Burçlar, Neyi Nasıl Kamufle Eder?

Bunca uzun hayatımda 12 burç hakkında titizlenerek yaptığım tüm gözlemlerimi birkaç cümleyle yaz diye bi hayat memat meselesi olsaydı neredeyse aynı cümleleri yazardım . Niye hayat memat olmadan yazmadım çünkü mesleğim değil hariçten gazel okumayayım demişimdir :))))

Fakat juno (JUNO ”Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi”)yazınca büyük bir keyifle paylaşıyorum, bi iki örnek verdim buradan ama kaynağa gidip tamamını okumanızı gülmenizi ve düşünmenizi yeğlerim.

Hiç kimse göründüğü gibi değildir! Her insan demo resminin altında başkalarının fark etmesine izin vermediği bir çok özellik saklar 😉 Burcuna göre kim neyi nasıl kamufle eder derseniz;

KOÇ: Lider kişilik, sert çocuk, yenilmez çızık film kahramanı filan hikaye… Saftriğin tekidir 🙂 Sorsan herşeyi en bi o bilir. Ama aslında kendini bir kaptırdı mı düşünmeyi bırakır. Direksiyonu elinde tutar ama  rölantiye geçip akışa bırakmaya bayılır… Uygun sözlerle dolduruşa getirilince nereye çekerseniz oraya gider! Zaten ”Ne var lan ne bakıyorsunuz!” diye habire dayılanmasının sebebi ”Acaba yine topkek durumuna mı düştüm!” diye korkmasındandır. Ay kıyamam yaaa :))))

BOĞA: Sakin makin göründüğüne bakmayın… Onun kalbinde bir kabadayı yatar! Yeterince sinirlendirdiğiniz zaman ”kodu mu oturtma” neymiş görürsünüz… Bakın gülmüyorum çünki gülemiyorum… Ya ciddiyim kendilerini tutar tutar, sonra da suyu fazla gelmiş düdüklü tencere gibi patlar bunlar. Siz siz olun, Boğanın sabrını fazla zorlamayın. Kafasını yana eğip tek kaşının altından sabit bir şekilde size doğru bakmaya başladıysa da, kapsama alanı içinde durmayın :)))

İKİZLER: Yok ayran gönüllü, yok değişiklik meraklısı… Duyanda İkizleri bir yediğini bir daha yemez, bir dediğini bir daha demez sanır! Gerçi gözü nereye takılırsa gönlü oraya gittiği için o da kendini öyle sanır :)))) Gel gör ki İkizler dediğiniz, bir şeyleri alıştığı gibi bulamadığında feci huzursuzlanan, tozu dumana kattığı oyun bahçesi de hep birkaç dönüm arazi, nazını çeken üç beş insanla sınırlı olan bir huysuz velettir. Döner dolanır yine bildiği yere gelir. İkizlercim nooldu… püfff diye söndü mü havanız :))))

YENGEÇ: Hassastır, içlidir, narindir, yazıktır, yetimdir filan diye anlatıyorlar ya bu Yengeçleri… Nasıl gülüyorum :))) Bi kerem hiç de saf maf değildirler. Akılları cin gibi her bi şeye erer. Üstelik uysal ve yufka yürekli de değildirler! Bitmez tükenmez istekleri ve hepsini haklı göstermeye yetecek kadar detaylı bahaneleri vardır :))) Yengeç dediğimiz burç, masum ve mazlum bir görüntü altında, hınzır, kafasına koyduğunu eninde sonunda yapan ve kimseyi işine karıştırmayan kişilikler üretir. Ayrıca bugüne dek bana gelen tehdit mektuplarının hepsinin altından illaki bir Yengeç kıskacı çıkmıştır :)))

ASLAN: Ya ne Aslanı yaa… Anasının kuzusudur onlar kuzusuuuu :)))) Ver önüne bir bardak kakaolu sütünü, bir kaç dilim de kekini, koy televizyona sevdiği bir film… Uslu uslu oturur :))) Bakılsın, okşansın, sıcak tutulsun, sırtı mırtı kaşınsın… Burnunu uzatıp dünyada ne oluyor diyesi gelmez. Bir Aslan kükreyince boşuna korkmayın! Çünkü sesi çıkıyorsa, bilin ki sevilmediğini, ihmal edildiğini zannettiği için korkmuş olan odur. Ama hiç sesi sedası çıkmıyorsa, başka oyuncak bulmuş olabilir :))))

