Hıdırellez

Hıdırellez Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır. Hıdırellez günü: 6 Mayıs’tan başlayıp 4 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 5 Mayıs günü gecesi kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelmektedir.

Kökeni: Hızır ve Hıdırellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdırellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Hıdırellez Bayramı’nı ve Hızır düşünüşünü tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Balkanlar ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle belli başlı doğasal döngüler için sevinç duyulduğu görülmektedir.

YARATILIŞ

Kudretin eli , Ademin çamurunu cennet göklerinin altında esenlik toprağında yoğurdu..
Ama ! Ol deyip de oluruna bırakmadı.
Dokundu , bir temas hatırası ile doğrudan yakınlık kattı.
Kadir olan ! Çamuru oluşumun sırrı açığa çıksın diye zamanla , aşama , aşama , topraktan toprağa hemhal etti
Merhaleden , merhaleye geçirdi
İki merhale arasında döndürdü , çevirdi , bekletti…
Alemlerin rabbi ! Bu hamura kendisinde ne varsa gazapla , rahmeti , korku ve ümidi , ikisinin arasında duran yüzlerce , binlerceyi,
tek tek değil de ! bir arada kardı
Zıtlıkları bir araya koydu .
Ahenk ve düzendi asıl yaratılışın temeli.
Yarattığının doğasına tüm zıtlıklara rağmen !
Ahenge doğru bir meyi l , düzene doğru bir akış isteği verdi
Bu haliyle kötülük yoktu ademin mayasında , özünde iyi ve temizdi.
Lakin sınav yeriydi Dünya,
Ademin hamuruna kötülük koymadı ama kötülüğü taşıyacak bir kıvam ekledi …
Sonra ! kararsızlık , sabırsızlık , unutkanlık ekledi…
Adem eğriyi doğruyu ayırsın diye aklı verdi.
Bir manası DÜĞÜM olan akıl kendi kendisi ile sınırlıydı..,
KAVRAYAMADIĞINI REDDEDİYORDU.
VE KALPLER YARATILDI……
Kalp aklın çıkmadığı yücelere çıkabilirdi…
Toprak yükünü almıştı., Önce hava ile kurudu .,, sonra çatladı ., kıvam tuttu…
Suyla , havayla , kokuyla buluştu.
Merhale merhaleyi izledi .
Ademin bedeni halden hale geçti , kaptan kaba , şekilden şekle,
Kayda değmez toprak yığınından bambaşka şeydi şimdi.
AMA HALA EKSİKTİ…
Öylece yatıyordu ,can yoktu , bumbuz bir ceset…
Günler geçti nihayet oluşun son aşaması.
Nefes hayatın ruhu , ..
Alemlerin rabbi bu toprak bedene nefesinden nefha , suretinden suret , ruhundan ruh verdi…
Ona ruhumdan dedi….
Şimdi yaratan la yaratılan arasında bir nefes ilişkisi , Yaratan yarattığına şah damarı kadar yakınsa,
yaratılan da yaratanına bir nefes kadar yakındı….
Çamurlu bedeninin özü , ama alnında bir halifelik mührü , ruhunda ise onun ruhundan vardı.,
• O zaman ruh ile ceset arasındaki örtü kalktı , toprağın topraklığı cesedin zenginliği arttı.,
• Adem in kalbine hayat düşerken, Yaratan yarattığına baktı
• Güzel değil en güzeldi.,
• Mükemmel değil ekmeldi..
• Toprak bedenden tatlı bir ürperti geçti , söyle bir silkelendi adem, parıltılı ışığı teninde hissetti,…Bir tebessüm indi yüzüne , görmek ardından geldi,
• Gözü ne görüyorsa merakla baktı Adem onlara onlar Ademe .
• Yavaşça doğruldu, ayağa kalktı
• Bir yanıyla hep vardı , Bu yan kendi yaratılışına tanıktı…
• Kendi kendini seyretti bu gözle havasını ,toprağını suyunu
• Adem şimdi cennette ,yeni doğmuş bir bedende çok eski bir ruh gibiydi…Ve şah damarında bir atma.,
• Muhtaç değildi elbet yaratan yarattığının kulluğuna .,Lakin yaratan o kadar büyüktüki Ademin ona varmaya kulluktan başka yolu yoktu
• Zorunlu kölelik değil asla şuurlu kulluktu bu…. (derleme )
• Serpil Bahar Başoğlu.. Nazan Bekiroğlundan

