Erk Hayvanlarının Anlamları

Antilop Eylem, Çeviklik ve Kurban
Armadillo Emniyet, Sınırlar ve İlaç
Arslan Dişil enerji Güçü
At Dayanıklılık ve Hareketlilik
Ayı Güç ve Şifa
Ayı Pençesi Güç ve Yönetim
Balina Bilgelik ve Tedarikçi
Baykuş Aldatma, Geleceği Görme ve Anlayış
Bufallo Kutsallık, Yaşam ve Bereket
Çakal Düzenbaz ve Kurnazlık
Dağ Aslanı Cesaret, Liderlik ve Önsezi
Deniz Atı Güven ve Zerafet
Domuz Güneşin yaşam kaynağını, güney’i ve ateşi sembolize eder
Ejderha Uzun Ömür, Sonsuzluk, Bilgelik ve Uzayda hareket
Elk (Geyik) Güç ve Çeviklik
Fare Araştırma, Buyurmak ve Organize etmek
Gelincik Dayanıklılık, Enerji, Yaratıcılık ve Gizlilik
Geyik Güzellik, Sevkat ve İyilik
Hindi Çömertlik, Yaşam kaynağı ve Paylaşımcı
Kaplumbağa Terbiye Eden, Koruyucu ve Anne Enerjisi
Karga Kanun, Şekil değiştirme ve Değişiklik
Karınca Toplumsal zihin, Sabır ve Eylem
Kartal İlahi Ruh ve Yartıcıyla bağlantı
Kedi Bağımsızlık
Kelebek Başkalaşım ve Değişim
Kertenkele Tutuculuk
Kokarca Şeref, Huzur ve Güçlendirme
Kokopelli Doğurganlık, Müzik ve Zevk (Efsanevi biri)
Köpek Soyluluk, Sadakat ve Öğretmen
Köpekbalığı Avcı, Kurtuluş ve İntibak
Kuğu Zerafet, Denge ve Masumiyet
Kunduz İnşaat ve Koruyucu
Kurbağa Suyun Enerjisi
Kurt Sadakat, Azim ve Başarı
Kuzgun İç Gözlem, Cesaret ve Kendini bilme
Moose (Geyik) İnatçı, Uzun Ömürlü ve Azim
Oklu Kirpi Masumiyet, Dost Canlısı ve Güven
Opossum Oyalama, Strateji ve Aldatıcı
Örümcek Yaratıcı ve Ağ Örücü
Sıncap Tertipçi ve Toplayıcı
Sinekkuşu Haberci ve Sonsuz
Su Samuru Oyuncu, Kehanet ve Kadın ilacı
Şahin Haberci, Sezgi ve Anlayış
Tavşan Korku, Çekingenliki Sinirlilik ve Alçakgönüllülük
Tilki Kurnazlık, Çeviklik ve Zeka
Turna Yalnızlık ve Bağımsızlık
Vaşak Sır tutucu, Koruyucu ve kılavuz
Yarasa Yeniden doğuş, Gizem ve İnisiyasyon
Yılan Kurnazlık ve Yeniden Doğum
Yunus Sevkat ve Oyun enerjisi
Yusufçuk Hayal ve Üstünlük

Julia White’tan çeviri

Ligor Melegupluoğlu

Erk Hayvanının şamanik açıklaması için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=759

Erk Hayvanları

Erk hayvanları genellikle rüyalarda, meditasyonda ve vizyonlarda gözükür. Birden fazla Erk hayvanınız olabilir. Belirli bir zamandaki Erk hayvanınız yaşam yolunuzun değişmesi ile değişebilir. Erk hayvanları kişinin duygusal ihtiyaçlarına göre şekillenir. Koruyucu olarak, korkularımızı bastırır ve güç verir.

Erk hayvanı kavramı evrenseldir ve tüm kültürlerde bulunur. İlkel kabilelerde Erk hayvanı bir totem olarak tasvir edilir, kabilenin ve ailenin farklı Erk hayvanları olabilir. ABD ve bazı diğer ülkelerde manası değişmiş olsa bile halen kabilenin bir totemi varlığını korumaktadır.

Klüpler veya dernekler gibi alt kültürlerin dahi halen totemleri vardır Lions Clup bunların en bilinen örneğidir. Hristiyan dininde bile iki totem hayvanı, Balık ve Kuzu, bulunmaktadır. Spor klüplerininin de özel totemleri vardır, ülkemizde de en bilinenleri Aslan (GS) Kanarya (FB) ve Kartal (BJK) dır. (Demokrat Partinin amblemi olan At halkın demokrat kelimesinin anlamını bilmemesinden ve onu demir kır at olarak telafuz ederek bir hayvanla özdeşleştirmesinden kaynaklanmaktadır,)

Bir diğer Erk hayvanı veya totem çeşidi de kişisel olandır. Bunlar günlük yaşamda bzi koruyan ruhlardır. Nerdeyse herkesin böyle bir totemi vardı. Bugün dahi pek çok ebeveyn çocuklarına özellikle geceleri bir hayvan tarafından korundukları söylenir. Tabi ki çocuklara verilen oyuncak ayı’nın bu amaçı olduğunu anlayamazlar. Çoğu zaman bilinçsiz olarak bazı kişilerin bir Erk hayvanı ile etkilendiğine tanık olmaktayız. Burçlar kuşağında da Aslan, Akrep, Yengeç ve Boğa gibi Erk hayvanları olarak vardır.

Şamanizmde Erk Hayvanları

Bir şamanın ilk öğreneceği şey başka dünyalara seyahat etmek sonra da kendi Erk havyanı / totemini bulmaktır. Bir şaman için bu bilgiler uzun bir eğitime başlamak için zorunludur.

Erk hayvanı genellikle örtülmüş en derinde ki siz’in yansımasıdır ve bu dünyada ihtiyacınız olan nitelikleri bulundurur. İnsanların buldukları kendi Erk hayvanının örneğin bir fare olması, kısaca yırtıcı olmamasında memnun olmazlar. Farenin Erkli olmadığını, halim selim ve korkak olduğu düşünülür. Ancak unutulan, ruhların fiziksel gerçeklikle ve boy’la bir alakası olmadığıdır. Kişisel Erk hayvanınız küçük bir fare olabilir, ancak gerektiği zaman bu fare boyunu değiştirebilir ve o an için koyması gereken tavrı koyar. 150 metre boyundaki bir fare hiç de zayıf sayılmaz. Kişisel Erk havyanınız (ailevi, klan veya kabile Erk hayvanının aksine) kişisel ihtiyaçlarınıza göre yaşam boyunca birkaç kez değişebilir. Keyifsiz olduğunuz, bu hayvanınızın sizden uzak olduğunu, geri getirilmesi veya bir değişiklik yapılması gerektiğini gösterir.

İlk ruhsal araştırma seyahatinizi yaptığınızda, toteminiz veya Erk hayvanınız olduğunu iddia eden ruhlarla karşılaşırsınız. Eğer ruhunuzun farkındaysanız, bu size ek Erkler katacak.

Tüm memeliler ve kuşlar pozitif ruhlardır, herhangi biri sizin Erk hayvanınız olabilir. Efsanevi bir Pegasus veya herhangi bir efsanede dahi bulunmayan bir hayvan sizin Erk hayvanınız olabilir.


Ders 1 – Kişisel Erk Hayvanınızla Karşılaşmak

Herkesin bir Erk hayvanı vardır ve koruyucu olarak bizimledir.

Birçok Erk hayvanı, bizim ruhsal koruyucumuzdur ve baska kademelerde / boyutlarda bulunur.

Bazı hayvanlar geçmiş yaşamımızdan beri bizimle birlikte olup farklı fiziksel forma sahip olabilir. Örneğin : Bir kurt veya başka bir vahşi hayvan koruyucumuz olabilir ancak o şu anki yaşamda bir köpek olarak enkarne olmuş olabilir.

