Dikkat çekme alanı

Sevgili sonsuz seçicileri, forumdaki her yorumu, her başlığı takip edemiyor, her gün online olamıyor olabilirz. Bundan dolayı otokontrol mekanizması olan sonsuz seçiciliği sistemi işlemiyor, ya da gecikmeli işliyor olabilir. Bu nedenle dikkatimizi çeken negatif ya da pozitif yorumları, buradan ya da yeni bir forum konusu açarak, diğer seçicilerin de dikkatine sunmayı öneriyorum. Az önce dikkatimi çeken bir yorumla başlangıcı yapmak istiyorum.

Mösyö’nün açtığı “Genelkurmay neden AKP’yi destekliyor?” başlığı altında Yabancı’nın göndermiş olduğu yorum şöyledir;

“Sn Ebubekir
Yabancı tarafından Çar, 04/08/2010 – 21:44 tarihinde gönderildi.
Ebubekir türban islamın geleneksel algılayış çarpıklığı dışında neresindedir?

Bak birden çok açıdan soruyorum!!

Türban takma konusunda ısrar eden ve bunu siyasi malzeme yapan kitle islamı geleneksel çarpıklıkla yorumlayan şeyhlerin beynini yıkadığı uyutulmuş kitle değilmidir?

Ulan dallama sabrımı taşırma benim. Cemaatçi çarpık zihniyeti savunuyorsan adam gibi söyle ne kıvırıyorsun? Yok mağdurun yanındayış, türbanlılar mağdurmuş. Ucuz siyasetçiler sizi. Amerika uşağı Fetoşu savunuyorsun, tayyip beyin pervanesi oluyorsun, türbanın gelenksek çarpık yorumlanış olduğunu söyleyemiyor, geleneğe karşı olduğunu söyleyerek kendince ince bir manevra yaptığını sanıyorsun sonrada muhammed gibi takılıyorsun?

Allah benim, muhammed benim sen kimsin dallama.”

Bold kısımları ben imledim. Orjinaline bakarak değerlendirmenizi öneririm. Teşekkürler…

43 yorum “Dikkat çekme alanı”

  1. Yorumun orjinalini ben bile bulamıyorum…

  2. Masal şahıslara hakaretler serisine devam ediyor.

    Buyrunuz;

    “Deniz, burası alis harikalar diyarı değil, bırak hayal kurmayı.
    Masal tarafından Cts, 14/08/2010 – 15:46 tarihinde gönderildi.

    Bu kadar da mal olunmaz ki… Bunun için özel bir gayret gerek…
    Gayretini takdirle karşılıyorum.
    Ama sen ateistlerle değil, önce kendinle tartış, kendini anla. Tanrı’nın varlığına hangi ”özelliği” ile inanmışsan, en başta o özellikleri sorgula. Tanrı’nın objektif varlığına ilişkin bir bulgu bulursan bize de haber ver:)

    Not: Ey kör! anla bu yer bu gök boş, bırak onu bunu gönlünü hoş tut hoş:)”

    Gereğinin yapılmasını ümitsizlikle arz ederim…

  3. “Ne diyordu yabancı, herkes
    Gamaro tarafından Cts, 14/08/2010 – 16:31 tarihinde gönderildi.

    Ne diyordu yabancı, herkes elindeki çöpü önce kendine soksun.

    Evet, lütfen herkes elindeki çöpü önce kendine soksun. Ve burda bunu yapan pek çok dürüst ve samimi insan var zaten, hatta o kadar dürüst ve çıkarsızlar ki çöp adam olmuşlar nerdeyse kendi kendilerine çöp sokmaktan. Ama kendi çöpünü kendine sokamayıp elindeki çöple ona buna bişey sokmaya çalışanlar ve bi de bunda gülünecek bişeyler bulanlar nasıl bir zeka ve algı modeline sahipler, yani ben gerçekten anlayamıyorum.

    Bu memlekette ne kadar ışıkçı var kardeşim? Ne kadar aynacı var, ne kadar spotçu var? Nedir bu ya, bu nası bi aydınlatma hırsıdır, bu nası bi espri hükümranlığıdır, bu ne arsız bi zorla ikram hastalığıdır?

    [İnanmıyorum diyolar ama canları acıyınca da yandım “allah” diye bağırıyolar, şu tutarsızlığa bakar mısın sen, aman ne komik ay ay ay. Nasıl bi duygu hadi söyle nasıl bi duygu, ama huzurluyum falan deme, ha ha ha. Okumamış, görmemiş, bilim desen fıs, felsefe desen tıs, böyle ucube bi zartizm-zurtizm arasında etek sarı sen etik’ ten sarısaan, sarıseannn.. E doğru söylemiş işte masal, bu kadar da mal olunmaz ki ya. ]”

  4. bu ?

    iyi, sen de “şu” olup orda kal o zaman , o da olmadı portakal.

  5. ..”şu” olmayı sorun etmem. Çünkü sorun değildir. Fakat birisi beni “mal” diye nitelerse ortada bir sorun vardır ve bu benim sorun ettiğim bir olgu değildir.

  6. Evet, mal’dan anlıyorsun, orası belli.

    Mal varsa sorun vardır tabi ve bu senin sorun ettiğin bir olgu değildir, ama tersinim ve volkan gibi şarlatanlar varsa sorun yoktur, ya da sorun olsa bile bu da senin sorun ettiğin bir olgu değildir, öyleyse bu iki olgu arasında nası bi fark vardır, falan, filan.

    Boşver Toruk, boşver. Herkes kendine yakın olanı yine kendine özgü bi duyarlılıkla seçer. Seçim maskesiz ve estetikse gerisi teferruattır, çünkü orda bi hukuk oluşur. Ama değilse de böyle olur.

