Her Şekilde Öldürücü

Tütün çok farklı şekillerde kullanılıyor. Hatta bazı tütün ürünleri sağlıklı gıda ve bitkisel ilaç satan mağazalarda bile bulunuyor. Fakat Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, “Tütünün bütün şekilleri öldürücüdür.” Kanser ve kalp-damar hastalıkları gibi tütünle bağlantılı rahatsızlıklar ölümcül olabilir. Sigara içen anneler doğmamış bebeklerine zarar verebilir. Tütün ürünleri genelde hangi şekillerde kullanılıyor?

Bidi: Elde sarılan bu küçük sigaralar Asya ülkelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bidiler normal sigaralara göre kat kat fazla katran, nikotin ve karbonmonoksit içeriyor.

Dumansız tütün: Bu grubun içine tütün çiğnemek, enfiye çekmek ve Güneydoğu Asya’da kullanılan aromalı gutka kullanmak da dahildir. Nikotin ağızdan alınarak kan dolaşımına girer. Dumansız tütün kullanmak diğer tütün çeşitlerini kullanmak kadar tehlikelidir.

Kretek (karanfilli sigara): Bu sigara genelde yüzde 60 tütün ve yüzde 40 karanfil içeriyor. Normal sigaralara göre daha fazla katran, nikotin ve karbonmonoksit içeriyor.

Nargile: Bu aletle, tütün dumanı teneffüs edilmeden önce sudan geçiyor. Fakat bu süreç ciğerlere giren kanserojen maddelerin ve diğer toksinlerin miktarını azaltmıyor.

Pipo: Pipo içmek sigara içmekten daha güvenli değildir, çünkü her ikisi de aynı şekilde kansere ve başka hastalıklara sebep oluyor.

Puro: Bunlar, tütün yapraklarına veya tütünden yapılmış kâğıtlara tütün sarılarak üretiliyor. Sigaraların asitli tütününe karşın, puroların tütünü hafif alkalidir ve bu özelliği, nikotinin puro yakılmadan da emilmesine olanak verir.

Ne Harika Yaratılmışız

BAZI hayvanların çarpıcı becerilerini düşününce onlara imrendiğiniz oluyor mu? Belki bir albatros gibi gökyüzünde süzülebilmek, bir yunus gibi yüzebilmek, bir kartal gibi görebilmek ya da bir çita gibi koşabilmek isterdiniz.

Evet hayvanların muhteşem becerileri var. Ama bizim de öyle! Hatta bazıları insan bedenini kusursuz bir makine olarak tanımlıyor. Tabii ki biz bir makineden çok daha üstünüz. Zekiyiz, meraklıyız, hayal gücümüz var ve yaratıcıyız. Bu sayede neredeyse aklımıza koyduğumuz her şeyi yapabilecek makineler icat edebiliyoruz. Ses hızından bile daha hızlı uçabiliyoruz, suyun altında ya da üstünde giderek engin okyanusları aşabiliyoruz, uzayda yaklaşık 14 milyar ışık yılı uzaklığı görebiliyoruz, canlı hücrenin içini inceleyebiliyoruz ve hastalıkları teşhis ve tedavi etmemize yardım edecek ilaçlar, tedaviler ve teknolojiler geliştirebiliyoruz.

Sağlıklı insanlar herhangi bir araç gereç kullanmadan, sırf bedenlerini eğiterek bile muhteşem şeyler yapabiliyor. Örneğin Olimpiyat Oyunlarında jimnastikçiler, yüksekten dalış yapanlar, patenciler, kayakçılar ve başka sporcular izleyenleri büyüleyen bir çeviklik, zarafet, yaratıcılık ve estetikle olağanüstü bir performans sergiliyorlar.
Bir insan olarak sahip olduğunuz eşsiz armağanları takdir ediyor musunuz? Olimpiyat Oyunlarında yarışan bir atlet olmayabilirsiniz, ama minnettar olabileceğiniz birçok özelliğiniz var. Kutsal Kitabı kaleme alanlardan biri olan Davut, Tanrı’ya duyduğu takdiri şöyle dile getirmişti: “Seni yüceltirim; ne muhteşem, ne harika yaratılmışım!” (Mezmur 139:14). Sonraki makaleleri okurken lütfen bu sözler üzerinde düşünün. Makalelerde insan bedeninin bazı “harikaları” ve bizi gerçekten eşsiz kılan çok daha önemli özelliklerimiz ele alınıyor.

