Kulike’nin şifa amacıyla kullanımı

Kulike’nin şifa amacıyla kullanımına dair 4 aşama:

  1. KOPYALAMAK: Çevrenizdeki şablonlara bilinçsizce uyumlanma anlamında, yani ayna neronlar.

Sibel buna örnek olarak daha evvel bir videoyu hatırlattı. Fransa’da bir yarışma yapılıyor, uluslararası, özgün birkaç reklamcı davet ediliyor. Havaalanında karşılanmışlar, şirkete kadar arabada götürülmüşler. Sonra bir konu vermişler ve onunla hemen o an , o konuyla ilgili bir reklam kampanyası yapmasını istemişler, hepsi ayrı ayrı yapacakmış. Hepsinin işi bittiğinde havaalanından şirkete gidene kadarki yolda gördükleri tabelaları, objeleri, yazıları vs yi reklamcıların önüne getirip koyuyorlar. Aslında özgün bir şey yoktur.

Kopyalama dediğimiz şey, 0-4 yaş arasında çocuklara yerleşen yorumlama sistemidir, onlar tüm ama tüm verileri bomboş bir kağıda kaydeder gibilerdir. Yetişkinlerde geri çevirme filtreleri zamanla oluşmuş durumda. Aynı anda aynı yere çıkınca çocuk 1000 tane öğe kaydederken yetişkin 5 tanesini kaydediyor. Çünkü yetişkinde ben fikri uyanmış, ben ve başkaları olduğunu biliyorsunuz, ayrımcılık haline girmişsiniz, o yüzden yetişkinde özne ayıklama filtresi oluşmuş.

Bunu sadece bilinçli olduğumuz zamanlar için söyleyebiliriz, uykuda olduğumuz zamanlar için değil. Bu insanın özelliklerinden biridir. Bunun böyle olduğunu bilmek önemlidir. Daha az iddiacı daha az eleştirel, daha az yargılayıcı olunur, en büyük kazanç da bunlardır zaten.

  1. TAKLİT : Kişisel gelişim ve güvenliğiniz için çevrenizdeki şablonlara bilinçli olarak uyumlanma. Özenme ve nefret etme yoluyla olur, duygusu fark etmiyor. Taklit, 0-6 yaşlarda daha yoğun oluyor. Bilinç seviyesi çocuk kalmış toplumlarda da aynı yoğunlukta uygulama alanı bulur. Taklit, kişisel olarak kendini geliştirme ve güvenli kılma adına yapılmaktadır.

Konu, sistem, öğreti ne olursa olsun fark etmez ana amacı oluşturmak için pek çok sayıda ve farklı sürelerde çalışan alt programlar vardır. Bunların bazısı 21 güne bazısı 40 güne bazısı daha uzun süreye ihtiyaç duyar. Amaca tam olarak ulaşılması yani dönüşümün tam olarak sağlanması için 7 yıl gibi bir süre gerekir. 14 yılda ise artık o ulaştığın amacın ne olduğunu bile unutursun, çünkü o, sen olursun. 

Eğer kişi not almazsa kendini hep bay Orr durumunda bulacaktır. Oysaki iz sürüp dönüşümünü fark eden insanda teşekkür gelişir, bu noktaya gelme esnasında en ufacık fayda sağlayan arkadaşlara, ustalar defalarca teşekkür edilir hatırlayabildiğimiz için. Hatırlamasak, kendimizi zaten hep öyle sansak , bu süreçte sana bütün bu değişimi sağlayan unsurları da unutmuş olursun, o zaman teşekkür etmezsin, sen zaten hep böyleydin !!!

Teşekkürün yaratıcı yani aumakua açısından önemi büyük, o bundan hoşlanıyor.

  1. ROL YAPMAK: Diğer insanları etkilemek üzere çevrenizdeki ya da zihninizdeki şablonlara bilinçli uyumlanmak. Etkilemek burada ilişki kurmakla ilgili. Anne, baba, öğretmen, patron rolleri ve aynı zamanda diğer roller anlamında. O andaki durumu kendi sorumlukları icabınca yapmak için kullanılır. Bu kişilere verilmiştir ve bir gerçeklik olarak yaşarlar.

Buna 3 örnek:

    1. FRP: fantastik rol yapmak https://www.youtube.com/watch?v=jfqGMC9GpfQ
    2. BAK : Birleşik alan kullanımı. BAK’taki fark rol olduğunu biliyorsun ama rolün ne olduğunu bilmiyorsun, bilinçsiz uyumlanıyorsun. Bunun sebebi de bilincimizle kendimiz aldatıyor muyuz sorusunu ortadan kaldırp kendimizi ikna etmek için rolün ne olduğunu önceden bilmiyoruz.
    3. SANAT: Filmde, tiyatroda oynamak bilinçli olarak insanları etkilemek için takınılan rollerdir.
  1. HALİNE GELMEK: Olduğunuz şeyi değiştirmek için çevrenizdeki veya zihninizdeki

şablonlara bilinçli uyumlanmak. Burada rol yapmak yok. Ben dediğin şeyi değiştirmek, başka bir kişi haline dönüşmek buna Groklama diyoruz.

Devamını oku “Kulike’nin şifa amacıyla kullanımı” →

Bilinçli Haipule yapalım

Dünyamıza Olgunluk, bilgelik ve merhamet içeren bir yapının hakim olması için Haipule yapalım.