2012

MELEKLERİMİZDEN…
2011 getirdiği güzellikleri bize bıraktı gidiyor,,sevgiyle ve hüzünle uğurluyoruz , hüznümüz bizi bırakmasından,,getirdiği güzellikleri sindirmeyi seçiyoruz
Biliyoruz ki 2012 çok daha güzel ve anlamlı,,hediyeleri daha bol ,
Bize vaad ettiklerini ! görmeyi , almayı ,hayata geçirmeyi seçiyoruz.
SEVGİ VE IŞIK SELLERİNDE KALMAYI SEÇİYORUZ
HADİ GELİN BU GÜN Oyun oynayalım desem ne düşünürsünüz…… yapacak işinizde yok , zaten canınızda sıkılıyor , her şey aynı ve tekdüze , hayat biraz hareket katmak gerek,, üstelik bol ödüllü , armağanlı bir oyun…..CEZA var tabi ama bu cezalar istediğimiz an büyük ödül haline gelebiliyor.,,,
Yalnız bir şart var .,,bu oyuna girebilmek için beş milyar kişinin katıldığı bir maratonda ilk olmalısın , yani önce gücünü sergilemelisin , bu yarışmada var olabilmek güçlü olmayı gerektiriyor.
Baş rol senin,,ve etrafında figüranlar…..
Sana zaman zaman yarışmayı kazanman için yarışma anında ip uçları gelecek,,
BU İP UÇLARI Sana özel gelebilir , tüm yarışmacıları kapsayabilir,,
Dikkatli ol, değerlendir…
Yarışma başlarken tüm bilgilerin olmasa da geçmiş bilgilerin silinmesi gerekiyor .,,
Kafan karışmamalı.,,
Bu bilgiler yerine , sana kalkanlar verilecek,,,
Zamanı geldiğinde bu kalkanlardan sıyrılmayı bilmelisin, gereksiz yere onları taşıma .
ONLARI TAŞIMAK ÜZERİNDEKİ YÜKLERİ ARTTIRMAK DEMEK…
Oyuna başladın..
Sonra ne mi olacak ?..
Her şey kendiliğinden gelişecek.. Oyuna girdin ve şartları baştan kabul ettin..
• Şartlar çerçevesinde , özgür iradenle, yollar çizme ve bu yollarda istediğin şekilde yürüme hakkın var.,,
• Oyunu kurgulama hakkın var , seçme hakkın var ilerleme , yerinde sayma , hatta gerileme hakkın var..
• DÜŞÜN , SENARYO YAZ , KURGULA VE OYNA…
ŞİMDİ OYUN ZAMANI …
Oyun sırasında asla unutma
Bir an diğerine benzemez , asla aynı suda aynı anda tekrarlanmazsın.,
Hayatın tekrarı yok
‘’’’’’’’’’OYUN OYNAMAK KEYİFLİDİR .,,
KEYİF BULAŞICIDIR.,,
BU GÜN OYUNU SEN BAŞLATABİLİRSİN .’’’’’’’’ Diyor meleklerimiz
Bir yıl bitti uğurlamak üzereyiz.,,
Gelecek yıl umutlarımız ve gerçekleşmesini dilediğimiz hayallerle dolu
BU YILBAŞI ÖNÜMÜZDEKİ BİR SENENİN SENARYOSUNU İSTEDİĞİMİZ GİBİ YAZIP OYNAMA LÜKSÜMÜZ VAR.,,
HAK VE TEKAMÜL YASALARIMIZ ELVERDİĞİNCE..
ŞİMDİ,,Üzerimizdeki eski yaralanmış yırtılmış kirlenmiş elbiseyi çıkartıyoruz
Gücümüzü kabul ediyoruz
Kendimiz olmaya ve kendimizi gerçekleştirmeye niyet ediyoruz
Meleklerimizden yardım talep ediyoruz
Ve…2012 de başrolünü oynadığımız oyunda istemediğimiz tüm sahnelerin yerlerine ,,kurguladığımız yeni sahneleri ( dikkatlice çok kapsamlı düşünerek ) koyuyoruz…
Ve bunları kağıda döküp kaldırıyoruz .,
Ve hemen harekete geçiyoruz….
BİLİYORUZ Kİ 2012 UMUTLARIMIZIN YEŞERİP ÇİÇEK AÇTIĞI ,,BİZE VE BÜTÜNE HAYIRLI TÜM İSTEKLERİMİZİN GERÇEKLEŞTİĞİ BİR YIL OLACAK ,,
SEVGİYLE .,, KUANTUM D .T EĞİTMEN
Serpil Bahar Başoğlu