BAŞAK: Sınırlı sorumlu kamu bankası memuru gibi durduklarına bakmayın… O mazbut görünüşlerinin altında güce tapan bir diktatör yaşar! Millet birbirini yerken, bu Başaklar ortamı sessiz sedasız ele geçirir, herkesi de kendilerine bağımlı hale getirirler. Asıl dertleri hem recisör olup hem başrol oynamaktır. Kameranın önünü de arkasını da boşaltır, oyunu ”tek kişilik dev kadro” formunda sahneye koyar, sonra da doktora gidip ”herkes beni kullanıyor” diye vır vır şikayet ederler :)))

TERAZİ: 1950’li yıllardan kalma ”her derde deva kuvvet şurupları” gibidirler. Reklamları sempatik ve ikna edici, içerikleri ise fena halde sakıncalıdır! Terazi dıştan bakınca neşeli, ferah, konuşulabilecek kadar derin ama yormayacak serin ve kesinlikle zararsız durur. Ama özünde tedirgin, kontrolcü, sorgulayıcı, özenle gizlediği takıntıları olan biridir. Size uyar gibi görünse de, kuralları daima o koyar! Onlarla dansa kalkarken dikkatli olun… Kendinizi koşullarını tam anlamadığınız bir kontrata imza atarken de, pistin kenarından kalbi kırık bakarken de bulabilirsiniz :)))

AKREP: Pek cool dururlar :))) Hani böyle feleğin çemberinden üç beş kere geçmiş de, artık sıkıldıkları için hayatı uzaktan seyrediyormuş gibi bir halleri vardır! Halbuki Akrep yalnızlığı hiiiiç sevmez… Hiç belli etmeseler de kendi zaaflarını çok iyi bilir ve eksiklerini tamamlayacak insanı çok iyi seçerler. En büyük numaraları da size, ihtiyaç duyduğunuz biri gibi görünmektir! Peri padişahına gelin gidiyorum sanırken, boğaz tokluğuna gündelikçi kadrosundan işe alınırsınız :))) Akrepin işi feleğin çemberini tutmaktır… O tutar, siz içinden geçersiniz!

YAY: Özgür ve cesur Yay karizmasının ardında bir ”Acıların Çocuğu” olduğunu söylesem inanır mısınız? Kaybetme korkusunu çok derinden deneyimlemiş insanlardır… O yüzden de görünürde ”Hiç Birşeye Bağlanmayanın Korkacak Birşeyi Olmaz” felsefesini savunurlar ama sürekli olarak da birileri ya da birşeyler için VAZGEÇİLMEZ olmaya çalışırlar! Bir şeyi elde edince hemen yeni bir hedefe kaymalarının, ama ellerinden gidebilecek her şeyin üstüne düşmelerinin nedeni ise BIKMALARI değil, 2’inci Dünya Savaşı görmüş nineler gibi İSTİFÇİ olma ihtiyaçlarıdır.

OĞLAK: Pekiiii, dünyanın sorumluluk sahibi ve sıkıcı insanları olduğunu zannettiğiniz Oğlak’ın içinde İDEALİST BİR HAYALCİ olduğunu söylesem ne dersiniz :)))) İç dünyaları dış dünyalarından daha büyüktür… Bir şeye karar verdikleri zaman vazgeçmek ve yorulmak nedir bilmeden uğraşmalarının nedeni de bu hedefin çok mantıklı olması değil, onların bunun yapılabileceğine çok inanmış olmalarıdır! Yaw zaten hangi mantıklı insan o kadar inatçı ve sabırlı olur :)))) Yani kül yutmaz, ayar tutmaz göründüklerine bakmayın… Sıkıntınız Oğlak’ı kendinize inandırana kadardır!