Kişisel Güç Hayvanınızı bulma zamanı geldi.

Sakin bir yerde veya bilgisayarınızın karşısında gevşeyin.

Zihninizi gevşetin …

Bedeninizdeki kasların gevşediğini hissedin … başınız … omuzlarınız … boynunuz … dişleriniz … gövdeniz … kollarınız … gevşedi

Gözlerinizi kapayın …

2 derin, uzun fakat yavaş nefes alın … burnunuzdan nefesi alın … rahatsız olmayacağınız bir süre nefesinizi tutun … ağzınızdan nefesinizi verin…

Düşüncelerinizi durdurun.

Gözkapaklarınızın arkasından ekrana bakın …

Güzel renkler … veya şekiller … görüş alanınıza gelecek …

Zihninizle erk hayvanınıza kendisini ekranda göstermesini isteyin.

Sabırlı olun! Görmeden önce üçüncü gözünüzün açılması gerekir.

Kısa bir sürede bir hayvan belirecek.

Umduğunuz veya ummadığınız bir hayvan olabilir, beklentinizin olmaması gerekir.

Görüntü bir anda belirir veya üstünüze doğru gelirken gözükür.

Herhangi bir açıdan hayvanı görme ihtimaliniz var.

Sizce gözde olan bir hayvan olmayabilir.

Görüntünün açıkça karşınızda belirmesini izin verin.

Hayvanı gördüğünüzde, dikkatli olarak ne yaptığına bakın.

Bir mesaj alabilmek için düşüncelerinizle hayvanı dinleyin.

Bir hayvandan bir mesaj almak tuhaf olabilir ancak bu olacak.

Sizin için anlamlı olan bir sahnede belirecek.

Mümkün olduğu kadar yoğun olarak odaklanın.

Hayvanın çevresindeki renklere dikkat edin, renkler önemlidir.

Görüntü kaybolduğunda … yavaşça gözlerinizi açın ve gördüğünüzü yazın veya çizin.

Birden fazla hayvan görmüş olabilirsiniz.

Efsanevi veya gerçek hayattan bir hayvan da görmüş olabilirsiniz.

Başka bir gün farklı bir hayvan ve mesajla karşılaşabilirsiniz.

Göz önünde tutmanız gerekenler :

Herhangi bir hayvan cinsini hayal ettiniz mi? Bu hayalinizde neler oldu? Bu hayvana gece rüyanıza gelerek sizinle etkileşime geçmesini isteyin.

Niye böyle bir hayvan sizin karşınıza çıktı.

Belki bu hayvanın anlamını araştırmanız gerekli. (Bununla ilgili yazı da gelecek)


Ders 2 – Kişisel Erk Hayvanınızla çalışmak

İlk derste yaptığınız gibi, kendinizi Erk hayvanınızla karşılaşmaya hazırlayın. Bunu bilgisayar başında iken veya meditasyon yaptığınız yerde yapabilirsiniz. En iyi neticeyi bu çalışmayı doğada yaparak elde edersiniz.

Bedeninizi ve zihninizi gevşetin.

Şimdi, gözlerinizi kapatarak iki uzun nefes alın. Burnunuzdan nefesi alın … rahatsız olmayacağınız bir süre nefesinizi tutun … ağzınızdan nefesinizi verin…

Üçüncü gözünüz açılmaya başlayınca ve görüntüsü belirince Erk hayvanınızla irtibata geçin …

Eğer hayvanı hareket halinde görüyorsanız, onu takip ederek sizi nereye götürdüğünü ve size nasıl bir mesaj vermek istediğini anlamaya çalışın.

Eğer, hayvanı takip etmekte sorun yaşarsanız, ilk önce onu zihninizde canlandırın, sonra zaman ve mekan içinde veya dünya üstünde ilerlediğini hayal edin …

Bu şekilde hayvanla irtibatı sağladığınızda, zihinsel olarak ona, sizi ruhsal bir seyahate çıkarmasını, böylece sizin ruhsal seyahat konusunda yeni şeyler öğreneceğiniz söyleyin.

Sizi bir seyahate çıkaracak.

Döndüğünüzde bu sahayatiniz hakkında notlar alın.


Ders 3 – Kişisel Erk Hayvanınızla meditasyon

Şamanlar, şifa verebilen, enerjilerle çalışabilen ve vizyon görebilen ruhsal varlıklardır.

Bilinçli olarak beden dışı deneyimler yapabilmek şamanların geleneksel kabiliyetidir. Bu ruhsal sayahatler şamanı yeraltı diyarlararına, evrenin üst kademelerine veya dünyadaki herhangi bir yere gitmesine olanak sağlar. Şaman uçuşu, misal olarak, içsel dünyanın bir deneyimi değil, fakat, fiziksel bedenin kısıtlamalarının üstünde bir deneyim olduğu gözlenmiştir.

Bugün bir şaman olmaya başlıyacaksınız. Erk hayvanınızla irtibata geçme hissiyle birkite gezegene şifa verecek ve ışık getireceksiniz.

Lütfen buna zaman ayırın ve acele etmeyin …

Şu anda bilgisayar karşısında oturduğunuza göre, Erk hayvanınızı çağırıp onunla irtibata geçmeye başlayın.

Bugün, sizinle birlikte olmasını istediğinizi, böylece pek çok kez deneyimler yaşayabilmeniz için ona çağrıda bulunun.

Eğer doğaya çıkabilir, hatta içerde veya dışarda bir ağaçla temas edebilirseniz bu deneyiminizin çok daha iyi olmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda müzik dinlemek de deneyimizin iyileşmesine sebep olacak.

Bu deneyimde kullanmanız tavsiye edilmese de psikotrop etkileri olan maddeler kullanmak sizin iradenizdedir.

Hazır olduğunuzda, gözlerinizi kapatın.

Şimdi, iki uzun nefes alın. Burnunuzdan nefesi alın … rahatsız olmayacağınız bir süre nefesinizi tutun … ağzınızdan nefesinizi verin…

Tamamen gevşediğinizi hissedin.

Fiziksel çevrenizle bir bağlantınızın kalmasın.

Yavaşça şeklinizin bir büyücü şamana benzeyeçek şekilde değiştiğini görün. Bazı Şamanların şekil değiştirebilme yetenekleri vardır.

Fiziksel bedeninizi hissedin, yaşını, deri rengini, cografi yerinizi, böylece kişisel erkiniz ve yılların verdiği deneyimler geri geldi. Bu deneyim ve varlıkla bir olun.

Yavaşça tekrar şekil değiştirin – bu kerre Erk hayvanınıza dönüşün …

Bedeniznizdeki her hücrenin değişime uğradığını hissedin …

Fiziksel veya telepatik olarak doğaya gidin!

Doğada Erk hayvanınızın dolaştığı gibi gezinin.

Sesleri dinleyin. Yüksek bir seviyeden, doğanın tüm hislerini deneyimleyin.

Hayvanların birbirleri ile olan iletişimi dinleyin.

Başka diyarlara açılan kapıları açın.

Nasıl açılıp kapandığına dikkatlice bakın.

Bir ağaca yanaşın. Fiziksel veya telepatik bir temas sağlayın.

Işığın enerjisini kaynağında içinize çekin.

Işığın akışını, oluşumunuzun toplamı olan, erk hayvanı, şaman ve fiziksel hislerinizde hissedin.

Bugün neyin düzeltilmeye / şifaya ihtiyacı olduğunu görmek için kendinizin bir Şaman / Erk hayvanı olmasına müsaade edin.

Gördüklerinizi Işıkla aydınlatarak şifa dağıtın.

Işıkla şifa dağıtırken gezegene de enerji gönderin.

