Bir kafede oturuyorsunuz. Kahveniz sıcak, gün sıradan, zihniniz nispeten sakin. Sonra yan masadaki biri belli bir kelime söylüyor. Bir anda omuzlarınız geriliyor, kalbiniz hızlanıyor ve içinizde açıklayamadığınız bir öfke beliriyor. Görünürde yalnızca bir ses vardır; fakat zihninizin arka planında yıllardır bekleyen bir kod bloğu çalışmıştır. Psikolojik tetikleyiciler, programlamadaki event listener yapılarına şaşırtıcı biçimde benzer: Sistem belirli bir olayı dinler ve olay gerçekleştiğinde önceden hazırlanmış tepki dizisini başlatır.
Tarayıcıdaki bir düğme, tıklanana kadar sessizdir. Dinleyici ise uyumaz; bekler. İnsan zihni de bazı yüzleri, kokuları, ses tonlarını, mekânları ve hatta sessizlik biçimlerini sürekli tarar. Çünkü sinir sisteminin öncelikli görevi hakikati tarafsızca anlamak değil, organizmayı hayatta tutmaktır. Geçmişte tehlikeyle eşleşmiş bir işaret yeniden belirdiğinde sistem, güncel durumu uzun uzun tartışmak yerine eski savunmayı çağırabilir: kaç, savaş, donakal ya da karşıdakini memnun ederek tehlikeyi yatıştır.