Şöyle hikaye tarzı anlatmaya, açıklamaya çalışayım.
Yaşadığınızı varsaydığınız hayatın içinde, gündelik ve özellikle etkisinde kaldığınız duygusal, fiziksel, saykolojik haller oluyor. Bu durumlar akabinde, hayatınıza kişiler giriyor çıkıyor, sizlerde olumlu olumsuz renkler, kokular bırakıyor. Bu durumlara isimler veriyorsunuz, çözmek değil önemsiz diyerek zorlanma halinden çıkış bulma niyeti ile.
Bu yaşanılan olaylar, durumların içinde kendinizde rahatsız eden bir durum gördüğünüzde bunu değiştirmek için, isterseniz psikolojik, isterseniz eylemsel şeyler almaya, yeni şeyler katmaya başlıyorsunuz bu durum halinede travmatik durum sonrasında yeniden toparlanma veya başka bir kesim ise çözülme olarak nitelendiriyor.
Daha sonra o durumlar o haller üzerinden aylar, yıllar geçiyor hatta anılarınızda olaylar canlanmıyor, temizlenmiş gibi isimler takıyorsunuz. Zorladığınızda anıların çok az kısmının aslında kendi şu an ki bilinçlilik haliniz ile yeniden yorumluyorsunuz, fakat yorumladığınızı farkettiğiniz an aslında akvaryumdaki bir balık gibi aynı cam fanusun içinde dönüp dolaştığınızı ve isimlerin, kişilerin değiştiğine tanık olup, akabinde aslında tekrardan aynı şeyi yaşadığınızı farkediyorsunuz. Bu yazıda anlattığım durum bir insanın yani karşı cinsin yarattığı bir durum değil tabii ki. Mümkün olduğunca kelimelere dökmeye çalışıp düzgün aktarmaya çalışma kaygısı ile yazılmakta…
Bu durumu farkettiğiniz zaman bir kısır döngü içinde devindiğinizi ve aslında birşey yapamıyacağınızı ama bir yandan da yapabileceğinizi biliyorsunuz fakat zaten bu “Sorgulama” hali daha öncesinde yaşanan durum içinde de olmuştu diyorsunuz. Çıkmazda hissediyor fakat bu çıkmazda olma hissiyatı ile güç kaznaıyorsunuz iyide bu o dönemde de olmuştu. ve bu ilk değil belki 3 belki 4. kez karşınıza çıkan bir durum.
Bilmiyorum diğer insanların da bu gibi cevaplamaya veya isim vermeden karara ulaştırmaya çalıştığı eylemleri bulunmaktamıdır. fakat düşüncelerimi doğru aktarabildiysem aşağı yukarı sizin düşünce ve fikirlerinizi merak etmekteyim.
Burda birşeyleri refaha kavuşturmak gibi bir beklenti elbette ki oluşmasının mümkünatı yok.
Fikirlerinizi arzuluyorum! 🙂
Fikirlerin arzulanması az bulunur ! 😉
İfade biçimindeki toparlanma dikkatimden kaçmadı. Şimdi iletişim düzlemime girdin sucu. Yazıda anlattığın döngülere sık sık giriyorum. O yüzden “asla”, “kesinlikle” gibi kelimeleri kullanmıyorum – da diyebilirdim, pek tabii demiyorum. Ama döngüye kesinkes girmek istemediğim bir durumda, geçmişteki olumsuz duygumu anımsıyorum. Döngüden çıktığımı hissediyorum. Ta ki başka bir döngüye kadar.
“Döngüden çıktığımı hissediyorum. Ta ki başka bir döngüye kadar.”
Daha ne denli özetlenebilir ki. Teşekkür ederim sana 🙂
Sucu; seni anlayabilmeme ben de sevindim 🙂 Çünkü içindeki iyiliği farkedebilenlerdenim 🙂
Yürüdüğümüz yol değişmedikçe karşılaşılan manzara hep aynı olacaktır,
İsimler, renkler değişir ama yaşanılanlar hep aynı kalır bu döngünün sebebi biziz aslında.
