İç Konuşma Hakkında

Bu konuyu uzun yıllar içinde sıkça ele aldık ve şimdi adresini verdiğim araştırma bana bunu yeniden hatırlatmış oldu:

https://curiosity.com/paths/what-causes-the-voice-in-your-head-thoughty2/?ref=shv

Burada bahsedilen “içsel konuşma” Castaneda öğretisinde aynen bu isimle en sık anılan ve üstesinden gelinmeye çalışılan bir insan edimi. Biz gezginlerin gayet iyi bildiği İKE prensibini çalıştıran iç rüyanın en büyük aracı; iç konuşmadır ve kişinin çevresindeki dünyayı yani öznel gerçekliğini sabitlemesinin tek yoludur.
İçsel konuşma yalnızca duygusal tepkiler, ya da sosyal kısıtlar sebebiyle yüksek sesle söyleyemediklerimizden oluşmaz, ertesi sabah ve sonraki tüm sabahlar yeniden doğduğumuzda kendi gerçekliğimizin halen aynı kalması için LONOmuzun bilgisi haricinde KU’muz tarafından yapılır çünkü bunu yapmaya programlanmıştır.
Nagual Don Juan, Castaneda’nın iç söyleşisini durdurmak adına pek çok alıştırma yaptırır çünkü bu programı değiştiremezse Castaneda’nın talep ettiği değişim ve dönüşümün yapılamayacağını bilir.
Kolayca anlaşılacağı gibi “İç konuşma”, insanın deneyimlerini KU’ya (beden hafızası) kaydetmek ve hatırlatmak için bir yöntemdir. Basitçe bize durmaksızın EZBER yaptırır. Son derece kullanışlı bir insan yöntemi olmasına karşın, değişim ve dönüşümün önünde duran en etkili engeldir de! Hep böyle değil midir zaten, zehir/ panzehir.
İç konuşmanın ne zamanlar durduğu ile ilgili kendinizi gözlemlemenizi öneririm. Bu size onu kontrol etmek için bazı ip uçları sunacaktır. Örneğin ben oyun oynarken (iskambil, satranç vs), etkili bir kitap okurken ve özellikle BAK uygulamasında “Bilmiyorum” konumunda iken içsel sesimin kesildiğini fark ederim. İnsana o boşluk tuhaf gelir çünkü alışık değilizdir. Doğu öğretilerindeki meditasyon ve benzeri her türlü faaliyetin kökeninde içsel konuşmanın durdurulması hedefi vardır.

Zihnin Ötesi

Enerji savaşının insanlığın çoğu için gerçekte meydana geldiği yer, zihindir. Zihin. O ille de büyük savaş meydanlarında olmuyor; zihinde oluyor.

İnsanlık, içinde bulunduğu, uzun zamandır içinde bulunduğu zihinsellik çağından çıktığı muazzam bir evrimden geçiyor. Gerçi (süre) tartışılır, ama nereden baksanız 800 ila 2.000 yıldır çok zihinsel bir dönemdeydi. Bunun ötesine geçiyor, ve kendi kişisel deneyiminizden bildiğiniz gibi, bu zorlu (bir süreçtir). Kendi zihninden nasıl çıkarsın? Zihnin, enerjiyi kontrol eden ve yöneten ve tüketen o şeyin, muazzam miktarlarda enerji talep eden ve tüketen o birimin, zihnin ötesine nasıl geçersiniz? Bedenin değil, zihnin.

Kitle bilinci şu anda bundan geçiyor. Öyle hemen durulmayacak, ama er ya da geç kitle bilinci zihnin ötesine evrimleşecek. Siz bunu şu anda yapıyorsunuz. Bir süredir yapıyordunuz.

Zihnin ötesine girdiğinizde… zihnin ötesinde ne var? Zihnin ötesinde ne var? Bağıra çağıra söyleyin.

Farkındalık ve bilinç hepsi zihnin ötesindedir. Sezgi. Artık şeyler hakkında düşünmeniz gerekmez, onları sadece bilirsiniz. Artık denemeniz ya da gayret etmeniz gerekmez.

Şimdi, bununla kastettiğim, şeyleri anlamaya çalışmaktan vazgeçmenizdir. Şeyleri organize edip planlamaktan vazgeçin. Gayret etmekten vazgeçin. Şimdi, bu, yataktan çıkmayacaksınız anlamına gelmiyor, tabii istemiyorsanız başka. Ama ona karşı itmekten vazgeçin. Şu zihinsel eylemi (aktiviteyi) durdurun.

