Okuduğum Yeni Kitaplardan

Dünyadan dört buçuk ışık yılı uzakta karanlık bir gezegenden gelen yardım sinyalinin kaynağı daha önceki bir görevde kaybolan personel miydi? Evrende bizimki gibi dünyalar var mıydı? Bize ne kadar benzeyebilirlerdi? Paralel evrenler teorisi fizikçilerin fantezisi miydi yoksa donmuş kargaları, kıyıları değişmiş kıtaları, kül tepecikleriyle dolu binaları açıklamanın tek yolu mu? Evrim ilkesinin sınırları jeolojiden kültüre uzanabilir miydi?Trinidad’ın Dönüşü- Selim Erdoğan

S.Lem ve Asimov karışımı gayet yalın ve şık anlatımlı bir kitap. Kitabı hemen kahvaltı sonrasında ve öğlen yemeğine varmadan bir çırpıda okudum. Gayet akıcıydı. Selim Bey sanki benim şu an yayın sırası bekleyen Laniakea_Başlangıç kitabında işaret ettiğim sönmüş gerçekliği ışık hızını geçen bir gemiyle gidip bulmuş gibiydi . Belli ki bilimkurgucular aşağı yukarı benzer sorunsallar üzerine kafa yoruyoruz ve bunu okuyucuya zevkli bir şekilde sunmaya çalışıyoruz.

*

Graham Hancock dünya çapında, milyonlarca insanın ilgisini çeken eseri Tanrıların Parmak İzleri’nde haritası olmayan bölgeleri keşfediyor, önyargıları sorguluyor, geçmişin karanlık ve gizemli dönemlerine ışık tutuyor. Tanrıların Parmak İzleri, kimi tarihçilerin acımasız saldırılarına ve eleştirilerine maruz kalıp şiddetli tartışmalara neden olurken kimi kalıplaşmış düşüncelerin ve tarihsel önyargıların sorgulanmasını sağlamış; araştırmacıların ve gezginlerin dünyanın en gizemli antik yerleşim yerlerine olan merakını uyandırmıştır. Tanrıların Parmak İzleri-Graham Hancock

Kitap 95 yılında yayınlandığı için içeriğindeki bilgilerin büyük bölümü günümüzün iletişim hızında zaten bilinir hale gelmiş durumda ancak bu konulara ilgisi olanlar için hala derli toplu bir başvuru aracı olmaya devam ediyor olabilir. Ben Bazı yerleri atlayarak okudum. Daha önce de yazarın Ayahuska ile ilgili yayın yasağı gelen TED konuşmasını ele almışım, ilginizi çekerse tıklayınız

**

İndigo Çocuklar, dünyaya -dünyayı değiştirmek üzere-yeni bir bilinç ve enerjiyle gelen bilge varlıklardır. Onlar şu sırada çocuk ya da genç yaşta bulunmaktadırlar. Bu çocuklar çevreleri tarafından anlaşılmamakta, onlara çoğunlukla Uyumsuzluk, Dikkat eksikliği ya da Hiperaktiflik tanıları konulmakta ve bu üstün zekalı ve yetenekli çocuklar sonuçta ilaçlarla uyuşturulup harcanmaktadırlar. Oysa onların dengeli, uyumlu ve mutlu bireyler olarak yetişip tüm insanlık için son derece önemli olan misyonlarını gerçekleştirebilmeleri için ana-babaları, öğretmenleri, doktorları ve tüm çevreleri tarafından anlaşılıp desteklenmeleri gerekmektedir. Bizler bu çocukları ve onların olağanüstü özelliklerini tanımalı, onlara sevgi ve saygıyla rehberlik yapmalıyız.

Biz kendimiz dengesiz, stres ya da umutsuzluk dolu veya kronik ters kutuplaşmadan mustarip iken, sağlıklı, mutlu ve dengeli çocuklara sahip olamayız. Birçok İndigo Çocuğun ana babası, çocuklarına yardım ederken kendilerini de iyileştirmekteler.