Dünyadaki Şamanların şifa enerjisine bağlanın.

Diğer şamanların nasıl şifa dağıttığını göstermesine izin verin.

Bu sizin daha üst ruhsal ve şifacı kademelere çıkmanıza sebep olur.

Ellie Crystal’in sayfasından çevrilmiştir.

Ligor Melegupluoğlu

Not: Erk hayvanını bulma ve sonra onunla sizin için en gerekli bilgilenme için birlikte çalışmanız bazı temel bilgilenme düzeylerine ihtiyaç duyar, eğer konuya ilgiliyseniz lütfen Urban Shaman konseptine göz atınız, tıklayınız

aloha-sa

Şaman Transı

 

Şaman transı: kutsal, ilahi sahaya doğru açılan bir şuur deneyimidir. Buna yolculuk denir.
Şaman tipi transa Orta Asya ve Sibirya halklarında, Amerika yerli kabilelerinde, Kiwai papularında, Borneo Dayaklarında ve Avustralyalılarda rastlanır.
Şaman tipi trans ilkel toplumlardaki tek trans biçimi değildir ancak en olgun biçimidir.
Trans tarihsel süreci içinde ele alındığında ilkel denilen toplumlardaki ilk aşamasında henüz kollektif bir biçim kazanamamıştır. Şamanın mistik extazı (kendinden geçme çoşkunluk hali) bireysel bir davranıştır.
Transın kollektif bir biçim kazanması için organizatör bir kişinin aktif müdahalesi gerekir.
Bu kişinin transa hakim olması transın sorumluğunu üstlenmesi ve transı organize etmesi gerekir işte bu noktada transın iki biçiminden tahakkümcü biçimine geçilir.
Transa -açılmış şuur- öteki şuur, ikinci şuur halin diyebiliriz. W. James ikinci şuur halini şöyle açıklar -Bizim olağan, uyanık şuur halimiz yalnızca bir şuur tipinden ibarettir. Oysa bizde potansiyel halde, son derece farklı şuur biçimleri mevcuttur. Hayat onların varlığı akla bile getirmeden geçirilebilir. Ancak gereken uyaranlar sağlandığında bu haller oryaya çıkar. Bunlar tam olarak bilemediğimiz sahalarla uyum içinde olan o sahalarda tatbikat yapan şuur tipleridir. Kainat bütünlüğünden bu diğer şuur tiplerini bir kenara bırakarak söz etmek abes olur. Toplumumuzun bir kenara atıp bu ikinci şuur hallerini uyuşturucu kullananlar ressamlar şairler vs. keşfetmektedirler.

EKSTAZ USTASI ŞAMAN

 
 

 

Şamanizm her şeyden önce Sibirya ve Orta Asya’ ya ait tinsel bir fenomendir Sözcük bize Rusça aracılığı ile Tunğuz Şamanlarından gelmiştir. Kuzey ve Orta Asya’nın uçsuz bucaksız topraklarında, toplumun dinsel büyüsel yaşamı Şaman’da yoğunlaşır.
Şamanın niteliklerinden biride büyücülüktür, ama her büyücü Şaman olarak nitelenemez Bu husus Şaman’ın şifacılığı konusunda da kendini gösterir Her kabile hekimi şifacıdır, ama Şaman kendine özgü bir metot kullanır. O, trans sırasında ruhu göğe yükselmek yada cehennemi mekanlara inmek üzere bedeninden ayrılan bir trans uzmanıdır.
Şamantik transın bir tanımı da -ruhsal yolculuk-tur.
Şamanizm’i posesyon ile karıştırmamak gerekir. Karışıklığın sebebi, her iki sistemde de dinsel transın mevcut olmasıdır. Tezahürler her iki sistemde de dinsel fenomenler düzeyinde özellikle psikobiyolojik ve nürofizyolojik düzeyde birbirlerine çok benzemektedirler. Ne var ki, bu iki sistemin yapıları son derece farklıdır. Posesyonda söz konusu olan, kişiyi tamamen emri altına alan ve sujenin yerine geçen bir ruh kavramı, Şamanizm’e tümüyle yabancıdır. Farklılık ilahlarda, ruhlarda, demonlarda trans yoluyla kurulan bağlantıda kendini gösterir.
Şaman ruhlara hakim olur: yani bedensizlerle, demonlarla ve doğal ruhları ile onların araçları haline gelmeksizin bağlantıya geçerler. Ama posede şamanlar da yok değildir. Ancak bunlar istisnaları oluştururlar.
Şamanın transında posesyon söz konusu değildir. Şaman beenini bir başka ruha kullandırtmaz. Şamanın transı kendi başına yaptığı bir şuur deneyimidir. Bununla beraber şaman, gerektiğinde bir ruhla onun posedesi olmadan bağlantı kurabilmektedir.
Şamanların belirlenmesinin başlıca iki yolu vardır:
Şaman mesleğinin veraset yoluyla intikali.
İçte kendiliğinden duyulan -tanrısal çağrı yoluyla- seçilme.
Seçilme şekli ne olursa olsun her şaman ikili bir eğitimden geçtikten sonra şaman olur.
Extatik eğitim (rüyalar, trans vs..)
Geleneksel Eğitim (şaman teknikleri, ruhların isim ve fonksiyonları, kabilenin mitolojisi vs..)
Ruhların ve yaşlı şaman ustalarının üstlendiği bu ikili eğitim bir inisiyasyondur. Şamanı sıradan bir insan olmaktan çıkaran, toplunun itibar ettiği bir kişi haline getiren bu inisiyasyon eğitimdir.

