Rüyayı zıplama aracı olarak kullanın

Rüya kampı ya da önceki eğitimlere katılmış arkadaşlara sesleniyorum, rüya görüşmeciliği sürdürülebilir bir aktivite halini aldığı takdirde sizi hiç bilmediğiniz kendinizle karşılaştırabilecek en tehlikesiz ve en ucuz yöntemdir. Lütfen birbirimizle iletişim halinde kalalım, birbirimizin rüyalarını analiz etmek yoluyla aydınlatalım ve ayalım.

Uyanık olmadığımızda bilincimizin sınırlı yapısının içine, o minicik hapishaneye geri dönmek işten bile değil. Lütfen bu birleşik mesajımızı sayfalarınızda paylaşın, yakınlarınıza sözlü olarak iletin. Yaşam huzurumuz ve keyfimiz bireyliğimizi kaybetmeden kurduğumuz ilişkilerin kalitesinde saklıdır. Toplam yaşam kalitemizi arttırmak elimizde; birbirimizi uykuya geri dönmeye karşı uyarmakta.

Bu dünyadan kaçmak istiyorsanız, dünyadan hiç bir beklentiniz yoksa ve onu pek de sevmiyorsanız o zaman rüyalarınıza ilgi göstermemekte haklısınız.
Zaten biz de kendini ve dünyayı sevenlere destek olmak için buradayız. Onbinlerce yılın birikmiş bilgisini/ışığını paylaşmak istiyoruz. Dışarıya çıkmayı öğretiyoruz ki içeriyi anlayalım.
Siz de sevinci yol edinenlerdenseniz aramıza katılın, rüyalarınızı dolayısıyla kendinizi onurlandırmayı öğretelim.

Daha detaylı bilgi için Sayfamızı ziyaret edin:

http://www.facebook.com/RuyaKampiDunyaYili2012?ref=hl

ÖL ya da ÖZ

OL ile ÖL gibi birbiriden 180 derece farklı anlam algıladığımız iki kelime arasında yalnızca iki minik nokta olduğuna aydığımda, arkası çorap söküğü gibi gelmişti.  Bi kuşun tam olarak hangi taşla isabet aldığını bilemiyorsunuz, bilseniz de ancak devrenizin (spiralin) sonraki bi dönüşlerinde olabiliyor. Biçok insan hayatları boyunca bunu bilmeden göçüp gidiyorlar (çok meşguller). Zaten o her bi kuşa isabet eden taşı mevcut insani kapasitemizle bulabilmeye ömür yetmezdi! Demem bu değil, bi iki tanesini tespit edebildiğinizde o bütün kuşlara ve taşlara ait bi ayma yaşanmaya başlıyor. Bu aymaların getirisi bazen sevinç bazen de kabulsüzlük hissi yaratsa da zamanla (o yere düşen) taşlar yerine oturuyor.
Örneğin az önce balkonda aniden aklıma ilk kez “ya istiklal ya ölüm” cümlesi geldi. Şimdiye kadar bi kere bile gelmemişti. İlk sahibi kim diye aratmanın manasızlığını biliyordum (herhalde onbinlerce yıldır farklı yerlerde söylenmiş olmalı) ama yine de bebecik internette arattım, Türkçe arattığım için Atatürk’ü, Kazım Karabekir’i filan işaret etti. Herneyse bu değil önemli olan! Önemli olan cümlenin keskinliği! Anlıyoruz ki Ölümü göze almadan özgürlük yok! Bu kez iki kelimeyi de “Ö” çekiyor.
ÖL ya da ÖZ
Hayat oyununa bi bulmacaymış gibi bakmaya başladığınızda, şaşıp kalmamak mümkün olmaz. Ha bi de hayranlık ve aşk. Başka bi duygu türetebileceğinizi sanmam 🙂

**

Öylesine fırlattığımız taş bize muhteşem bi kuş vurdu: WİSLAWA SZYMBORSKA… Hayatın kavranamaz gizidir bu işte

**

“ÖZ…Özemek” Tdk şöyle buyurmuş: “halk ağzında Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak “… İlginç değil mi?

**