Makia ve Meditasyon

Odaklanmış dikkatinizi herhangi bir şeye angaje ettiğinizde meditasyon yapmaktasınız. Bunun belirtisi yalnızca meditasyon esnasında neye baktığınız, neyi dinlediğiniz veya neyi konuştuğunuza eşdeğer değildir, bütün bunların ve daha fazlasının, hatta alışkanlıklarınıza dair kabullerinizin bütününde ortaya çıkmaktadır. Lono’nuz medite olduğunda KU’nuz da derhal ona katılır. Şamanın yolunda öğrenilecek ilk şeylerden biri; Lono ve Ku’nun aynı zamanda aynı şeye medite olabilmelerini sağlamaktır, işte o zaman sihir ortaya çıkar.

3.Prensip Makia gereğince; enerji dikkatin yönlendiği yere aktığına göre, şu anınızda deneyimlemekte olduğunuz şeyler; alışkanlıklarınıza bağlı sürekli odaklanmış dikkatiniz sayesinde Ku tarafından sağlanmaktadır (çünkü KU’nuz değiştirmediğiniz her minör enerji kalıbı için onayınızın sürdüğünü varsayar) . Eğer mevcut hayatınızdan memnunsanız, böyle devam etmesi de gayet iyidir fakat eğer memnun değilseniz bu durumda KU’nun dikkatini yeni bir kalıba dönüştürebilmenin yolunu bulmalısınız. İşte meditasyon ve hipnoz bu iş için gayet uygun araçlardır.

*

Yeni bir birleşim noktasında (yeni algı noktası/yeni gerçeklik) kalıcı olmak, eskisine defalarca geri dönmeyi gerektirir, olgunlaşma ve dengeleme sürecidir bu. Hepimize ve her düzeyde işleyen mekanizma budur.

Dikiş makinası nasıl diker, ya da elde bir paçayı çevirirken nasıl dikiyorsunuz?

İleri ve eski noktaya gidiş gelişler gerekir, hele dikişi bitireceğiniz zaman makinacı son noktayı öncekine dört beş kez bağlar! Seyrederseniz daha iyi pekişir, tıpkı yeni birleşim noktasının pekişmesidir o! Yeni eskiden kopmaz, onun emek verilmiş uzantısıdır, o sebeple ilerleme ancak “kapsama” kavramıyla izah edilebilir bence.

Bazen bir kaza ya da ölüme yakın deneyim veya frekansı yüksek birinin/yerin etki alanında veya halüsinojen maddeler sebebiyle birleşim noktası yerinden oynar (zaten her gece rüyada da yerinden çıkıp öylesine salınır, gezinir) ve bu insanlar çok farklı gerçeklikler deneyimleyebilir ancak bunlar kalıcı olmaz ve kişinin bilinciyle çıpalanan son bileşim noktasına geri döner. Bir çok öğreti özellikle şamanik uygulamalar kişiye istenilen zamanda istenilen bileşim noktasına gidip, istenildiğinde yerine dönebilmenin bilgisini verirler ki bu CC öğretisinde büyücü kavramının içeriğini ya da koşulunu anımsatır.

Burada sorulması gereken, “Birleşim noktası neden eski yerine döner?” konusudur ve cevabı da çok basit; çünkü biz sürekli iç ve dış konuşmalarla (bunun temelinde KU’nun tüm faaliyeti yer alır) öznel gerçekliğimizi öyle sağlamca oluşturmaktayız ki, algımızın kendi yerine dönmesi gayet doğal ve hızlı olur 🙂
Biz şamanik çalışma yapanlar “yerine dönme” konusuna hep tüh tüh şeklinde bakmışızdır doğal olarak, fakat bu tabi ki acemiliğimizin bir göstergesidir. KU, bu işlemi, bizi sonsuzlukta kaybolmamak için garantiye almıştır ve aklımızın alamayacağı denli gelişmiş bir bilgisayar program bütünüdür. Eğer bir mistik olsak bunu tanrıyla ya da kaderle eşleştirmek işten değildir 🙂
Sonsuzlukta gayesiz ve bilinçsizce savrul-ma-mak, bu hayatın oluşturulma sebebidir zaten, savrulanların hemen hepsi akıl hastanelerindedir ya da ölmüşlerdir! Ölüm sonrası pek konumuz olmasa da yaşıyorken özetleme yapmak ve bütünlenmek yolu (Ho’oponopono) ile “arınma” işte bu sebeple büyük önem kazanır.

Üzerimize sinmiş (tüm canlı ve cansız varlıkların üzerine) karanlık ve negatif enerjilerin biçim değiştirerek evim sürecine dönmesi içindir arınma ve tasfiye çalışmaları. Bilinçte dönüşüm ancak böyle sağlanıyor. Aloha

Çok fonksiyonlu cihazlar ve “hortlayan hisler galerisi”

Dünyada bilinen en gelişmiş tekniklerle yapılan bir cihaz düşünün. İnsanın düşünebildiği her türlü işlev en son teknikle bu cihaza yüklenmiş ve satışa çıkmış! Onu alan insan cihazı kahve servisi yaptırmakta kullanıyorsa bu onun bileceği şeydir. Ne satıcı ne de cihazın kendisi buna itiraz etmez. Aynı tür cihaz başka bir kullanıcının elinde değişik kullanım oranlarında hatta tam kapasiteyle (tam kapasitesi sonsuz olduğundan aslında sınırları tam çizilemiyor olsa da) hizmet veriyor olabilir; öyle ki bu cihaz Asimov’un en uzun yaşayan robotu gibi kendini yenileyebilir, eski işlevleri silebilir, değiştirebilir ve/veya yeni işlevler edinebilir.
Şüphesiz cihazın en çok kullanılan işlevleri bu boyutun fonksiyonları haline gelir. Daha az ya da tek tük kullanılan işlevler bu boyutta arıza ve/veya anomali şeklinde görülebilir, çok nadir kullanılan işlevleri ise belki ve muhtemeldir ki soyut alanları ve diğer boyutları devreye sokmaktadır. kimbilir 🙂

