmez, kekik, ve kepek ekmeği olarak sayılabilir.”
Bitkisel protein yetmez efsanesi!
“Vejeteryan diyetlerde protein alımı, etli diyetlere göre küçük bir miktar düşüktür; buna rağmen sporcular ve vücut geliştiriciler dahil her tür insanın günlük gereksinimini karşılıyacak düzeydedir.”
Bu konuda çok fazla şehir efsanesi var. İnsanlar bu efsanelere inanmakta hiç güçlük çekmiyorlar. Çünkü çoğunlukla inanmak istedikleri şey bu oluyor. Bir de tanrı hayvanları bizim hizmetimizde bulunsunlar diye yaratmış. O halde yememek olmaz efsanesi var.
Bu konuda Quan Yin metodu kullannan ruhsal gelişim öğrencilerinin daha farklı bir teorileri var. Tanrı hayvanları onlarla arkadaş olmamız için yaratmıştır. Bence tanrı yememizi şart koşmadığı gibi yemediğimiz için de bize kızmayacak. 🙂
Etik karşıtlarının bitkiler de canlı değil mi itirazı da var. Yaşam yemeden beslenmek mümkün olsaydı keşke. Dikey bir enerji çekimi mümkün olsaydı da hiç uğraşmasaydık. Örn güneş enerjisiyle çalışıyor olabilseydik çok iyi olurdu. Sabah kullanıp şarj olur, gece de kullanmaya devam ederdik. Sonuçta vejetaryenler sadece yeşil sebzelerin canna kıymış oluyor. Marul, turp vs gibilerini bütün olarak yiyor. Geri kalanları fasülye, mercimek gibi kuru bitki tohumu, kuruyemiş ve meyveler gibi bitkinin kendisi değil de zaten kuruyup düşecek olan parçaları. Hareket halinde görüp öldürülen hayvanlardan çok daha kabul edilebilir bir katliam.
Konuya etik bakmayanlar için zaten hiç bir problem yok. Son derece sağlıklı bir beslenme tercihini yapmış oluyorlar.
Neyse, bu tür bir beslenmeyi tercih etmiş olanlara hayırlı olsun, tercih etmeyenlere de keyfiniz bilir diyorum. Benden bu kadar. 🙂
Gamaro – Toruk Makto Tartışması
Düello başlığı kapandığından, kadın kılığında ortalıkta gezip insanları enayi yerine koyan, bezdirmek için elinden geleni yapan bu adamın yapacağı bütün sataşmalara bu başlıktan cevap vereceğim.
gamaro tarafından Salı, 17/04/2012 – 16:32 tarihinde gönderildi.
“Demek anlamadın ha?
Sinsi mesaj uzmanı sinsologa bak hele:)
Ben size biraz içerden haber vereyim en iyisi.
Bu amanin darpe yapcekler, amanin bu resmen ihtilal zart zurtuyla kendinden geçmiş etik kurulun (Toruk ahdetmiş üstelik, bundan sonra neyi görse yazacakmış:) dün akşamki gündemi az çok şöyleydi;
-O başlığı kitleyelim..
-Buraya kimse yazamasın..
-Silelim..
-Vatandaş hizmet bekler..
Ha bi de şey;
-Kaşar dedi!!
Hadi leyyyn:))”
Toruk Makto tarafından Salı, 17/04/2012 – 16:47 tarihinde gönderildi.
“Kararı yayınladık zaten. Neyin peşindesin? Geri kalanları için git oy kullan. Kaşarın hesabını ver. Onları da yayınlayalım. Kurul haini. :P”
gamaro tarafından Salı, 17/04/2012 – 17:01 tarihinde gönderildi.
“Senin yolladığın hesabın gitoyuna sokayım diyeceğim de…
Diyecek ki gene anlamadım:)”
Toruk Makto tarafından Salı, 17/04/2012 – 17:17 tarihinde gönderildi.
“Evet anlamadım. Düelloya gel. Oradan yaz açıklamasını. Sokayım mokayım diye de konuşma. Terbiyeli ol biraz. Çok gelişmiş velet. :)”
gamaro tarafından Salı, 17/04/2012 – 18:06 tarihinde gönderildi.
“Bak yine anlamamış:)
Yedi düvel gördü, ama sen hala..
Gitoy derken düşüncektin canım, yok öyle yağma.
Ya da git etik salonuna tıkırda, gamaro savunma versin vesaire:)
Neyse..
Demek anlamadın…
Yani diyosun ki, ben şu yukardaki mesajda ( sen o kadar mübaşirlik diye başlayan..) konunun ne olduğundan zerre bişey anlamadım..
Diyosun..
Veyahut;
Abi yok öyle bişey valla, ben apla yolu sorunca insaniyet namına…
Gibi filan..
