Heroes’un dengesi

Heroes’un dengesi Terminatör lehine bozuluyor mu?

Açıkçası gidişattan pek memnun değilim, sanırım yeni senaryo ekibi tam uyum sağlayamadı, son bi kaç haftadır resmen kıvrandıklarını görüyorum. Bir yazar olarak bunun ne demek olduğunu az çok bilir gibiyim. Zaten eski dünya kurallarıyla yeni dünyayı anlatmak nasıl mümkün olabilir ki! Bu sezon başladığında dizinin dualite çukuruna yuvarlanmakta olduğunu hissetmiştim, neyse, hala bir yerlerden döneceklerini ümid ediyorum.

Gelelim Terminatör’e… Yazarlar beni heyecanlandırmayı başardı, Heroes’da düşen grafik (bana göre tabi) Terminatör’de sistemli bir biçimde yükseliyor. Doğrusu yazım ekibinde neler olduğunu merak ediyorum, nasıl oldu da birdenbire böylesine geniş ve katmanlı bir bakış durumuna geçtiler?! Ve tabi Cameron’ı bi yere doğru götürüyorlar fakat benim ummaya bile çekindiğim yere varabilecekler mi? Hayal gücünü nereye kadar zorlayabileceklerinin sınırı insanı heyecanlandırıyor.

Hayal dünyası da CC’deki birleşim noktası kavramını son derece destekler biçimde çalışıyor. Eğer çok uzağa bir yere fırlatır ve onu şimdi’nin gerçekliğine bağlayamazsanız, şimdiyi dönüştürme gücünü açığa çıkaramazsınız. Tabi yine de işe yaramaz değil, hayal edilen olmak zorundadır, onu zamanın ilerisine doğru fırlatılmış bir tohum gibi görürüm. Fakat Yeni Dünya’nın kapımızda olduğu bu kritik zamanda dönüştürücü türünden hayallere  daha fazla ihticamız olabilir.

Son zamanlarda gerek Amerika’da gerekse uzak doğuda (az sayıda izlemiş de olsam) yapılan film ve dizi filmler aracılığı ile (başka destekleyici unsurlar da var mutlaka) öyle hızlı bir AĞ örülüyor ki, şaşırıyorum; çünkü beklemiyordum sanırım. Adeta  bu ağ örgüsü ile dünyanın maddi kapsamı genişliyor! Giderek ayağımızı basacağımız kadar sağlam olacak.

Dünyanın birleşim noktası nereye sabitlenecek? Bekleyip göreceğiz kısmetse.

Birleşim Noktası

Farkındalıkla ilgili konuştuğumuz gerçekleri nesnel bir dünya olmadığı, sadece görücülerin Kartal’ın yayılımları dediği erke alanları evreni olduğu şeklinde özetledi. İnsanların, Kartal’ın yayılımlarından meydana geldiğini ve esasında parlak erke balonları olduğu; her birimizin bu yayılımların ufak bir parçasını kapsayan bir kozayla sarmalandığını söyledi. Farkındalık, koza dışındaki yayılımların, kozamızın içindekilere uyguladığı devamlı baskı sayesinde oluşuyor ve kozamızın içindeki yayılımlar kendilerine uyan dışarıdaki yayılımlarla birleştiğinde, algıyı genişletiyordu. Sonraki gerçek, algının her birimizin içinde, içsel ve dışsal yayılımları seçip birleştirmekle görevli bi birleşim noktası olduğudur. Dünya olarak algıladığımız bu belirli birleştirme, birleşim noktamızın kozamızdaki belirgin yerinin eseridir.

Yaşayan her canlıda olan birleşim noktası, vurgulanacak yayılımları seçer. Görücüler, diğer hisseden varlıkların aynı dünya görüşünü paylaşıp paylaşmadığını birleşim noktalarının seçtiği yayılımların aynı olup olmadığını görme yoluyla görür.

Nagualın vuruşunun büyük önemi vardır çünkü o noktayı oynatır, yerini değiştirir. Bazen orada devamlı bir yarık yaratır. Birleşim noktası tamamen yerinden çıkar ve farkındalık fazlasıyla değişime uğrar. Ama daha da önemlisi, bu noktanın kendi kendine oynatılabileceğinin ayırdına varılıp farkındalıkla ilgili gerçeklerin tam anlaşılmasıdır. Bahtsızlık şu ki, insanlar ihmalden kaybeder. Kendi olanakları hakkında bi şey bilmezler.”DJ

CC, bir kimsenin bu değişikliği kendi içinde nasıl başaracağını sorar DJ ye.

“Yeni görücüler, bu tekniğin idrak olduğunu söylerler. Onlar, öncelikle bi kimse, algıladığımız dünyanın birleşim noktasının kozanın belirli bi yerde durması sonucu olduğunun farkına varmalıdır derler.( Dünyanın olması). Bu anlaşıldığında, birleşim noktası yeni alışkanlıkları takiben kendiliğinden oynar. İnsanın birleşim noktası, Kartalın buyruğuyla kozada belirli bi alan etrafında görünür. Ama kesin nokta alışkanlıkla, tekrar edilen eylemlerle belirlenir. Önce orada yer alabileceğini öğreniriz ve sonra orada olmasını buyururuz. Buyruğumuz Kartalın buyruğu olur, nokta o yerde sabitlenir.

Birleşim noktasının kaymasının çeşitleri var mı?

Bunun için ilk önce birleşim noktasının nereye doğru yer değiştirdiğini ve etkilerini bilmemiz gerekir. DJ iki tür yer değiştirmeden bahsetmektedir. “Biri, ışıltılı kürenin yüzeyinde ya da içindeki bir konuma yer değiştirmesi – buna birleşim noktasının kayması” adını veriyor ikincisi ise “ışıltılı kürenin dışındaki bir noktaya yer değiştirme – buna da birleşim noktasının devinimi” olarak adlandırıyor.

İlki, yani birleşim noktasının kaymasının “yolunu açtığı dünyalar ne denli garip, şaşırtıcı ya da inanılmaz olurlarsa olsunlar, insanın etkinlik alanı içindeki dünyalardır.” İkincisi, yani birleşim noktasının devinimleri “insan aleminin ötesindeki erke lifleriyle ilgilidirler. Böyle lifleri algılamak, idrakin ötesinde, içinde insan soyunun izi bulunmayan, anlaşılmaz dünyaların yolunu açar.”