Haipule; yeni bir rüyayı oluşa getirmek anlamını taşır. Dış dünyanın rüyasını değiştirmenin bir yolu Kahiki’de (PO’nun Orta dünyası) yeni bir rüya yaratmak ve onun yerine geçmesini sağlamaktır. Haipule çok eski zamana ait bir uygulamadır:
HAİ: Arzu veya ihtiyaç/Şimdi için bir teklif/Bildirim
PULE: Dua/Olumlama/Sihirli büyü
HA, yani derin nefes ve hatırlamayla güç verme anlamlarındadır. Yeni bir rüya yeterli enerjiyle gerçekliğe dönüşür.

Haipule’nin 2 şekli var.

  1. Kısa Haipule: Her gün içsel rüyamızla gerçeğe dönüştürdüğümüzü öğrendik. Kısa Haipule, yani şu anda yaşadığımız hayat dediğimiz şey, iç rüyayla ortaya çıkmış olan dışsal gerçeklik. İç rüyanın bileşenleri, kişinin ve atalarının aldığı kararların, inançların, seçimlerin, duyguların, düşüncelerinin sonucu görülen bir rüyadır. Yani dışsal gerçekliğimizde istemediğimiz şeyler olmuş olabilir ve bunun sebebi daha evvelki kabullerdir. Hangi unsurun neyi tetiklediğini bilemiyoruz. Bunu öğrenebilmek için çeşitli yöntemler var. İç rüyanın dışa yansımasından memnun değilsek, öncelikle neyi değiştirmemiz gerektiğini bulmamız lazım. Dış rüyada memnun olmadığımız unsurların iç rüyada değiştirilmesi için bugüne kadar okuyup uyguladığım tüm yöntemler arasında, rüya görüşmeciliğinden daha gerçek bir yöntem bulamadım. Bu değişim süreci , o konunun önem derecesi, kişinin enerjisinin yüksekliği, kişinin o konuya ne derece odaklandığına göre değişir.

Gördüğümüz rüyaları , rüya görüşmeciliği ile ya da buradaki ismi Moike ile aydınlığa çıkartmazsak, yani rüyanın söylemek istediği anlamı ortaya çıkartmazsak o rüyanın versiyonlarını değişik zamanlarda tekrar görürüz. Hatta bir süre sonra o tekrarlayan rüyalar aydınlatılmadığı için biter ve KU kişiye durumu anlatmak için artık rüya yerine hastalıklara, kazalara, ölüme kadar döker, o vasıtayla anlatmaya çalışır.

  1. Uzun haipule ise daha ziyade nesnel gerçekliği değiştirmek gibidir. Bunun rüyadan gerçeğe dönüşmesi, onun için tahsis edilen enerjinin miktarına bağlıdır. Yani nesnel gerçekliği değiştirmek için de Haipule yapılabilir ama buna vereceğin dikkat, zaman ve ona yönelecek olan enerjinin miktarı son derecede önemlidir. Bu tek kişinin enerjisiyle olabilecek bir durum değil gibi görünüyor genelde. Bunun bir örneğini yeni dünyada olmasını istediğiniz şeyler başlığı altında uygulamıştım.

Bu -Kısa haipule- uygulama nasıl yapılır? 

Devamını oku “Bilinçli Haipule yapalım” →

Yaratıcı İmgeleme

İnsanı anlamaya dönük tüm girişimler imgelem yetisine ilgi duymuştur. Nasıl çalıştığı, kaynağının ne olduğu, diğer ruhsal unsurlarla ilişkisini açıklamaya yönelik farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Psikolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasından sonra imgeleme psikolojinin konuları arasına girmiştir. Psikolojinin konu olarak ele alması onun önemini artırmıştır. Günümüzde ilgiyi artıran bir başka faktör ise kişisel gelişime olan katkısıdır. Kişisel gelişim tekniklerinin tümünün merkezinde imgelem yetisi vardır. İmgelem yetisi yalnızca bu alanlarla sınırlı olmayıp edebiyat, sanat, din, spor, sağlık gibi birçok alanda önemli bir rol oynamaktadır.

İmgeleme psikolojinin bilim dalı olarak ortaya çıkmasından önce filozofların ilgi gösterdikleri ve üzerinde tartıştıkları önemli konulardan birisi olmuştur. Aristo imgelemenin önemini vurgularken onsuz düşünmenin mümkün olamayacağını ileri sürmüştür.1 Orta Çağ’da ise duyumlardan bağımsız çalışan ruhsal bir yeti olarak görülmüştür.2 Bu dönemde imgeleme ile metafizik arasında ilişki kurulmuş ve kutsalla ilişkiyi ifade eden terimler içinde yer almıştır.3 Pozitivizmin ortaya çıkmasıyla metafizik yönü reddedilerek duyumlarla ilişkili olarak ele alınmaya başlamıştır.

İmge Türkçe hayal ve düş anlamına gelir. Arapçada bir şeyin gerçeği zannedilen veya gerçeğine benzetilen görüntü anlamı taşır. İngilizcede ise insan ruhunda beliren görüntü, aynaya yansıyan resim, kopya, ekran görüntüsü anlamlarına gelir. Imagine ve ımago kelimeleri Latince imitari kelimesinden türemişlerdir. Imitari bir nesnenin üç boyutlu olarak kopya edilmesi anlamına gelir.