(Sinsologa bakar mısın:)
Sonra?
Düello..
Git kendine sık.
Abalı bilge ulu ve hayali zannı:)”
Toruk Makto tarafından Salı, 17/04/2012 – 18:14 tarihinde gönderildi.
“Anlayan biri varsa anlatsın. Ben gavurca, pardon Gamaro’ca bilmiyorum. Burada artık şikayet ve karar harici yorum olmayacak. Nasıl olsa silinecek diye küfür de edersin sen şimdi. Sataşmaya, çamura devam edeceksen düello başlığına gel diyorum. Yok ben enerjimi yararlı yerde kullanacağım diyorsan, git görevini yap. Etik Kurul başlığında savunmanı ver. Şu an iki şikayetin karar bağlanması senin savunmanı bekliyor. Diğerleri de oyunu. İşini yapmayacaksan bırak yapacak birisi gelsin. Yok ben işimi de yapmam, savunmamı da yapmam, burada tribüne oynayıp lafı gevelerim diyorsan onu da tavsiye etmem. Ben de sıkıldım, tribünler de sıkıldı. Buraya seni avutmaya gelmiyoruz. Canım… :)”
gamaro tarafından Salı, 17/04/2012 – 20:48 tarihinde gönderildi.
“Havanı sevsinler etik kurul şeyi:)
Evet ben bazen küfür ederim.
Bir insanı bir ceylanın peşine silahlı külahlı düşüren şey nedir de derim, ya da videodaki gibi aslan avcıları gördüğüm zaman orospu çocuğu.. O da yetmez, bir genelev kadının söz ustalığında berraklaşmış haliyle yenilerim.
Eee, sen ne yaparsın mübarek?
Am sik denmez ama görelim tabi, bakalım hele seksi misin değil misin bilimsel araştırması..
Hafıza-i abaz, allzheimerlı sikayracı.
Bunu diyen ebem miydi de hatırlamadın?
Şimdi de gelmiş, aynı vıcık sürtünme kıymığıyla yumuş buyuruyor etik şeyi başı:)
Git görevini yapmış.. Savunmaymış, breh breh breh…
Görevini tavsiye etmediğimin adamcığı:))”
gamaro tarafından Salı, 17/04/2012 – 22:55 tarihinde gönderildi.
“Enteresan bi durum tabi..
Hani insan kendi arabasıyla kendini atlatmak için önce geride kalır da sonra yine kendi arabasıyla atlatır ya kendini..
Öyle işte:)
Beraberinde dikiz aynasına bakıp konuşuyor mudur bilmem..
Hey dostum, atlat filan..
🙂
Ayrıca bu başlık altında iyi kötü falan fişman yazı olmiycekmiş bundan sonra tamam mı?
Etik kurul rahatsız oluyomuş şekiletik gereği:)”
Toruk Makto tarafından Salı, 17/04/2012 – 23:55 tarihinde gönderildi.
“Düello başlığına gel. Oradan devam edelim kuyruk acını sarmaya.”
gamaro tarafından Çar, 18/04/2012 – 02:42 tarihinde gönderildi.
“Hahahhaha:)
Bu da hep vardır ha.. Şaşmaz yani, ille diycek orda bi kuyruk acısı.
He canım he, vıcığım pşikostimülanım, ol deyince olanım:)
Tanrı sırnabaşları sevmeseydi, analarıyla hamama giden oğlanlar hiç büyümezdi.
Düellon kendinle dedim ya.
Meydan oku, sana diyorum de, işini bitirmeden bırakma sakın:)”
Toruk Makto tarafından Salı, 17/04/2012 – 23:26 tarihinde gönderildi.
“Aha, şimdi anladım kaşıntının nedenini.
“Am sik denmez ama görelim tabi, bakalım hele seksi misin değil misin bilimsel araştırması..”
