Donnie Darko

80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç, bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlıyor. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam beliriyor sık sık. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp, esrarengiz misafirinin izinden gidecektir… Yönetmenin ilk filmi olan Donnie Darko, 2001 Sundance Film Festivali‘nde gösterildi. Filmin son derece başarılı web sitesi ise En İyi Web Sitesi ödülü aldı.

David Lynch‘in izinden giden genç yönetmen, yıllarca konuşulacak bir film ortaya koydu. Kaçırmamak da yarar var..!

Yıllar önce görmüştük bu filmi, o sıralar xasiork Ölümsüz Öyküler Kulubü’nde pek çok genç arkadaşımızla irdelemeye çalıştık. Gerçekten de bir iki kez izlemekle içinden çıkılamayan Lynch filmlerini anımsatıyor. Aynı zamanda “burada bişey var” diye bir iç tepi de uyandırıyor ve sizi üzerine gitmeniz için tahrik ediyor. Genç yönetmenin, Linch’i iyi tahlil etmiş olduğu belli. İnsanın tepesine bi uçak motoru düşmez kolay kolay ne de olsa!

Nerden aklıma geldi şimdi durduk yerde?

Ah bi bilsem!

Whale Rider

Az önce Whale Rider – Balinanın sırtında filmini izledim, mükemmeldi. Seyretmeyenlere tavsiye ediyorum. Withi ihimaera nin romanindan yonetmen niki caro tarafindan senaryolastirilarak cekilmis olan bir Yeni Zelanda filmi.

Balina tarafından oraya getirildiklerini düşünen bir kabile, onun şaman şefi ve torunu Pai’nin duygu yüklü öyküsü ve şamanik ritüellerinin kızılderili  ve Aborjin benzerlikleri seyredilmeye değerdi. Birbuçuk saat gözümü kırpmadan nasıl geçti anlayamadım. 

Kabile şefi Koro’nun erkek ikizleri ölünce, Koro, kızı Pai’yi geleceğin lideri olarak görmek istemez. Pai olgunlaştıkça, Koro, kabile için bu talihsiz durumun kızının doğumuyla başladığına dair kendini ikna eder ve kabilesindeki insanlara, oğullarını kendisine getirmesi ve yeni liderlerini bu çocukların içinden seçeceğine dair bir çağrı yapar. Pai, Koro’yu çok sevmektedir; ancak bu yüzyıllardan beri süregelmiş geleneğe bir son vermek için onun karşısında durması gerekmektedir.

Son zamanlarda kıyılara vuran balinaları hatırlatan görüntüler de vardı filmde, gerçi oradaki sebebi belliydi, Pai bilmeden çağırmıştı onları. Acaba reel dünyada neden kıyılara yaklaşıp ölüm riskini göze alıyorlar? Çıkardıklar seslerle dünyamızla ilgili bazı denge işlemlerini gerçekleştirdiklerini de okumuştum bir yerde. Gerek balinalar gerekse yunuslar bence hala gizemini tam çözemediğimiz varlıklar. Bu konuda daha çok bilgisi olanların bizimle paylaşması için çağrı yapıyorum, belki sesim ilgili kişilere ulaşır. 🙂

Exit–>Kadınlar

Az önce BOY A isminde bir film izledim. Öyle büyük bir hüzün dalgası kapladı ki içimi, ağlamakla filan geçmedi. Aslında her yer buna benzer dramlarla dolu, sadece dinlemekle ya da izlemekle yetinebiliyorum, çaresizim.  İnsan olmak ne büyük onur ve aynı zamanda ne dehşet verici bişey.

Haksızlık, duyarsızlık, kıskançlık, peşin hüküm, sürü psikolojisi ve hepsinden de kesif olanı umursamazlık sanırım, üstümüze yığılmış ağır iri siyah bir kütle gibi. Düşünüyorum dinliyorum bu çaresiz durumdan hala tek çıkış görüyorum: Kadınlar; çünkü doğurma kapasitesi onlarda ve nerdeyse tüm insanlığı yetiştiren onlar. Ya kadınlar tedavi edilmeli, ya da erkekler çocuklarına sıfır yaşından en az on iki yaşına kadar bilfiil kendileri bakmalı. Ya da dilerim… Yok yok bunu söylemek istemiyorum. Bunun yerine şöyle düzeltiyorum dileğimi; lütfen sorumluluğunun bilincinde olan kadınlar artsın YENİ Dünya’da.

