İlişkiler -4

Konunun öncesi için tıklayınız

Henüz yaşayan (yere düşmemiş) kar taneleri neden çığ yapamıyor?

Aydın S: daha çiğ olduklarından olabilir mi?

Sibel A: Çok hoş bi betimleme, şiirsel 🙂

Turan E: Yere düsmemis kar tanelerinin arasinda yapistirici “su” olmadigi icin, diye düsünüyorum. Yere düsün kar taneleri kendi agirliklari nedeni ile sivilasirlar ve bu su tekrar sogudugu zaman kar tanelerini birbirne yapistirirlar. Kar tanelerinden artik bir kütle olusmustur. Bu kütlenin sinirlari da vardir. Cig iki sinirin birbiri arasinda kayma ile olusur.

Fer Yal Kar taneleri havada birbiriyle birleşemiyor, birbirini itiyor

Sibel A: Peki bu örneği, dünyaya doğan insanların durumu ile nasıl karşılaştırabiliriz?

Elvan E: kar tanelerinin birimsel yolculukları devam ettiği için..yere düştüklerinde yolculukları biter , bütünleşirler çığ potansiyeli oluşur :))

Fer Yal Her insan biriciktir:)

Sibel A: Yani çocuklar daha çiğ’dir, çığ olamazlar;çünkü biriciklikleri yitmemiştir diyebilir miyiz?

Fer Yal ‎”Yani çocuklar daha çiğ’dir, çığ olamazlar;çünkü biriciklikleri yitmemiştir diyebilir miyiz?” Ben bunu sevdim:) Bana kendimi daha çok çocuk gibi hissettirdi.

Turan E: Onlar dünyanin nasil betimlendigini henüz ögrenmemisler :-)))

Fatih I: Kar tanesi bireyin, çığ da toplumun simgesi olabilir.

Sibel A: Fatih evet benzetme akla yakın ancak yere düşen ve birleşen (toplumsallaşan) kar kütleleri çok nadir ÇIĞ olur, normalde güneş ve yağmur onları dağıtır 🙂 Hangi nadiratta çığ oluyor, olmayanlar neden olamıyor? her iki durumunda ne tür sonuçları oluyor?

Hanife A: gökyüzündeki kar tanelerine “çiğ” yakıştırmasını çok sevdik hepimizin bilgi bankasında kodlanmış haliyle çiğ kelimesi olumsuz bir anlam içeriyor.tıpkı “omurgasız” gibi..

Sibel A: hahahahahahaha bravo Hanif, omurgasından tutup çıkardın walla!

Fer Yal Çocukların ki farklı bence:) Onlar hem çiğ hem çığ hem de biricik kar daneleri:)

Sibel A: Eğer çocuklar çığ ise o halde yağmakta olan kar tanelerini çocuklara benzetme metaforumuz çöker! Bi daha düşün Feryal 🙂

Fatih I: Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin, iç veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu, yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanıyormuş. Yani çığ meydana gelmesi için iç veya dış bir kuvvetin etkisi, aynı zamanda da bir eğim olması gerekiyormuş. =)

Sibel A: Çığ için eğim şart ve bu eğim ya iç ya da dış bir etki ile tetiklenmeli… Hımmmmmm Bu metaforu bizim toplumsal hareketlerin hangisi için kullanabiliriz?

Fer Yal Dünya’ya düştükten sonrasını betimledim ben çocuklarla ilgili:))

Sibel A: a tamam o halde elimizde hala sağlam bi önerme var :

Fatih I: Bence herhangi bir toplumsal hareket için kullanmamak daha iyi olur. Çünkü çığ denilen şeyin meydana gelmesi, yaşayan varlıklar için sıkıntı demek. Örn: Çığ düşüyor, kaçın! =)

Sibel A: Doğada ne varsa bizde de o vardır, bundan kaçılmaz. Bilim yöntemi de bunu kullanır ve teknoloji uzantısı da tabi. Yani şimdi insan başarısı diye övündüğümüz tüm medeniyeti inkar mı edeceğiz?

Fer Yal Aslında tüm toplumsal hareketler çığın oluşumu gibi farklı koşullar ve etkileşimlerle oluşmaz mı zaten.

Sibel A: Eğer öyleyse Feryalcim o çığ olmadan eriyip giden çoğunluk kümelerini hangi toplumsal hareketle özdeşleştireceğiz?