KOVA: ”Çerçevenin Dışından Bakma”nın suyunu çıkartan Kova kişisinin özünde ”kontrolcü ve obsesif” biri olduğunu biliyormuydunuzzz 🙂 Kova’nın en büyük korkusu fark edemediği bir riske maruz kalmaktır. Bu nedenle sürekli her konuda en olmayacak şeyi düşünüp, her şeyi en yapılmayacak yoldan yaparak, aslında sistemi kandırmaya çalışır… Ve en sevdiği şey de iktidar değil muhalefettir. Zira ”AL YAP!” denilince takıntıları yüzünden olayı derleyip toparlayamaz. Katılır kalır! Ama biri yaparken müdahale etmek konusunda daima çok başarılıdır :))))

BALIK: Astrolojiden en anlamayanların bile ”Alık Balık” diye bahsetmekten çekinmedikleri Balıkların, aslında çok zeki olduklarını ve sessiz, teslimiyetçi, kaygısız görüntülerinin, fark edilmeden her şeyi  fark eden biri olmalarını sağladığını söylesem ne dersiniz :)))) Oyunu onlar kadar iyi okuyan bir insan daha olamaz… Hamle yapmamaların nedeni – içgüdüsel olarak – arada yapılacakların sonucu değiştirmeyeceğini hissetmeleri dahi olabilir 🙂 Ama Balıklar bir taşı yerinden oynattıklarında dikkat edin! Nasıl olduğunu anlamazsınız ama oyunun bütün seyri değişir…

Kaynak için tıklayınız

Burçların yalanla arası Nasıldır?

Adresteki tüm yazilarin, bilgi, zeka ve mizah dolu oluşuna şaşırabilirsiniz, Mutlaka göz atın derim ve Juno’ya sevgilerle yaylar nasil yalan soylermis alintiliyorum:

http://junoastrology.com/2013/09/11/burclar-hakkinda-sivri-hinzir-curetkar-yorumlar-yalanla-arasi-nasildir/

Hiç yalan söylemeyen kişi yok gibi bir şeydir 🙂 Ama bazı insanlar bunu annesinin memesinde öğrenmiş gibi doğallıkla yaparken, bazıları yüzüne gözüne bulaştırmayı özenle becerir! Burçlara göre ”yalan atma” yeteneği hakkında sivri, hınzır ve cüretkar yorumlar… Buyurun efendim;

KOÇ:  Koç’un eğilimi yalan söylemekten ziyade olanı abartmak yönündedir. Hani bir mekana iki üç kere gittiyse, orada itibarının yüksek olduğunu ima etmek, tatile gittiğinde eskaza bir ünlüyle aynı otelde kaldıysa, bütün yazı al takke ver külah geçirdiklerinden dem vurmak gibi zararsız şeyler :))) Ne var canım yani… niyahetinde onun şahsiyeti hakkaten fırsatını bulsa bütün bunları yapmaya yetmez mi? ELBET YETER!  Öte yandan Koç insanı adlı sanlı bir şekilde yalan söylemese daha iyi eder! Zira insanlarla ilgili detaylara fazla dikkat etmeyi sevmediklerinden, daha sonra attıkları adımlarda kime ne anlattıklarını hesap etmeye üşenirler. Akıllarına eseni yapmaya meraklı oldukları için de, kendileri ile ters düşecekleri ihtimaline aldırmadan davranırlar. Yani ortalık biraz fazla karışabilir 🙂 Ama Koç’un böyle rezilliği çıkan durumlarda bir de rahatlığı vardır! Çok üstüne geldiler mi; ”Aaaa Allah Allah canım! O zaman öyle icap etti öyle yaptık. Şimdi böyle icap etti başka türlü yaptık. Sizin aklınız ermez!” deyip herkesi yıldırır 🙂