*

Kendimiz dediğimiz her ne ise ona “hortlayan hisler galerisi” de diyebilirim doğrusu.
Sizin akrabalarınızın atalarınızın en baştan beri nötürlenmemiş tüm hisleri bir bütün olarak sizde mevcut ve bunlar ara ara hortlarlar 🙂 Ve tam o sıradaki bi olaya, o olayın aktörüne sıçrayarak fiziki dünyada görünür olurlar. Size o kadar gerçek görünürler ki o tabloya sımsıkı sarılırsınız, hem de ne sarılma, adeta aşıklar sarılması!
İşimiz kolay gelsin. Bu islerden arınmak nasip olsun. DonJuan’ın özgürleşme dediği savaşçının yolu bence tam olarak budur, hortlaklardan kurtulmak! Ho’oponopono… kışşşt kışşşt özür dilerim lütfen beni bağışla, teşekkür ediyorum, seni seviyorum.

Barış, bariş, barış

Sürüngen ırkı deyince hepimizin icinde az cok bi korku uyaniyor  Kolay degil milyonlarca yilin hesabi! Oysa negatif dedigimiz yol, yaradilis, birey bilincinin gelismesi icin alinmis bir onlem, kullanilan bir eril yön em, aksi takdirde varliklar kollektif disi bilinc icinde milyarlarca yil kalsa bir olgunlasma saglayamiyorlar.

Bunun calisma bicimlerini hem kitaplarimda hem de yazilarimda dusundum ve hayli yazdim. Dışi ve eril yanimizin dengelenmesi derken bu cinsiyetler bazinda anlamak cok yetersiz oluyor. Bu denge insan ve sürungen yaradilisimizin, yani kolektif ve bireysel yanimiz arasinda sağlanması gerekiyor. Iki yaradilis ogesi bir kiside öylesine dengelenmeli ki, her iki yan birbirini surekli dölleyen, kendine yeterli, tum varolusu destekleyici bir hal alsin.Kolay gelsin hepimize, günaydin sevgili frekanslarim

Bu konuda en fazla icine dustugumjz hata; karsimdaki savaşirken ben nasil bariş yapabilirim savunmasidir. Dogrudur 3B’den bakinca. Ama daha yukardan bakip kendimize KARSIMIZDAKI KİM. ONU KİM YARATTİ diye sorabiliriz.

Dünyanin tekamül yolculugu neden göklerden bu denli ilgi alaka görüyor?Çünkü yeryüzünde orjinal insan ya da orjinal sürungen ırki yer almiyor, DNAlari bastan birlestirilmis olmakla kalmamis, surekli aralarinda birlesme yoluyla üremis, degisik oranlarda bir insan-sürungen FİZİKSEL araç elde edilmiş ki buna biz genel olarak İNSAN ismi veriyoruz.Yani demem o ki, zaten BARIŞ bedenimizde sağlanmis, ancak duygu ve zihin kaliplarimizdan etkilenen bilincimiz bu durumun farkinda degil BARIŞ için gereken onayi, kabulü vermiyor. Evrende tek gecerli yasa olan ÖZGÜR İRADE YASASI geregince bu kabul alinmadan fiziksel bedenimkzdeki gercek baris saglanmiyor. Bunun sonucu olarak :1. Biyolojimiz hazir oldugu halde bilincimiz izin vermedigi icin bedenimiz hastalaniyor, çünku biyolojik veriyle bilinc verisi arasinda ÇELİŞKİ olusuyor.2. Duygu ve mental bedenlerimizde bunun tersi olarak tarafimizdan ÇELISKIYE zorlandigindan, degisik derecelerde ayni hastalik sapmalarina ugruyor.Eger bizler bu gezegende BARIŞI saglayabilirsek bu tum gunes sistemimizi ve evreni büyük oranda donusturecektir ve bunun icin her bir insanin kendi icindeki insan-surungen oranini dengelemesi ve buna bilinciyle izin vermesiyle gerceklesecek. Yoksa surungenler şu şehirde, şu mahallede otursun, insanlar bu mahallede otursunlar aramizda demokratik anlasmalar yapalim dusuncesi ile barisi DIŞARDAN beklemek yolu bize çözüm getirmeyecek, nerden mi biliyorum  Bu yöntem milyonlarca yildir bu galakside ve sonrasinda yeryuzunde defalarca denendi hala deneniyor, olmuyor.

Nasil yapmali? Şüphesiz yalnizca izin vermeye karar vermektir bunun cevabi ancak bunu ancak bu karari verebilecek denli cile cekip denemis ve bu anlayisa ulasmis kisiler yapabileceklerdir. Tüm meyveler ayni anda olgunlasmaz, malum bu mümkünlerin oyunu. Sonucta yaratanin suretine burunmus tum varliklar icin uygun zaman gelecektir bu oyunlarda, ama bu gezegende ama baska yerde 🙂 ölüm izafi tipki zaman gibi, dogum gibi ve butun dualitik olgular gibi. Biz burada sadece vakti yaklasmis olanlara dualitenin uzerindeki baris alanina, bütunlugun en alt kademesine yukselis icin bi cagri yapiyoruz. Yol uzun. Tabi ki tum yazdiklarim kendimden kendimedir, hatirlatmaya gerek yok belki, yine de hatirlayayim 🙂