İyilik Kötülükle Kuşatılmış

İyilik Kötülükle Kuşatılmış

GÜNÜMÜZ dünyasında, özveride bulunmaya istekli kişilerin az olduğu sanılabilir. Yine de, bazı kimseler “bir şeyler yapmayı”, yani başkaları için iyilik yapmayı hâlâ istiyor. Her yıl sayısız insan, hayır işleri yaptığına inandıkları kurumlara milyarlarca dolar bağış yapıyor. Örneğin, Britanya’da 2002 yılında hayır kurumlarına yapılan bağışlar rekor düzeye, 7,3 milyar sterline ulaştı. On cömert iyiliksever, ihtiyaçta olanlara yardım etmek üzere 21,9 milyar sterlinden fazla para bağışlamaya söz verdi, 1999’dan beri de bağışlarını yapıyorlar.

Hayır kurumlarında çalışanlar bazı yararlı işler başarmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Düşük gelirli ailelerin tedavi masraflarının karşılanması, tek başına çocuk yetiştiren anne ya da babaların çocuklarına eğitim ve rehberlik, gelişmekte olan ülkelerdeki aşı kampanyalarının finanse edilmesi, çocuklara ilk kitaplarını verme, yoksul ülkelerdeki çiftçilerin hayvan yetiştirmeleri için damızlık hayvan sağlanması ve doğal afet kurbanlarına yardım malzemelerinin dağıtılması.

Bu gerçekler, insanların başkalarına iyilik yapma kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, tarif edilemeyecek kadar kötü işler yapan insanların olması da üzücüdür.

                              Kötülük Artıyor

İkinci Dünya Savaşının sona ermesinden bu yana, soykırım ve siyasal nedenli toplu katliamların da bulunduğu yaklaşık 50 olay belgelendi. Bir dergi, soykırım olaylarında “en az 12 milyon,” toplu katliamlarda ise “22 milyon sivilin hayatını kaybettiğini, bu sayıların, 1945’ten beri iç savaşlarda ve uluslararası savaşlarda hayatını kaybeden tüm kurbanların sayısından daha fazla” olduğunu bildiriyor (American Political Science Review).

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Kamboçya’da siyasal nedenlerle 2,2 milyon kişi öldürüldü. Ruanda’daki etnik nefret erkek, kadın ve çocuklardan oluşan 800.000’den fazla kişinin ölümüne yol açtı. Bosna’daki dinsel ve siyasal nedenli cinayetler 200.000’i aşkın kişinin ölümüyle sonuçlandı.

Birleşmiş Milletler genel sekreteri 2004 yılında, yakın zamanlarda yaşanan üzücü olayları tanımlarken şunları söyledi: “Irak’ta siviller soğukkanlılıkla katledilirken, yardım çalışması yapanlar, gazeteciler ve savaşa katılmayan kişiler rehin alınıyor ve en barbar şekilde öldürülüyor. Aynı zamanda Iraklı mahkûmlara utanç verici şekilde kötü davranılıyor. Darfur’da halk tümüyle evlerini terk etmeye zorlanıyor, evleri yıkılıyor ve ırza tecavüz bir taktik olarak kasten kullanılıyor. Uganda’nın kuzeyinde çocuklar sakat bırakılıyor ve korkunç gaddarlıklar yapmaya zorlanıyor. Beslan’da çocuklar rehin alındı ve gaddarca katledildi.”

Sözde gelişmiş ülkelerde bile ırksal nefretten kaynaklanan suçlar artmış görünüyor. Örneğin 2004 yılında bir gazete, Britanya’da “son on yılda ırksal nedenli saldırılara ya da kötü davranışlara maruz kalan kurbanların sayısının 11 kat arttığını” bildirdi (Independent News).

Peki insanlar iyilik yapma kapasitesine sahipken neden böyle kötülükler yapıyorlar? Kötülükten bir gün kurtulacak mıyız? Sonraki makalenin de göstereceği gibi, Mukaddes Kitap bu karmaşık sorulara makul cevaplar veriyor.

