
Güzel bir çeviri, mutlaka her ebeveynin okuması ve uygulaması gerekir. Gerçekten çocukların psikolojilerini bozan en büyük etken onlara söylediklerinizdir.
1. İşe yaramazın tekisin. Tam bir başarısızlıksın.
Ne kadar çok ebeveynin bu cümleleri çocuklarına hem de her gün bir kaç kez, kızdıkları ilk anda söyleyiverdiklerini bilseniz şaşırırdınız. Sıradanmış gibi gelmesin, çocukların ne demek olduğunu gayet iyi anladıkları cümleler bunlar. Üstelik özgüvenlerini yerle bir ediyor.
2. Senin için en iyisini ben bilirim.
Bir ebeveyn olarak çocuğunuz için neyin iyi neyin kötü olduğu konusunda elbette fikirleriniz olacak ve elbette çocuğunuza önerilerde bulunacaksınız. Ama bunu böylesi bir dille yapmak çocukla aranızdaki ilişkiyi yerlebir ediyor.
3. Çünkü öyle istiyorum…
Çocuğunuzdan bir şey yapmasını ya da yapmamasını istiyorsunuz. Size “neden” diye soruyor. Açıklamaya üşeniyorsunuz ya da aslında anlamlı bir açıklamanız yok. Kestirip atıyorsunuz, “çünkü öyle istiyorum”… Bu cümle biriktikçe çocuğunuzun size olan tahammülü azalıyor.
4. Sana söylemiştim…
Elbette söylediniz. O da dediğiniz gibi davranmadı. Ve şimdi başı dertte gibi. Bırakın bu işin içinden çıksın. Onu kendi haklılığınıza bu şekilde ikna ederek üzerinde otorite kuramazsınız.
5. Akıllı çocuk…
Ebeveynlerde sorumluluk duygusunu, nezaketi ve merakı “akıllılık” başlığı altında toplama eğilimi var. Oysa hayır, bunlar ayrı şeyler ve her birinin “akıllılık” başlığı altında toplanması hiç de doğru değil. Bu kavramlar arasında ayrım yapabilen bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız, “akıllı çocuk” tabirini her duruma uyan bir övgü olarak kullanmaktan vazgeçin.
6. Neden … gibi olamıyorsun?
Çocuklarınızı birbirleriyle ve başka çocuklarla karşılaştırmayın. Bunun onlara ne kadar zarar verdiğini tahmin etmenize gerek yok, kendi çocukluğunuzu hatırlayın.
7. Keşke benim çocuğum olmasaydın…
Kimi ebeveynlerin bu cümleyi ne kadar sık kurduklarına inanamazsınız. Bir çocuğu bundan daha fazla yaralayamazsınız.
8. Korkunç bir çocuksun!
Böyle söylemek yerine şunu deneyin: “Biliyorum ki sen aslında iyi bir çocuksun. O yüzden şu yaptığını sana yakıştıramadım. Mutlaka bir açıklaması olmalı.”
9. “Sen zaten hep…”, “Sen zaten hiç…”
Bu kalıplarla başlayan olumsuz cümlelerinizle çocuğunuzun kişiliğindeki olumsuzlukları kurumsallaştırmış olduğunuzun farkına varsanız, muhtemelen yasaklardınız.
10. Benimle tartışma…
Aynı fikirde değilsiniz, sizin dediğiniz olsun istiyorsunuz, ama o karşı argümanlarını söylemeye devam ediyor, sabrınız taşıyor. Bağırıyorsunuz. Benimle tartışma… Ne de güzel örnek oldunuz çocuğunuza…
Daniel Wong, SingaporeScene
sağolsun babam özellikle birinci maddeyi süper uygulardı.
hiç tahmin edemeyeceği sebepler zinciriyle de olsa adam haklı çıktı neticede..:))
Baal ailemizi secemiyoruz. Bir babanin bunlari soylemesi kabul edilemez soyleyende sagolmasin.
benimkiler 6.madde hatasını yaptı (üstelik tüm derslerde çok başırılı olmama rağmen), sanırım pek çok kişi de halen yapıyor , Anadolu liseleri çılgınlığı hala devam ediyor mu?
sağolsun yine de, sevgili Demet
boşverdim artık çok şeyi, hayatla kavgam kalmadı.
aramızda sevgiye dayalı bir iletişim/ilişki olmamışsa da
garip gelecektir belki ama saygı duymaya devam ederim..
ya da duyduğum şey saygı mıdır? başka bir duygunun bu hale gelişi midir? üzerinde hiç düşünmedim şuan bir karar veremem ama sanki saygı duyuyormuşum gibi geliyor.
belki çocukluktan beri eğitimi verilen bir davranışın tecellisi olarak böyle hissediyor da olabilirim.
Aslında bütün sorun çocuğun kendine özgü bir varlık değil de, kendi üretimi olduğunu, ona sahip olduğunu sanmak.
Aslında ebeveynlerinizden çok daha yaşlı/gelişmiş bir ruh da olabilirsiniz. Bu çok olası. Onlar sadece bir beden sağladılar, onlar sağlamasa bir başkası sağlardı.
Saygi yada belkide yerine koyacak baska bir sey olmadigi icindir. Hic kimse kimseye aci cektirme uzme hele fiziksel siddet uygulama hakkina sahip degil . Ailen bile olsa. Eger reerkarnasyona inaniyorsan rnd ninde soyledigi gibi baba dedigin kisinin senin cocugun yada sana gicik olan eski bir tanidigin olmasida cok muhtemel..Karma affetmeyi temel aliyor . Dalai lama affetmenin iki mertebede olucagini soyluyor ki affetmek gercekten buyuk bir hafiflik verir . Tabiki karsi tarafin affedildigini bilmesi de gerekmez..
Ben makaleye pek katılmıyorum.
Çocuklara bunların hepsi söylenip çok başarılı* veya mutlu çocuklar da çıkabilir veya bunların hiç birisi söylenmemiş ama başarısız* veya mutsuz çocuklar da çıkabilir.
Her cümlenin her bedende her durumda her koşulda her zamanda etkileri ve tepkileri farklıdır.