
Son zamanlarda bir kitapçının spiritüel veya ruhsal gelişim bölümünü gezerseniz bol bol “kanal bilgileri” olan kitapları görürsünüz. Bu tür kitaplarda olay kısaca şundan ibarettir. Geçmişten bir bilge ruhla kurulan iletişim sonucu anlatılan, aktarılan ahlak, yaşam tarzı, bilgelik vesaire tarzı olan cümlelerin bir derlenişidir.
Kanal bilgileri alan kişi bol bilimsel terim kullanır. Bunlar foton, siklon, ışık hızı, düalite, alfa, beta, gama, titreşim, frekans vs türünden kelimelerdir. Aynı zamanda çok hızlı ve tereddütsüz konuşur. Böylece izleyenler bu kişinin kendisinin değil gerçekten bir bilge ruhun konuştuğunu sanırlar.
Söylenenlerin mantıklı olması gerekmez. Zaten söylendikten sonra işin bir başka rant kısmı söylenenlerin çözümlenmesidir. Meğer hepsi şifreli söylenmiş şeyler. Titreşim derken, çakraları. Foton gücü derken gelişmiş teknolojiyi falan kastetmektedir.
Ayrıca işin en eğlenceli kısmı bu bilge ruhun, kendi yaşadığı zamanı anlatmasıdır. İnsanların hepsi telepatik güçlerle anlaşan, müthiş bir teknoloji ve uygarlık sahibi iken çıkan bir iç savaş sonucu yok olan altından şehirler, kristalden bilgisayarlar falan.
Her şeyi bilen bu bilge ruha bir matematik sorusu sorarsanız muhtemelen kanal bilgisi alan kişi bön bön bakacaktır yüzünüze. Veya elinizde bir avuç fasulyeyi gösterip burada kaç tane fasulye var dediğinizde yine ahlaktan, sosyal yaşamdan cevaplar alabilirsiniz. O kadar gelişmiş bilimleri olmalarına rağmen hiç bir medyum veya kanal bilgisi alan kişi bilimsel bir tek makale yazamaz, bir teknoloji geliştiremez.
Yani anlayacağınız bunlara inananlar olduğu sürece birileri kanal bilgisi alacaktır.