İmgeleme zihinsel bir işlem olup spontane gelişir ve bu esnada bilinçte bir görüntü oluşur. Birçok bilim adamı bu görüntüyü yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ünlü fizikçilerden Einstein, Stephan Hawking, Richard Feyman, elektrikli motorlar üzerine çalışan Nikola Tesla, elektromanyetik üzerine önemli çalışmalar gerçekleştiren Michael Faraday ünlü kimyacı Kekulé düşünce dünyalarında oluşan görüntülerin kendileri için önemli bir hareket noktası olduğunu belirtmişlerdir. Bütün bunların yanında bazı kimselerde görsel imgelemeden çok sözel imgelemenin daha canlı olduğu tespit edilmiştir. Fakat bu iki ayrı imgelemenin uyumlu bir şekilde birbirini tamamladığı görüşü hâkimdir. Bu süreçte imgelem yetisinin üzerinde yoğunlaştığı objeler gerçek olmayıp, genellikle daha önce algılanmış, bellek tarafından korunan fakat imgelem yetisinin birtakım işlemleri sonucu gerçeğinden farklılaşmış objelerdir. İmgelemede duyular aktif olup, genelde tümü veya çoğu dış dünyadan ilişkilerini kesip içe yönelerek faaliyete katılırlar. Bu nedenle imgeleme coşkulu ve akıcıdır. İmgeleme bir yönüyle bilinçle ilişkidir. Çünkü aktif imgelemede bilinç devre dışı kalmaz. Bilinçli bir yönelme söz konusu olduğu için niyet imgelemede önemli bir motivasyondur. Bazı araştırmacılara göre imgelem yetisi zaman zaman bilincin devre dışı kaldığı pasif imgeleme aşamasında özgür davranışlar sergileyebilir. İmgelem soyutlama özelliği nedeniyle aşkın boyutla ilişkiye en yetkin ve yatkın yetilerimizin başında gelir. Yenilikçi, üretken, yaratıcı özelliğe sahip olup imgeleme anında zihinde adeta bir sıçrama olur. Bu halk arasında “ilham geldi”, “kıvılcım çaktı” şeklinde ifade edilir. İmgelem yetisinin gücü bireysel farklılıklara neden olmaktadır. Uzaysal kabiliyetin önemli görev üstlendiği imgelem yetisi gerçeğe uygun tecrübeye dayalı formlar ürettiği gibi objeleri manipüle ederek gerçeğe uygun olamayan tecrübe edilmemiş formlar da üretebilir. Somut objeleri soyutlaştırdığı gibi soyut düşünceleri ise somutlaştırabilir. Soyut düşünceleri somutlaştırırken teşbih yöntemini kullanır. Kişisel gelişimde düşünceyi geliştirici (meditatif) bir yönü olup yeni ümitlerin yeşermesine neden olduğu için bireyin hayatına dinamizm katar. Nörobiyolojik yönü olan imgeleme sürecinde beyinde çok sayıda bilgi ağı devreye girdiği ve beynimizin sağ lopunda gerçekleştiği saptanmıştır. İmgeleme anında dış dünya ile ilişkisi kesilen görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma duyularının iç dünyamıza daha yoğunlaşarak yönelmeleri, imgelem yetisinin çok sayıda işlem yeteneğine sahip olması, bu süreçte dikkat ve bellek gibi bilişsel öğelerin devreye girmesiyle gerçekleşen dikkatin yoğunlaşması (konsantrasyon), imgelem yetisinin gücünün altında yatan başlıca nedenler olarak görülebilir. İmgeleme iştirak eden duyular arttıkça elde edilen imgelerin hatırlanması kolaylaşır. Bu kadar özelliği bünyesinde taşıyan imgelemenin tüm özelliklerini yansıtan bir tanım yapmak oldukça zor görünmektedir.

…geniş bir tanımlama şöyle yapılabilir: Dış dünyadan bir uyaranla veya olmaksızın imgelem yetisinin, içe yönelmiş duyuların katılımıyla, bellekte saklanan objeler üzerinde çeşitli işlemler yaparak elde ettiği gerçek olmayan fakat gerçeğine benzer objeleri daha önce kazanılmış imgelerle ilişkilendirerek zihinde görüntülü veya görüntüsüz fikirler oluşturmasına imgeleme denir.

İmgeleme ile ilgili bir diğer kavram fantezidir. Fantezi bireyin gerçekte var olmayan şeyleri düşlemesidir. Bu iki kavramı aynı anlamda kullanan birçok araştırmacı vardır. Jung fantezinin gelişiminin insanlığı daha iyiye götüreceğini, amacının daha iyi anlamamızı sağlamak ve yanlıştan korunmak olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre fantezi doğal bir tecrübe olup kıymeti ölçülemeyecek kadar değerlidir. Fantezi ve imgeleme arasında fark görmemesine rağmen fantezi kelimesinin imgelemenin değerini düşüren bir anlam çağrıştırdığı için fazla kullanmamıştır. Freud ise fanteziyi gerçeklerin kontrolünden kurtulup mutluluğa sığınma olarak ele almıştır. Ona göre mutlu insan fantezi kurmaz. Konuya daha çok bastırılmış duyguların tatmin mekanizması olarak bakmıştır. İmgelemenin rüyalardaki rolünü ve fanteziyi eşdeğer görür. Freud’da iki kavram arasında daha çok fonksiyon açısından benzerlik vardır.Bu konudaki kargaşayı gidermek için her ikisi arasındaki farkların tespiti yararlı olacaktır. Fantezinin bir konusu ve hikâyesi vardır. Daha çok bilincin zayıfladığı anlarda ortaya çıktığı için kontrolü zordur. Aktif imgeleme ise bilinçli başlar ve bilinç bu sayede oldukça üretkendir. Fantezi organizmayı rahatlatmaya dönük olduğu için daha çok bastırılmış duygularla başa çıkmaya yöneliktir. Bu yönüyle pasif imgeleme benzer fakat aktif imgeleme ise yenilikçi ve yaratıcı özelliğe sahiptir. Fantezinin gerçek olmadığı birey tarafından bilinir. Fantezide bireyler olayı istedikleri biçimde düşlerler.