BOĞA:  Boğalar yalan söylemezler! Sadece gerçeğin belirli kısımlarını gözden saklamak konusunda uzmandırlar :))) MAHREMİYET anlayışları güçlüdür. Onların adap ve güvenlik anlayışına göre herkes her şeyi bilmek zorunda değildir… Yani yiğidin malı meydanda gerek düsturu Boğa’nın anlayışına ters düşer. İç güdüleri onlara kime neyi ne kadar anlatmaları gerektiğini dikte eder. Yani en azından Boğa böyle olduğundan emindir :))) Ayrıca oldukça kalabalık bir tavanaraları olduğu için, her önüne gelenin hayatlarına burun sokmasını, gerekli gereksiz sorular sormasını da istemezler! Bir Boğa ile muhabbet ederken, mümkünse bazı konulara girmek için onun istekli olmasını bekleyin. Zira fazla meraklı insanlar karşısında kendilerini geri çekerler! Yıllarca aynı iş yerinde çalıştığınız ve size ”eski evliliği” hakkında hiç bir şey söylememiş olduğu için müzmin bekar sandığınız Boğa arkadaşınızın, Nedamet Yengenin kuzeninin eski karısı olduğunu, cinnet geçirmemek için resim albümlerini karıştırdığınız bir bayram günü gördüğünüz bir fotoğraf yüzünden öğrenebilirsiniz. Ertesi gün durumu kendisine aktardığınızda ise, sadece ”Nasıl tanıdın valla bravo! O zamanki saçımla çok farklı görünüyordum.” deyip, sakince başını önündeki dosyaya eğebilir…  Ay deli olmak işten diil :))))

İKİZLER:  İkizler yalan söylemez! O anlattığı hali duygu ve fiziki belirtiler itibariyle bifiil yaşar :))) Yaptıkları şeyin adına yalan deyip geçmek, emeğe haksızlık olur. Onların yaptığı daha ziyade senaryoyu tanınmayacak hale getirecek kadar ”yeniden yapılandırmaktır” :))) Onları yalancı çıkartmaya çalışanları kendilerinden şüpheye düşürecek kadar etkili ve enerjik bir stilleri vardır! ”Olm Hakan o gün senin orada olmadığını söylüyor.” dediğinizde, ”Saçmalamasın o Eşşolubeşkulak! Astigmat bakışlarını yanındaki hatunun pempe dekoltesine zumladığı için beni göremediyse ben naapiyim.” tarzı olaya adı karışanları da zan altında bırakan açıklamaları pek ünlüdür! Hatta kendisiyle yüzleştirilen kişilere; ”Abi yapma… Ben içeri girdiğimde sen o sarışın hatunla yanyana değilmiydin? El salladım da üstünkörü cevap verdin. Terlediğin için koltukaltındaki lekeler gözükmesin diye kolu fazla kaldırmıyorsun sandım. Nıhıhahahahhaa” tarzı akıllara ziyan detaylarla dolu bir karşı saldırı düzenlemesi… Üstüne bir de ”Moralimi çok bozdunuz ya! Bana bi bira ısmarlayın yoksa affetmem.” diyerek sizi mahcup pozisyona sokması dahi mümkündür. Sonuç itibariyle onu bir süredir tanıyan hiç kimse bu halleri yemez!  Ama yüzüne karşı ”yalancı” muamelesi yapmayı da kimsenin gözü yemez :)))

YENGEÇ: Malum herkesin bir becerisi vardır… Yengeç’in becerisi de yalan söylemesini gerektirecek durumda kalmamaktır. Hiç hata ya da kaçamak yapmadığını zannetmeyin. Onun uzmanlık alanı yaptığı şeye DİKKAT ÇEKMEMEK’tir! Yengecin zekasını ve detaylar konusundaki hassasiyetini küçümseyenler, çoook yanılmaya mahkumdurlar! Bir iş karıştıracakları zaman uslu akıllı, acelesiz, temkinli ve tam donanımlı bir harekat planıyla davranır, hiç bir şeyi şansa bırakmazlar. Eskaza yakalanırlarsa da, hiç bir şeyden haberleri yokmuş, onlar bambaşka birşeyin şeyini şeyttirmek için oraya şoolmuşlar gibi hareket eder, bir yanlış anlamaya kurban gittiklerini iddia etmekle kalmayıp, bir de farkına varmadan içine düştükleri bu tehlikeli durumun etkisiyle heyecandan bayılmak, ”iyi ki burdasınız” diye kendilerini yakalayanların kollarına atıp, gözyaşlarını onların omuzlarına silmek ve buz kesen elleri ayakları ısınsın diye kendilerine sıcak çikolata ısmarlattırmak gibi, polis rolünü oynayan kişiyi bebek bakıcısına döndürecek numaralar çevirmeyi pek güzel becerirler.  Ben de garez miyim neyim bu Yengece yaaa :)))