Bu sorumluluğu neden kadınlara yüklediğimi anlamayanlar olabilir, onların öyle değişik bir biyolojileri var ki, oturdukları yerden çevrelerindeki tüm oluşu idare edebiliyorlar, üstelik kendileri ne yaptıklarını bilinçli olarak bilmiyorlar! Bunu farkedeli on yıl olmuştur sanırım; fakat her gün olayın vehametini daha bariz şekilde görüyorum. Doğrusu onlara neden mazlumu oynadıklarını da soracak durumda değilim; çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar. Hani deyim yerindeyse taş bağlı köpek salınık. (Beş yıl önce Bir Kadını Öldürmek kitabını yazarken anlayabildiklerimi yansıtmaya çalışmıştım, yine de   yetersiz söylediğimi farkediyorum.)

Yakın zamanda öğrendim ki, şamanlar bu durumun farkındaymış ve belki bu sebeple erkeği egemen hale getirmek için bunca çaba harcanmış son bikaç bin yıldır, aslında uygulamaları tamamen yanlış bana göre, kadını elini kolunu bağlayıp eve hapsederek, eğitimden mahrum ederek, görünürdeki yönetim mekanizmalarından uzaklaştırarak, durdurabileceklerini sanmaları ne büyük gaflet!

Dünyanın selameti için yakın vadede düşünebileceğim en iyi çözüm; tüm servetimizi kadınların kendilerini tanımalarını sağlayacak eğitim için seferber etmek diyebilirim. Onlar iyileştiğinde (sağaltıldığında) tüm dünya cennet olacaktır. Benim nacizane görüşüm hala böyle.

Devam yazısı için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=887

2 saat vaktiniz var mı?

Sanmıyorum fakat yine de belki benim gibi boş gezenin boş kalfası(!) biri çıkıp izleyebilir aşağıda linkini vereceğim filmi.

Film; dört ana bölümden oluşmuş: 1) Musevilik ve Hristiyanlığın gerçeğe dayanmadığı, nasıl, nereden ve hangi amaçla yürürlüğe konmuş olduğu. 2) 11 Eylül saldırısının gerçeğe dayanmadığı, nasıl, nereden ve hangi amaçla yürürlüğe konmuş olduğu. 3) Bu büyük planların perde arkasında kimler olduğu ve özellikle Dünya bankacılık sisteminin hangi amaçla kurulup, hangi hedefe koştuğu (birinci, ikinci dünya savaşları, Vietnam, Afganistan ve Irak savaşlarının arka planındaki amaçlar). 4) İyi dilekler!

Seyretmeye vakti olanlardan bazıları, “canım ben de yaparım bi film, koyarım internete, aslı astarı nedir bilinmedikten sonra ne faydası var, uydurma şeyler bunlar, kanmayın” diyerek bizi ikna etmek isteyebilir. Fakat ben bu yorucu ve üzücü seyirden sonra sadece şunu söylüyorum; bunların hepsi aynen benim düşündüğüm ve hissettiğim şeyler.

İşte adres:  http://video.google.com/videosearch?q=zeitgeist+the+movie&emb=0&aq=1&oq=Zeitgeist#emb=0&aq=1&oq=Zeitgeist&q=zeitgeist%20turkce&src=2

Her ne kadar Türkçe seçeneğin adresini verdiysem de, sayfa ilk açıldığında gelen video doğru olmayabilir, sol üstte “Türkçe alt yazılı-1.55.51 zamanlı” olanı seçmelisiniz.

Not: Çok eskiden beri illuminati diye bir oluşumu bilirdik, gerçi filmde bu isim yer almıyor fakat işaret edilen hedef belli.

Dünyanın Durduğu Gün

Filmi seyrettim ve beğendim. Tam bir mesaj filmi, fazla konuşma yok, aksiyon yok, mesajı verip gidiyor! Görsel olarak çok ama çok sevdiğimi de eklemeliyim.

Gelelim filmin simgelerinin benim açımdan algılanışına:

1) Uzaydan gelen araçlar sanki su ve hava karışımı gibi görünen ve dünya şeklinde objeler:

 Hani daha önce dikkat çekmeye çalıştığım buzulların süratle eriyor oluşu ile ilgili yazıma göz atmakta yarar var: https://blog.sonsuz.us/?p=138 … Filmde bu arac bir çeşit nuhun gemisi simgesi olarak kullanılmış (dünyayı ve onun fionasını korumak için canlı örneklerini topluyor). Bu dünya dışı aracı bir an için SU olarak düşünürsek, canlı formların onun içinde saklanabileceği hatta belki uzaya saçılabileceği, başka bir gezegende veyahut yine dünyada herşey sükun bulduğunda yeniden tohumlanacağı akla yakın geliyor.