İmgeleme yeteneği her insanda farklı farklıdır. Bunun en büyük nedeni genetik faktörlerdir. Bazı insanlar genetik olarak güçlü bir imgelem yetisine sahiptir. Peygamberler, filozoflar, şairler, sanatçılar ve şamanlar genetik olarak güçlü imgelem yetisine sahiptirler. Bir diğer faktör ise çevredir. İmgeleme görsel yönü olan bir yetenek olup, imgeleme sürecinde daha önce duyuların getirdiği verilerden hareketle görüntüler oluşur. Bu bağlamda çevrenin bireye sunduğu görüntüler oldukça önemlidir. Yaşanılan çevrenin fiziksel durumu ve sosyal ilişkileri imgeleme üzerinde etkilidir. Eğitim çevresel faktörlerden birisi olarak ele alındığında genetik kadar önemli bir faktör olabilir.

İbnü’l Arabî imgeleme dünyasının dış dünyadan gerçeklik açısından daha üstün olduğunu savunmuştur. İnsandaki imgelem yetisini muttasıl (bitişik) ve munfasıl (ayrık) olarak ikiye ayırmış, bitişik olanın duyularla, ayrık olanın ise kutsalla ilişkili olduğunu ileri sürmüştür. Vahiy ve ilham gibi metafizik olayların ayrık imgelem aracılığıyla gerçekleştiğini belirtmiştir. Bu gruptaki düşünürlere göre maddî âlem ile manevî âlem arasındaki iletişimi sağlayacak ara (berzah) bir âlemin varlığı gerekli görülmüştür. Bu âlemi imgelem yetisi ile iletişim kurulan bir yer olarak düşünmüşler, imgeleme dünyası ile iletişimin sağlıklı olması için iç dünyanın arınmış olması kriterini getirmişler ve bunun sağlanması için de tasavvufun önemine dikkat çekmişlerdir. (Özer çetin’in incelemesinden kısmi alıntılar)

suzan çal

Tibet’in tantrik mistikleri düşüncelerin ‘maddesine’ tsal adını vermekte ve her zihinsel eylemin bir gizemli enerjinin dalgalarını üretmekte olduğunu ileri sürmektedirler. Onlar, tüm evrenin zihnin bir ürünü olduğuna ve tüm varlıkların kollektif tsal’ları tarafından yaratılıp, canlandırıldığına inanmaktadırlar. İnsanların çoğu bu güce sahip olduğunu bilmemektedir, diyor Tantristler, çünki sıradan insan zihni, “büyük okyanus tan ayrılmış ufak bir gölcük gibidir.” Yalnızca büyük yogilerin zihnin daha derin düzeyleriyle ilişki kurabildiği ve böylesi güçleri şuurlu olarak kullanabildiği söylenir, bu amaca erişmek için yaptıkları şeylerden biri de diledikleri yaratıyı sürekli olarak imgeleme çalışmaları yapmaktır. Tibet’in tantrik metinleri, bu gibi amaçlar için oluşturulmuş imgeleme çalışmaları ya da “sadhana”lar ile doludur.

Lemuryan Huna felsefesinde yani bizim odaklandığımız gezgin şamanın yolunda bu maddeye AKA ismi verilir; yansıma-ayna-gölge-öz anlamları olan bu sözcük fiziksel evrenin temel maddesidir ve tüm gerçeklik düzeylerinde, eterik ya da soyut diyebileceğimiz düzeyler de dahil varlığın biçimlenmesindeki temel maddedir. AKA’nın biçimlenmesine olanak veren ise No’onoono yani Bilincin Makaku ve Laulele özellikleridir, özetle buna Amaçlı Yaratıcı İmgelem diyoruz. Demek ki AKA’yı harekete geçiren No’onoono dur ve onu MANA ile doldurmak suretiyle değişik düzeylerde görünür kılar. Haipule konusunu hatırlayınız sevgili preshamanlar.

Haipule; yeni bir rüyayı oluşa getirmek anlamını taşır. Dış dünyanın rüyasını değiştirmenin bir yolu Kahiki’de (PO’nun Orta dünyası) yeni bir rüya yaratmak ve onun yerine geçmesini sağlamaktır. Haipule çok eski zamana ait bir uygulamadır:

HAİ: Arzu veya ihtiyaç/Şimdi için bir teklif/Bildirim

PULE: Dua/Olumlama/Sihirli büyü

HA yani derin nefes ve hatırlamayla güç verme anlamlarındadır. Yeni bir rüya yeterli enerjiyle gerçekliğe dönüşür. sa

Yeni dünyada olmasını istediklerimiz(2)

Son durum şöyle oldu:
Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” başlığındaki liste, kamuya açık mekanlarda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyen, şimdiki zaman kipiyle) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak.