  7. Bu önermeler çok önemli değil. Önemli olan, birilerinin birilerine, kendince haketmiş olsa bile! (bu hakedişin kriterleri nedir bilinmez) alenen hakaret edemeyeceğidir. Bunun böyle olduğunu dile getirmenin uzaklık/yakınlıkla bir alakası yoktur. Sizin ezelden beri tartıştığınız konulardan bana gına geldiği için çoğunu okumuyorum bile. Göz gezdirirken gözüme çarpan hakaretleri imliyorum. Volkan kimdir bilmiyorum. Bilsem ve yakın olsam da durum değişmeyecekti. Yani senin ve masalın birilerine mal demiş olduğu gerçeği. Neden bu gerçeği çarpıtmak yerine kabullenip gereğini yapmıyorsun?

    Varsayımlarda bulunmuyorum ama bazı şeyleri görmemezlikten gelmekle varsayımda bulunmama arasındaki ince çizgiyi kimi zamanlar göremiyorum. Acaba “Boşver Toruk, boşver. Herkes kendine yakın olanı yine kendine özgü bi duyarlılıkla seçer.” derken ne demek istediğinle alakalı varsayımda bulunsaydım, doğru varsayımım ne olurdu?

    Not: Masaldan böyle bir şey zaten hiç beklemiyorum. Çünkü geçmişte hakaretlerine devam edeceğinin sinyalini vermişti. Şimdi de gereğini büyük bir başarıyla yapıyor.

  8. İyi, bana da bu saygı geyiğinden gına geldi, ben de bu konuları okumuyorum. Ve ben de sadece göz gezdiriken gözüme çarpan saçmalıkları imliyorum.

    Evet, saygı ile ilgili bi sorun var, bütün dünyayı kendi “malı” gibi görenlerin sergilediği bi terör var. Hep bana var, her yol mübah var. Cahil cesareti var, arsızlık var, görgüsüzlük var. Bu kapital daha çok mal yapar.

  9. Yok Toruk, benim de kutsalım var ve ben de tam olarak aynı saygıyı beklerim. Kavramsal tartışma mı, hay hay, zaten felsefe ve matematik bunun için var. Ama nasıl ki ben bir müslümanın yanında doğrudan onun şahsına, inancına ve sahip olduğu diğer alışkanlıklara yönelik herhangi bir alay ve saldırganlık sergilemiyorsam, benim kutsalım da tanrıtanımazlığım kardeşim, aynısını da onlardan beklerim.

    Mesela ben bugüne kadar hiç bi caminin önünden geçerken içerdekilere laf atmadım. Ama bira torbası taşıdığım için camiden çıkanların hışmına uğradım. Kimseyi namazından kaldırmadım veya namazı terk etmeye zorlamadım, ama namaza davet edildim,zorlandım ve kaldırıldım. Kimseye inandığı için yuh çekmedim ama inanmadığım için bolca yuhlandım. Kimseye ne kadar saçma bi şeye inanıyorsunuz demedim ama bunun tersiyle fazlasıyla muhatap oldum. Kimseye neden oruç tuttuğunu sormadım ama neden tutmadığım bana soruldu. Kimseyi cumadan alıkoymadım ama ben cuma için zorlandım. Ve daha da önemlisi, hiçbir inanç sahibinin yanında ne ona ne allahına ne peygamberine zerre alayda bulunmadım ama inanmadığım için bana bolca alay ve aşağılama sunuldu, sapıklıkla bile suçlandım.

    Ne saygısı ya, ne saygısı? Bunlar mı bulmuş saygıyı da ben kaybetmişim?

    Benim kutsalım da tanrıtanımazlığım kardeşim. Bilgisi, görgüsü ve cesareti olan başlar Platon’dan Kant’a kadar yolu var, ne derse başımın üstündedir. Ama benim inançsızlığım üzerinden duygu dünyama takılıp lay lay lom espri yapmaya niyetlenen, ya da tanrı tanımazlık ekseninde ufacık da olsa şahsi sorular yöneltmek isteyen her kimse, o da önce kendine çeki düzen versin ve destur bilsin, kutsalsa benimki de kutsal.

    Evet, bu topraklarda bir saygı sorunu var ve bu olgunun sorumlusu ben değilim.

  10. Bu konudaki benzer yorumlarına daha önce katıldığımı hatırlıyorum. Senin tanrıtanımazlığına hakaretler eşliğinde saygısızlık yapana da aynı tepkiyi vermeye hazırım.

    Aslına bakarsan bu tür mallardan bana gına geldi. Az önce “Kayıp Otoban” isimli bir filmi izlerken “mal” ile alakalı bir dialog geçti. Düşündüm ki neden bu tür malla uğraşıp hayatı kendimize ve başkalarına zehir ediyoruz ki. Keşke ben de onun kadarını gömüş olsaydım dedim.

    Filmde polisler izledikleri şahıs için şu yorumu yapıyorlar;

    “bir kloset deliğinden daha fazla mal görmüştür”

    Platon, kant, vahiyi vb. kavramlarla ve hiç bir işe yaramayan mallarla uğraşmak varoluş gibi gereksiz kanımca…

  11. Valla anımsamıyorum, babam anlatmıştı; köye bir deve mi ne gelmiş, kimse ne olduğunu bilememiş, bir bilecek olana sormuşlar o da durmuş bakmış şöyle demiş:
    “bundan bu bu çıkar, bundan çıkana da bu derler”

    Böyle bir şeydi.
    Toruk’un son yorumunu okuyunca bu fıkrayı anımsayamadım:)

  12. “Bu konudaki benzer yorumlarına daha önce katıldığımı hatırlıyorum. Senin tanrıtanımazlığına hakaretler eşliğinde saygısızlık yapana da aynı tepkiyi vermeye hazırım.”