Fer Yal Tek bir hareketle değil, spesifik, özel olarak değil de genel anlamda düşünebilirim diyeceğim ancak; toplumsal hareketlerde zaman çok önemlidir. Eriyip gitti sanılıp sonra yeniden ortaya çıkan ya da çığ gibi bir anda büyümeyip, aheste beste çoğalan hareketler de olabiliyor.

Hanife A: eğim dedin aklıma eğilimler geldi.toplumsal bağlamda konuşursak öncelikli olarak siyasi eğilimler diyebilirim..kitleleri bir araya getirir ve kütlesel bir ağırlık oluşturarak eğimi yaratır..bu da tarihsel süreçlerimizde de görüldüğü üzere bi çok çığ felaketine sebep olur:) bi yerde çığ oluşabilmesi için toplam kar miktarının -eğimle birlikte elbette- kritik bir kütleye ulaşması gerekiyor.

Sibel A: Müthiş! Evet ve iç ya da dış bi tetikleyicisi de olurmuş Fatih öyle söyledi.

Fer Yal Tabii bir kar tanesinin içindeki değişmez gerçeklik, töz, öz, özdek, atom, iyon mutlak; yere düşünce; biçimsel değişim, dönüşüm başlıyor; koşullara, eğimlere göre; insanın içindeki töze, öze bakmak gerek.

Fer Yal Toplumsal olarak en kolay büyüyebilen çığlardan biri korku olsa gerek.

Sibel A Evet pür sevgi olmayınca en işe yarayan ivmelendirici korku imiş .. derler. En korkulu ilerlemeyi gerçekleştirenler de “orta sınıf” olsa gerek! Henüz doymamış ama kaybedecek şeyleri olanlar!

Yine Oyun

Gerçekten tuhaf bi oyunun içindeyiz, umarım bu oyunu zevkli oynamayı beceririz.

Bu arada gerçekten inatçı bi karla karşı karşıyayız 🙂 şu anda biraz yükselmiş olan güneşin önüne beyaz bi tül geçirdi, onunla hala bakışıyoruz aynı anda her biri birbirini (manyetik olarak) iten kar tanelerinin tipiye yakın bi lapa lapa yağış sürdürdüğünü görebiliyoruz. Her ikisi de gözlerime bakarken yere kadar inen camın önüne bi güvercin geldi ve bi selam atıp gitti. Ben sizlere bunları fotoğrafını çekercesine paylaşmaya çalışırken güvercinin gözlerini kaçırdım 🙁

ZeynepM: sibel seni çok seviyorum allah şahit sende biliyorsun ki bu evde çok enerjin var..fizik bedenin şu an burada olamasada içimden senle ve bu vesileyle dostlarla nazarımı paylaşmak geldi..malum dün batı çok şey söylemişti..bu sabahta karlı dağ…lar pembe ama karsızlar mordu..karşımda alış veriş merkezi özdilek-niyet-duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var 🙂 sonra doğuya geldim hem çamaşır asıp hemde güneş doğuşunu izlemek için nasıl bir cezbe bu soğukta bakanın içi eriyor..içeri girincede doğuda kalıp izlemek istedim.çift camya güneş ikilendi sonra bir çok oldu.. drekt bakınca bazen içi kararıyor gibi oluyor nemrutta gün doğumunu hatırladım.(tez konum optik hareket ilişkisi o zaman gitmiştim)hemen odaya baktım karanlık.. :)a ne oluyoruz dedim..bedenimde nasıl bir sıcaklık sanki güneş beni okşadı..klimadan daha sıcak ve latif..oysa dışarısı soğuk cam bana soğu ulaştırmadan drekt güneşin özünü verebiliyordu..aşık oldum.. :)) (kendime aşkım herkesce malum 🙂 ) sonra birşeyler yemek için mutfağa batıya gittim..aman allahım bulutlar dağlar evin karşısındaki orman ormandaki ağaçlardaki yansımalar dağda ki latifeler.. ağzım açık kaldı orgazma 5 kala..işte insanlarda böyle kendince yansıtıyorlar ışığı hepsi çok güzeller duygusu geldi..kaynağı özledim..doğuya geldim..güneş yükseldiği için artık onu görmek için oturmam gerekti..armuta oturdum..sehpada da notbook vardı..senin yazını gördüm..içimden yazmak geldi bu en güzel güneşe ve güneşlere..hepimizi çook seviyorum.. muck..

