Hiç bir şey doğasız var olmaz. Bütün canlılar, insanlar da hem doğanın hem de birbirinin özü. Bütün yaşam doğanın durumu.Biz doğaya doğada bize bağlı.İnsan kendi güvenini bir güce dayanmak için arar Tanrı ‘ yi, Yoksa onu yaratır! Bu arayışta Tanrı sevgisinden çok hatta tümden kendi güvenini sağlama çabası.. çıkarı var. Öyle olmasaydı sayıları 300 000 000 ‘u aşan Tanrı’ları yaratmaz 20 000 Din ve inanç birliklerine gebe kalmazdı insanlık.
Bütün canlılar bir gün tükenişe gider. Bu doğanın değişmez doğrusudur.Her düzen bir yök oluşun karşılığıysa, düzensizlik de bir yök oluşun karşılığı olması gerekir. Doğa gerçekten düzene, bilgiye, anıya ulaşır, böyle bir akışın karşılığı olarak bilim bir şeyi açıklarken hayallere yaslanmaz.Olayların, olgunların akışına, birbirine ilişkin süreçlerin verilerine dayanır.
İnsan,ölümden sonra zamanı,zaman kavramını yitirdiğina göre artık ölene hiç bir şey yok demektir. Hiç bir şey olmayınca ölenin kendisi de olmaz! Olamamazlık hiçliğe açılır. Din sözcülerinin ölümden sonra öleni canlı gösterme çabaları, kendi çıkarlarını sürdürmek amacıyladır. Evrensel zaman doğa süreciyle ölçülür,bir yaratıcı varsa,bu yaratıcı eylemi ne zaman gerçekleşti.
” Tanrı dünyayı yarattığı anda yarattı “( Augustinüs)
05 HAZİRAN 2011 – ALMANYA