Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır.

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır.
İkinci prensip KALA’nın sonuçlarından biridir bu çıkarım.
Ayrılığın bir fayda uğruna kurulmuş bir rüya (oyun) olduğu gerçekten bilinse hayatta çözülmeyecek hiç bir şey kalmaz. Bizler aslında çok boyutluyuz. Tüm sorunlar, hastalıklar ayrılık bilincinin farkındalıksızlığından kaynaklanır. Bunu zihinleriyle yürekleriyle tastiklemiş olanlar bile zaman zaman işin ucunu kaybedebilir. Hiç sorun değil, Gurdjieff hocanın da söylediği gibi bu yolculukları bir gurup halinde yapıyor oluşumuz bizi bu unutkanlıktan kurtarır çünkü bir arkadaşımız bizi nazikçe dürtükleyiverir ve hemen uyanırız 🙂 Aloha budur işte
Bir düşünün eğer %100 empatiye sahip olunsaydı yaşamak ne zor olurdu (2 rakamı empatiyle ilgilidir). Kahunalar kendilerini, faydalı limitler (ayrılıklar) yaratmakta özgür hissederler. Buradaki kilit nokta, ayrılığın mutlak mı kurmaca mı olduğunu bilmektir. Kurmaca olduğunu bildiğin durum CC bilgisindeki kontrollü deliliğe tekabül eder. Kurmaca olduğunu kabul etmek İz sürmenin gereğidir. Yani ayrılığın keyfi olduğunu bilmek; özgür hissettirir, esnetir, savaşmak için sebepleri yok eder, akışta olmayı, birlikte barış içinde büyümeyi teşvik eder.
Her şeyin bağlantılı ve bir olduğunu, ilişkide olduğumuz her kişinin kendi reenkarnasyonumuz olduğunu, ayrılığın keyfiliğini bildiğimize göre;
Diğer kişileri göz ardı edip yalnızca kendimizle kalırsak, muhtemelen en iyi ihtimalle mutabakat rüyasından koparız ki bu amacımıza ters düşer ya da daha kötüsü narsistik uyarılara/tedavilere maruz kalabiliriz.
Diğer yandan eğer kendimizi ilişkide olduğumuz kişilere adayıp, nasılsa fark etmiyor diyerek kendimizi unutursak bu kez de bireyselliğimizi kaybeder ve aumakuamızın KU’muzu büyütüp geliştirme aracılığından mahrum kalırız.
O halde UÇlara kaymadan bu muhteşem sistemi deneyebilmek için elimizdeki bu fırsatı(hayatı) sevinçle değerlendirmeliyiz. Sevginin birlikte büyümek olduğunu her anımızda hissettiğimiz armoninin hakim olduğu şahane bir şarkı olduğumuzu hatırlamak dileğiyle… Aloha
Not: bir de şöyle düşünün: Her türlü somut ve soyut sınırların bizleri ayırdığını, bütünlüğümüz için bir tehdit ya da kayıp olduğunu sanaduralım aslında SINIRlar şeylerin ortak noktalarını gösterirler! Bunu bir düşünün sevgili arkadaşlar. Sınırların, faydalı ayrılık oluşturmadaki rolünü örnekleyin hayatınızda.

Kutlama Zamanı

Artık, karşılıklı tartışmak zorunda değilsiniz. Bütün yapmanız gereken şey derin bir nefes almak ve bilmede-bilişte olmak. Ve oldu bile. Diğer insanların karşılıklı tartışma içinde ne yaptıklarının bir önemi yok. Bir ev, araba, iş ya da bunun gibi bir şey için tartışıyorsunuz ve şöyle diyorsunuz: “ Burada akılı olmam lazım, çünkü onlar gizli planlarıyla geliyorlar ve bende onlara kendi gizli planımdan…” Bu günleri bırakın, gitsin. Bu çok zihinsel ve işin içinde güç var. Siz bir bilinç varlığısınız.

Başkalarıyla çalışırken çok ilginç bir dinamiği fark edeceksiniz. Eğer masada otururken ve konuşurken, Ben-im varlığınızı sürdürürseniz, bu dinamikle, zaten tartışma biter. Çoktan bitmiştir. Oraya almaya geldiğiniz şeyi, aldınız bile. Onu almaktan korkmayın çünkü hiçbir zaman çok fazla istemezsiniz ve bir diğerinin zararına istem olmasını da istemezsiniz. Zihin ve güç oyunu oynamadığınız sürece, istediğinizin birebir ve bazen de mecazi olarak masaya geldiğini ve orada sizin hizmetinizde olduğunu anlayacaksınız.
Adamus

Gizli planlar filan… Bunlar hiç bi zaman geçerli olmadılar aslında, bize öyle öğretildi, korkutulduk ve bütün bunların temeli bence sadece “ayrılık” bilgisine dayanıyordu, yani dün söylediğim ÖZNELERRRRRRRR. Oysa ayrılık sahte bi olgudur, sırf 3B dünya oyunu için tasarlanmıştı, şüphsiz bir amacı vardı  O konuları çok düşündüm, çok şey seyrettim zaman öncelerinden, hiç girmeyelim şimdi çünkü neden olduysa olmuştu, geçti bitti gitti, biz şu ana bakalım, meğer ki AYRILIK yoktur, eski dünyaya dair tüm bilgiler kavrayışlar çöker. Çökenin başında durup ağlayacak değiliz.

Bırak ağlamayı, kutlama zamanı bu yaw, kutlama partilerine katılacağım artık, kim davet ederse katılacağım, tabi kendim de yapacağım, sabaha kadar dans artık :)))) hahahahahaha gerçekten bu mutluluğa erişebileceğimizi ümit etmekten bile çekiniyorduk yirmi sene önce… Çok naif varlıklarız