Bitkilerle “Tanış” Olalım mı?

Merhaba arkadaşlar,
Bahar geldi, doğa uyandı içimiz kıpır kıpır. İçimde, dünyadaki tüm canlıları oluşturan ve halen de yaşamalarını varlıklarıyla sağlayan BİTKİ atalarımızla tanış olmak, muhabbetimizi sunmak ve gönüllerini alma isteği var. Bu sebeple araştırma yaptım, Kemal beyle tanıştım, bu konudaki bilgisi ve büyük sevgisini gördüm, üstelik bunu paylaşmaktan mutlu olacağını da anladım. Böylece herhalde doğru adresteyim diye düşünüyor ve aşağıdaki (bizlere özel düzenlenecek-dört haftalık) programı sizlerle paylaşıyorum.
Program 21 Mayıs cumartesinden başlayan dört cumartesi yapılacak. Böyle özel bir tanıştırılma seansına hazır ve istekli olduğunuzu hissediyorsanız lütfen beni arayın ve gurubumuzu oluşturalım.
İsteklerinizi doğrudan mail adresime: [email protected] yapabilir, sorularınız varsa bu maile doğrudan yazabilirsiniz.
Facebook hesabımı bir süre için deepfrize attığımdan, bu etkinliği -orada- sayfalarınızda paylaşabilirsiniz, bu beni sevindirir.
sevgi ve selamlar
Sibel Atasoy

BAHAR PROGRAMI

Flora şifalı bitkiler eğitim semineri bahar programı nisan ayının son haftasında başlar.

5 hafta sürecek olan eğitim seminerleri cumartesi günleri saat 10.30-12.30 saatleri arasında gerçekleştirilir.

Bitkievi Eğitim Seminerleri Programı;
KOZMETİK, ORGANİK, VE AKTARİYE
BAŞLIKLARIYLA İLGİLENEN KURULUŞLARA KENDİ ŞİRKET MERKEZLERİNDE DE VERİLEBİLMEKTEDİR.

5 hafta süreli olarak tasarlanan eğitim seminerlerinin programı aşağıdaki gibi 5 basamaktan oluşmaktadır.

1. basamak: Bitkilerin tanıtımı. Bitki familyaları, cinsleri ve türleri hakkında genel bilgi.
2. basamak: Bitkiler nasıl ve ne zaman toplanır ve saklanır? Bitkilerin içerdiği kimyasallar, mineraller nelerdir ve nerelerde kullanılmaktadır?
3. basamak: Genel bitkilerin tarihi, bitkilerin latince adları, kökenleri, bitki coğrafyası hakkında genel bilgi.
4. basamak: Bitkilerin hastalıkların tedavisinde, hangi bitki hangi hastalıkta kullanılmakta ve bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri ve tamamlayıcı tıptaki yeri.
5. basamak: Piyasada yayında bulunan, bitki kitaplarının genel kritiği ve önemli bilgi yanlışları ve bu yanlışların yaratacağı problemler üzerine genel bilgi.