    Hani hiç göremedik bu tepkiyi?

    xenix

  13. Takipten bak yorumlarıma. Senin bol bol vaktin var bu işler için nasıl olsa.

    ben iki sayfa baktım. Sizden yana olduğum şu başlıkları buldum;
    link to sonsuz.us
    link to sonsuz.us
    link to sonsuz.us

    10 sayfa daha var. Onları da sen kontrol et. Madem bu kadar meraklısın.
    Hep kendine müslüman, kendine duyarlısın. Hakaretler konusunda yabancının aleni hakaretlerini silip ona iyilik yapmak dışında kılını kıpırdatmayışını, diğer hakaretleri de görmezden gelmeni naısl yorumlamalıyız?

  14. Madem kişilerin yazdığı hakaretleri silip modifiye ederek kibar hale getirecektiniz, neden seçicileri iş başına getirdiniz? Sözde otokontrol mekanizması doğacaktı.
    Bu başlığı da o mekanizmaya hizmet etmesi için açtım.
    Fakat her iki denemede de teşhir ettiğim yorumlar silinip editlendi.
    Sizin derdiniz nedir? tavşana kaç tazıya tut demek mi ?
    Kendinden olanların hakaretlerini sümenaltı edecektiniz madem bu sistemi neden getirdiniz?

    Masal ve yabancı gibi hakaret makinalarının hakaretlerinin editlenip silinmesini kınıyorum. Bir dahaki hakaretleri seçiciler tarafından görülüp değerlendirilene dek yayında kalmazsa; bu sisteme de, adam kayırmacılığına da ağır hakaretler edeceğim…

  15. Biz kimiz? Ne yandaşı?

    Ebubekirin kaç hakaretini dile getirdin böyle ulu orta oy toplamaya çalıştın? Ya tersinimin hakaretleri? denizin hakareti?

    Ayrıca baktım verdiğin linklere, kendini kurtarmaya savunmaya çalışmışsın hep.

    Bilip bilmeden de konuşmayı seviyosun. Yabancının yorumunu ben silmedim. Sonsuz seçicilerin eksileme hakkı var. Sen eksilersin, bende eksilerim. Bunun dışında senin hakaret kabul ettiklerini görmek, hakaret kabul etmediklerini görmemek gibi bir lüksüm yok. Sen kendi üzerine düşeni yaparsın, ben de senin kadarını. Verirsin eksini, olur biter.

    xenix

  16. Ne yapıyorsan yap. Keyfine bak. Masalın ve yabancının izini sür. Takıl kafana göre.

    xenix

  17. Haaa demek öyle.

    Sadece ben veririm eksimi olay biter. Tabi, ben – veridkten sonra – verilmesi gereken yorumlar silinip editlenerek ortadan kaldırıldığı için, benden başka kimse – veremeyecek. Bende eksimi verip oturmuş olacağım, olay bitecek. Sevgili masal hanımcığın ve horozun yabancı denen unisex varlığın da yeni başlıklarda yeni yorumlarla hakaretlerine devam edebilecek. Eskiden de böyleydi zaten. Sandım ki bu seçici uygulaması erki halka verecek ve adalet yerini bulacak.

    Ulu orta oy toplamaya çalışmak senin varsayımın. Masal denen tahrik ve hakaret makinasının izini süreceğimi daha önce bir kaç kez dile getirmiştim. Yabancının da ondan kalır yanı yok ve bu kaçıncı vukuatları kim bilir. Benim diğerlerinin – verilmesini gerektiren yorumlarını teşhir etmiyor oluşum sizin bunları sümen altı yapmanızı gerektirmiyor. Ben bunları teşhir edeyim, siz de diğerlerini edin. Böyle komik savunma mı olur. Şöylemi yani bakış açısı. Efendim siz sadece bunları teşhir ettiniz, şunları şunları etmediniz, ben de bunların yorumlarını düzeltip paçalarını kurtardım. Bunu gerçekten samimiyetle söylüyorsan gereğini yaparsın.

    Bunu oy toplamakla alakalandırmak, bilip bilmeden konuşmak olmuyor da benim varsayımlarım mı bilip bilmeden konuşmak oluyor?

    Not: Kim siliyorsa silmesin. Kimin ne mal olduğu ortaya çıksın. Hak edeni hak ettiği cezayı bulsun. Yangından mal kaçırır gibi yorumlar sümen altı edilmesin. Yok edilecekse ümidi toptan kesip yolumuza bakalım.

  18. Sakıncalı bir şey olmadığına göre; ileride de yapacağım. Tabi lütfederseniz, yaptıklarım bir sonuç üretebilecek. Müsaade edin de insanlar meşru yollarla mücadelesini verebilsin, haklarını arayabilsin. Sonra Tek Kaş gibi birileri çıkıp dağa kaldırmaya kalkıyor. Biz de sadece dağa kaldırmaya kalkanı kınıyoruz. Çileden çıkaran, elini kolunu sallaya sallaya geziniyor ortalıkta.

  19. Toruk senin yaptığın şuna benziyor: Hepimiz sofrada yemek yiyoruz, tabakta bir kıl buluyorsun, “ben bir kıl bulduuum” diye bağırıyorsun. Kılı elinden alıp, tabağı dökene de ayrıca kızıyorsun. Sen ne istiyorsun?

    “Seçiciler mekanizmasına hizmet etmek için ayrıca başlık açtığına” göre, sistemi kabul ediyorsun. E o zaman senin rahatsız olduğun yazıları ikinci kez yayına sokman bir yandan ikinci bir kirlilik oluştururken, diğer yandan seçicilerin iradesine saygısızlık olmuyor mu?

    Hakaret uğradığını düşündüğün şahısların iradesine de ayrı bir saygısızlıktır bu. Bırak adam kendini savunsun. Kendini savunamayacak kadar aciz olduğunu sanmıyorum bu meydanda yazı yazanın. Köpek bile yediği kemiği ölçer de yer, acaba daha sonra çıkarabilir miyim diye. Ölçüsüz olan zaten yediği herzeyi hazmedemeyince kendi kendini hallediyor. Senin görevin ne burda?