ASLAN: Şimdi Aslan’a yalancı demek biraz zalimlik olur… Zira onların insanları kandırmak gibi bir niyetleri yoktur.  Doğalarındaki ”optimizm” onların yaşadıkları durumların hoş olmayan detaylarını es geçmelerine, özellikle de kendileri açısından gurur verici olmayabilecek enstantaneleri kayıt dışı bırakmalarına, öte yandan onlara mutluluk ve coşku yaşatan anları biraz ağır çekime alıp detayları özenle işlemelerine, işte ne biliyim az bişi rötuşlamalarına neden olur :))) Yani yalan malan haşa huzurdan söz konusu olamaz. Aslanlar  yaşadıkları olayları ”hatırlamak istedikleri gibi” aktarmaktan başka bir şey yapmazlar :))) Öte yandan – açık sözlü hatta teşhirci olarak bilinmelerine karşın – Aslanların bir de ketum ve içe dönük yanları vardır! Hoş olmayabilecek detayları tıraşlamanın ötesinde, aile geçmişlerindeki onları mahcup edebilecek hikayelerin üzerini de özenle kapatmayı, yeni girdikleri ortamlarda kendilerini sevgi dolu mükemmel bir çocukluk yaşamış insanlar olarak tanıtmayı arzu edebilirler. Zira incitilebilmiş olmak onlar için incinme hissinin kendisinden daha ağır bir yüktür…

BAŞAK:  Efendim şu anda Zodyak’ın en büyük karmaşalarından birini ifşa etmek üzereyiz! Duyurulur… Başak’ın yalanla malanla işi olmaz gibi durur. Hatta çam devirme boyutunda gereksiz bir dobralıkları olması ile bilinirler ve bu en sevilen yanları değildir :))) Ama kimse bilmez ki, Başak’ın anlatığı şeyleri her zaman analitik bir gözle incelemek ve kendi içinde sergilediği tutarsızlıkları bulup, mutlaka ekstra açıklama istemek gerekir! Başak’ın insanları yanıltmak ya da olayları çarpıtmak derdinde olduğunu da sanmayın. Bütün sorun bir durumla ilgili algılarının çok kendilerine odaklı olmasıdır… Olayı aktarırken kullandıkları süzgeçte, genellikle en fazla kafayı taktıkları ve endişe duydukları meseleler yukarıda kalır ve dışarıya da onlar yansır. Onlara göre sorun oluşturmayan konular ise, meselenin aslına dair çok önemli bilgiler içerseler dahi ilk etapta ifade edilmeyebilirler.  Bu nedenle bir Başak’ı dinlerken ilk turu onun safra attığı ama sizi bağlamayacak ayrıntılar olarak geçiştirin. Sonra da esas meseleyi öğrenmek için adım adım sorular sorarak ilerleyin… Durumun ilk başta göründüğünden çoook farklı olduğunu anlamak sizi hayrete düşürecektir :))))) Haa bu arada bilinçli olarak yalan söylemeye kalktıklarında gerçekten berbattırlar! Hemen anlaşılır :))))