ŞAMAN-IN HASTA TEDAVİSİ

Şaman dizleri üzerinde kendi güç şarkısını söylemeye başlar ve emme işleminde kendisine yardımcı olacak ruhları çağırır. Aynı zamanda içinde kum ya da su olan hastadan çıkarttıklarını tükürmek için hazırladığı sepet ya da kabı kendisine doğru çeker. Çıngırağını hastanın üzerinde sallayarak güçlüce sarkı söyler ve kendisine emme işleminde yardım edecek ruhları çağırmak için konsantre olur. Diğer grup üyeleri de bir çember oluşturarak onun çabasına güç şarkısını söyleyerek katkıda bulunurlar. Şaman hastanın içindeki zararlı, istilacı güçlerin yerini bulmalıdır. Bunun için bir kehanet tekniği kullanır. Gözleri kapalı olarak elini hastanın bedeni ve kafası üzerinde ileri geri gezdirir, hastanın bedeninin belirli bir yerinden gelen özel bir ısı, enerji, titreşim hissi olup olmadığını yavasça keşfeder. Bir başka teknikse herhangi bir titreşimi hissetmek için hastanın üstünden bir tüy geçirmektir. Şaman belirli yeri hissettiğinde ya sessizce ya da şarkıyla çıngırağını hastanın üzerinde aynı tempoda çalarken iki yardımcı ruhu çağırır. Gözleri kapalı olarak yardımcıların yaklaştığını gördüğünde Şaman onlardan ağzının içine girmelerini ister. Onlar burada Şamanın hastadan emeceği güç istilasını hapsedecek ve içlerine alacaklardır. Ve Şaman hastanın bedeninde zararlı istilayı hissettiği yeri bütün gücüyle emer. Bu elbisenin üzerinden yapılabilir ama elbisenin o bölümünü açmak ve deriyi fiziksel olarak emmek çoğunlukla daha etkilidir. Şaman bu işlemde gördüğü kötü yaratığın ağzından ve boğazından geçerek midesine gitmemesi için çok dikkatli olmalıdır. Eğer kazayla onu yutarsa onu çıkartmak için başka bir emen Şamanın yardımı istenir. Bu Şamanların partnerlerinin olmasını istemesinin başka bir nedenidir. Şaman gerekli olduğu kadar tekrar tekrar emer ve kuru kusar. Bunu bazen istemsiz şiddetli bir öğürmeyle yaparlar. Şaman her kuru kusuştan sonra işlemi yineleyecek kadar güçlü olana kadar konsantrasyonunu güç şarkısını söyleyerek ve yardımcı ruhlarını canlandırmak üzerine odaklanarak yeniler. Bu devreleri elini hastanın üzerinde ileri geri hareket ettirdiğinde ısı, enerji ya da titreşim yayıldığını hissetmeyene kadar sürdürür.
Diğer bir yöntem ise tütün tuzaklarıdır. İstilacı ruhların tütünden zevk aldıklarına ve ona çekildiklerine inanılır. Bu yöntemde tütün paketleri ya da içinde tütün olan minyatür bez keseleri kullanılır. Yerde ya da bir zeminde yatmakta olan hastanın etrafında tütün paketlerinden çember yapılır sonra saman zararlı güç istilasını hastadan çıkartmaya çalışır, zararlı güçler hasta bedenden çıkıp tütünlere geçer ve bu çalışma bittiğinde tütün paketleri bir top halinde yuvarlanır ve derhal uzak bir yere götürülür. Orada top açılır ve tütünler ağaç dallarına asılır. Böylelikle ruhlar zarar verebilecekleri insanlardan uzak bir yere dağıtılmış olur.
Başka bir yöntemse Şamanın hastanın hastalığıyla özdeşleşmesidir fakat tehlikelidir çünkü bu yöntemde Şaman hastaya zarar veren güçleri kendi üzerine almaktadır. Şaman önce hastayla hastalığı ile ilgili konuşur acısını, hissettiklerini kendi içinde hissetmeye başlar. Sonra hasta gibi olmanın nasıl birşey olduğunu, hastanın yaşama bakışının nasıl olduğunu ve hastanın sorunlarının, umutlarının neler olduğunu öğrenmeye çalışır. Şaman kendisini duygusal olarak hastayla özdeşleşebileceğinden emin olduktan sonra sağaltım çalışmasına başlamaya hazırdır. Bu noktada hasta ve Şaman insanların yerleşmemiş olduğu bir araziye gider. Şaman çıngırağı ve güç şarkısıyla koruyucu ruhunu ona yardımcı olması için uyandırır. Hasta bu aşamada onun arkasında sessiz durur. Şaman kendini güçlü hissettiğinde o ve hasta yavasça elbiselerini çıkartarak değiştirirler.
Saman hastanın elbiselerinin her bir parçasını giydikçe hastanın ağrılarını ve dertlerini üzerine almak ve hastanın kişiliğini almak üzerine konsantre olur. Şaman son giysi parçasını giydiğinde artık hasta olduğunu hissetmeye başlamalıdır. Şaman ve hasta çıngırak eşliğinde dans eder. Hastanın tamamen iyileştiğini hissedene kadar elini hastanın üstünde tutar. Eğer çalışma doğru yapılmışsa Şaman hastalık ya da acı dalgalarının üzerinden geçtiğini hisseder yani bir nevi katalizörlük yapmış olur. O anda Şaman 100 metre kadar koşar, durur ve kollarını öne doğru uzatır tüm kuvvetini hastaya acı veren ve şimdi kendi üzerinde olan istilacı gücü atmaya odaklar ve bu zararlı gücü gökyüzüne uzağa fırlatır. Şaman bu işlemin bitişini hastanın derdinin ve kişiliğinin kendi bedeninden alınması hissiyle bilir.
Şamanizm günümüzde Türkler ve diğer Orta Asya halklarının hayatını değişik oranlarda etkilemeye devam etmekle birlikte halen Orta Asya-da başlı başına bir din olarak devam etmektedir. Tatarların bir kısmı özellikle Hakasya Türklerinin hemen hemen tamamı Şamanisttir. Günümüzde Rusya, Moğolistan, Tacikistan, Kazakistan gibi ülkelerde Şamanist topluluklara rastlanmaktadır. Sayıları gittikçe azalmakla birlikte günümüzde yaklaşık 650.000 kadar Şaman olduğu tahmin edilmektedir.

(Kaynak:Şamanın Yolu – Michael HARNER)
(Çeviri:Gizem Memiç)

Türk Şamanlığı

Prof.Dr.Fuzuli Bayat’ın Türk Şamanlığı kitabından, ilgimi çeken bazı pasajları sizlerle paylaşmayı hedefliyor ve bu yolla sonuçta tatminkar bir özete sahip olmayı umuyorum.

 

Şöyle bir pasaj daha ilk sayfadan dikkatimi çekmişti:

 

Hıristiyan misyonerler 18.- 19.yüzyıllarda Türk Şamanlarını Rus yöneticilerine tutuklattırır, bazende idam ettirirlerdi. İslamda uzun zaman göçebe toplumların yaşattığı eski inançları “bidat” adı altında dışlamış, yönetim bu insanları her zaman hor görmüştü. Ancak buna rağmen özellikle Altay Sayan Türkleri, Sibirya Türkleri ,Moğol Buryatlar , Tunguzlar ve bunun gibi halklar her zaman şamanlara saygı göstermiş, onları yapma dinlerin kahinlerinden üstün bilmişlerdir. Mesela sıradan bir Moğol, Şamanlıkla Lama dininin farkını şöyle özetlemiştir: “Şamanlar bize hayat nesnelerinden anlattıkları halde Lamalar bize sadece ölümü çağrıştıran şeyleri telkin edirler.”   Şaman yalnızlığın gücünün büyük olduğunu anlamış,bu nedenle  de toplumdan uzaklaşmış ve nispeten tenha yerlerde yaşamayı deneyen bir kişidir. Şaman,öteki dünya olarak betimlenen ruhların veya gözle görülmeyen varlıkların dilini bilen, dolayısıyla iletişim sağlamak için tercümanlık yapan ve bin yıllarca biriken ve zamanla unutulmaya yüz tutan kozmik hafızada saklı olan gizli bilgileri topluma üstü kapalı simgelerle götüren Şamanlık sisteminin bir temsilcisidir.

 

O halde şaman:

 

1-     Öteki dünyanın bu dünyadaki temsilcisi, unutulan gizli bilgilerin kaynağıdır.

2-     Kutsal bilgileri veya karşılıklı istekleri -ruhların insanlardan, insanların ruhlardan-ileten arabulucudur.

 

Demek ki şamanın esas fonksiyonu; görmek, anlamak ve iletmektir. Bu üçlü fonksiyonu gerçekleştiren şaman toplumun özel statüye sahip bireyidir.

 