Evet evet, olsa olsa bu olabilir. Neymiş mevzu? Tanrı Gamaro Nibelucuğuna git durum güncellemesine ben seksiyim yaz diyor. O da gidip yazıyor. Toruk makto da sohbet penceresinden diyor ki; Önce bir görmemiz lazım. Bakalım gerçekten seksimisin türünde bir şey diyor. Tanrısı buna çok hiddetleniyor. Benim kuluma nasıl böyle bir şey der! “Kulum seksiyim dediyse seksidir. O densiz Toruk Makto’ya ben haddini bildireceğim. Ondan sonra takılıyor peşine Toruk Makto’nun. Alakalı alakasız her başlıkta sataşıyor. Ne dediği belli olmayan cümlelerle. Öyle bir hale geliyor ki sataşmaların ardı arkası gelmiyor. Toruk Makto neden yaptığını anlamıyor ama çok da önemsemiyor. Sonra Tanrı Gamaro, bakıyor ki olacak gibi değil. Bu Toruk ne yaptıysam zıvanadan çıkmadı. Ağzınıi efendiliğini bozmadı. Ben de bunun muhatap olduğu, ona bazı başlıklarda destek verir türde yorum yazan kadınlara diyeyim ki “kaşar düşer, o tutar” Böylelikle Toruk zıvanadan çıkar ve kendini bozar. Toruk ne yapıyor? Kendisini bozmak yerine gidiyor bu hakareti şikayet ediyor. Tanrı Gamaro’dan hesap soruyor. Nedir mevzu? Bir açıkla bakalım dediklerini diyor. Tanrı Gamaro açıklamadığı gibi hala lafı eveleyip geveleyip duruyor. Sonra yazdıklarının bir yerindeki ifadelerden Toruk meseleyi uyanıyor. Vaaay beee. Ulan ne kuyruk acısıymış bu. Ne de çok koymuş o laf koca Tanrıya. Felsefe tarihini, fiziği, kimyayı, tıbbı, gerekli gereksiz envai çeşit bilgiyi su gibi bilen böyle üstün bir Tanrının buna alınıp kızıp peşinden bunca rezaleti yapacağı kimin aklına gelir? Neymiş efendim, görelim bakalım gerçekten seksi misin demişiz. Sen durum güncellemesine ben böyleyim dersen birisi de çıkar acaba gerçekten öyle misin diye sorar. Ne var bunda? Sarkıntılık mı etmişiz? Özel mesaj mı atmışız Nibucuğuna? Hakaret mi etmişiz? Senin gibi kaşar mı demişiz? Vay be, yılların efsane Gamaro’suna bak. Dalga geçtiğin, taşak muhabbeti yaptığın dinciler bile senin yaptığını yapmaz. Bir daha bana çağdaşlıktan, felsefeden, kıldan yünden bahsedersen diyeceğim tek şey var. “Külahıma anlat”…”
gamaro tarafından Çar, 18/04/2012 – 02:31 tarihinde gönderildi.
“Senin için tez yazmayacağım canım, sikayracı dedim geçtim.
Ama “Tanrı Gamaro Nibelucuğuna git durum güncellemesine ben seksiyim yaz diyor. O da gidip yazıyor…” diye başlamışsın ya..
Bak sen..
Şimdi de aslan avcılığı ha? (değilse ispatla)
Sonra? (aniden hatırladığı kadarıyla)
Ya işte apla öyle deyince ben de dedim ki buyrun o zaman siz gösterin ben bilmiyorsam ama ne var ki bunda abi yanlış anladı haset yaptı filan..
Hadi len:))
Mitolojik anlatımlar, hiddetlenen tanrılar, efsanevi bilgi hatırlatmaları ve Toruk, bicik bucuk, ha bi de kuyruk:)
A kind of public speaking related by the basic principles of an Horny..
Siftahmış..
Senin siftahın önünde, git onunla oyna.
Düellon müello diye zırlayıp durma.”
Toruk Makto tarafından Çar, 18/04/2012 – 12:41 tarihinde gönderildi.
“Şimdi, biz düellomuza devam edelim.
“Mitolojik anlatımlar, hiddetlenen tanrılar, efsanevi bilgi hatırlatmaları ve Toruk, bicik bucuk, ha bi de kuyruk:)”
Ne oldu beğenmedin mi? Bak işte sonunda özendiğim makamdasın. O devasa, yerlere göklere sığdıramayıp sonsuza sığdırmaya kalktığın egonu Tanrılık makamına yükseltmiş oluyorum. Egosal tatmin tanrısı, sanal vandal Gamaro.
Kişisel evrimini tamamlaman için sana meze olmaya hayır diyorum. Çünkü senin evrimin çok uzun sürecek gibi görünüyor. O kadar sabrım yok. Daha arkadaşına söylenmiş bir sözü taşıyamayıp başkalarının arkadaşlarına kaşar diyen, elindeki entellektüel birikimi kendine tatbik etmekten aciz olan, az gelişmiş kişiliğini geliştirmek yerine egonu besleyen zekana yatırım yapan sen, pek ümit vermiyorsun. Sen bu kafayla yolda giderken yanındaki kız arkadaşına bakanlara da gider yaparsın. Olmadı çeker vurursun. Bu kafa öyle bir kafa. Sözde demek istiyorsun ki; bu Toruk öyle biridir ki ancak kaşarlar yanına yanaşır. Bana merhaba diyen kadını kaşar sınıfına koyacak kadar hırsdan gözü dönmüş bir adamın yapabileceklerinin sınırı yok diye düşünüyorum. Ne oldu? eline ne geçti? Beni yaralayabildin mi? İntikamını alabildin mi? Beceremedin, eline yüzüne bulaştırdın. Elinde kocaman bir sıfır olduğu gibi, kocaman bir de eksi var. Neye rağmen? Neyin uğruna? Dön bir bak ve değerlendir. Belki umutsuz olduğum evrimine bir faydası dokunur.”
gamaro tarafından Çar, 18/04/2012 – 14:32 tarihinde gönderildi.