Sen değişmedikçe; karşına değişik şeyler çıkıyor olsa bile farkına varmazsın öylece geçip giderler hayatından.
Nasıl ve neyi değiştirmeli onu farketmek lazım 🙂
“Yürüdüğümüz yol değişmedikçe karşılaşılan manzara hep aynı olacaktır.”
Yürüdüğümüz yol hep aynı evet, ama yürüdüğün bir yolun olmadığını farketmek seni farklı bir yola sürüklememekte, zaten bu durum kendi içinde bir kısırdöngüye sebebiyet vermekte.
Kendi algılama biçimim, gördüğüm, tattığım haller özetle deneyimler ile var olmakta. Bu her bireyde olan bir durum. Bunun değiştirilmesi zaten kendi içinde her defasında değiştirilme sebebiyeti veriyor. Hal böyle olunca zaten aynı şeyi yapmakta olunuyor. Farkında olma durumu söz konusu olduğu her vakit, bu döngünün farkında olmak ve bunun değiştirilememe gerçeğinin değiştirilme çabasının asıl olan hal olduğunun farkına varabiliyorum. Zaten buda kısırdöngü içinde hareket etme özetle eylemsellik sonucunda ortaya çıkan deneyimlerin verdiği nedensellik sorusu getiriyor. Eylemsellik olmadığı sürece, şu anda olduğu gibi hayat nedir gibi kendimce anlamsız bir soruya sebebiyet veriyor. Eylemsellik somutsal ve hareketimsel bir durum ne de olsa (kendimce). Fakat işin 2 tarafını tattığınız vakit, durum görme ve harekete geçme durumunu duyumsadığınız vakit, somutsal kavramların sonuçsuz kaldığı bir duruma erişiyorsunuz. Ne arıyorsun sen sucu diyecek olursanız, bunu bilmiyorum. Kendi potansiyelim gibi bir takım söylenmiş şeyleride yakın görmemekteyim, bir anlamı veya bir durumunun gerçekliğini kabul etmiyorum, edemiyorum.
Bunu daha basit bir dille açıklamaya çalışmam gerekirse sanırım, hızlı biçimde kendi etrafında çevrilen bir salıncağın, merkezkaç kuvvetinden çıkıp, bilemeyeceğimiz bir ortama sapma şeklinde gideceğidir.
Sanırım bulunulan hal, bu merkezkaç kuvvetinden çıkmakta olunmakta. Bu da tabii ki güven denilen kendimce sahte olumlama halinden dışarıya çıkarak sadece hareket içinde var olma hali. Bu da özgürlük oluyor sanırım. Bilemiyorum, hissim olunmakta istenilen hal içinde olunduğunu, zihnim ise panikleyen bir hal içinde olmasından kaynaklanıyor, sanırım buda özgürlüğü tadan halin verdiği zihnin panikleme durumu oluyor. Bunun için bir yol bir durum söz konusu olamaz. Bir çok dalda tabii ki bulunmakta, ama bu hasta olma durumu değil bu sadece özgürlüğün verdiği, bilinmemezlik aynı zamanda güvensizlik durumu olsa gerek. Bu yapılan, hissedilen (eylemselliğin) doğal sonucu olsa gerek.
Sizlerin bu kendimce olan yazılara yaklaşımlarınız, kendimi tekrar sorgulama durumuna getirip, o kısır döngü dediğim hal içinde “bu” dememi sağlıyor. Bu yüzden içimi paylaşıp, fikir, düşünce ve sezgileriniz belki siz farketmesinizde, kendimce yeni bir ivme kazandırmakta.
Bu yüzden teşekkür ediyorum varlığınıza. 🙂
double ömür,i;
for(i=0;i<ömür;i++)
{
hayat=hayat+döngüler;
döngüler++;
}
cout<<“Öldünüz galiba”;
return 0
ömür ve i için double ayırman gereksiz bellek. int yeterli olur hatta fazla bile gelir. char bile olur yani.
