Yaşam nasıl Oluştu?

Yasam nasil olustu? Tek kisilik BAK oyununa verilen cevapti 14.10.2011

Cevap sağ üst köşedeki kırmızı ile başladı ve aşağıya indi, sonra orta üst ve alt ve ikisin ortası, sonra birden sol ortadaki boğa başı belirdi ve çevresi doldu. Ben aracıydım, ressam filan değilim bildiğiniz gibi. Bu resim, çocuk boyaları ile resim defterine yapılmıştı 🙂

Bu arada resmi cep tlf nu ile sandalyenin üstüne çıkıp çektim :))))

ErsinK: Nesini beğendiğimi söyleyeyim: Senin hayat sevincini, bunu öyle ya da böyle maddeleştirme hevesini ve paylaşmak isteğini beğendim, beğeniyorum. Kendini ve hayatını severek paylaşıyorsun! Teşekkürler tekrar tekrar!

Z.M: resmin orjinali gördüğümden söylüyorum..strüktür(doku) dahil her şey muhteşemdi.. :))

SibelA: Çok teşekkürler, biraz utanarak paylaştım (gördüğünüz gibi iki ay olmuş aslında), fakat az önce aslında “ilhama” aracı olduğumu ve bunda güzel-çirkin aranmayacağını hatırladım. Madem çocuk boyalarını almıştım, yani araç gerecim hazırdı, bana geldi ve yaptım 🙂

IşılK: Kırmızı’nın ne olduğunu bilemememizi beğendim ben, sanki kırmızı güneşi yaratmış güneş de her şeye can vermiş gibi geldi, bir çocuk saflığındaki merekı, bunu paylaşmakta beis görmeyen coşkuyu, her şeyi her şeyi beğendim. Yaşamın rengarenk olmasını da 🙂

SibelA: E evet öyle değil mi zaten, rengarenk 🙂 Teşekkürler Işılcım. Bu arada o günden beri merak ettiğim şey (şu ana kadar epey resim oynadım); diğer hiç bi resimde olmadığı halde neden bu soruya sağ üst köşeden başlanarak cevap verildi? Bu sorum hala açıkta duruyor. Tahminlerinize açığım

IşılK: resme tekrar baktım uzun uzun, istemsizce oraya dalıyor gözlerim, bilincim.. kırmızılar sağ üst köşede,kırmızılara bakmaktan gözümü alamıyorum, belki de resme bakarken de birleşik alana giriyor insan ve istemsizce sağa kayıyor gözler 🙂

Le Na sağ üst köşedeki kırmızı ile başladı. en çok başlayışından etkilendim……harika…teşekkürler. benim aklıma alak geliyor et parçası ama genel olarak rahime benzeyen bir yan yok..direk onu çağrıştırdı bana nedense… Alak rahimde et parçası bebeğin ilk rahime düştüğü parçanın arapça ismi..bana onu çağrıştırdı ..rengi falan ne bileyim…çok etkilendim yazmadan da duramadım

SibelA: Teşekkürler Le Na. İlginç geldi bana, iyi ki yazmaktan alakoymadın kendini.

MehmetÇ: Renklerin sırasına göre de çıkarımda bulunabilir. Kırmızı sarı yeşil ve sonra karışık renkler. Kırmızı toprak olarak veya frekans olarak düşünülebilir.

SibelA: Bu da ilginç doğrusu 🙂 Dalga boyu en uzun, frekansı en düşük renk kırmızıdır.

Tauroktoni Nedir?

“Boğa” simgesini nerede görürseniz, orada AnaTanrıça arketipi var demektir. Çünkü Boğa, binlerce yıldan bu yana üretkenliğin ve verimliliğin simgesi olarak, tanrıçanın hizmetindeki evrensel güç olarak değerlendirilir.

Romalıların ikibin yıl önce Anadolu’dan ithal ederek giderek Hristiyanlığa dönüşecek dinlerinin özünü oluşturan Tanrıça Mithra’nın Boğayı kurban etmesini gösteren ikonaya yüklenen anlamdır Tauroktoni.

Onlar bu ithal işlemini yaparken Mithra’nın eril olduğunu, yani onun bir bereket tanrısı olduğunu -muhtemelen bilinçli olarak- söyleyerek gerçeği çarpıttılar. Oysa Mithra; Kibele, Magna Meter,  Attis isimleriyle anılan Ana Tanrıçadan başkası değildi. Onlar garip biçimde Mithra’nın bir Pers tanrısı olduğunu iddia etseler de gerek İran’da gerekse Hindistanda bu isim hala “yalnızca” kızlara verilen bir isim olarak izini sürdürmektedir (Fraternis’den).

Gelelim kurban işleminin (Tauroktoni) simgesel açılımına. Bu konuda tarih içinde çeşitli yorumlar yapılmışsa da ben Burak Eldem’in öne çıkardığı Jung yorumunu beğendim.

Bu yoruma göre çift cinsiyetli olan Mithra, kendi eril organını (boğa) keserek toprağa atar ve bu fedakarlıkla birlikte, topraktan canlılık fışkırır. Tüm canlılar boğanın bir unsurundan beslenerek VARolurlar.

Türkiyenin güneyinde bulunan Toros sıradağları da yine, berekettli Boğa ile ilişkilendirilmektedir. Eskiden bir yerlerde okuduğum kadarı ile, batan Atlantisten dört bölgeye göç olmuştur, bunlardan biri Toros dağları olarak belirtiliyordu.

Kendini “hayat” adına feda etme mekanizması hemen her yerde karşımıza çıkan bir simge. Örneğin Dede Korkut destanlarından Deli Dumrul’da onun hayatı için kendini feda eden bir kadın görüyoruz. Yine İsanın kendini fedası da ve bunun gibi bir çok örnek bence Tauroktoni’nin yeniden sahnelenmesi gibi görünüyor.

Buradaki ana fikir, eril ve dişil yanıyla, TAM olan’ın, Dünya hayatı için bu bütünlüğünden vaz geçerek, ikiye bölünmesi (dualite) ve bu işlem sonucunda “birey bilincinin” oluşma sürecinin başlatılmış oluşudur.