Şamanlığı, bu konuda araştırmalar yapanlar, bir din olarak, Türklerin ilk dini olarak, diğer başka Animik dinler gibi Tek Tanrılı dinlerden önceki süreçte bir din olarak gören bir çoğunluk olmuşsada, bir kısmı da, bir tarihsel süreç açısından bakıldığında da, Şamanizm Animizm ve Animistik görüşlerden önceki tasarımları içeren bir yapı sergilediği, bilim adamlarınca kaydedilmiştir. Şamanın işlevinin geniş olması ve bir kısmının dini içerikli olmasından dolayıdır ki, Şamanlığı eski Türklerin dini olarak düşünmüşlerdir. Ancak buna karşıt gelen başka daha ufak toplulukta düşüncelerde vardır ki, aslında , sanırım Fuzuli Bayat bu tür bir düşünceyi destekliyor. Şöyle diyebiliriz: Şamanın dünya görüşü, şamanın kozmogonik tasavvurları, özel merasimler, şaman simgeleri, şaman folklorü, şamanın toplumdaki statüsü Şamanlığı bir din olarak değerlendirmeye yardımcı olmuştur. Şamanlık dinle ilgilidir ancak din değildir. Burası önemli. O hekimlikle de ilgilidir ancak hekimlik de değildir. Şamanlık güzel sanatlarla folklorle ilgilidir ancak bütün noktalarda onlarla ayniyet oluşturmaz. Ayrı ayrı kültür ürünleriyle yakınlık ve benzerlik oluşturan Şamanlık kültürün özel bir birikimi niteliğinde olup yeni bir olgudur ki, ne dinle ne folklorle ne de tıpla bağdaşmaktadır. Ayrıca şaman bütün dini merasimlerin ve dini yaşamın tek icracısı ve yönlendiricisi de değildir.Örneğin, Wash isimli araştırmacı bir yazar, Şamanları ona  benzer diğer insanlardan farklı tutarak şunları yazmıştır: Din adamları da ritüel yaparlar, otacılar tedavi ederler ancak onlar çok az halde kendilerinden geçebilmektedirler. Bu nedenledir ki , şamanı kozmik seyyah olarak tanımlamış ve Şamanizm de olduğu kadar hiçbir yerde kozmik seyahatin bu kadar önemli rol oynamadığını vurgulamıştır. Çünkü birçok insana bakılırsa Şamanların ruhlarla pazarlık yaptığı bir başka dünyada birçok şeyi kontrolü altında tutabildiği birçok araştırmacı tarafından şu anda kabul edilmiştir.Günümüzde Şamanlığın bir din olmadığı ancak dinsel ve toplumsal işlevleri olan pratik bir inanca dayalı toplumsal talebe cevap veren ve dini öğretisi olmayan bir esrime sistemi olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda şamanlar bireysel faaliyet gösterdikleri için kahinler gibi dini kültleri gerçekleştiren  ve yöneten bir sınıf oluşturmazlar. Bence bu dinlerle Şamanizm arasındaki gerçekten çok büyük bir fark. Şamanlık daha çok bir yaşam tarzı, doğayı algılama biçimi olduğu içindir ki, Türklerin  şamanist dünya görüşünde, insan doğadan üstün bir yaratık olarak betimlenmez. İnsanlarda başka canlılar gibi hatta daha çok doğada mevcut olan ve görünmez alemi kapsayan ruhların iradesine bağlıdırlar.

Bu durumda şamanın faaliyet alanına dahil olan öğeleri Basilow un tesbitini göz önünde bulundurarak şu şekilde sıralayabiliriz.

 

a-      Şaman bütün işlevlerini yardımcı ruhların aracılığıyla yerine getirmektedir.

b-     Kahinlerden ve başka din  hatiplerinden farklı olarak şaman, ruhların seçtiği ve yeniden oluşturduğu kişiliğe sahiptir.

c-      Şaman yardımcı ruhlarının aracılığıyla evrende (gökte ver yeraltında) seyahat edebilir ki buna şamanın kozmik seyahati denilir.

d-     Şaman ruhlarla esrime halinde (ekstaze denilen durum) iletişim kurabilir ve bu iletişim şamanın isteğiyle gerçekleşir.

 

İslamiyetten önceki kültürün temel taşlarını oluşturan Şamanlık bir sistem gibi Türklerde, özellikle Altay Sayan ve Sibirya Türklerinde yaygın olmuş ve daha çok gelişmiştir. Özellikle Sibirya olarak betimlenen bölgede Türk Şamanlığıyla beraber diğer Şamanlık olguları da mevcut olmuş ve zamanla bu sistemler arasında güçlü bir etkileşim yaşanmış, dominant unsurlar milliliğini koruyabilse de,  birçok elementler müşterek bir yapı sergilemiştir.

 

Yaygın olan halk inancına göre Şamanlar görevi;

 

a-Ecdad şamandan

b-Yer-su ruhlarından

c-Gök ruhlarından

d- Kötü ruh olan Albıslardan ve Azalardan alabilirler

 

Ancak bu yolların tümününde birleştiği bir nokta var. O da, şaman olmak için ruhi depresyonlarla, krizlerle,  nöbetlerle izlenen hastalık şaman olmanın genel kodudur. Şaman anadan doğma şairdir, bestecidir, şarkıcıdır, müzisyendir, dansözdür ve oyuncudur. Olağanüstü tasavvur gücüyle hastaya şiirsel dilin kudretiyle tesir etmeye çalışan insandır. Çünkü ruhlar güzel sözleri severler. Harmoni, ritmik kelimeler  şamanın sanki ruhları efsunlaması gibi değerlendirilir. Aslında şamanı coşturan, ritmik şiirler söyleten ruhlardır. Şaman ruhların ağzıyla konuşan söyleyen icracıdır. Buna görede Yakutlar, şamanın okumasına, “kutukutular” ; yani ruhlar tarafından söyletilen derler. Hatta şamanlar davulların içine topladıkları ruhlarla sohbet de ederler.

 

RİT,  kaybolmakta olan kozmik bilgiyi simge ve sembol aracılığıyla topluma hatırlatma vasıtasıdır. Geçit ritlerinin amacı, adayı bir önceki toplumsal statüsündeki kurallar ve davranışlar sisteminden tümüyle kurtarmak suretiyle yeni bir yaşama hazırlamaktır.

Bu konuda Türk Şaman metinlerindeki aşağı yukarı hep birbirini onaylayan bir geçiş riti varmış gibi görünüyor. O da şu merhaleleri kapsıyor:

 

1-     Çağrı

2-     Hastalık

3-     Toplumdan kenarlaştırma (uzaklaştırma)

4-     Fiziksel sınav

5-     Zihinsel açılma

6-     Eğitim

7-     Yeni varlığa transformasyon

8-     Topluma dönüş

 

Şaman hastalığı şaman seçilmenin ilk ve esaslı belirtisidir. Şaman efsane ve söylemelerinin incelenmesi  şunu gösterir ki, hiçbir şaman seçimi gönüllü kabul etmez. Altay şaman inançları hakkındaki bilgilerden birini veren Verbitskiy ye göre bazen aday Şamanlık görevini geri çevirebilir. Ancak bu geri çevirme yukarda söylendiği gibi şaman adayına çok pahalıya malolur. Seçimi geri çeviren aday ya deli ya sakat olur yada azap çekerek ölür. Şamanlık görevini geri çeviren aday zafer kazanmış gibi elektizipuzuvgan yani hareketi niyeti bozuldu diyerek bununla ruhların amacına ulaşamadığını vurgular ve ölür. Anlaşıldığı gibi şaman hastalığının tedavisi yoktur. Hastalıklardan kurtulmak için ruhlarla tartışmaya girmek hem aday hem de hastalığı teşhis etmek amacıyla  çağırılan yaşlı şaman için tehlikeli olabilir. İyileşme yalnız kadere boyun eğmekle, şaman olmayı kabul edip kamlık yapmakla mümkündür. Bütün bunlar şaman hastalığının özel bir hastalık olduğunu bir kez daha kanıtlar durumdadır. Şaman hastalığını isteri, epilepsi, dengesizlik, asabilik, şizofreni, delilik olarak adlandıran   eski Rus ve Sovyet araştırmacılarıyla beraber şamanın aslında deli olmayıp sadece yeni statüye geçişini sağlayan bir tür hastalık  olduğu fikri ilmi literatürde ağırlık kazanmaktadır. Haritonava göre şaman hasta değil Şamanlık sürecinin kendisi hastalıktır. Şaman olacak insan beynin öyle bir kısmını çalışmaya mecbur eder ki, bu da mutlak surette psikoljik yada fiziki bir hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Şaman hastalığı geçiş ritinin tertip kısmını oluşturur. Bu geçiş riti şamanın toplumdan kenarlaştırılması veya kenarlaşması şeklinde gerçekleştirilir. Bu süreç şaman efsane ve memoratlarında geniş bir biçimde tasvir edilmiştir. Şaman adayının toplumdan kendi isteğiyle veya akrabaları tarafından kenarlaştırılması ritüel uzaklaştırma olarak bilinir. Bu uzaklaştırmanın temelinde ayrı bir varlık gibi oluşacak varlığın toplum kaygılarından toplum etkisinden uzak tutulması, kozmik bilgilerle tanıştığı için tenhalığa itilmesi, yalnızlığın vermiş olduğu gücü kendinde hissetmesidir.