2) Filmde DÜNYA’nın insanlara ait olmadığı adeta tokat gibi izleyicinin suratına iniyor! Bir çok yazımda buna yer vermiştim; Dünya yoluna devam eder bizimle ya da bizsiz şeklinde bir ifade kullandığımı hatırlıyorum. Zaten filmdeki uzaylı ırk da Dünyayı korumaya gelmişler, insan ırkından. Peki insanın neyini beğenmiyorlar? Dünyaya karşı duyarsızlığını! Ve her alanda gösterdikleri şiddeti. Bu gidişle insan dünyanın sonunu getirmek üzere (gerçi insanlar sigarayı yasak edip kurtulduğumuzu sanıyorlar, ha bir de karşı cins yakınlaşmasını tahrip ederek) ve dünya rayından çıkarsa bu herşeyin sonu olabilir, o halde insanı şimdilik feda edelim, onu yeni bir formla doğurma kapasitesine sahip olan Dünyayı kurtaralım deniyor. Bu senaryo Annunakiler tarafından bi kaç kez oynandı yeryüzünde- bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=184 ve https://blog.sonsuz.us/?p=173 –

3) Filme şiddete duyarlı dev boyutta bir robot var ve onun güçleri dikkate alındığında insanoğlunun tankları tüfekleri oyuncak gibi kalıyor! İnsan kılığında dünyaya inen temsilcileri (Reeves) de insanüstü güçlere sahip; bunların başında zihin odaklanması, şifa kabiliyeti geliyor. Bu simgeler bana Yeni Dünya’da arzu ettiğimiz YENİ İNSANI çağrıştırıyor. –Bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=328#comment-56–

4) Filmde, bu uzay aracının dünyaya doğru büyük bir hızla geldiği bilim adamlarınca daha önce tespit edilmiş, hatta çarpacağı yer bile hesaplanabilmiş fakat iki saat önceye kadar bu konuda bir çare/ilerleme bulunamamış! (Borsayla ilgilenmek varken herhalde). Bu simge açıkça Maya uygarlığının işaret ettiği zamanın sonu haberini veriyor olabileceği gibi, son yirmi yıldır dünyanın ısınma ve iklim değişikliğinin bizi nereye götüreceğinin bilim adamlarınca yayımlanan raporlarını kast ediyor (bana çağrıştırdığı şimdilik bu), dünyada su seviyesi hızla yükseliyor, ve bu sadece bazı ülkelerin batacağını göstermiyor! Açıkçası kişisel (ve ülkesel ya da dinsel) fayda ve kurtuluş arayışının beyhudeliğini bilenler biliyor.

5) Yine filmden anlıyoruz ki, uzaylı ırkların bazı temsilcileri daha önce de insan formunda dünyaya gelmişler ve halen burada aramızda yaşamaktalar. Amaçları insana kendinden başkasını da düşünme kabiliyetini aşılamak ve gidişattan kendi merkezlerine  haber iletmek gibi görünüyor. Filmde bu kişilerden birini ÇİNLİ tabiyetinde görüyoruz! Burada da bazı mesajlar olabilir diye düşünüyorum. Nüfus olarak büyük etkinlikleri olmasına ilaveten büyük bir uygarlığın üstünde oturuyorlar ve üstelik sosyalist (kendinden başkalarını da düşünebilen) bir rejim denemeleri var. Her zaman söylediğim gibi bu tür deneyleri sonuçlarına bakıp da başarısız addetmek yanılgısına düşmemeliyiz, bu deneylerin hepsi sonunda başarılacak Yeni Dünya için bütün dünyaya mal olan özverili çalışmalardır.

6) Filmde uzaylının DNA sını 1928 yılında bir dağ başında kopyaladığı yer de Hindistan! Bu bir hintli dağcıydı! Belki de Tibetti (Tam hatırlayamadım şu an). Bu da bir başka işaret gibi duruyor.

7) Filmdeki bilim kadını Dr Helen, yeminler üzerine yemin ediyor; değişeceğiz, değişeceğiz, değişeceğiz! Bir şans daha verin! (gözlerim yaşardı)

Aklıma gelirse başka şeyler de ilave ederim, tabi ki her seyreden başka simgeler görecektir, onları da duymayı çok isterdim doğrusu.