Dırdır eden o kuşku içinize girdiğinde, beyin enerjisi tüketimi devreye girdiğinde, o oyunu oynamayın. Sadece derin bir nefes alın, “Farketmez” (deyin) ve devam edin. Kendi enerji düzeyinizdeki farkı farkedin, ama daha da önemlisi, gayret etmekten vazgeçtiğinizde meydana gelen sonuçtaki farkı farkedin. Onu anlamaya çalışmaktan vazgeçtiğinizde, oldurmaya çalışmaktan vazgeçtiğinizde, onunla ilgili kaygılanmaktan vazgeçtiğinizde, onu ittirmeye çalışmaktan vazgeçtiğinizde (meydana gelen sonuçtaki farkı farkedin). Eğer şurada (kafa) gerginlik oluyorsa, bilin ki bir gayret içindesiniz. O zaman derin bir nefes alır ve gayret etmekten vazgeçersiniz.

Ha, bu muazzam bir güven gerektirir, ama bu iyi bir şeydir. Eğlenceli bir şeydir. Bir gün. Ve kendinize bir iyilik yapın ve ertesi gün neler farkettiğinizi, neler algıladığınızı, olduysa eğer aydınlanmanız neydi, onunla (aydınlanmanızla) ilgili, gayret gösterilmeyen bir gün hakkında yazın.

Siz bilinçsiniz; enerji değilsiniz. Siz farkında oldukça, mevcudiyetinizin bilincine geldikçe, enerji de doğal olarak yerine oturur ve sizin için çalışmaya başlar, tümüyle verimli bir şekilde.

Bilinç farkındalıktır, olmakta olan her türlü farklı şeyin farkındalığı. Sonuçta bilinç, sizin hemen burada, hemen şimdiki mevcudiyetinizle, şu anki mevcudiyetinizle ilgilidir.

**

Tam yedi yıl önce Oyun Kuramı ve BKÖ’yü yazdığım-ız (çoğul kullanmak durumundayım çünkü o bir akıntıydı, kendime mal etmek istemem) sırada bana hakim olan sözcük işte buydu: FARK ETMEZ! Sonraları Oyun Kuramını çözümlemeye çalıştığımız yüzlerce yazı ve sohbette yine bu sihirli sözcüğü andık.
Hatta hayatımıza girdi tattık, kokladık.

Zihin ve diğer bu şeyler konusunda yazdığım uzun bir deneme yazısı var: Eski/Yeni Dünya üzerine düşün pratikleri, vaktiniz olursa bi göz atabilirsiniz. Orada gerçekten de epeyce bağlantı üzerinde durmuşum.

Bütün bu gizemi anlatmaya çalışan frekans kardeşlerimiz Tobias ve Adamus’a sevgi ve selamlar olsun.

Hocalık durumlarında sohbet

Hocalık ve hain minik kurtlar! Konusuna soru-cevap devam:

T. Ögrenmek icin mutlaka bir hoca gerekli mi?

sa. Gemi örneğinden devam edersek, ihtiyaçsızlık gibi bir durum olabilir mi? İhtiyaç şekilleri değişir, miktarları değişir ama sonsuz evrim döngüsü için ihtiyaçlılık durumu bitmez gibi geliyor bana.

T. Her okyanusta seyreden bir gemi limana mi ihtiyaci var? diyorsun. Gemi kendi yolunu, kendi ihtiyaclarini kendisi karsilayamaz mi?

sa. Hoca’yı bir insan gibi eski deyimiyle mürşid anlamında kulllanmıyorum. Tüm varlıkların vesile olduğu tüm olaylar olarak görüyorum. Vesile olan, insan, hayvan,bitki, rüzgar ya da bi ağaç veya kaya olabilir. Bizler vesile olana hoca deriz, bazen de düşman deriz :)))) Demek ki hoca, aslında deneyimin ta kendisidir. Tabi bir çok durumda insanlar deneyimin kendilerine öğretmeye çalıştığı şeyi anlamazlar ya da anlamazdan gelirler de, birinin çıkıp onlara bunu söyletmesi gerekir! Daha ortalama bir hoca bunu yekten söyler, daha deneyimli bir hoca, talebeye söyletecek soruları sorabilir.
Bu soruyu bazen içli yağan bir yağmur, ya da fırtına da sorabilir! Dedim ya vesile olanlar değişir 🙂
İnsanın ihtiyaçsız hale gelmesi ise bu dünyada öldüğüne işaret eder, gerisini bilmiyorum 🙂