İndigo Çocuklar / Yeni Çocuklar Geldiler! – Lee Carroll , Jan Tober

Bir insanla bir saat oyun oynayarak, onun hakkında, onunla bir yıl konuşarak keşfedebileceğinizden daha çok şey keşfedebilirsiniz. Platon

En iyiler sıralaması

Bilimkurgu kitaplarından seçki

01- …Ve Sonra Hiç Kalmadı / Eric Frank Russell
02- Balıkçıl Gözü / Ursula K. Le Guin
03- Mevki Uygarlığı / Robert Sheckley
04- İkiz Yıldız / Robert A. Heinlein
05- Paslanmaz Çelik Sıçan / Harry Harrison
06- Rocannon’un Dünyası / Ursula K. Le Guin
07- Kaybolan Miras / Robert A. Heinlein
08- İki Dünya Savaşıyor / Poul Anderson
09- Uzay Tacirleri / Cyril M. Kornbluth & Frederik Pohl
10- Son Tiryaki / Müfit Özdeş
11- Kızıl Gezegen / Robert A. Heinlein
12- Yer Açın! Yer Açın! / Harry Harrison
13- Dünyaya Orman Denir / Ursula K. Le Guin
14- Ergenlik Ayini / Alexei Panshin
15- Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı / Harry Harrison
16- Otomatik Piyano / Kurt Vonnegut Jr.
17- Gökteki Göz / Philip K. Dick
18- En Son Kale / Jack Vance
19- Mülksüzler / Ursula K. Le Guin
20- Hukuk Gladyatörü / Frederik Pohl & Cyril M. Kornbluth
21- Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım / Robert A. Heinlein
22- Vulcan’ın Çekici / Philip K. Dick
23- Postacı / David Brin
24- Teşkilat / Cyril M. Kornbluth
25- Pısırıklar Çağı / Frederik Pohl
26- Kobaylar Kampı / Thomas M. Disch
27- Şok Dalgası Süvarisi / John Brunner
28- Yıldız Gemisi / Brian Aldiss
29- Yüksek Şatodaki Adam / Philip K. Dick
30- Bu Ölümsüz / Roger Zelazny
31- Triton / Samuel Delany
32- Bağışlanmanın Dört Yolu / Ursula K. Le Guin
33- Alfa Ayının Kabileleri / Philip K. Dick
İsmail Yamanol’dan

Tabi bu seçki kişiseldir daha birçok güzel kitap var ve bu listeye Asimov’un tüm kitaplarını da ekleyebiliriz.

Bir Kadını Öldürmek

Merhaba :)) BKÖ önceki gün bitti. Vizyonu, kurguyu, anlatımı, yazmayı sanki birçok kişi yazmış gibi. Genelde okuduğum kitaplarda yazarın izini bulurum diye düşünürüm. Sizin izinizi bulmak zor :))) okumak, bitirmek bugüneymiş. Sıra SKA da. Önce bulmam lazım. Aloha 😊 Gülbahar Biler

Bu güzel bir sürpriz oldu bana Gülbaharcığım, her okuyanla bir kez daha yazıyor kendini kitap, belki o sebeple benim izim bulunmuyor artık 🙂 Olabilir mi?

Gülbahar Biler Aa evett kitabın başlarında “Belki bu satırları siz on sene sonra ve dünyanın başka bir yerinde okuyacaksınız ve size sadece kelimelerle ulaştığımı sanacaksınız. Oysa bu doğru değil.” :)) kitap basılalı tam da 10 yıl olmuş.
“Her şey aynı anda aynı yerde oluyor. Ben aslında sizin aklınızdan geçeni yazıyorum” ne hoş bir ilgi talebi. Çok güzel

Sibel Atasoy 11 yıl oldu yazılalı, evet 🙂 O zamanlar anlaşılması biraz güçtü ama şimdi daha kolaylaştı sanırım, sana nasıl geldi?

Gülbahar Biler Tabi ki soyut olan yerlerde tıpkı rüyalarda hissettiğim gibi algıladığım, anladığım ve dile tam da getiremediğim yerler oldu. Tohumun ne vereceğini göreceğiz elbet 😀😀

 

Sibel Atasoy Çok güzel söyledin, teşekkür ederim. Umarım kısa sürede SKA’yı da okursun, onun akışı çok daha basit ve heyecanlıdır.