TERAZİ: Şeyy öhhmm :))) Ya işte isimlerinin ”politikacı”ya çıkmış olması boşa değildir :)))) Çok geniş bir çevreleri ve farklı insanlarla kurdukları çok farklı boyutlarda iletişimleri vardır… Yani şimdi naapsınlar? Her şey herkese aynı kıvamda yedirilmez ki dimi ama yanim:)) Onlar iletişime yeni bir boyut katan insanlardır. Gerçeği muhatap oldukları kişinin ufkuna ve hazım kapasitesine uygun olacak bir formatta servis ederler! Bahane bulma, erteleme, ucunu açık bırakma, zararsız ümitler vererek ya da çok ikna edici açıklamalar yaparak olası tepkileri ve sosyal felaketleri önleme gibi konularda, tek kelime ile OLAĞANÜSTÜ’dürler… Sadece bir tek şeye dikkat ederler; onlar makyajladıkları konunun aslını astarını ve o anda nerede duruyor olduklarını çok iyi bilmelidirler. Zira gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek ya da eninde sonunda ortaya çıkacak bir duruma makul bir kılıf bulmak için, bu şarttır! Hayır şimdi neden ”Vay canına demek beni de yemişti o zilliiii” diye sinirlendiğinizi anlamıyorum… O zaman gayet mutluydunuz halinizden. Ayrıca siz halkla ilişkiler uzmanı denilen şeye niye o kadar para verildiğini sanıyorsunuz ki :)))

AKREP: O söylemez düşündürür! Nasıl mı? Akrep’in gerçekle yalanla derdi yoktur. O işini yürüttüğüne bakar. İnsanın en zaaflı hali ”Ya benim düşündüğüm gibi değilse…?” diyerek kuşkulara kapıldığı haldir. Akrep bunu gayet iyi bilir ve hassasiyetle kullanır 🙂 Eğer gerçeği bilmek işini görecek kişileri tedirgin edecekse, o yaptığı imalarla aslında durumun daha farklı da olabileceğini ihsas ettirir. Burada amaç muhatabının özgüven hissini kırmak ve onu kendi ağzının içine bakar hale getirmektir. Kendisini tamamen zararsız ve tarafsız göstermek, olayla ilgilenme sebebini muhatabına yardımcı olmak şeklinde yansıtmak gibi ”sinsi” denilebilecek taktikleri vardır. Ama Akrep bunları pis pis sırıtarak değil, hakkaten eğlenerek yapar :))) Karşısındaki kişi kolu kanadı kırık bir şekilde ”Abi naapsak… Bunun böyle olup olmadığını nasıl anlasak” diye onun zekasına ve basiretine bağımlı hale geldiğinde ise, Akrep durumu istediği gibi çevirebilir konuma geçer. Ne var ki, çok zehirli olan türleri haricinde, Akreplerin bu durumu kötüye kullanmak gibi bir niyetleri yoktur. Dedim ya; onlar sadece yavruyu ürkütmeden kendi gemilerini yürütmenin ve oyunu kontrol etmenin derdindedirler. Ayrıca faydalandıkları kişilere karşı vicdani borçlarını ödemek ve duygu olarak da  onları kendilerine borçlu bırakmak için ekstra güzellikler yapmayı asla ihmal etmezler :)))

YAY: Yook yalan diil burada söz konusu olan! Yay olasılıklarla yaşayan bir insandır… Yani biz ona bir tür zihin kaşifi, bir deneyimleme tutkunu da diyebiliriz :)) Gerçek dediğimiz şey nihayetinde her haliyle kavranabilir ve tanımlanabilir bir nane değildir… Her birimiz gerçeğe dair bir kesiti algılamakta ve deneyimlemekteyiz… Netekim Yay da, o anda size yansıtmakta olduğu boyutu, bütün samimiyetiyle deneyimlemektedir! Ama işte Yay az bişey daha deneysel, gerçeğin boyutları arasında radikal geçişler yapmaya biraz daha eğilimli, biraz daha cesurdur! Hah evet… işte sorun bu yani… Zihin cesur, yürek zaten mangal :))) Gel gör ki her dediğimizi yapmaya, her niyetlendiğimizi tamamlamaya ömür kafi değil… Ya şimdi siz bu Yay’ı niye bu kadar sıkıştırıyorsunuz ki? Olduğu gibi alsanıza… Size ”aşığım” diyorsa, o anda öyledir! ”Yapılabilir!” diyorsa illa ki mümkündür ama yapan o olmayabilir… Feyz alın! Gidin siz yapın… Alla Allaaa… Siz niye anın tadını çıkartmak yerine geleceği ipotek altına almaya çalışıyorsunuz ki… Ne kadar primitif bişi yaa :)))