T. Herseyden ögrenebilmesi icin herhangi bir bilinc seviyesine gereksinim var mi?

sa. Şimdi çok geniş bir soru bu, yan yollara mümkün olduğunca az girerek cevabı bulmaya çalışacağım.
Bildiğin gibi insan=zamandır ve izafidir, Denizde dalgadır. Bu sebeple kişi, bir meyvenin çiçekten olgunluğa erişene kadar geçirdiği evreler gibi zorunlu bir tekamüle tabidir )Yani tekamül isteğe bağlı bişey değil 🙂
Güneş dışarda olduğu sürece bu değişmez.
Herşeyden her zaman öğrenir tüm varlıklar. Bu br zaman meselesidir ki o da izafidir zaten. Bilinçte öyle bir aşamaya gelinir ki, bazı varlıkar, diğerlerine “ne bildiklerini” bilecekleri, yani farkındalık bahşeden soruları sormaktan ve zamanı onlar için hızlandırmak gibi b “ihtiyaca” girerler.
Gördüğün gibi dostum ihtiyaçlar bitmez. Tekamülün zorunlu hizmetçileriyiz biz.
Aslında yukardaki eşitliğin iki yanını sadeleştirdiğimizde; tekammül edenin bizatihi İZFİYET olduğunu açıkça grüyoruz. TDK izafiyet için şöylle diyor:

Var olabilmek veya belirlenebilmek için bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, bağıntılılık, izafilik, izafiyet. 2.Sınırlı bir geçerlilik.

T. Demek ki bilmek icimizde olan birsey,yaniinsan merakla dogar. Nedense insan yasi ilerledikce bu meraki kaybediyor. En azindan bana öyle geiyor. Belli bir yastan sonra edindigi aliskanliklari birakmak istemiyor. Sürekli kendi kendimizi yenilemek gercekten cok güc.

sa. Çok haklısın. Bu söylediğin gerçekten de zurnanın son deliği :)Fakat insan bilse ki ölmekle kurtulunmuyor, eminim ki bu sorunun üstesinden gelebilir.
Burada, insanın kendini fazlaca önemseyerek sırtına muazzam yükler alışı, yani birçok sorumluluklar edinişi daha ilk gençlikte insanların kösteği oluyor. Enerji tasarrufu hayatidir. tasarruf edilen enerji, o söylediğin engeli aşırtır insana.
Hani reklam vermekle ilgili durum harika bir metafordur bu iş için. reklam vermek pahalı bir şeydir, ancak iyi durumda olanlar genellikle buna ihtiyaç hissetmezler (görüleri geniş değilse), ancak işleri bozulduğunda reklama ihtiyaç duyarlar (hem de deli gibi) bu kez de onu karşılayacak maddi imkan yoktur. :))))

T. Demek ki insanin ilk ilgilendigi sey kendini ayakta tutucak seylerin pesinden kosmak (karin doyurmak, kendi neslini sürdürebilmek). Kendini bu islere cok kaptiranlar da dünyanin sirf bu isten ibaret oldugunu zannediyor galiba.

Cok satanlar ürünlerini akilda tutmak icin de reklam verirler, yani unutmamak icin. Cok taninmis ürünler reklam ile fazla satis yapmazlar, onlar sadece akilda kalmak icin reklam verirler. Akilda kalmayan seyler unutulmaya mahkumdur. Bu nedenle de merakli oldugumuzu unutmamak icin kendi kendimize “reklam” yapmaliyiz, yani merakli olabilecegimiz ortami sürekli yaratmaliyiz.

sa. Herşey tasarruf edebildiğin enerji ile ilgili. Sen enerjine sahip çıkamazsan onun peşinde olan çok var, memnuniyetle her gün onu sağarlar 🙂
Merak, mevcut enerji miktarıyla doğrudan ilintili bence.

T. Bahsettigin bu enerjiyi büyütme imkani var mi?

sa. Sevgili dostum bu konuda daha öncede sohbetetmişiz seninle o yazıya bi göz atmakta yarar var (bakınız can sıkıntısı). Kısaca şöyle tekrar edeyim enerji tasarruf etmek için aşağıdaki edimlerimizi asgariye indirmeliyiz;

1.Şikayet etme, kendine acıma
2.Yargılama
3.Haklı olma ihtiyacı
ve bütün bunları ve diğerlerini kapsayan “iç konuşma” şeklinde belirtebiliriz.