Yalnızlık düşüncenin hızlandırılması ve karanlıkların ışıklanmasıdır. İç dünya sorularının yanıtlanabilmesidir. Kısacası, yalnızlık adayın kendini keşfetmesidir. Sonraki ritüel ise ölümdür yani bir anlamda transformasyon. Ölüp dirilme şaman olmanın ana teması ana hattıdır. Şaman psikolojisini öğrenmek için şaman olma sürecinde ölüp dirilmenin nasıl gerçekleştiğini bilmek önemlidir. Hiçbir şaman ikinci kez doğmadan şaman olamaz. Hatta bazı Şamanları üçüncü kez doğduğu veya doğacağı söylenmektedir. Ölüp dirilme yaşamda yeni bir statüye geçişle ilgili olduğu için şamanlar bu arada bir dizi ritüel, özellikle olgulara bağlı kalırlar. Şamanların ölüp dirilme olarak bilinen ezoterik inisiyasyonu aslında dışardaki yabancı, bigane ve bilgisi adayın içeri ezoterik bir kurum olan Şamanlık dünyasına alınması, dolayısıyla şaman dünyasına mahrem kılınması , Şamanlığın hizmetçisi durumuna getirilmesi ve ezoterik bilginin ışığına kavuşmasıdır. O halde ölüp dirilme şaman adayının varlığın bir alt aşamasından bir üst aşamasına geçişini ruhsal olarak gerçekleştirmesinden başka bir şey değildir. Şamanlık doğa dini olduğu için ölüp dirilme ve doğayı veya doğa kurallarını yansıtmaktadır.

 

Bunu takip eden rit ise parçalanma ritidir.Bütün şaman kabilelerinde yada ayrı bölgelerinde aşağı yukarı birbirine çok benzerlikler gösterir. Bunun sonucunda şöyle diyebiliriz: Şamanın parçalanması ve ruhlar tarafından yenilmesi onun dünya günahlarına bürünmüş eski bedenini terk etmesi, geriye kalan temiz kemiklerinin yeni etle örtülmesi, başka bir statüye geçiş felsefesinin esasını oluşturmaktadır. Parçalanıp yenildikten sonra şamanın ikinci kez doğması riti gerçek anlamda olmayıp mistik nitelikli bir doğuştur. Parçalanıp yenilmeye Perrin şöyle bir anlam vermiştir: Bu acı aynı zamanda yeni seçilen şamanın değişime uğrama, yetenekler kazanma karşılığında ödemesi gereken bir bedeldir. Şaman ağacı ilk mükemmelliği simgeleyen cennet ağacıdır ki, inisiyasyonda başlangıç bilgiye sahiplenmek anlamını içerir ve şaman ağacı oyunmahad  diye adlandırılır. Bu ağaçlar geleneksel şaman inançlarında şamanın ağaç anası olarak bilinir. Şaman efsane ve memoratlarında geniş yer bulan ağaç ana, şamanın doğduğu ve ilk yeteneklerini aldığı ağaçtır. Bu yuvalarda gelecek şamanın, kuş şeklindeki ruhu terbiye alıp büyür. Yakut şamanist görüşlerine göre batıdan gelen kan renkli at adaya süt yerine kan emzirir. Bu şaman adayı gelecekte insanları yiyen şaman yani siyemehoyun olacak. Doğudan gelen beyaz at beyaz sütüyle yuvadaki adayı yedirir. Doğal olarak bu şaman insanlara yardım  eden iyi şaman olur. Yuvadaki kuşlar büyüyerek insan görünümü alırlar. Hatta Sıklahbegidotu adayları yuvadan alıp bedenlerini parçalara ayırır ve rüzgara savurur. Rüzgar et parçalarını uzaklara aparır. Eğer et herhangi bir yerin iyisine çarpmazsa, kamlık zamanı o ruh veya o yerin iyisi şamanın çağrısına gelmez.

 

Şamanın eğitim sürecinde yaşlı şaman süpürgeyi suya batırarak adayın sırtına vurur. Bu sırada dokuz genç erkek  bir ağızdan: “Eğer mesleğin seni bir fakirin yanına çağırırsa emeğin için az şey iste. Ne verirlerse onunla yetin. Fakirlerin problemleriyle ilgilen, onlara yardım et.Tanrıya onları kötü ruhların saldırısından korumak için yakar. Eğer seni kamlık yapmak için zengin birisi davet etse,ondan da karşılık olarak çok şey isteme. Eğer kamlık için aynı anda hem fakirden hem de zenginden davet alsan, ilk olarak fakirin davetini kabul et”. Aday bu öğütleri şamanın arkasında tekrar eder ve bunları emel edineceğine söz verir. Burada şaman olma merasiminde gelecek şamanın yemin duası da, yukarda yaşlı şamanın verdiği öğütleri doğrular durumdadır. Yemin duası şöyledir: Mutsuzların koruyucusu, fakirlerin atası, öksüzlerin anası olacağıma söz veriyorum. Yüksek dağların tepesinde yaşayan kötü ruhlara saygı göstereceğime, onlara ruhum ve bedenimle kulluk edeceğime yemin ediyorum.”  Ayrıca şaman parçalandığı dağda da ruhların sorularına cevap verirken yapacağı işlerin sorumluluğunu yüklenmiş olur. Türk Şamanlarının ruhlara yemin etmesinin bir örneği aşağıdaki metinde şöyledir:

Beyaz giysili ruhlardan biri şamanı yemin etmeye mecbur eder. Şaman, “tanrının yarattığı insanlara ve hayvanlara karşı hiçbir kötü şey düşünmeyeceğim” der. Sana zulmeden seni aşağılayan insana karşı kötü şeyler düşünecek misin sorusuna eğer şaman, evet beni aşağılayan ve inciten insana sinirlenip  onun hakkında kötü şeyler düşüneceğim cevabını verirse, ruh onun sırtına öyle bir vurur ki, ağzını tepenin keskin ucuna çarpar. Sonra siyah giysili başka bir ruh şamanın alnını siyah renkli ucu keskin bir tepeye dayar ve “Tanrı tarafından yaratılmış insanları ve hayvanları mahfedip ye “ der. Eğer şaman buna karşılık hiçbir olumlu cevap vermeden suskun kalırsa yine onu sırtına vurarak cezalandırırlar.

Britnowskiden ve türk şaman metinlerinden verdiğimiz bu iki yemin doğası yukardaki öğütle beraber Şamanlığın felsefesinin dayandığı sosyal kesimi açıklar mahiyettedir. Nitekim bu meslek sahiplerinin bu işi para karşılığı olarak yapmadıkları, toplumun ihtiyaç ve sıkıntılarını gidermek için Şamanlık ettiklerini açık bir şekilde ortaya koyar. Ayrıca Şamanlığı ezoterik bir bilgi olduğuyla beraber hem de toplum karşısında bir sorumluluk kurumu olduğu ortaya çıkmış olur. Bu bağlamda Türk Şamanlığı ve genellikle Şamanlık benzeri bütün ezoterik örgütlerden kesin bir şekilde ayrılır.