Döngü kısmında ise
deneyimler=deneyimler+yeni_deneyim;
hayat=deneyimler+dusunceler;
yapılabilir.
css kodlaması bile beni benden alırken böyle anlamasamda eski tad kodları yazanları gördükçe gözlerim doluyor, ürperiyorum elinizdeki güçü gördükçe 😀
Ne diyeyim elinize sağlık:)
Bu da ölümden sonrası için olsun
double sevap, günah;
if(sevap < günah)
{
sıcaklık++;
}
if(sevap > günah)
{
haz++;
}
else
go to araf;
return Allah
Xenix yine double gereksiz deme kadir gecesini de hesaba kattım bu sefer.
kuş dili olsaydı bi nebze:)
Şöyle olması lazım
if(sevap < günah)
{
for(sıcaklık=5000;sıcaklık < sıcaklık+1; sıcaklık++);
}
aklıma “aklı oyunların”nda nash’in kucağına çocuğun verildği sahne geldi;
O çocuğu öyle tutmakla lilgili bi şey bu!
–
Eğer bir deneyim üretmekse ne üretmek;
Kişini arzuladığı bi şey var mı? Gerçekleştirmeyi -istediği beklediği ulaşamadığı şeyler ve koşullar varmı?
Tüm bunlar yoksa hayattan ne istiyor -bekliyor ? sıkıldı mı? bitsin mi istiyor sürsün mü? buna karar versin;
sürsünse nasıl sürsün- sürdürülmüş zorlanmış
hayata yüklenen değer ve anlamla da ilişkin biraz yaşamak kişi; yaşamaktan (umut kesilmiş) umulan ne? sonuç; ne gerçekleşmesi bekleniyor ki! bitmesi sadece bitmesi-nasıl olursa bitmesi ; o halde? her şey görülmüyor mu?
bi şeyler olsun-bi ışık çaksın-yıldırım düşsünde bi şeyler değişsin
farklılık olsun; koşullar kendini üretsin
-gerçeklik bi şeyler üretsin getirsinde deneyimleyelim ; yorumlayalım
ve kucaktaki çocuk
ve kucaktaki çocuğa bakmak işte;
,
öyle bakmak ya da böyle bakmak -rasındaki fark!
hayata yüklediğiniz anlam/amaç-sonuç ne?
ölüp gitmek ve ‘bi şeylerin kendiğini yapması’ -kendiliğinden olması
zaten zorunlu olanı öylece bırakmadan sürdürmek
itkisiz ve çabasız bi hayat içinde yalın devinmek-çok sıkıntısız ve tuhafsız olsun mu derdik örneğin
cevpalanmamış-bakılmamış sorular var belki
ama gerçekliğin çökmesi-gerçeklik olmaktan çıkması olağandır ve bazende iyi
gerçekliğin, sıradan, olan ve akışkan hissedilmesi iyi değildir
bazen delirmekte iyidir-tuhaf-korkmayın
yeri geldi o çocuğu öyle tutmamak her şeyin içinde olmak-kaybolmuş olmak
akan sıradan ve geçici bi hayatın içinde kaybolmuş olmak daha mı iyi? bunca şeyde hiç tuhaflık hissetmemek ve tuhaf hissetmemek -bunca tuhafken- daha mı iyi ki!?
delirmekten korkmayın efendim-hiç korkmayın-hiç bi şey değişemez- ve hiç bi şey delirmek değildir- akıl hiç bi yere gitmedi ve gitmeyecek kişi kendini değiştirmeycek-gerçeklik çemberi değişmeyeck
bazen gerçeği itmek sarsmak iyidir
akıl zorlanmalıır
akıl dibini dibini dibine kadar zorlanmalıdır
aklın üzerien basılmlıdır
gerçeklik zorlanmalıdır
akıl çırpınlamı-çarpınmalı
eğer akıl bi hapishane de ise öyle hissediyorsa
akla sonuç verme yönünde isyanda bulunun! başkaldırın!