Seminerlerin  sonunda  katılımcılarla birlikte  Süleymaniye’deki İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi veya Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi gezilecektir.

Konuya ilişkin olarak bilgi almak için;
Sekreterya;  Rıhtım Cad. İskele Sok. No: 69/1 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0.216.349 52 40  Faks: 0.216.414 27 84
www.bitkievi.com.tr   [email protected]

Eğitmen H.Kemal Çağın kimdir:

İstanbul’da doğdu. 1976 yılından bu yana yayın sektöründe görevli. Bitkievi’nin yöneticisi. Bitkiler konusunda araştırmalar yapıyor. Tema Eğitmeni olarak bugüne kadar 200’ün üstünde konferans verdi. Fuji Film’le birlikte 40’ı aşkın çevre sergisi açtı. Paris’te Şifalı Bitkiler üzerine Jardin des Plantes’da incelemeler yaptı ve Flora ile ilgili 30’u aşkın sergi açtı. DHKD, IFSAK, ÇYDD üyesi, Tema gönüllü eğitmeni.

Halen bitki araştırmacısı ve ressamı olarak Bitkievi’nde çalışmalarını sürdüren Çağın, Avrupa ve Türkiye florasını resimleyerek, 25.000 bitkiyi kapsayacak bir katalog çalışmasını yürütüyor. Bu alanda yazarın “Avrupa ve Türkiye Florası İnceleme Dizisi” adı altında çıkmış yedi kitabı bulunmaktadır.

Ayrıca Çağın, aylık Buğday, Housebeautiful, Doğa ve Sağlık ve Gezgin dergilerinde araştırma yazıları yayınlamakta ve flora resimleri çizmekte. Geo Dergisi’ne bitki danışmanlığı yapmakta, NTV’nin hazırladığı İstanbul Ansiklopedisi’nin “İstanbul Bitkileri” ile ilgili metinlerini hazırlamaktadır. Bitkievi’nde ise 5 yıldır “Bitki Seminerleri” vermekte, öğrenci yetiştirmekte ve Anadolu Florası’nın tohumlarını toplamaktadır.

Bahardan mı bilmem

 

Gölgeler serin, güneş yakıcı bu mevsimde

Cepler yorgun esnafta, kalpler hevesli

Yollarda tek tük turist, kafelerde ucuz biracılar

En çalışkanları ağaçlar ve badanacılar

Bense gölgeleri dinliyorum yürürken dalgın,

Sessiz bir fısıltı var taşında toprağında buranın

Hep bilirim hep duyarım ne çare anlatamam

Gün olur dil ucuna gelir mi bilmem

 

Türkü dinledim doyasıya bu gece barda

Dışarda  yağmur bardaktan boşanırcasına

Çok katmanlı bir sis gibi kapladı notalar 

Bağlamadan mı döküldü gönülden mi bilmem

Karahisar kalası yıkılır gelir, perçemi boynuna dökülür gelir

Yayladan gel allı gelin yayladan, kesme ümidini kadir mevladan

Ver elini karlı dağlar aşalım,  bayramlaşalım.

Dedikçe aşık, damlalar aktı aktı sel oldu semadan

Gözlerimden mi kara bulutlardan mı bilmem.

 

Ahmet Kaya’dan konuştuk sonra

Belki ölmemiştir dedim, öldü öldü dediler

Uçurtmalardan hayallerden dostluklardan

Duman’dan dinledik, bir de Onur Akın’dan

Bir garip hüzün oldu bahardan mı bilmem

<

p class=”MsoNormal” style=”margin: 0cm 0cm 0pt;”>

 

Yetmişiki saat oldu dinmedi bu yağmur

Gönlüm asılsız bir eski yaradan mahmur

Söz de verdim açacak diye yarın güneş

Duyar da mı açar, tesadüften mi bilmem.

 

 

Sa

07.04.09 – Fethiye