Cehennem var mıdır? Ne Demektir? Nasıl yanlış yorumlanmıştır?

cehennem var mıdır?ne demektir?nasıl yanlış yorumlanmıştır?

herhalde birçok mantıklı insan,cehennem diye birşey nasıl olur?Tanrı kötü biri olabilir mi?sonsuz işkence neden var?diye düşünmüş ve çözümü ateizm ya da deizm de bulmuş,ya da düşünmeden,sorgulamadan bu öğretiyi kabul etmiştir.
Oysa ki bilinen anlamıyla(SONSUZ i$KENCE) cehennem Kutsal Kitapda(Tevrat,Zebur ve İncilin toplamı) YOKTUR….Bu inanı$ babılın putperest ve sapkın dininden dünya dinlerine yayılmıştır,babılliler kötü insanların,cinlerin yönettiği bir ruhlar aleminde,ate$te sonsuz eziyet göreceğine inanırlardı……..

kelime anlamına bakınca cehennemin hiç de sonsuz işkence edilen bir yer OLMADIĞI anlaşılır.Bu kelime TAM BiR YOKOLU$UN SiMGESiDiR.
İbranice ge hinnom,yunanca geenna,latince ise gehenna`´,dilimize cehennem olarak çevrilmiştir,ancakHinnom Vadisianlamına gelir.
Ye$u 18:16`da ,Yunanca septuağınt tercümesinde gehenna sözcüğü kullanılmıştır.Bu sözcük yunanca Kutsal Yazılarda 12kez geçer.ve son güncel çeviride
hinnom vadisi“ olarak çevrilmiştir.(Matta 5:22,29,30—-10:28—-18:9,—23:15,33——–/-Markos9:43,45,47—–/Luka12:5—/Yakup 3:6da)
<!--break-->
Hinnom vadisi Yerü$alemìn pisliklerinin atıldığı ve yakıldığı bir çöplük yeri olmuştu.Hayvan leşleri yanıp kul olmaları için oraya atılırdı,ateşin sönmesini engellemek üzere kükürt kullanılırdı.Ayrıca onurlu bir şekilde mezara gömülmeye layık görülmeyen idam edilmiş suçluların cesetleri de oraya atılırdı.Le$ler ve cesetler ateşin içine düşerlerse,yanıp kul olurlardı,ama derin yamaçtaki düz bir çıkıntının üzerine düşüp kalırlarsa solucan ya da kurtçuklar bu cesetleri sarar ve sonunda bir tek iskeletleri kalırdı.Hiçbir canlı hayvan ya da insan diri diri yanması,azap çekmesi için Hinnom vadisine atılmazdı.Dolayısıyla orası,insan canlarının gerçek bir ateşte ebediyen azap çektiği ya da ölmeyen kurtçukların saldırısına uğradığı görünmez bir diyarı simgelemiş olamaz.Cesetleri oraya atılan suçlular,dirilme ümidini simgeleyen bir mezara onurlu bir şekilde gömülmemiş olduklarından,İsa ve öğrencileri Hinnom vadisini ebedi yokolu$un,Tanrı
nın yarattığı evrenden silinip atılmanın,diğer bir deyişle ikinci ölümün,yanı sonsuz cezanın simgesi olarak kullandılar,sonsuz ceza derken kesin ve sonsuza kadar olan ölüm yani dirilmeme durumu kastediliyor.Bu görüşü destekleyen,bağlantılı bazı ayetler:

Tekrar 30:15 Bak, bugün senin önüne hayatla iyiliği, ölümle kötülüğü koyuyorum……………..19Gökler ve yer bugün karşınızda tanık olsun ki, senin önüne hayatı ve ölümü, nimetleri ve lanetleri koyuyorum; sen de, çocukların da, sağ kalmak istiyorsanız hayatı seçin. ….
Başka bir ayette,bile bile kötülük yapanların cezasının ölüm olduğu yazılıdır,sonsuz işkence değil..
Romalılar bölüm1ayet29 Her türlü haksızlık, kötülük, açgözlülük ve fenalıkla doludurlar; haset, adam öldürme, çekişme, hile ve kötü niyet onlardadır; dedikoducu, 30 çekiştirici, Tanrı’dan nefret eden, küstah, kibirli, böbürlenen, kötülük icat eden, ana babaya itaatsız, 31 anlayışsız, sözünde durmayan, insan sevgisinden yoksun ve merhametsiz kişilerdir. 32 Bu şeyleri alışkanlık edinenlerin ÖLÜMÜ hak ettiğine dair Tanrı’nın adil buyruğunu gayet iyi bildikleri halde, hem bunları yapmaya devam ederler, hem de bunları alışkanlık edinenleri onaylarlar.

Ba$ka bir önemli ve ilgili ayet $udur: 2.Petrusbolum 3ayet9:Bazılarının gecikme sandığı gibi, Yehova vaadini yerine getirmekte gecikmez; aslında O hiç kimsenin yok olmasını istemediğinden ve herkesin tövbe etmesini istediğinden, sizin için sabrediyor.