    Allah muhafaza evlensen eşini bir dakka yalnız bırakamazsın sen. Kazara biri bakmış olsa da eşinden ayrılırsın çünkü bakanı mezara yollarsın kendini de kodese. Ondan sonra da eşin ziyarete gelirken bakmayan kalmaz eşine. (Kim bilir belki de evlensen süt dökmüş kediye dönersin ya neyse)

    Ya kardeşim, insanlara güven biraz. Onlar kendini savunabilecek güçtedir. İnsanın bu dünyaya geliş kolay değil. Gelmişse gelengelip gideceği yeri bilir. Senin rehberlikte bu denli ısrarcı olmana gerek yok. Sorarlarsa söyle. Çok acilse yine söyle. Ama bunu ilgili başlık altında yaz. İlgili başlık altında kur derneğini. O başlık altında söyle söyleyeceğini. Arka çıktıklarından sana da bir marka çıkabilir hem belki:)

    “Bütün büyük nehirler kendilerinden olmayanı kenarına bırakarak akar”… Bu site küfürbazları da madrabazları da kenara koyabilecek güçte bir sitedir. Telaşa yer yok. Bu kadar heyacanla ölürsünüz. İnsana daral gelir ve alır gider insanı dar…

    Bak çocuklar gelmiş hadi sen onlara bak biraz. Yoksa çekleri çekemez hale gelirsin, benden söylemesi…

  20. Toplumda sevilmeyen sinir bozucu işler yapan insanlara yakıştırılan bu sıfat, insanların inançları üzerinden politika yaparak kendi iktidar hırsları için kullanan kişilerin, yaşamın içerisindeki yıkıcılıkları karşısında insani bir tepki olabilir yalnızca. Off sıkıcı böyle uzun cümleler.

    Gamaro, xenix, Hüseyin Aktaş yeterince seçici yaklaşmışlar konuya buradan kendilerini hörmetle yad ediyorum 🙂

    Sevgili toruk makto lütfen seçicilik konusunda daha etraflıca düşünüp tepkilerin, savunmaların öncesindeki etkenleri de görmeye çalış. Bu takdirde haklı tepkini verirken ruhsal tekamülünü tamamlayabilmiş insanlar gibi algılanacağından zerre şüphen olmasın 🙂

  21. Hüseyin AKTAŞ

    ” E o zaman senin rahatsız olduğun yazıları ikinci kez yayına sokman bir yandan ikinci bir kirlilik oluştururken, diğer yandan seçicilerin iradesine saysızlık olmuyor mu?”

    Asıl seçicilerin dikkatinden kaçırırcasına yayından kaldırmak seçicilerin iradesine saygısızlıktır. Seçiciler oylayıp ceza verecekken, bir editör suç unsurunu ortadan kaldırarak sistemi çlışmaz hale getiriyor. Editörler yayından yorum kaldırıp içeriğini değiştirecekse seçicilere ne gerek var. Bunun tam tersi de düşünülebilir. Seçiciler varsa editörlere ne gerek var, ya da editörler neden sadece uygulayıcı olmuyor da hüküm veriyorlar?

    “”Bütün büyük nehirler kendilerinden olmayanı kenarına bırakarak akar”… Bu site küfürbazları da madrabazları da kenara koyabilecek güçte bir sitedir. Telaşa yer yok. Bu kadar heyacanla ölürsünüz. İnsana daral gelir veneği alır gider insanı dar…”

    Madem öyle, neden masal, yabancı ve agnostik vb. gibi tipler hala sitede?

    Benim derdim hakarete uğrayanları savunmak değil, elimizdeki gücü etkin kullanarak hakaret edenlerin hakettiğini almalarına yardımcı olmak.

    “Senin rehberlikte bu denli ısrarcı olmana gerek yok. Sorarlarsa söyle. Çok acilse yine söyle. Ama bunu ilgili başlık altında yaz. İlgili başlık altında kur derneğini.”

    Burası sadece seçicilerin görebildiği bir alan. Derneği orada kurmamın bir anlamı yok. Çünkü konu seçicileri ilgilendiriyor.

    Seçiciler sistemi tam oturmadı. Çünkü vaad edilen yetki verilmesine rağmen bu yetkinin kullanılması gereken yorumların bazıları editörler tarafından değiştiriliyor. Hal böyleyken hakaret edenin ettiği hakaret yanına kar kalıyor.

    Bunu gömekten aciz misiniz?

    yabancı, nasıl algılanacağımdan çok hakedenin hakettiğini almasıyla ilgileniyorum. Öncelikli etkenler yapılanı meşru kılmıyor. Sen adam öldürdüğünde hapse atılırsın. Çünkü mahkeme senin ne kadar tahrik edildiğinle ilgilenmez. Adam öldürmüş olduğuna bakar. En fazla ceza indirimi uygulanır ama ceza tamamen iptal edilmez.

  22. “Madem öyle, neden masal, yabancı ve agnostik vb. gibi tipler hala sitede?”

    Senin gibi tiplere uyuz oluyorum gibi bir cümle kurmuşsun toruk makto:) Eee ne oldu şimdi? Valla sen düşün nasıl bir pozisyona indirgedin zatını:)

  23. Ağzı var konuşuyor, klavyesi var yazıyor. Laf ola beri gele:)

    Gelip ,her şeyi saçma sapan anlatıp, kendince tavırlar ve etkiler yaratıp.Sadece bir tepki veya bir davranış görebilmek için, hiç bir tepki ya da davranış alamadığında deliren. Olur olmadık yerde varlığını göstermeye çalışan “sürekli başkalarını suçlayan” Cevap alamadıkça coşan, coştukça daha da zavallılaşan, daha da zavallı hamleler yapmaya başlar toruk.
    Hazımsızlığının ve karakter oturmamışlığının verdiği şuursuzluğu, benim ”izimi sürerek” göstermeye çalışmandan gına geldi.