OĞLAK: Şu Zodyakta Oğlak kadar yanlış anlaşılmaya müsait bir burç daha yoktur :))) Oğlak’ın dışı serin ve sakin olsa da kafasında tilkilerle kuyruklar birbirine dolanmış haldedir. Kendisine bir şey sorulduğu zaman acayip gerilir. Zira size bir cevap verecekse, bunun arka planını da açıklamak, bütün düşünce sistemini anlamanızı sağlamak zorundadır. Daha doğrusu o öyle zanneder! O yüzden mesela omlet tarifine kümesten, hatta organik tavuk yemlerinden başlayabilir :))) Siz onun açıklamaya çalıştığı sebep sonuç ilişkileri arasında beyniniz döndüğü için, sizi en fazla ilgilendiren konuda söylediği en tehditkar cümleye odaklanabilir ve ”Galiba bu eteğin mavisini alma şansımız yok” gibisinden dümdüz bir sonuç çıkartmış olabilirsiniz. Sonra da Oğlak’ın mavi bir etekle gezdiğini görünce feci bozulursunuz. Oğlak’ın en iyi niyetlerle kötü insan durumuna düştüğü böyle nice hikaye vardır… Zaten zamanla anlaşılamayan biri olduğunu öğrenen Oğlak da, bir süre sonra ”açıklama” yapmaktan vazgeçecek. ”Bana ne istediğinizi söyleyin ve ben size geri dönene kadar başka bir şey sormayın!” diye ültimatom verecektir.

KOVA:Yalan malan söylemez o tamam mı! Sanki kimseye bir şey ispat etmek mecburiyeti mi var da yalan söyleyecek? Hayır yani siz kimsiniz de onu sorguluyorsunuz ki zaten? Yalanmış Pöhhh… Kova sırf kendisini kontrol etmek isteyen birini şoka sokmanın keyfi adına, söylenmesi uygun olmayacak bir durumu abartarak aktarabilir :))) Kovaların bütün çektiği zaten dillerinin belasıdır. Yapmayacakları işi yapacakmış gibi savunmak, sırf muhalefetle karşılaştıkları için tam olarak benimsemedikleri bir işin ‘’teorik olarak’’ arkasında durmak gibi ‘’normal vatandaşa uymayacak’’ halleri vardır :)) Burada kilit sözcük ‘’teorik olarak’’ ifadesidir. Onların iddia ettiklerinden çok daha sakin, kendi halinde, rutinlerine bağlı bir hayatları vardır… Ama sırf asi-kanlarını onurlandırmak adına ‘’doğan görünümlü şahin’’ gibi dolanmayı marifet sayar, sonra da işler sarpa sarınca aslında fabrika ayarlarından sapmadan hareket ettiklerini anlatmak için kendilerini paralarlar :))  Kıyamam yaaa…

BALIK: Size yalan söylemez… Sadece her şeyi olduğu gibi bunu da ucu açık bırakmanın bir yolunu bulur :))) Sıkıştırıldığı zaman da ağzının içinde bir şeyler geveler ve ne düşüneceğinizi çok dert etmeyebilir.  Söz konusu Balık olduğunda anlamanız gereken şudur; Onların kendilerini mükemmel göstermek ya da anlaşılır kılmak gibi bir dertleri yoktur. Size bir şeyleri ispat etmek için uğraşmak yerine, normalde niyetinizde olmayan şeyleri yapmak için aklınızı çelerler :))) Yani ONLAR KONFOR ALANLARINA DÜŞKÜN İNSANLARDIR ve bu alanın enerjisi bulaşıcıdır! Sorgulamaya gider ama kendinizi birden onun suç ortağı konumunda bulabilirsiniz :))) Seçimlerinden dolayı sizi sorumlu tutmaz ama hesap da vermezler. Zira onlar bir şeyi birinden dolayı ya da biri için yapmazlar… Balıkla hayat, sorgulara değil olduğu gibi kabul edişe dayalı bir hayattır. Ve bu dünyada hiç kimse cevabını duymaya hazır olmadığı soruları diğerine sormaz…