Yunancada esrik kelimesi kısaca bir şeyin kenarında durmak anlamında. Ve böylece esasen alelade günlük rutinlerinizi yapmadığınız zaman hissettiğiniz bir zihin durumunun benzeri haline geliyor. Yani esriklik esasen bir alternatif gerçekliğe adım atmak oluyor. Ve bu ilginç, eğer düşünürseniz, insanlığın başarılarının zirveleri olarak saygı duyduğumuz medeniyetleri düşünürsek- Çin, Yunan, Hint medeniyetleri olsun, ya da Mayalar veya Mısırlılar – onlar hakkında bildiklerimiz gerçekte onların esriklikleridir, gündelik hayatları değil.
Şimdi, çalışma yaptığımızda, tüm dünyadaki diğer iş arkadaşlarımızla birlikte 8 binden fazla insanla görüşme yaptık – Dominikli keşişlerden, kör rahibelere, Himalaya’ya tırmananlardan, Navajo çobanlarına – hepsi işini seviyordu. Ve kültürden bağımsız olarak, eğitimden bağımsız olarak ya da neyse, bir insan akıştaysa (esriklik hali) bu yedi koşulun var olduğu anlaşılıyor. Var olan odak bir kez yoğunlaştıktan sonra, bir esriklik, bir berraklık haline ulaşıyor, bir andan diğerine tam olarak ne yapmak istediğinizi biliyorsunuz, hemen geri dönüş alıyorsunuz. Yapmaya ihtiyacınız olan şeyi yapmanızın mümkün olduğunu biliyorsunuz, zor da olsa, ve zaman duygusu yok oluyor, kendinizi unutuyorsunuz, daha büyük bir şeyin parçası gibi hissediyorsunuz. Ve bir kez bu koşullar sağlandığında, yaptığınız her ne ise sadece onun hatırı için yapmak yetiyor.
MIHALY CSIKSZENTMIHALYI
Hepimiz burada bahsedilen esriklik halini öyle ya da böyle deneyimledik,ne olduğunun tadını hissini pekala biliyoruz. Bilmediğimiz ise bu esrikliğe istediğimiz anda girebilivermenin yolu 🙂 Tabi pek çok öneri var bu konuda. Yine de halen kesin kanunu henüz bilinmiyor.
Ben ikibinli yılların başlarında bu konuyla çok ilgilenirdim, birçok konuşma ve yazımda esrikliği ele almış, ne olduğunu az çok anlatmaya çabalamıştım. Sonra konu uykuya daldı ve ben de rüyaların içine daldım 🙂