    Öte yandan; bu konuda duyarlı olup da, bir başka konuda duyarsız kalmak da tutarsız ve iki yüzlü bir tutum değildir de nedir?
    İddialarını detaylandır. Neden, en son yorum ve çıkarımları yapanın elinde ısrarla patlamaya çalışıyorsun bombayı?
    Senin ki boş havuzda, sandalla kürek çekmekten başka ne?
    Senin hayatın show. “bunları dile getireyim de, toruk ne kadar da duyarlıymış’’ görüneyim.
    Aferim sana, baya bi duyarlı görünüyorsun. Mesnetsiz iddialarınla..

    Amanıın ha bire durmadan bir gürültüdür kopup gidiyor. Yok efendim ona saygısızlık edildi. Peki, bu saygı bekleyenlerin diğerlerine saygısı nedir?
    Salt imanlı olmayı bir erdem gibi telakki etmeleri ve övmeleri, saldırıp hakaret etmeleri doğal öyle mi?
    Kendilerinin dinine saygı beklerken, başkalarının inançsızlığını aşağılayanlar ve kendi dinlerinden bi haber, inanmayanları ”yermek” için bin takla atarlara ne demeli?
    Bu durumda; haddini bilmeyenlere, saygı gösterilmesini istemek de küstahça bir istektir.
    Ben bu insanların, irite eden hakaretlerine saygı göstermek zorunda mıyım ?
    Biz susmaya çalıştıkça bunlar, Yemen’e kadı olmakla kalmıyor; Tahran’a molla, Bağdat’a da hıyar oluyorlar…

    Kendi kafandakileri,hayalleri, hazımsızlığı,çarpıtmaları,el çabukluğu ile giydirmek meziyetin olmuş.Bana bu tür şaçmalıklarla gelirsen seni ”şamar oğlana” çeviririm bilesin!

  24. “Amanıın ha bire durmadan bir gürültüdür kopup gidiyor. Yok efendim ona saygısızlık edildi. Peki, bu saygı bekleyenlerin diğerlerine saygısı nedir?
    Salt imanlı olmayı bir erdem gibi telakki etmeleri ve övmeleri, saldırıp hakaret etmeleri doğal öyle mi?
    Kendilerinin dinine saygı beklerken, başkalarının inançsızlığını aşağılayanlar ve kendi dinlerinden bi haber, inanmayanları ”yermek” için bin takla atarlara ne demeli?
    Bu durumda; haddini bilmeyenlere, saygı gösterilmesini istemek de küstahça bir istektir.
    Ben bu insanların, irite eden hakaretlerine saygı göstermek zorunda mıyım ?
    Biz susmaya çalıştıkça bunlar, Yemen’e kadı olmakla kalmıyor; Tahran’a molla, Bağdat’a hıyar oluyorlar…”

    Toruk Makto, sevgili Maslın bu sözleri rahatsızlık duymuş olduğun tepkilerin alt nedenleri, üst gereklilikleri, berisindeki yanındaki etkenleri son derece akılcı ve haklı bir zeminde ifşa etmiş bulunuyor seni bu alıntıdaki hakikatin içeriğini kurcalayabilme nezaketine çağırıyorum. Lutfedin.

  25. “Kendi kafandakileri,hayalleri, hazımsızlığı,çarpıtmaları,el çabukluğu ile giydirmek meziyetin olmuş.Bana bu tür şaçmalıklarla gelirsen seni ”şamar oğlana” çeviririm bilesin!”

    Sen beni Tek Kaş’la DECCAL’la ya da tersinimle karıştırdın galiba. Ortada aleni hakaretler varken bu utanmazlığının gücünü nereden alıyorsun bilmem ama gücün bana yetmez. İnsanlara salak mal deyip sonrda bunun makul gerekçeleri vardı, haketmişlerdi, ben salak mal demesem, hakaret etmesem burayı bilmem nereye çevirirlerdi tarzındaki saçma sapan savunmaların son derece akılcı ve haklı olduğunu düşünmek neye delalet etmektedir bilmiyorumm.

    Lafı eveleyip gevelemeye gerek yok. .

    Geçmişte hakaretlerine devam edeceğini söylemiştin ve sözünü tuttun. Ben de izini süreceğimi söylemiştim ve sözümü tuttum. Aynen devam edeceğim. Utanmazlar utanıncaya dek değil, utanacak edimlerde bulunamayacak hale gelinceye kadar…

    Bakın tersinim -21 olup ceza almış. Seçiciler seçmeyi öğreniyor yavaş yavaş. Böyle devam edersen, senin de kaderin elbet tersinim gibi olacaktır. Öyle olması için elimden geleni yapacağım…

  26. ”
    Gamaro tarafından Cts, 14/08/2010 – 12:55 tarihinde gönderildi.
    Al işte bi gerizekalı daha, bi de adamakıllı cevap bekliyormuş, sen ateist olsan ne olur olmasan ne olur.”

    “Gamaro tarafından Cts, 14/08/2010 – 13:01 tarihinde gönderildi.
    Sayın Deniz, şahsınıza gerizekalı dedim ama siz üstünüze alınmayın lütfen. Hani hiç inanmadığımız halde “allah kahretsin” diyoruz ya bazen bizler, onun gibi bi komiklikti işte, büyütmeye gerek yok, yani ben aslında şahsınıza değil, bilakis o olmayan ve inanmadığım gerizekalılığınıza söylendim, hadi n’olur bu sefer de gülün, ya da hep birlikte gülelim.”

    Söz konusu yorumlar, hangisi komşunuz olsun istemezdiniz başlığı altındadır.