SiibelA: Ahhh zeynep işte bu! Şimdi gerçekten ANladın beni. Yani AN’ına konuk ettin. Şükürler olsun

ZeynepM: cam hakındada yazmak istiyorum.daha önce çalıştığım bir malzeme optik nedeniyle..cam canlı kendi tansiyonu var..silisyum kum yani kaya yani kadim bilgeliklerle dolu..en kırılmaz camların bile ölümsüzlük suyuna batırılırken topuğundan tutulu…p oraya su deymeyen çocuk gibi tek bir noktası var ki onu tuz buz ediyor..camlarımızı temiz tutalım,tansiyonuna dikkat edelim.vuruşun ne zaman aşilin topuğuna geleceği belli olmaz..her an hazır olalım..ölümle koyun koyuna.. :)) sibel ben bu hayatta sen oldum..sen bak ta ben oldun.. aramızda cam kalmadı… :)) aşk bu özleyiş bu hiç belli olmaz..

**

Tıpkı kuşlar gibi, trilyon kere trilyon-hesaba sığmayan kar tanecikleri de birbirleriyle hiç çarpışmadan yağmaya devam ediyor. Ancak Dünya’nın toprağına bastıklarında birbirlerinin üstüne yığılıyorlar ve kısa bi hayatları oluyor, güneş çıkıncaya kadar…

ZeynepM: üstelik hepsi senin daha önceki yazılarında da belirttiğin gibi özel ve biricik..hiç birinin rolü diğerininkinden daha önemli ya da önemsiz değil.rızayla rollerini en güzel şekilde dansla icra ediyorlar..insanın içinden kalkıp bu uyumla dans etmek geliyor..aşka davetiye her biri..gel bize katıl bize davetiyesi..sende kendi dansını uyumla yap davetiyesi.. biriz fark et davetiyesi.. :))

**

Bu arada az da gülelim (az önce mason simgeleriile ilgili bi laf edildiğinden aklıma geldi): Hayatımın tamamiyle farklı iki ayrı evresinde Masonlardan kendilerine katılmam için iki kez teklif aldım. Nazikçe reddettim. Bildiğimden değil hiç bişeye bağlı olmak istemeyen gözlemci durumumdan dolayı. Geçen yaz, (aslında bana 4 yıl önce hediye edilmiş fakat bir nedenle başlayıp devam edemediğim) Fraternis kitabını büyük bir zevkle ve merakla okudum. Belki de ismimden kaynaklanan buraların (anadolu ve civarı) koruyucusu hissi ile, Burak Eldem’in titizlikle observer kalmaya çalıştığı 2500 yıllık öykü bana hoş mu yoksa tanıdık mı geldi bilemiyorum. Fakat işte orada son aşamalarda sıra masonlara gelmişti. Ve bence Burak da o konuda henüz emin değildi; çünkü onbinlerce yıldır öylece birbirine karışan kar suları gibiyiz 🙂

**

Güle gülee güle güleeeee güle güleeeeeeeeee, sevgili kar frekansım her ne getirdiysen ve götürüyorsan eline sağlık, varol, nurol.

Karlar yağar

Tünaydın frekanslarr, güne biraz duygusallaşarak başladım (nedendir bilmez), her yer bembeyaz, trafik sesi yok, hayvanlar bi yerlere saklanmış, tek tük araba geçiyor. Sessizlik absolute sessizlik. Harikulade.
“Transit Merkür Kova Burcu’nda ilerlerken bilgi konusunda açlık ve yeni fikirlere ilerleme gücü verebilir. İçinde bulunduğunuz durumun dışına çıkmak için sizi zorlayacaktır. Düşünceleriniz konusunda çok daha fazla ilerici ve objektif yaklaşımlar içinde girersiniz. Spontan gelişmeler bu dönemde sizi bekliyor olabilir. Yaratıcı düşünce açısından da Merkür Kova’da size zirve yaptırabilir.” diyor Ozan Güner. Ayrıca hafta başına kadar alım, satım, imza, anlaşma gibi konulardan uzak durmaya çalışın diye ilave ediyor. O halde tam içe dönme, bir belirsizlik sisinde sevişme zamanıdır diyorum ben.  Şahane şahane şahane

**