The Xfiles’dan bugüne

Batılı bakış, Xfiles’dan sanctuary/Torcwood/heroes gibi yerlere geldi. Nedir peki bu fark, gözlemlemiş olan var mı?

  • Tuğrul Erdem Doğru evren-insan, insan-evren. Gittikçe merak edilecek şeyler azalıyor.

    ya da merak edilmeyi hakeden konuları yeni kavrıyoruz. Bu yüzden şimdi bu dizilerde temeli insan doğasıyla evreni açıklama telaşesi

  • Sibel Atasoy The X-Files, 93 yılında başlıyor ve sloganı: I Want To Believe 🙂 Santctuary’ninise sloganı bence:”İnandım ve her birinizi ayrı ayrı korumak istiyorum” ve Torchwood ise “inandım ama onlardan sizi korumak istiyorum” :))) 20 yılda süreç yine iki karşıt yolda ilerlemiş.
    Tuğrul Erdem Doğru soruyu anlamadım öyleyse diyeyim o zaman. Yine kademeli geçiş söz konusu.
  • Sibel Atasoy sizin söylediğiniz de doğruydu zaten
    Tuğrul Erdem Doğru ama karşıt bir yolda ilerleme diyemeyiz.
    Gülen Dizdar Doğulu bakış nerelere varmış acaba, bu kadar zaman içinde ? Doğu zaten bunları biliyordu.Çok derin ve kadim bilgiler güneşin doğduğu yerden yayıldı.Batı zaman içinde bireyselleşti, bunları kavramaya başladı.Doğu ise güruhlaştı , bilgiden uzaklaştı .Batının bilinçli din istismarı ve bu güruhlaşma doğuyu bilgiden uzaklaştırdı.Şu anda doğu ve batı iki karşıt yolda ierlemekte, batı insan evrendir görüşünü yeni yeni anlarken , doğu bildiğini de unutmuş durumda …Yazık….

    Tuğrul Erdem Doğru ben bu üç dizinin sloganını kıyasladığımda iki karşıt yol.görüş yerine A noktasından b noktasına yürüyerek bisikletle arabayla ve uçakla
    Sibel Atasoy Xfiles, insan dışı zeki varlıkları doğaüstü şeyleri bilime karşı savunuyordu, savunmaktaki amacı kendisi buna inanmak ve biliimin onayını da almak istiyordu. Aradan geçen 20 yılda bilim bu duruma onay verdi. Bu kez de insanlar yine iki taraflı görüşlerini sürdürdüler; Sancuary, insan dışı zeki varlıkları arayıp bulalım ve onları korumaya alalım derken Torcwood, onları bulalım ve insanları korumak için onları yok edelim, düzeni koruyalım diyor. Fringe ise onları bulalım sonra ne yapacağımıza durumun gerektirdiği şekilde bakarız diyor. Çeşitli teklifler var yani önümüzde 🙂
  • İlkay Yılmaz Bu noktaya ben damıtma işlemi dedim.Genlerden sadece insana ait olanı çıkaralım.Dünya varolalı beri,olmuş olan varlıklar ve kurdukları medeniyet izlerini yok edelim,o varlıklara ait özellikleri silelim genlerinden saf ırk yaratalım.Oysa saf ırk yok ki!!!Onlar olmasaydı insan olmazdı.Ben bahsettiğiniz dizilerde bunları gördüm.Zamanda ileri/geri hareket edenler genlerimize oya gibi kimlikleriniişlemişler.Çok uçuk gelebilir ama bence böyle.Torchwood’un ilerleyen bölümlerinde de göreceksiniz,onlarda da ‘merhamet’ kavramı gelişiyor.Ayrıca,Torchwood da Jack, Sanctuary de dr. Helen gibi ölümsüz!!! Dönüp kendilerine yardım mı ediyorlar ? Dünya da devasa bir laburatuar gibi:))) (yardımdan kastım: ilerde ters giden şeyler için bu zamana dönüp değiştirmek)
  • Murat Babacan x-files zamanından kalan “onlarla yaşamayı öğrenelim” mesajı veren bir iki dizi var: star trek tng ve babylon 5.. 2si de insanlığın galakside ilk adımlarını, ittifaklar kurmasını, koonize olmasını anlatıyor.. babylon 5 daha kayda değer, sloganı ‘galaktik insan’la aynı: “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”.. tabi bu diziler sanki global bütünü galaksiye yansıtmış gibiler bir yandan.. “yukarıdaki aşağıdaki gibidir” diyor da olabilirler ayrıca.. ana fikir şu olabilir bu durumda: global durumla yüzleşirsek ve bir arada yaşamayı öğrenirsek galaktik medeniyetlerle de geçinebiliriz..
    Sibel Atasoy Dikkate değer bir çıkarım, teşekkür ederim.

Olivia’nın bağlı bulunduğu nokta neresidir?

Fringe’in 3.cü sezon son dizisinde, kuantum dolanıklığı ile çalışan meşhur Makinanın, Peter’ın biyolojisine göre hazırlandığı ancak makina saçmaladığında onu düzene koymak için bir “manivela” gerektiğini öğreniyoruz. Manivela nedir diye TDK’ya baktığımızda:

1. Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol. 2. Kaldıraç.

olduğunu bilgilerimizle pekiştirdikten sonra peki kuantum makinanın manivelası neymiş diye soracakken birden önümüze Olivia’nın resmi çıkıyor!

Meğerse kaldıraç Olivia miş!

Olivia kim?