    Link: link to sonsuz.us

  27. Evet, inanmadığım varlık ve oluşları gündelik konuşmalarımda dilime dolamak gibi komiklerim vardır. Mesela inanmadığım halde “allah kahretsin” derim ve bu nedenle pek çok insan güler bana, hatta sadece gülmez, beraberinde hisse çıkarır, tiye alır vesaire. Bu bakımdan, saygıdeğer Deniz’in gerizekalı olduğuna da inanmıyorum elbette, ama dedim ya huy işte, inanmadığım şeyleri dilime dolamadan duramıyorum.

    İlkini komik bulup gülenlerin ikincisine de aynı değeri vermelerini özenle rica ediyorum.

    Evet, “al işte bi gerizekalı daha”, yahu hakkaten komikmiş ha, düşünsene hem yok diyorum, hem inanmıyorum diyorum, üstüne bi de diyorum ki bak işte orda, vallahi ben de çok güldüm yazdıktan sonra.

  28. Birşey anlamadım. Ama dönüş esnasındaki esnekliği gördüm. :)))

  29. düne kadar her türlü “kutsal”a baskaldirmis olanlarin koccaman bir -U- dönüsü yapip “tanritanimazlik benim kutsalim arkadas” beyani/itirafi kayda deger..

    nerdeyse bir asirdir
    toplumu (gizli,acik devlet imkanlariyla) “tanri tanimaz” kutsaliyla/din/ideoloji/ dönüstürmeye calisanlarin yandaslari bir arpa boyu yol alamadiklari gercegi karsisinda önüne gelen her dindara psikolojik öfkeyle saldirmalari,
    asagilamalari normal degilse bile benim icin sasirtici yada süpriz degil..

    ortacagin baskici “dinin afyon” yüzünü yerle bir eden
    uygar dünyanin enteklektüeller ve siyasilerin “insan haklari/dini ve kültürel özgürlükler” uygulamalarinda geldikleri seviyeye baktiginizda bizim aydinlarimizin,mürekkep yalamislarin,siyasilerin “EVRIM”lerini pek tamamlamamis oldugunu görürsünüz..

    itiraf edilmese de her insanin gönlünde bir aslan (kutsal/tanri) yatar kimse
    insanlari aptal,alemi sersem yerine koymaya ugrasmasin gercekler nasil olsa bir gün Gamaro´nun itirafi gibi yada “O GÜN” meydana cikar..

    slm.

  30. Herkes tahrif olmuş bi siz doğrusunuz e mi? Oldu mu? Doydun mu? Eğer doyduysan ben de kayıtlara geçireceğim bunu.

    Yok Ebubekir yok, siz sadece incil’in değil, bilakis hoşunuza gitmeyen ve sizden olmayan her tavır, her renk ve her söylemin altında tahrif gücü yüksek bombalar patlatmaktan özel bir zevk alıyorsunuz sanırım, ya da bu da bi yaşam tarzı olmalı.

    [Cidden bir algı problemi var, hem de o kadar ciddi ki, farkında bile değil kişi. Dikkat et Ebubekir, sözünü ettiğin O GÜN geldiğinde tahrif ettiğin bütün kelimeler senden hesap soracaklar.]

  31. Esnekliği bilmem ama dönüş filan yok yabancı. Yani lütfen, ontolojik ve epistemolojik çözümlemelere gark olmuş durumdayız şu sıralar ve görmüyor musun nasıl da dahiyane çelişkilere gebe sorular cirit atıyor ortalıkta, hay maşallah hay maşallah, hakikat erbabı iş başında yine ya resulallah.

    Deniz hazretleri kendince iyi bir kıyıya ağ atmıştı ve kocaman bi balık yakaladı. Ben de ona kendi olmayan gerizekalılığı üzerinden ikinci bi balık daha gönderdim ki, onu da afiyetle yesin ve beni unutmasın.

  32. Demek ki ben bugüne kadar bi rüya aleminde yaşamışım. Yani gördüğüm ve maruz kaldığım herşey bir yalanmış ve ben aldanmışım. Yani bırakın İran Arabistan gibi ülkesel örnekleri, bir sokak kenarında kümelenmiş ya da bir mahalleye serpilmiş üç beş müslüman evinin dahi sergilemekten çekinmediği o ruhani (ama aynı zamanda dünyevi) yayılmacılık ve bütün sokak ve mahalle üzerinde tesis edilmek istenilen o dayatmacı tabiat filan yokmuş aslında, halusinasyon görmüşüm demek ki ben.

    Yani tipini beğenmediği herkese cıklamak, insanların etek boyu ve yırtmaçlarıyla uğraşmak, ele ele tutuşan veya başını birbirinin omzuna yaslayan çiftleri yüksek sesle uyarmak, cumada göremedikleri hakkında atıp tutmak, alışverişte denk gelirse surat yapmak, o da olmadı selamı sabahı koparmak, hele ki eve nikahsız giren kadın-erkek filan oldu mu böylesi bi hayasızlık karşısında kalem kırıp psikolojik linç girişimleri başlatmak filan..yok canım, bunların hiçbiri yokmuş aslında ve ben hepsini uydurmuşum. Meğer tüm bu evler ve mahalleler ateist saldırılar altında kendi varlıklarını korumaya çalışıyor ve bir tür meşru müdafa sergileyerek hayatta kalmaya çalışıyorlarmış…

    Sanki hiç yaşamadık müslüman mahallesinde. Ben doğduğumdan beri onlar ne derse o oluyor, onlar nasıl isterse öyle davranıyoruz, ama hala doymuyorlar, hala doymuyorlar. Almanya’da böyle değil mi yoksa? Neden ki acaba? Hele sor bakalım Ebubekir bi alaman forumunda, otobüste öpüşen çiftler hakkında ne düşünüyorsunuz diye, acaba böyle bir sorunun sorulabilirliği karşısında nereleriyle gülecekler çok merak ediyorum.