Not: Burada yapmaya çalıştığımız entellektüalizmden tamamen uzak, içinde olmayı safça arzu ettiğimiz durumların art arda sıralanmasıdır sadece. Okurların da bu niyetimizi aynı basitlikle algılayacaklarını umarız. Bu girişimin iki esas amacı vardı; Birincisi, insanlara lisan gereği olumsuzlama yapmaksızın en çok istediği şeyi söyleme pratiği kazandırmak. İkincisi, kendi isteğinin başkalarının oluşturduğu istekler arasında yer aldığının farkında olmak.

1.Kuşlar gibi aracısız uçmak istiyoruz

  1. Hem gerçek hem de metaforik anlamları ile duvarlardan rahatça geçebilmek istiyoruz.

  2. Telepatik iletişim güçlensin ve birincil iletişim halini alsın.

  3. Sezgi gücümüz ve onu kaale alışımız artsın.

  4. Gücünün ve onun gerektirdiği sorumluluğun farkında olan kadınlar çoğalsın.

  5. Çocuklar hepimizin olsun.

  6. Dünyadaki tüm insanları Yeni Dünya’ya dahil edebilmek için, ucuz, bol, doğayla uyumlu yeni enerji kaynakları keşfedilsin ve insanlığın tümünün kullanımına sunulsun.

  7. Ölüm, şimdiki gibi tercihlidir; ancak Yeni dünya insanı bunun bilincinde olsun.

  8. Yeni Dünya’da insanlar yaşamda kaldıkları süre içinde hep sağlıklıdır, hücre yenilenmesi hiç ara vermeden sürer, hep genç kalırlar.

10.Yaşlanmak isteyen için izin verilmiştir.

  1. Yeni Dünya’da dualite işlevsel olarak kullanılır, tüm insanlar bunun bir mekanizma olduğunun bilincindedir.

  2. Dünyayı ve evreni paylaştığımız, insan dışındaki tüm varlıklarla da kendimizi BİR tutuyoruz, varolma haklarına saygılıyız, onlarla eşit düzeyde iletişim kurmayı kabul ediyor, herşeyin özündeki zeki enerjiyle rahatça ve bilinçli olarak iletişim kuruyoruz.

  3. Barış, aşk, sevgi, kardeşlik ve yaşama saygı olsun. Düşünceleri ifade etmeye saygı olsun. Doğal yaşam korunsun.

  4. Yeni Dünya’da matematik, oyunun işlevsel bir parçası olarak ilgi ve sevgi görecek şekilde konumlansın.

  5. Eğitim sistemi toptan değişiyor.Ansiklopedik ve dogmatik , ezbere dayalı eğitimin yerine, çocukların özgürce kendilerini gerçekleştirebilecekleri ve yaratma güçlerininin önünü açacak koşullar temin ediliyor.Yani müfredat, çocukların katılımı ile oluşturulup, öncelikle uygulamaya konuluyor.

  6. Yeni dünya’da insanlar hem kendilerinden vazgeçmedikleri için hem de dünyanın kaynakları açısından diğer varlıklara saygılı olduklarından, çocuk yapma konusunu hassasiyetle düşünürler.

17.Uzayda kot ve t-shirt le gezebilelim,nefes almak sorun olmasın, ışınlanmak sureti ile jüpiterin yörüngesinde sevdiğimizle bi şampanya içebilelim.

  1. Kurt kuzuyla gezer olsun.

  2. Tüm insanlar “İnsan-i Kâmil” olsun.

  3. Bütün insanlar Cennet ve Cehennemi halen yaşamakta olduklarını bilir, güven içinde yaşarlar.

  4. İnsanlar çift cinsiyeti kapsayacak şekilde doğarlar, hayatları süresince tercihleri gereğince, istedikleri her an potansiyellerinden birini ya da diğerini kullanırlar. Böylece bir insan; bir çocuğunun babası diğer çocuğunun annesi durumunda olabilir.

  5. Yeni Dünya’daki insanlar, tüm potansiyellerini sonuna kadar kullanırlar ve ancak ondan sonra yeni bir çıkış elzem olduğunda bir çocuğun doğması için ortak karar verirler.

  6. Yağmur hep güzel yağsın. Herkes istediği lezzeti tadabilsin. Kahvaltılar açık büfe olsun. İsteyen istediği yerde yaşasın.

  7. yeni dünyada içimiz dışımız bir olacak.Herkes kendinde varolan tüm kapasiteyi bilecek ve bunu maksimum kullanacak.

  8. Yeni Dünyada maddi ve manevi refah olacak, herkes en sevdiği işi yapacak, dinlenme hakkı isteyene tanınacak, herkes topluluktaki diğer kişilerin mutluluğunu hedef aldığından, huzur ve sevinç en yüksek duygulanımlar olacktır.

26.İnsanlar rüyalarını kaydedip daha sonra seyredebilsin. Hatta bu rüyaları isteyen başka insanlara seyretmesi için sinema benzeri yerlere versin. Gidip başkalarının rüyalarınıda seyredelim. Oscarlar en iyi rüyalara verilsin.