“Kaşar kaşardır, kelime anlamı neyse odur, peynirdir, tıpkı masaldaki gibi karganın ağzında durur.
Benim anlatımımda bunların hiçbiri, ne kaşar ne karga, herhangi bir “kişi” veya “hal” değildir, bizzat ve birebir olduğu şeydir.
Ama “O” odur, kiminle taşak geçtiğim bellidir, karganın ağzından düşen kaşarla bile cıvır, alttaki replikler de onundur.
Abaza farkındalığını sevsinler..
Mesajlarımın (bu da dahil) Mor’la hiçbir alakası yoktur, kendisine de iletmiştim aynısını.
Diğer görüşleri için kendi takdiridir diyorum.”
Toruk Makto tarafından Çar, 18/04/2012 – 14:55 tarihinde gönderildi.
“Görelim dediysek soyun demedik. Megan Fox Türkiye’ye gelip reklam çekimlerine katıldı. Reklamları şu an televizyonlarda yayınlanıyor. Son derece seksi bir kadın ve ekrana çıkıp gülümsemesi yetiyor. Soyunmasına gerek yok. Soyun desem şimdiye ölmüştüm muhtemelen.
Sonunda doğru düzgün bir mesajını görebildik. Şükürler olsun. Masaldaki karganın ağzında peynir vardı. Kaşar peyniri değil.
Böbürlenen Tanrının adıyla oku;
“Biz onu kaşar peyniri yaptık ki kıvırması kolay olsun!”
Son gelen vahye göre durum böyleymiş. Yersen…”
gamaro tarafından Çar, 18/04/2012 – 16:27 tarihinde gönderildi.
“Ne dedim ben sana?
Sen önce aslan avcılığı yapmadığını ispatla (indirdiğin ayet yukarda)”
Toruk Makto tarafından Çar, 18/04/2012 – 17:16 tarihinde gönderildi.
Başlıklar katledilmesin diye buraya kaçtık. Düellomuzu katlettiniz be. 🙂
Gamaro
“”Sen önce aslan avcılığı yapmadığını ispatla (indirdiğin ayet yukarda)”
Gamaro’ca bilmiyorum demedim mi ben sana? Bunun ne demek olduğunu açıkla da ispatlayayım neyse…”
gamaro tarafından Çar, 18/04/2012 – 17:57 tarihinde gönderildi.
“İlk ayetin diyorum, hey anlamama ustası..
İlk ayetin..
İndirdiğin..
Bak yukarda..
Hadi..
Ya da nası diyoduk..
Hah tamam; Gereğiiii!
Marş marş.”
Tek başınalık.
Tek başınalıkta masumiyet vardır derdi Krishnamurti. Osho’da benzer şeyler söylemişti. Tek başımayım, sessiz bir bekar evinde, sabaha dek o sorumsuzluğu içime çekmek üzere. Maalesef burası da sessiz değil. Hatta hiç olmadığı kadar şamata dolu. Ağlayan çocuklar, ne dediği belli olmayan bir delinin naraları, bagaja iki kolon atmış, hırpani genç magandaların acı dolu, ciyaklayan melankolik şarkıları, onlara inat vızıldayan litrelik meyve suyu kapağı, köşebaşında saati umursamayan hafriyat çalışmaları, vb. Her şey seferber olup tekbaşınalığımı katletmek üzere hareket halinde.
Tek başınalık deyince aklıma çocukluğumun çizgi filmi “red kit” ya da orjinal ismiyle Lucy Lou gelir, kendi kendisini iyileştiren “rambo” gelir, barbar “conan” gelir, en uç noktada “terminaor” gelir. İkinci filmde onu da duygusal hale getirdiler. Hatta o kadar duygusal oldu ki filmin sonunda kendisini eriterek yok etti. Duygular bir makinayı bile yok ederken insanoğlu nasıl hala hayatta kalabiliyor? Evrenin en bilinmez sorusu bu olsa gerek. İnsanoğluna verilmiş en ölümcül lanet bu. Bunca soruna rağmen onu hayatta tutan ego mu?, kişisel önemliliği mi?, Her ne haltsa onun ne olduğunu bilen birisi var mı? Eğer varsa onu yok etme yollarıyla birlikte paylaşırsa sevinirim. Bu sayede, belki biz de kendimizi eriterek bütün saçmalıklardan kurtulabiliriz…