  33. Bakın tersinim -21 olup ceza almış. Seçiciler seçmeyi öğreniyor yavaş yavaş. Böyle devam edersen, senin de kaderin elbet tersinim gibi olacaktır. Öyle olması için elimden geleni yapacağım…

    Hımmm, seçiciler seçmeyi bilmiyorlardı öyle mi? Sen ”dikkat çekme alanı” diye bi başlık açana kadar. Bu cümlen bile, insanların özgür iradesine saygısızlıktır.Sürekli saygıdan dem vuran toruk efendi.
    Ahh! demek, benim de kaderim tersinim gibi olacak.Sen böyle yazdın ya, uyku muyku haram bana:))
    Dengesiz terazinle, elinden geleni ardına koyma toruk. Ben, bu tarz kaygılar güdmeyecek kadar büyüdüm:) ama sen hala çocuk kalmaya devam ediyorsun anlaşılan.

    Geçmişte hakaretlerine devam edeceğini söylemiştin ve sözünü tuttun.

    Hala, mesnetsiz iddialarına tam gaz devam ediyorsun. Bu tarz bi cümle kurmadım ben.Benim cümlelerimi olduğu gibi getir karşıma, çarpıtarak ve kendinden yorumlar katarak değil.

    Şimdi gelelim asıl meseleye; Sorun, burada birşeylere dikkat çekmek falan değil toruk. Geçmişten gelen bi gıcıklığın var bize, bu çok net görülüyor.
    Amacın; birşeylere dikkat çekmek olsaydı eğer,” Ebubekir’in, tersinim’in ,deniz’in , cellin’in, volkan’ın, angelyasam’ın, nilvana’nın ve dec cal’in” hakaretlerine de dikkat çekmen gerekirdi.
    Bu durumda; bizleri günah keçisi ilan etmen, tutarsız ve iki yüzlü bir tutum değildir de nedir?

  34. Onlarınkine dikkat çekmedim, sizinkine çektim diye mi sizin hakaretleriniz “bi-hal” olarak değiştirildi? Adı üstünde “dikkat çekme alanı” bu. “Toruk Makto”nun dikkat çekme alanı” değil. Onlarınkini de sen burada afişe edebilirsin. Şu forumda sizin hakaretlerinize ya da başkalarının hakaretlerine aynı gün -10 üstü oy gelene dek seçiciler seçmeyi öğrenememiş demektir. Editörlerin dikkatine ve insafına kalacaksa bu iş, seçiciler uygulaması tam bir fiyasko demektir. “Belki de gözlerinden kaçıyordur” düşüncesiyle açtım bu topici. Bu uygulamadan çok ümitliyim. Yeteri kadar etkin hale gelene dek de mücadelemi vereceğim.

    “Dengesiz terazinle, elinden geleni ardına koyma toruk. Ben, bu tarz kaygılar güdmeyecek kadar büyüdüm:) ama sen hala çocuk kalmaya devam ediyorsun anlaşılan.”

    Hakaretlere dikkat çekmek çocukluksa ben hep çocuk kalacağım. Değilse, senin onlarınkine de dikkat çekmen gerekirdi yaklaşımı çocukça asıl. Hatta o kadar çocukça ki sehpanın üzerindeki bibloları kırmış bir çocuğun, “anne ama o da kırmıştı” demesine benziyor. Çocukça olmayan yorumsa şöyle olur; Yaptığını kabul eder, sorumluluğu üzerine alırsın, hatta özür de dilersin. Sonra diğerlerinin yaptıklarına dikkat çekersin. Senden böyle bir şey bekleyecek kadar iyimser değilim.

    Bir diğer çocukça savunmaya karşılık (gamaro’nun) yabancının yaptığı yoruma katılıyorum. Esnekliği ben de görüyorum ama hiç mi hiç takdir etmiyorum. Bir şeyler anladım ama eller tutar yanı olmadığından dolayı ne anladığımı sorsalar, ben de ifade etmekte güçlük çekerim. Sevgili Gamaro, bu ilginç açıklamayı yapana dek bir özür dileseydiniz daha etkileyici olmaz mıydı?

    “Hala, mesnetsiz iddialarına tam gaz devam ediyorsun. Bu tarz bi cümle kurmadım ben.Benim cümlelerimi olduğu gibi getir karşıma, çarpıtarak ve kendinden yorumlar katarak değil.”

    Söylediklerinden çıkan anlamı yazıyorum. Mesnetsiz iddia değil bunlar. Kaldı ki yeni hakaretleri, hakaretler serisine ekleyerek anladıklarımı doğru anladığımı kanıtlamış oluyorsun.

    Forumda bir müddet yazmayacağım ama ara ara girip bakacağım. Gözüm üstünde olacak.

  35. Gamaro yazdi;
    “Herkes tahrif olmuş bi siz doğrusunuz e mi?..”

    sadece dogru olduguna emin oldugum seyleri paylasiyorum..

    **

    “Yok Ebubekir yok, siz sadece incil’in değil, bilakis hoşunuza gitmeyen ve sizden olmayan her tavır, her renk ve her söylemin altında tahrif gücü yüksek bombalar patlatmaktan özel bir zevk alıyorsunuz sanırım, ya da bu da bi yaşam tarzı olmalı…”

    ……………………………..!?

    **

    “Dikkat et Ebubekir, sözünü ettiğin O GÜN geldiğinde tahrif ettiğin bütün kelimeler senden hesap soracaklar…”

    tahrif mi dediniz ?
    neymis o tahrif edilen kelime yada kelimeler ? cevabinizi merakla bekliyorum..

    **

    “senden hesap soracaklar” diyorsun ve haklisin ama dert degil
    “O GÜN” den süphem yok
    süphe icinde olanlara
    dert olsun..

    slm.