Venüs Bağlantisina teşekkür

Yaşayan karakterlerle bir solukta bir kitap mı okudum,bir tiyatro mu izledim bilemedim…..Bir bulmacanın labirentlerinde gezerken onların gözbebeklerindeki ışığı gördüm,parfümün kokusunu duydum,dokundum tenlerine,yaralandıklarında canım acıdı…Duyguları bire bir hissettim.Merakları,açmazları,acıları,keyifleri,telaşları,aşka dokunuşları,yaşama tutunuşları….Venüs Bağlantısı….Öyle bir bağlantıydı ki,birbirlerini hiç tanımayan insanların,dokumadaki atkılar ve çözgüler gibi birbirleriyle doğrudan ilgili olduklarını gördüm….ve dokudukları hayattı…ve hayat güzeldi,sanal olsa bile:)))Sanırım bir rüya gördüm,bir rüyalar ustasının kurguladığı,çünkü ancak bir rüyadaki kadar gerçekti her şey…Teşekkürler Sibel Atasoy

Zeynep Şizen Ersoy

 

 

Ruhsal zeka ile bağlantı kurmak.

En derindeki kurtulusumuz, kendi en derin hayal gücümüze hizmette yatıyor olabilir.

Ortanin tuttuğu ve üzerinde düşündüğü o derin ve anlamli merkezden yoksun olan çoğunluk hayatin parcalanmis kenarina takılmis, nilüferin dış taç yapraklarina izole edilmiş durumda. Sonuç olarak bizler, çogunlukla anlamı materyalizm, rasgele seks, amaçsız isyan, şiddet, uyuşturucu veya Yeni çağ okültizmi gibi bozunmuş ya da dışlanmiŞ durumdayizdir.

İngilizcede sağlık ve bütünlük kelimeleri ayni kelime kökünden gelmektedir; sağlıklı olmak bütün olmaktir. Newtoncu dusunce vücudu bir gen makinasi olarak, hastaliklarin yok edilmesi, yaşlanmayi ve ölümü ise “çare bulunmasi gereken” bir şey olarak sistemin hatasi (!) Veye dusmanlari olarak gormekteydi. Halbuki bazi doktorlar ve filozoflar hayata artik baska acidan bakmaya basladilar; çektigimiz acilarin cogu hatta kronik fiziksel hastaliklar dahi “anlam hastaliklari” kapsamindadir.

Sadede gelmeye başladik. Komşunu kendin gibi sev emri der Freud, bugune dek yazilmis en imkansiz emirdir. Ona gore boyle degerler ego uzerine imkansiz bir yuk yükledi ve bizi hasta etti, bunlarip hepsine degisik nevrozlar denebilir. Çelişkilerimiz gercekten hayati.

İndirgemeci bilimsel düşünüşten dolayı sihir ve gizeme yabancılaştık. Freud ve onun takipcileri sayesinde egoyu gercegin ta kendisiymis gibi görmeye tesvik edildik, Batı hümanizmi kibir ve ümitsizligin bir karisimi haline geldi. Bizler en iyiydik, evrim agacinin en tepesindeydik. Onsekizinci yüzyil sonrasi Batı humanizminin ruhsal bakimdan sağır ve Asya hümanizminin ise ruhsal bakimdan zeki oldugunu soyleyebilirim.

Şuur nereden geliyor? Ve bunu izleyerek, anlam nereden geliyor?

D. Zohar bu kitapta sorularin cevabini ariyor. Devam ediyoruz kisa notlarimiza…

Kuantum teorisi, fiziksel davranişi belirsiz ve “bütüncü” diye tarif eder. Yani bir kuantum sistemindeki bircok tekil parca öylesine bütünüyle entegre olmuştur ki tek bir birleşik bütün gibi davranmaktadirlar.

Kuantum tünellemesi, bir parçaciğın enerji bariyerlerinin diğer tarafindan bir parçacik olarak çikmadan önce bir dalgaya dönüşerek “tünel açıp geçmesiyle” oluşan süreçtir.

Beyinde 40 hz.lik salinimlar vardir ve bunlar beyindeki tekil algisal ve bilişsel olayları daha büyük, daha anlamlı bir bütünde “bağlar”lar.

D. Zohar

 

 

D.Zohar