 

OYUN FELSEFESİ DÜZEYİNDE KAMLIK

 

 

Genel Türkçede kamlık adıyla bilinen ve şamanın esrime yoluyla yaptığı merasime Türkmenler göçyürme derler. Diğer orta asya Türklerinde şamanın kamlığına perioyun derler. Etnografik verilerde de Türklerin şaman merasimlerine oyun dediklerini görürüz.(Bu ilginç) Hatta Müslüman olan Türkmenlerin Çoğudur boyunda; şamanın kamlık etmesine oynamak derlerdi. Oynamak terimi Altaysayan Türklerinde uzak doğu ve Sibirya halklarında da kullanılmaktadır.Şaman oyunu şamanın olgunluk yolunu sembolize eder. Yakutlar hatta şamanlarına oyun demekle, şaman oyun ilişkisini birleştirmişlerdir. Nitekim şaman terimi de, oynayan zıplayan anlamındadır. Bütün bu olgular oyun kodunun Şamanlıkta esas olduğunu gösterir. Oyun Şamanlıkta dıştan ayrılmanın, reel dünyadan çıkmanın, başka bir boyuta varmanın tek yolu, şaman merasiminin esas unsurudur.

Şaman Danslarına genel bir bakış, Şamanın esasen iki hayvanı simgelediğini gösterir. Bunlardan birincisi at binişini simgelediği halde, diğeri kuş uçuşunu simgelemektedir. O halde oyun, insanla doğa arasında bir iletişim aracı rolünü üstlenmiş olur. Hayvan ve kuş kodunun yardımıyla şamanın çıkardığı oyun, yatay ve dikey dünya modelini simgesel bir biçimde seyircilere aktarmaktadır. Farklı bir bakış açısından ele alacak olursak, oyun özge bir dünyanın değişken boglan maneviyatının simgesidir. Öteki alem varlıklarının oynaması normal davranış kurallarının çiğnenmesi bozulması olarak değerlendirilir.

 

Etnografik metaryellerden dağ ruhunun veya tayga iyesinin oynaması, insan toplumun etik kuralları dışında tutulur. Nitekim yer altı dünyasının hakimi Erlik’in kızları da şamanla oynar ve onların bu oyunu normal davranış açısından bakıldığında terbiyesizlik, ahlaksızlık olarak değerlendirilir. O halde şaman oyunu ile öteki alemin kurallarına müdahale etmiş olur. Somut şekilde oyun, doğa ile toplum arasındaki farkı ortadan kaldırmış olur. Başka şekilde söyleyecek olursak şamanın oyunu geçici de olsa öteki alemle gerçek dünya arasındaki farkları silmiş olur. Oyun zıtlıkların birleştirmesi ise, şaman da bu ikilikler arasında bir arabulucudur. Şamanın oyunu eğlence ve isteğe bağlı sıradan oyunlardan yapısal özelliği  ve işlevinin ritüele   bağlı olması nedeniyle farklı bir durum sergiler. Şaman sınırlı bir süre içinde, sınırlı bir mekanda ve sınırlı bir görev doğrultusunda  toplumun gizli bilgilerini gösteriye dönüştürür. Şaman kamlık zamanı verebildiği mesaja göre oyuna borçludur. Oyun şamanı başka bir kişiliğe bürünmeye mecbur eder. Nitekim oyun zamanı şaman öteki alemin varlığına çevrildiği için maddi dünyaya kapalı olan bilgi kaynağına geçici bir zaman için sızar. Oyun, hem Şamanlıkta hem de tasavvufta kavuşmadır. Hakka erişmedir ve mistik seciye taşır. Mevlevi ve Bektaşi dervişlerinin semah yapmasına oyunu, bu kozmik oyunun mükemmel örneği sayabiliriz. Özellikle Bektaşi semahlarının şaman kökenli olduğu ilk bakışta görülmektedir.

 

 

Oyunda ritm felsefesi:

 

Oyun şaman kamlığının başlıca vecd hali ise, davul da trans haline geçmekte en güçlü tekniktir. Nitekim monoton vuruşlar, yani aynı ritmlerin ardı ardına belirli frekanslarla tekrarlanması Şamanların esrime haline  geçmeleri için hipnotik bir durum sergilemiş olur. Ancak kamlık zamanı şaman davul ritmlerinin metronom tipi sürekliliği yoktur. Davul vuruşu hızlandığı gibi yavaşlar veya ses yükseldiği gibi yumuşar da. İlk önce belirtilmesi gereken önemli bir mesele bütün hallerde kamlığın her ne şekilde başlarsa başlasın sonuçta bir daire etrafında yapılmasıdır. Daire kozmosun simgesi olup felsefe anlamda ölümsüzlüğe yeniden doğuşa işarettir. Kamlığın yapılmasında önemli rol oynayan davulun bütün hallerde sekiz ritm üzerine kurulduğunu görmek mümkündür. Bu ise insanın yılandan kaplana kadar olan sekiz çokirina (enerji kaynağı) uygun gelmektedir.

 

Davulun ritmi aşağıdan yukarıya doğru değişen bir tempo ile devam eder.

1-Yılan ritmi: Davula vurulan üç yavaş vuruştur ki kararlılık elde etmek ve yeni bir şeye nail olmak ve dış resuslardan faydalanmakla iç gücü toparlamaktır.

2-Geyik ritmi: İki yavaş iki hızlı vuruşla yapılır. Bu ritm uğurla hamile kadınların doğurması, varlıkların paylaşılması tecrit etmedir.

3-Kaplumbağa ritmi: Bir vuruş, iki hızlı vuruş, bir vuruştan ibarettir. Bu, barışıklığı, uyumu sağlamak, yeni bir üretim için temel oluşturmaktır.

4-Boğa ritmi: Bir vuruş ve dört hızlı vuruştan oluşur. Bu, düşmanları püskürtme, maddi kalkınma ve fiziki gücün bir araya yığılmasıdır.

5-Balıkçıl kuşu ritmi: İki hızlı ikide yavaş vuruştan ibarettir. Bu, amaca ulaşma yolunda, karşıya çıkan engelleri aşmak, sevgiye yardım etmektir.

6-Örümcek ritmi: İki hızlı bir normal ve gene iki hızlı vuruştan ibarettir. Bu, manevi cihetten karşı koyabilmedir. Tartışmalı durumlarda yenebilmektir. Üreticilik gücünü doyuncaya kadar kullanmak, negatif enerjiden temizlenmektir.

7-Ayı ritmi: Dört hızlı ve artı bir vuruştan oluşur. Bu elde edilen mevkii korumak, kendiyle diğerleri arasındaki engelleri kaldırmak, içine gömülmektir.

8-Kaplan ritmi: Sadece altı hızlı vuruştan ibarettir. Bu, güç elde etmektir. Fedakarlıktır. Kendini gösterebilmek imkanıdır. Başkalarını iyileştirme de ve eğitmede topladığı enerjisini harcamaktır.

 

Burada bilinmesi gereken bir nokta da, Şamanlık sistemine göre insan hayatının eşit şekilde periyodlara bölünmesidir. Bu bölünme, 7,8,9,12 olarak değişmektedir. Ancak en eski tasavvurlara göre insan ömrü 8 veya 9 eşit periyoda ayrılmıştır. Bu sisteme göre her bir insan sekiz yıl yaşadıktan sonra yeni bir merhaleye girmiş olur ve her merhalede hem dış hem de iç değişiklik geçirmiş olur.

 

1-İnsan doğuştan sekiz yaşına kadar mineral saltanatta nesnelerin ve eşyaların varlığına varmadan yaşıyor. Geleneksel kültürlerde çocuk sekiz yaşına kadar ad almaz. Yalnız çocukluk mahlasıyla çağırılır. Dokuz yaşında o, bu ve diğer arınma merasiminden geçerek ad alır. Eğer çocuk adını bulamasa onaltı yaşına kadar beklemeli olur.

 

2-İkinci merhalede 9-16 yaş arasıdır. Bu dönemde çocuk bitki gibidir ve hayatı anlamaya başlar. Cinsel olgunlukta bu arada baş verir.