  36. Ama anne o da kırmışmış. Ee Toruk , sen nerdesin bu örnekte? İkisi de kırdı ama ben asıl bununkine gıcık oldum diye etek çekiştiren üçüncü çocuk modunda mısın?

    Yok kardeşim, özür filan yok. Aracılı çalışmıyoruz, Deniz hazretlerinin eli var dili var, söyleyecek lafı, soracak hesabı varsa gelir yazar.

  37. Ebubekir gün senin hesap senin, hadi allah razı olsun, bu da sana moral olsun.

  38. İsteğe bağlı özür de ilk kez görüyorum. Şikayete bağlı suç var ama savcı kamu davasına çevirebilecek unsur bulup harekete geçebilir. Ben de savcı oluyorum bu durumda…

  39. Gamaro,
    tesekkür ederim ama moralim celik gibi siz esas konuya dönün

    ve

    madem ki

    “O GÜN
    geldiğinde
    tahrif ettiğin
    bütün
    kelimeler
    senden hesap soracaklar..”

    diyorsun

    öyleyse iddiani ortada birakma hele ahirete hic birakma ve neymis
    o “tahrif” ettigimi iddia ettigin kelimeler
    söyle de herkes bilsin..

    cevabini merakla bekliyorum..

    slm.

  40. Boşver Ebubekir, ben hakkımı toptan helal ettim, merakını biraz da başka sorular celbetsin.

  41. “düne kadar her türlü “kutsal”a baskaldirmis olanlarin koccaman bir -U- dönüsü yapip “tanritanimazlik benim kutsalim arkadas” beyani/itirafi kayda deger..”

    Kızımın ismi şafak. 3-4 Yaşlarındaydı. Müzikçalarımızda “bir şafaktan bir şafağa, bir akşamdan bir akşama” diye şarkı söylerken Zülfü, kızım ordan atılıyordu: “baba bak ‘şafak’ dedi” derdi…

    Şimdi anımsadım. Son kardeşimin adı da Soner idi. O zamanlar müzik çalarlar yoktu. Radyo vardı. Radyoda “Türküler Geçidi” bitince spiker “türküler geçidi sona erdi” derdi. Soner ozaman atılır: “Soner dedi” derdi…

    Gamaro “kutsalım” demiş ya, Ebubekir, öldürdün beni be kardeşim, gidiyorum işte, tut salımdan:)

  42. Bu durumda sen savcı olmuyorsun, ikiyüzlü, tutarsız ve samimiyetsiz oluyorsun.
    Onlarınkine dikkat çekmedim, siz özür dileyeceksiniz.Bak sen!
    Bir kaç paragraf sıralayarak, konuyu bütünlük içinde takip etmeyerek, bir nebze pişkinlik ve bir tutam vurdumduymazlık ile böyle bir istekte bulunman ise hayrete şayan.
    Ayrıca,oyunlarının voltranvari bir üçlü-beşli oluşturduğu da gözlerden kaçmıyor.
    Ha, bu bahsettiğin hakk konusunda çelişip ”savcı” görevine soyundun ise şunu diyebilirim ;
    Mevcut ve mızmızlanmanın bebelere has bir kavram olduğunu belirtmek isterim.

    Not: gözü üzerimdeymiş:)) mızmızlanmadan izimi sür:))

    Bu arada; nereden tutacagını şaşıran algı/zeka/seviye yönünden türdeşin ebubekir de hayrete şayan:)

  43. Ebubekir hazretleri kutsalı tekeline almış. Alsın bişi olmaz da bu nasıl bi ruh halidir onu anlamak zor.

    Nasıl da ötekileştiriyor kendini ve bizleri…

    Sürekli siz böylesiniz şöylesiniz, pardon nasılız ?

    Açıkçası senin gibi değiliz. Kutsalın her türlüsünün en kralından zerzavat olduğunu düşünüyoruz. Bu durumda bizim kutsalımız zerzavat. Eee sana ne ? Sen takıl; camiye git, hamama git, fetih kutla, 1453 dergisi oku, kadınları kapat. Ne bilim yap bişiler kurtarırsın ükeyi “din-iman” diyerek. Uyduruk demokrasi söylemleri yap( Rahatça hareket edip Nurculuğu yay)

    Velakin bu arada İran’da bişiler oluyor: Sakine Muhammedi Aştani isimli kadın zina ve cinayet ile suçlanarak recm cezasına çarptırılıyor. Fakat geçen günlerde cinayet suçunu işleyen kişi yakalandığı ve suçunu itiraf ettiği halde kadın hakkındaki hüküm değişmiyor. İran yönetimi kıvırtarak recm cezasının idam cezasına çevrildiğini söylüyor. Karışmayın diyor. Ne yapacağı bilinmiyor.

    Tam buradan bakıldığında recm gibi bir cezanın uygulanabilir olması VAHİY’nin nasıl kolayca dönüştürüldüğünün acımasız gerçeği olarak önümüzde konuyor. Siz istediğiniz kadar bu KURAN’da yok deyin hatta yırtının asla ve asla değiştiremezsiniz ola ki değiştirdiniz mutlaka yerine yeni bir abukluk konacaktır.

    İşte kutsal bu denli kolay değişebilirdir. Sana göre var diğerine göre başka türlü vardır. Ama vardır.

    Geleneğin asıl çöplüğü dinlerin kendisidir. Din bir kere sosyal hayata karışmaya başlayınca artık geri dönülemez noktaya gelinir; birileri için suç ve ceza kendini tatmindir ve bu tatmin din’e bağlanır. Halkın tatmini dinin taltifidir.
    İnsanların kendi yararları, kendi görüşleridir. Laik bir hukuk devletinde (almanya gibi) yarar halkın yararıyken din devletinde herşey tatminlerin yararına işler durur.

    Din ebubekir gibilerin kendini tatmin aracından başka birşey değildir.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.