27.Yeni dünyada, birlikte var olabilmenin büyüsünü kavrayabilen,sevgi içinde var olmasını bilen insanlar olsun…

  1. İnsanlar “aklı eren” olsun.İdrâk ettiklerini tatbik edebilenler olsun.

  2. Yeni Dünya’da kişisel ve toplumsal aidiyet duygusu ve sahiplenme güdüsü yer bulmaz, bu insanlar evrendeki tüm varlıklarla katılım ve iletişim içindeolduklarını bilirler.

  3. Bu listede yazdığımız özellikler halen yaşamakta olduğumuz dünyada, değişik düzeylere yayılmış olarak vardı ve var. Yeni Dünya insanı, mevcudiyetini bu listede yer almayan bir çok alt katmana borçlu olduğunun bilincindedir. Alt katmanların kendi olgunlaşma süreçlerini en ideal ve rahat ortamlarda geçirmesi için gereken yapmakta tereddüt etmez.

Tekamül/bilinçlenme döngüsünün bir süreç olduğunu bilir, bu sebeple elma ile armutu eşitlemeye çalışmaz.

31.Gündelik yaşamda kullanacağımız bazı bilgi ve uygulama yöntemleri için birebir efor ve zaman harcanması gerekli değil.Örneğin; araba kullanmak, bilgisayar kullanmak yada yemek yapmayı öğrenmek için, herkesin kolaylıkla ulaşabileceği yükleme cd leri olacak..Hemen birkaç dakika içinde bu bilgileri kendimize “load” edebileceğiz.Böylelikle zaman ve enerjiden

tasarruf edebileceğiz. Söz konusu bilgilerin halen bildiğimiz yöntemle yapılmasını daha zevkli bulanlar için de bir engel yok.

  1. Herkesin birbirini takdir ettiği ve onurlandırdığı bu sistemde, “mutlu” bir isim değil mutluluğun kendisi oldugunu bilir..

  2. Yeni Dünya’da hakim seviye samimiyet olduğundan, kullandığımız lisan (telapatik iletişim haricinde gerektiğinde)yeniden gözden geçirilir, tüm insanlar kelimenin büyüsünün farkındadır. Bu sebeple çocuğa isim vermek büyük onur/sorumluluktur. (bu ritüelin gereği ve açılımı bilahare yapılmalı.)

34.yeni dünyada, insanlar duygularının farkında olsunlar ama duyguları OLmadıklarını da bilsinler isterim..istekler arzular umutlar elbette harika ama “akalım bakalım” anlayışı, onlara tutunmadan da yaşamayı mümkün kılar.

  1. Sağlık, yaşlılık, ölüm ve savaş gibi çok sayıda istihdam sağlayan sektörler olmayacağından, sanata ve oyuna yönelik iş alanları artacak, yerleşim birimleri ikiyüzbin kişiyi geçmeyen doğayla uyumlu yerler olacak.

  2. insanlar,yaşam alanlarında, birbirlerinden enerjisel olarak beslenmek yerine kendi enerjilerini doğayla karsilikli alip verme bicimine donusturmektedir.

Böylece,sahip oldukları doganin enerjisini alma, depolama, dönüstürme ve geri verme bilgisi ile kurdukları ilişkiler de dahil olmak üzere, tüm üretim modellerini değiştirmişlerdir.

Örneğin;daha az yemek yemek, daha çok enerji biriktirmek,bu enerji ile mesafeler arasında araçsız hareket etmek mümkündür.

  1. Yeni Dünya’da insanlar, AN’da gerekeni yaparlar, acımasızdırlar (kendine acımanın tersi olarak), bu sebeple pişmanlık duymaz, şikayet etmezler. Sadece gerekeni yaparlar (bir dağ aslanı gibi örneğin).

  2. Binlerce yıllık insanlık öyküsünde ve hatta çok daha eskilerde yaşanmış ve kollektif bilinç havuzuna atılmış tüm bilgilere, ihtiyaç duyduğumuz an ve “bilinçli” bir şekilde ulaşabileceğiz.Bu , tüm insanlığın kullanımına açık çok büyük bir kütüphane gibi iş görecek..

39.Ağızdan çıkan sözleri, bir kelime işlemci programına yazı olarak aktaran teknolojik gelişmeler. Kafamızda oluşturduğumuz imajı, resimi, vizyonu, vs görüntü olarak aktaran cihazlar olsun.

40.Ne hissettiğimiz bilinsin, karşımızdakileri de biz bilelim..auraları görelim, bedenin ötesindeki enerjiyi görelim

  1. Aracı kavramları kaldıralım, nihai hedefimizi istemeyi öğrenelim.

  2. Yeni dünyada geçmiş ve gelecek şimdi’nin içinde olacak. 1 mm’lik adım farkının yarattığı değişim gözlemlenebilecek. An’da karar verip uygulayacağız yine ama şimdi’nin içinde oynama imkanı olacak.

  3. Cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin,cinslerin birbirini maddi ve manevi olarak sömürmeyeceği, çocuklarımızın, modern, barışcıl, yenilikçi, soru sormaya dayalı ,tamamen özgür bir eğitimle tanışacağı, İnsanların sevgi yolu sonuna kadar açık,paylaşımcı bir yaratımla desteklenen, eşitlikçi bir evrensel kültürün sevgi ışığı altında dans ettiği kocaman bir pist olsun isterim yeni dünya.