 

3- 17-24 yaş arasıdır ve hayvan başlangıç olarak karakterize edilir. İnsan her şeyi anlar ve müstakil düşünmeye başlar.

 

4- Gerçek insan olma ise, 25-32 yaş arasında gerçekleşir. Bu dönemde mantıklı ve ölçülü hareketler yeralır. İnsan kendi ailesini oluşturmaya çalışır, kadınlar ise solmanın, tazeliklerini kaybetmenin eşiğinde olurlar.

 

5- 33-40 arası, bütün bedenin yeniden yapılanması baş verir.

6- 41-48 arası, insanın dünyaya bakışı değişir. Bu merhale, ikinci fiziki ve akli doğuş dönemi olarak değerlendirilir. Bundan sonra organizma ölüme hazırlanır.

 

7- 49-56 yaş arası, düşüncede çeviklik, somutluk ve pratiklik kaybolur.

 

8- 57-64 arası, santimantallik başlar.

 

9- 65-72 yaş arasında hayat, hiç yeni bir şey yapmak istemeden akıp gider.

 

9-     73-80 yaşlarında insanı dinlenmek isteği bürür.

 

Bundan sonra en tehlikeli yaş 81 gelir. Moğollar bu yaşla ilgili kötü ruhları aldatmak için özel merasim düzenlerler. Doğumdan sonra insan varlığının şekillenmesi  ömür merhaleleri aracılığıyla sürdürülür. Bu yaş dönemlerinin büyük ölçüde teşhis koyma ve tedaviyle alakası vardır.

 

Prof.Dr.Fuzuli Bayat’ın Türk Şamanlığı kitabından

Özetleyen: Sibel Atasoy- Hanife Altuntaş

20.12.08

Beylerbeyi

 

Liderlik ve Güç

Önce liderlik ile başlayalım.

İşin başında çocuğun 0-4 yaş arasında edindiği kişilik, yani dünyayı bildik katı, görünür kıldırıldığı işlemde neredeyse hepimiz maalesef büyük hasar alıyoruz. Önce bu konuyu biraz açıklamama izin verin.

Çocuklarımıza lider olması, yöneten olması ve güçlü olmasını tavsiye ediyoruz, hatta tavsiyenin bile ötesine geçip bu konulardaki şahsi çabalarımızı (ki bu defoyu biz de kendi ana-babamızdan edinmiştik) onun gözü önünde sergiliyoruz. Bu durumda çocuk daha ilk baştan  lider ya da yönetici olmazsa hiç olacağını sanıyor, yani değersizlik ve değerlilik gibi onu sonra bütün hayatı boyunca etkisi altında tutacak çok güçlü bir dualiteye mahkum kılıyor.

Oysa bir şaman bunu şüpheyle karşılardı muhtemelen. Neden mi? İlki bu tür şeylerin Tin’in arzusu ile yönlendiğinin, bu konuda bizim göstereceğimiz çabaların devede kulak kalacağını bildiğinden (bunu kader kavramı ile de karşılaştırabiliriz), ikincisi değer ve değersizlik gibi birbirinin olmaması iki kavramın gülünçlüğünden, üçüncüsü liderliğin de diğer yüzlerce bişeylikten farksız olduğunu bildiğinden, dördüncüsü liderlik arzusunun kişisel aynanın kırılması zaruretini hasır altı edebilecek yanıltıcı bir rüyaya dalmayi sağlayabileceğini bildiğinden. Daha çok şey söylenebilir ama uzatmayacağım.

 

Şamanlar kişisel erk toplamanın peşindedir evet ama bugün anladığımız manada, dışımızdaki şeyleri kontrol edebilme arzusu/acizliği amacı ile değil, kişisel erkemizin bizi olağandışı gerçeklikle buluşturabileceği seviyeye çıkarılması için. Çünkü bizde günlük otomatik biçimde üretilen bir miktar erke,  ya gelecek ya da geçmiş kaygılarına ve buna ilaveten bizimle o an hiçbir hayati bağlantısı olmayan yararsız bilgi edinme çabasına akıtılarak, tüketilmektedir. Şaman bu durumdaki insanın nagual ile, sessiz bilgi ile temasa geçebilme şansının hiç olmadığını bilir.

Liderlik büyük bir erke gerektirir; ama aynı zamanda nerdeyse bir ayakabbı boyacısına gerektiği kadardır da! Bu durum sizce mantıksız mı?

Şamanlar her konuda önümüze dikmeye meraklı olduğumuz mantık kavramına da ihtiyatla yaklaşırlar. Bilgi biriktirme yarışımıza, korkudan geberme durumumuzu açık etmekten başka bişey olmayan bilgeleşme ya da melek olma arzumuza, kısaca içine can üflenmemiş herşeye karşı ihtiyatlıdırlar ya da basitçe gülüp geçerler.

İçine can üflenmiş edimler nedir öyleyse?

Bunu hepimiz anlarız da izah edilmesi nerdeyse imkansız, şimdi biraz çabalayacağım ama belli ki saçmalayacağım. Don Juan, bütün insanların her an saçmaladığını söyler ve fakat bir savaşçı saçmalamakta olduğunu bilir! Bu cümlenin kuantum düşünce açısından ne denli yerinde olduğunu açıklamak isterdim ama bu şimdiki konumuz değil.

Her hangi bir edimin içine can üflenmesi, kişinin o edimin ölüme karşı son savaşıymışçasına uğraş vermesidir.  Böyle olunca hiç bir şey, en basitinden en zoruna kadar, baştan savma olamaz. “Şimdilik böyle olsun, sonra bakarız” denemez; çünkü savaşçı için “sonra” yoktur. O sanki her yaptığını ölümden önceki son işi gibi algılar!

Aslında bu tür bir algılama biz batı kültüründe yetişmiş olanlar için son derece tuhaf hatta itici gelebilir; çünkü bizler AN’da konumlanmak için eğitilmedik, ya önce de ya da sonrada bulunmayı, plan program ve düşünce adına pek kıymetli sayarız. Duygulu/duyarlı insan gibi sayılabilmek adına kendimize epeyce rol yaparız. Oysa anda kalabilen savaşçı (bilgi adamı olma yolunda uğraş veren) sadece ve basitçe gerekeni yapar.

Yine biz batı kültüründe yetişmişler için “gereken” kelimesi son derece muğlak gelir, kime gereken, nasıl gibi sorularla bu kelimeyi rahatça işlevsiz kılabiliriz. Bütün bunları açıklığa kavuşturabilmek için sadece şamanizmde değil bir çok başka izdeş öğretide kavramlar derinlemesie öğretilmeye çalışır fakat yine de biz bunları zihnimizle öğrenmeye yatkınız. Kavramların arasındaki AĞ örüntüsünü kolayca farkedemiyebiliriz. İşte Yaqui kızılderili büyücüsü Don Juan Matus, öğrencisinin bu durumunu iyi bildiği için çok sistemli bir eğitim programı izlemiştir. Ben size burada her ne kadar kavramları açıklasam, hayattan uygulamalarla altını sağlamlaştırmaya çalışsam da daha burdan dışarı adım attığınız ilk anda hepsi kenarlara doğru uçuşur, gerektiği anda devreye giremezler; çünkü siz ve benim gibi standart insanlar için ÖLÜM’ü yardımcı olarak kullanmak imkansız gibidir, öğrenmedik, bilemiyoruz.

Standart insan kendine yardımcı olarak, hiddet ve kendine acıma unsurlarını kullanır, ki her ikisi de kibirin farklı görünüşlerinden başka bişey değildir. Oysa bir savaşçı, kendine tanık olarak Ölümü kullanmayı öğrenir.

 

Sibel Atasoy

11.09.2008-Beylerbeyi

 

-Şamanın Yolu konuşma metninden alıntı-