Küçüklüğünden beri sınırbilim konusunda teste ve eğitime tutulmuş zeki, duygulu, güzel ve işinin ehli bir FBI ajanı! Bütün bu özelliklerinin yanısıra -asıl olarak- Peter’ın aşık olduğu kadın!

Öyle ki, Peter, Olivia uğruna öz be öz kendi dünyasını ve babasını reddetmişti.

Bak sen şu işe! :)))

Olivia’nın manivela olduğuyla ilgili hiç bir bilgisi yok, hatta bu makinayı nasıl adam edeceğini son ana kadar bilmiyor. Fakat dünyanın bilinen gerçekliği için öyle kritik bir an geliyor ki, birden bire sözcükler ağzından fırlıyor ve Peter’a şöyle diyor: “Babandan daha iyi bi adam ol!”

Ve sihir çalışıyor, mutlu son… 🙂

(Fena halde Deli Dumrul hikayesini ve o konuda yaptığım değerlendirmeleri anımsatıyor)

Zamanında Arşimed’in de bu kaldıraçlar konusunda iddiası olmuştu: “bana bir manivela verin, dünyayı yerinden oynatayım!”

Adam sadece somut düzeyde değil soyut düzeyde de doğruyu söylüyormuş! Bana da Oliv’i verseler dünyayı yerinden oynatabilirim 🙂

Peki bu hoş (komedik) yazımızı bir soruyla taçlandıralım:

Sözlük anlamını tekrar hatırladığımızda, insanın ister istemez aklına şu soru geliyor: “Olivia’nın bağlı bulunduğu nokta neresidir?“

Fringe ve Farklı Bilinç Halleri

Uzun zamandır Fringe dizisini izliyorum, kuantum fiziğinden bildiğimiz kavramları bir gerilim kurgusu ile de olsa  görünür kıldıkları için hoşuma gidiyordu. Fakat birinci bölümü izlemediğimin farkında değildim doğrusu. Dün gece TNT kanalında birinci bölüm tekrarına rastlayıp şaşırdım 🙂

Olivia Dunham’ın dr. Bishop’u ve oğlunu nasıl bulduğunu anlamış olduk. Konu da oldukça ilginçti. Castaneda öğretisinden bildiğimiz, ortak rüya görme, farklı bilinç halleri kavramını işliyordu 🙂

Olivia, bilinci kapalı ölmek üzere olan ortağı ile iletişim kurmak için, Dr.Bishop’un önerisi ile LSD tatbik edilerek su dolu bir tankın içine indi. Bir süre sonra rüyasında uyandı ve ajan arkadaşının ismini seslendi. Bir kaç deneme sonunda ajan arkadaşının da çifti onu duyup ortak rüyaya geldi. Orada aynen castaneda ve La gorda’nın yaptıkları gibi önce buluşma heyecanı yaşadılar sonra da istedikleri bir sahneye gittiler. Orada bu birleşme beyindeki titreşimlerin birbirini bulması ile açıklanıyordu. Oysa Castaneda’da bu durum birleşim noktalarının aynı yere kaydırılmasını icap ettirir. Diziyi izlerken birleşim noktasının hareketinin beynin yaydığı titreşimle bir ilgisi olup olmadığını merak ettim.

Fringe

Fringe dizisi 12 Nisan’da birinci bölümden TNT kanalında verilecekmiş.

X Files tadındaki bu dizi, kuantum teorileri, holografik evren, zihin kontrolü, paralel evrenler, vs vs konularını ele alıyor, bence oldukça zevkli.

DigiTürk olup da zaten izleyenler için Çarşambaları bir cennet 🙂 Flash Forward ve Fringe peş peşe.

Dipnot.3 Hipnoz konusu

Fringe dizisini izleyen var mı bilmiyorum. Bu dizi X-files’ın yeni bir versiyonuna benzer, arada ilginç konular bulabiliyorlar 🙂
Bu haftaki konusunda, otuz yıl önce yapılan bazı askeri deneyler sebebiyle çevrede yaşayan insanlar mutasyona uğramışlar, bir diğer değişle deforme olmuşlar! Projeyi yöneten bilim adamının bizzat kızı ve eşi de bunların arasındaymış. Bu durumdan fevkalade sorumluk hisseden adam, belli bir alan dahilinde, bakanların göz frekansını değiştirecek bir makina yapmış. Böylece köyde yaşayan deforme olmuş (ucubeler) insanlar (ikibin kişi), bu alan içinde kaldıkları takdirde dışardan bakanlara norml görünüyorlarmış!

İşte hipnoz da böyle bir şey, ve onun birincil aracı “lisan”… Önceki yazımızda sihirli formulümüzün “kendini hipnoza kapatmak” olduğundan bahsetmiştik. Hipnozu aynen bu dizideki gibi belli bir alana yayın yapan frekans gibi düşünebiliriz.

Hangi lisanı konuşuyor, dinliyorsanız, onun için ayarlanmış hipnoz frekansına dahil oluyorsunuz 🙂 Çok sayıda lisan bilen, sürekli ülke ve yer değiştiren biri, ara sıra hapisane duvarlarının çöktüğüne şahit olabilir belki 🙂
Tabi tek belirleyici lisan değil, başka unsurların da olabileceğini tahmin ediyorum (Yeri geldiğinde onlardan da bahsederiz herhalde). Bu arada eğer dikkatinizi doğaya çevirir ve yeterli süre orada tutabilirseniz bu kez de onların frekansına dahil olma olasılığınız artıyor.

Saramago’nun “Körlük” kitabı da bu konuda oldukça aydınlatıcıdır, okumayanlara öneririm.