  4. yeni dünyada sevginin herşeyin üstesinden geleceğine inanıyorum. Evrensel sevgiyle bütünleşmiş yürekler istiyorum.

  5. Yeni dünyada hayvanlar özgürce dolaşsın, yaşama hakları titizlikle gözetilsin. Onların yaşam şartlarının mükemmelliğine ayrılacak çaba insanlarkine ayrılan ile eşit olsun.

  6. Umut mutlaka olsun.. yılmadan yıkılmadan, umut hep olsun.. umut edersem güvenirim, güvenirsem üzerine herşeyi inşa edebilirim..gücüm beslenir, bilgim beslenir.. ben de çevremdeki herşeyi beslerim, ben bizlerin toprak hava ve sudan oluştuğumuzu düşünüyorum ve insanoğlu var olanı düşünür diyorum..biz istedikçe de olacak biliyorum…

  7. Yeni dünyaya enkarne olanlar, tüm anlaşma ve derslerini hatırlasınlar ve birbirlerini yürekleriyle tanısınlar,öğrensinler ve sevsinler.

  8. Herkesin bilgisi ve sevgisi birbirine yansısın,olması gereken dengeler kurulsun.

  9. İnsanlar gelişimden yana, meraklı olsunlar ve tüm bunları ödül ve ceza olmaksızın kendiliğinden yapsınlar.

  10. dilediğimiz enerji düzeyinde yaşabildiğimiz gibi dilediğimiz boyuta ve “madde haline” dönüşebilelim. güzel bir kayanın yanında bir kaya olarak yaşamayı tercih edebileceğimiz gibi bir karıncayı evinde ziyaret edip “ay bu kış da ne çok hazırlanmışın” dememiz mümkün olsun. Koku ya da tat olabilelim. evrene dahil oluşumuz görüntümüzden bağımsız fakat bize özgü tanımlanabilir olsun..renk skalası gibi, bir kokuya yereşip “anne ben burdayım bundan sonra budur enerjim bir koku olarak dahil olucam evrene, benim için endişelenme. PS. seni çok seven kızın” diyebilelim

  11. Yeni Dünya’da insanlar etkili dinleme yaparlar. Dinlemek bir sanata dönüşmüştür ve büyük bir zevk unsurudur.

52.Şu olagan dunyada, olagan dogal kosullarda, mevcudun en iyi, yani, herkes ve her sey için en hayirli olacak bicimde degerlendirebildigim(iz)den emin olmak isterim.

  1. Olumlu şeyler dilerken çektiğimiz zorluk bir yana, burada dilediğimiz/dileyebileceğimiz tüm olumlu şeyleri dilemeye gerek bırakmayacak, çünkü zaten gerçekleşmiş olduğu bir dünya/insanlık dilerdim. Ama asıl dileğim tüm bu dileyebildiklerimiz gerçekleştikten sonra da, hala dilenebilecek sonsuz şeyin kaldığını görebilmek. Kısaca; “tüm olumlu şeyleri diledikten sonra dileyecek birşey kalmayacak” kısır düşüncesinden kurtulmayı diliyorum.

  2. Yeni dünyada evrenin sonsuzluğunda yolculuk yapmak isterdim.Uçsuz bucaksız karanlığın sonunu görebilelim.Kendimizde tanrıyı keşfedelim.

  3. bana ait; aklımdan geçenlere dilim, elim yetişebilsin, bize ait; kontrollü iyiler olmasın, korkumla merağıma ait; tüm olasılıklar aynı anda 1 olsun

  4. Rüyalarda uyanalım, o zaman bütün bu dilekler kendiliğinden gerçekleşebilir.

  5. Zaman var oldukça boşluğa basamak dizdiğimizi bilerek, sırf zevk almak için basamak dizmeye devam edelim. Sonra basamakları seyredelim keyifle.

  6. Hiç kimse adına dilekte bulunmadan, sadece kendimde gerçekleştirip, değiştirebileceğim, tüm gayriinsani özelliklerimin insani olması ve değiştirebileceklerim hakkında hemen bir şey yaparak uygulamaya karar verdiklerimi devam ettirme kararlılığı,
    Dilek tutmak yerine harekete geçme iradesi,
    Tüm bunların ötesinde sadece kendimin değişmesi ile tüm dünyanın değişebileceği gerçeğine kendimi ikna ederek yaşayakalmak.

