Tek bir sinek bile,insanoğlunun ürettiği tüm teknolojik araçlardan çok daha üstündür. Dahası sinek “canlı”dır. Uçaklar ya da helikopterler bir zaman kullanılır, sonra çürümeye bırakılır. Sinek ise kendisinin benzerlerini üretir.
Nerden geldi aklıma şimdi bu “sinek” meselesi :))
Bizim ofisin kedisi var ya hani “fıstık hanım” uykusundan ve bizimle didişmesinden geri kalan zamanlarını sinek avlayarak geçiriyor. Ve sineklerle konuşuyor resmen. Dikkatimi çekti inceledim. “Sinek işte sinek neyini inceledin?” diyenler var duyuyorum. Evet sinek işte ama o sineğin yüzünden bu gün kocaaa ilim, bilim adamları araştırmalar yapıyor. Misal birisinin adı Michael DICKINSON. Adam işi gücü bırakmış bildiğin kara sinekle kafayı bozmuş:) Kendi söyleminden “Karasineğin aslında uçucuların en yeteneklisi olmadığını, uçuşun piri helikopter sinekleri” diyor. Bu kadar iç içe sinekler dünyasıyla yani…
Eee o inceler de ben durur muyum? Hemen ne var ne yok okunacak, incelenecek sinekler hakkında bakındım sağa sola… İşte en çok ilgimi çekenleri paylaşayım dedim Sonsuz Us ta iyi mi:)
Sineğin en iyi yaptığı şey uçmak. Yakın dönemde İngiliz araştırmacılardan oluşan bir ekip, karasineğin yeryüzünün en yetenekli “uçuş ustası” olduklarını ve bu konuda rakip tanımadıklarını belirtti. Bir karasinek saniyede altı ayrı hareket yapabiliyor ve bu konuda, herhangi bir kuşu, yarasayı ve de bal depolarımızı oluşturan sevgili arıyı geride (epeyce hem de) bıraktığını belirtiyor. Havada asılı kalabiliyor, dümdüz aşağı-yukarı ya da geri ileri uçabiliyor hatta parendeler atıyor, tavana konuyor ve bunların dışında bir çok manevra sergiliyor… Üstelik susam tohumundan daha küçük bir beyne sahip…
Uzmanlar ve mühendisler, beyni bu denli küçük olan bir canlının, bunu nasıl yapabildiğini öğrenmek istiyor. (valla ben de öğrenmek istiyorum. Kocaman beyni olanlar bırak uçmayı, yürümeyi bile beceremezken)
Bay Dickinson’ın laboratuarında araştırılan bu konunun, aslında çok önemli bir olaya hizmet etmesi bekleniyor. Şöyle ki; mühendislik sayesinde bir sineği inceleyerek, deprem bölgesi ya da maden ocağı göçükleri gibi, tehlikeli bölgelerde keşifler yapabilecek bir robot geliştirebilmek.
Araştırmaların sonucunda, sineklerin hiç bir şeye çarpmadan uçabildikleri, 90 derecelik dönüş gibi manevraları, görsel ip uçları ve gövdelerinin arka bölümünde bulunan jiroskop (uçak, uydu ve gemileri yörüngede tutan alet) görevi gören iki denge organı sayesinde başarabildikleri ortaya çıktı. Sineklerin manevra için yalnızca bir düzine kası olmasına karşın, bu kaslarda çok sayıda algılayıcıya sahipler. Hatta rüzgara duyarlı kıllara ve antenlere de sahipler. Başlarının üzerindeki üç değişik algılayıcı sayesinde yukarı aşağı ileri geri v.s komutlarını ayırt edebiliyorlar ve kusursuz hareketleri buradan kaynaklanıyor.
Sanırım sinekleri incelemek, farklı bir gezegene gitmek gibi bir şey…
Ayşe ÖZEN
Kaynak: National Geographic