Bu ayette de görülüyor ki; Tanrı bırakın,cehennenmde yakmayı,kimsenin ölmesini bile istemiyor,herkesin tövbe edip ,iyi yola gelip,sonsuz yaşam kazanması,kurtulmasdir O`nun isteği….başka bir ayet,1.Timeteos bölüm 2ayet 4:4O’nun isteği her tür insanın hakikatle ilgili tam bilgi edinmesi ve kurtulmasıdır.

başka bir ayet ise Tanrı`nın cehennem gibi bir fikri yüreğinden bile geçirmediğini yazar.Yeremya 7:30şöyle der:

‘Yahudaoğulları gözümde kötü olanı yaptılar’, Yehova’nın sözü. ‘Adımı taşıyan evi kirletmek üzere oraya iğrenç putlarını koydular. 31 Oğullarını ve kızlarını ateşte yakmak üzere Hinnomoğlu Vadisindeki Tofet’te yüksek yerler yaptılar. Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’

ayrıca Kitab-ı Mukaddesten yani Tevrat-Zebur ve İncilden çıkan başka bir sonuç,insan zaten ölerek günahlarının bedelini ödüyordur yani bedel ödendiği için zaten başka bir işkenceye gerek yoktur,Romalıliar 6:7. Ölen kişi günahından beraat etmiştir.

Yani sonuç olarak cehennem inancı Kutsal Kitapda bulunmaz,insanlara sonsuz azap çektirme fikri de Tanrıya iğrenç gelir.Onun kötülere vereceği en büyük ceza yaşam hediyesinden mahrum bırakmaktır.Zaten eğer Tanrı sevgi dolu ve adilse ki öyledir,böyle sadıştçe bir ceza uygulamaz,bu cehennem öğretisi Tanrı`ya yapılan bir hakaret ve iftiradır.

1.Yuhanna4:8.Sevmeyen kimse Tanrı’yı tanımamıştır, çünkü Tanrı sevgidir……………………………………………………….18 Sevgide korku yoktur, mükemmelliğe erişmiş sevgi korkuyu barındırmaz. Çünkü korku kısıtlayıcıdır. Korkunun baskısı altında olanın sevgisi mükemmelliğe erişmemiştir. 19 Bize gelince, biz seviyoruz, çünkü önce Tanrı bizi sevdi

1.Yuhanna 5:3 Çünkü Tanrı sevgisi O’nun emirlerine uymayı gerektirir ve O’nun emirleri ağır değildir.

Bu ayetlerden de anlaşıldığı üzere Tanrııa cezalandırılmaktan korktuğumuz için ibadet etmemiz gerekmez.imanımız için en iyi temel Tanrı sevgisidir.Bu sevgi Tanrı`yı memnun etmek için elimizden geleni yapmak üzere bizi harekete geçirir.
Matta22: 36 “Öğretmen, Kanundaki en büyük emir hangisidir?” 37 İsa da şöyle dedi: “‘Tanrın Yehova’yı bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün zihninle seveceksin.’ 38 Birinci ve en büyük emir budur. 39 Buna benzeyen ikincisi ise, ‘Komşunu kendin gibi seveceksin’ emridir. 40Tüm Kanun ve Peygamberlerin yazdıkları bu iki emre dayanır.”…….burdaki komşu sadece evimizin yanındaki komşu değil,bize komşu bir milleti,milletleri de kapsar………

Tanrının insanları ceza olan kesin ölüme mahkum etmek için acele etmediğini ve ve bağışlamaya hazır olduğunu öğrendiğimizde Ona kendimizi daha yakın hissedebiliriz.Mezmur 86:5Çünkü Sen iyisin ey Yehova, bağışlamaya hazırsın;Sana yakaranlara vefalı sevgini bol bol gösterirsin.

Tanrııa olan sevgimizin pekişmesi ve büyümesi Onu tanımamızla,Onun hakkında bilgi almamızla doğru orantılıdır.
Özdeyi$ler2:1 Oğlum, sözlerimi kabul edersen, emirlerime değer verip onları aklında tutarsan; 2böylece hikmete kulağını açarsan, ayırt edici olmaya yüreğini verirsen, 3 dahası, anlayışı yardıma çağırır, saggörüye seslenirsen 4 ve tüm bunları gümüş arar gibi ARAR, define araştırır gibi ARA$TİRİRSAN, 5 işte o zaman Yehova korkusunun ne olduğunu anlar, TANRI BiLGiSiNi BULURSUN. 6 Çünkü hikmet Yehova’dan gelir; bilgi ve anlayış O’nun ağzından çıkar. 7 O, hikmetini dürüst kişiler için saklar, doğruluk yolunda yürüyenlere kalkan olur 8 ve bunu adalet yoluna bağlı kalarak yapar; vefalı kullarının yolunu gözetir.9 Böylece sen de doğruluğu, adaleti ve dürüstlüğü, erdem yolunun ne olduğunu anlarsın.