  7. Yeni Dünya’nın temeli şüphesiz sevgi ve uyum olacaktır.
    Ben buna ek olarak;
    -Bu dünya’nın bir yaratıcılık ve tam anlamıyla hizmet dünyası olmasını düşlüyorum..
    -Her bireysel yaratımın toplum adına ve her toplumsal yaratım’ın ( aslında birey demek toplum demek olacak orada herhalde ) tüm hizmet talep eden varlıklar adına kullanılabilmesini düşlüyorum..
    -Çalışmak kavramının özünün hizmet ve yaratım olacağı ve adeta bir imece usulü şeklinde üretim yapılacağı bir toplum düşlüyorum….. Devamını Gör
    -Kendi sistemimiz içindeki tüm bize benzeyen ya da benzemeyen varlıklarla adeta bir yakın akrabalık ilişkisi içinde olmayı ve tüm evrendeki tüm varlıkların açıkça farkında olunacağı bir dünya düşlüyorum..Daha az ilerlemiş varlıklara tüm sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla hizmet eden ve bizden daha ilerde olan varlıkların istenen her an desteğini alan bir yaşam düşlüyorum..
    -Ağır kimyasa bedenlerden kurtulmuş, binlerce yıl yaşayacak, hiçbir fiziksel acının olmadığı bir yaşam düşlüyorum..
    -Tüm geçmiş yaşamlar üzerinden keyifle sohbet edip özgürce gülebileceğimiz bir yaşam bir dünya düşlüyorum..
    -Yemek yemenin yalnızca bir zorunluluk olacağı ve onun dışında o dünya üzerinde yaşayan tüm varlıklarla yaşamı paylaşmak adına ilişkinin olduğu bir dünya düşlüyorum..
    -Bu dünya’da asla para gibi bir mefhumun olmayacağını biliyorum:)
    -Rüyalarımız rüya olmaktan çıkacağı ve gerçekliğimizin bir parçası olacağı bir dünya düşlüyorum..
    -Güneşimizi daha yakından ve bilmediğimiz yönleriyle tanımayı düşlüyorum..
    -İletişimin artık sözlere sözcüklere gerek olmadan yürüyeceği ve müziğinde kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde dinleneceği:) bir dünya düşlüyorum…
    -Bu dünya’da yer alacak tüm varlıkların başkalarına hizmet yoluyla ilerlemeye devam edecekleri ve sevgi ile bilgeliğin derslerini öğrenirken meditasyon ya da başka şekillerde tüm varoluşla iletişim içinde olacakları bir dünya düşlüyorum..
    -Ve şimdilik son olarak, tüm kaygı, endişe, beklenti ve korkulardan özgürleşmiş varlıklardan oluşan ve ilerlemişliğin bir üstünlük olarak görülmediği bir dünya düşlüyorum ve böyle olacağını biliyorum..

  8. Yeni Dünya’da kendimden güzel bir kendim yaratabileyim ve diğer güzelleri de güzel göreyim…Ne kadar çok güzel olursa o kadar güzel olur dünya…:-)

  9. Bir Dünya özlüyorum evet, nasıl uyum içindeyse ağaçlar,kuşlar,toprak ana ve tabiat. Dostluğu,özdeşliği,kardeşliği gibi,mavi deniz,mavi göğün.Bir Dünya özlüyorum aynı uyumla;ulaşıldığı yerde içsel özgürlüğün.

  10. Yeni Dünya sakinleri, tüm gerçekliklerin, birer illüzyon olduğunu bilir, hepsi boşluğa basamak dizmektir onların. Buna karşın hepsini onurlandırır, o an hangisini istiyorsa onda oturur.

  11. Ben bütün canlılara sevgiyle ve saygıyla davranılmasını ve herkesin benim gibi vejeteryan olmasını istiyorum.

  12. ilk okulda çocuğa biz sana ali yada zeynep diyoruz ama sen bundan ibaret değilsin…arkadaşında bundan ibaret değil dersi konsun

65…İlk öğretimde “anadolu kültürü” isimli bir ders ilk sınıftan son sınıfa kadar olsun istiyorum. Kültür teması içine giren her öge -halk oyunundan, sanatına,atasözüne, öykülerine, mitlerine vb- acele etmeden sakince işlensin, özel ilgi duyan çocuklara ek kurslar-projelerle imkanlar sunulsun. Böyle bir uygulama gerçekten de büyük bi eksikliği giderebilecek, bizi bütünlüğümüze doğru ivmelendirecek kolay ve ucuz bir yöntem gibi geliyor.

66…istediğimiz ,hayal ettiğimiz bitkileri imgelediğimizde onlar var olsun.dilediğimiz çeşitte çiçek ve bitki olmalı.hayalimizin sınırlarını aşan renkler olmalı ve onlarla oynayabilmeliyiz.onları var ettiğimiz şeylerde kullanabilmeliyiz.her isteyenin kendi doğal alanı olmalı,tasarlayıp var ettikleri eserlerini konumlandırabileceği alanlar.ben binlerce dönümlük bir dağ arazisinde renkler ve bitkilerden hayallerin ötesinde bir sanat oluşturmayı isterim.dileyenin dilediği anda bir istekle ziyaret edip görebileceği bir yer.

  1. yeni dünyada küçük köyler olsun herkesin birarada yaşadığı, insanların birbiriyle daha çok iletişimde ve yaplaşımda bulunduğu köyler. Burada çocuklar herkesin çocugu olsun cok anne ve babaları olsun. Hep beraber sanat ve yaratım yapılsın:) ve olacak…

68.paranın anlamı değişsin ,ya da hiç olmasın, barter geçerli olsun.Böylece kimse çalışmak zorunda kalmadan istediği işi yapsın! Sonra çocukların sınıfları açık havada olabilir, çok eğlenceli olsun ki öğrenebilsinler… Sonra herkes kendi istediği hayatı yaşasın ve kabulde olsun

69. Hastalık diye bir şey kalmasın insanlar ruhları bu dünyada işi bittiğinde kendiliğinden bedenlerini terk etsinler.

70. Gerçekten bunu istiyorum, yazın akşamları 20-21, gündüzleri 25-26 derece

71…

Not. Siz de Yeni dünya’yı oluşturmaya bilinçli katılımda bulunun, şimdiden teşekkürler