Luka 11:9 9 Dolayısıyla şunu bilin ki, istemeye devam edin, size verilecektir. Aramaya devam edin, bulacaksınız; kapıyı çalmaya devam edin, açılacaktır. 10 Çünkü isteyen herkes alır, arayan herkes bulur ve kapıyı çalan herkese açılır.

Tanrı bilgisi edindikçe,Tanrıya yapılan hakaret ve iftiraların (kader,ilahi adalet,cehennem,.)gerçek olmadığını öğrendikçe,kötülüğün kaynağının Tanrı olmadığını,tam tersi Tanrının insanlar için ne kadar çok ve güzel şey yaptığını ve yapacağını öğrendikçe,O´na olan sevgimiz derinleşecektir.

Tanrı ,yukarda 2.Petrus bölüm 3ayet9`da söylendiği gibi;aslında herkesin yanlışlarını düzeltip doğru davranmasını arzu etse de birçok kişinin bunu yapmayacağını bilir.Eğer Tanrı kötülük yapmakta olanlara karşı harekete geçmezse,bu dünyadaki kanunları hazırladıkları halde uygulamayan,haksızlikve acıların hızla çoğalmasına göz yuman yöneticilerden hiçbir farkı kalmaz.Vaiz 8.bölüm ayet 9
9 Bunların hepsini gördüm, güneş altında yapılan her işe kafa yordum; insanın insana egemen olması hep insanın zararına olmuştur. 10 Fakat buna rağmen, kötülerin gömüldüğünü gördüm; kutsal mekâna nasıl da girip çıkarlardı; oysa şimdi kötülük yaptıkları şehirde unutuldular. Bu da boş.
11 Kötü işin cezası hemen verilmiyor, bu yüzden de insanların yüreği kötülük yapmaya daha da kararlı oluyor…..

Tanrı`nın kötülüğe sonsuza dek göz yummayacağını bilmek gelecekle ilgili güçlü bir ümidimizin olmasını sağlar.Yaratıcımız kötü davranışında ısrar edenleri ortadan kaldıracağına söz vermiştir:

Mezmur 37:ayet 9
9 Çünkü kötülerin kökü kazınacak,Fakat Yehova’ya ümit bağlayanlar yeryüzünü mülk edinecek.
10 Az kaldı! Artık kötüler olmayacak,Yerlerini arayacaksın, bulamayacaksın.
11 Fakat yumuşak başlılar yeryüzünü mülk edinecek,Barış bolluğunda mutluluk bulacaklar.
……
27 Sen kötülükten yüz çevir, iyilik et,Yeryüzünde devirler boyu oturursun.
28 Çünkü Yehova adaleti sever,Vefalı kullarını bırakmaz.Onları devirler boyu korur;Fakat kötülerin soyu kurur.
29 Doğrular yeryüzünü mülk edinir,Orada sonsuza dek otururlar.

Cevapları Bilmek Önemli mi?

Cevapları Bilmek Önemli mi?

”Siz hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi özgür kılacak”

KUTSAL KİTAP, bizi İsa hakkındaki yanlış insançlardan ve kafa karışıklığından kurtarabilecek” hakikati” anlatır. Peki İsa hakkında neye inandığımız gerçekten önemli mi?

Evet önemli. Bu konu Yehova ve İsa için önemli. Aslında bizim için de önemli olmalı.

Yehova için neden önemli?? Çünkü ”Tanrı sevgidir” ve sonsuza mutlu yaşamamızı ister (1.Yyuhanna 4:8).İsa şöyle demiştir;
”Tanrı dünyayı öyle sevdi ki, biricik oğlunu verdi; ona iman eden hiç kimse yok olmasın,hepsi sonsuz yaşama sahip olsun diye bunu yaptı”(Yuhanna 3:16). Tanrı kurtulmamız için Oğlunu gönderdi. Bunu yaparak insanlara yeryüzündeki cennette sonsuza dek yaşama fırsatını sağladı, aslında bu onun ilk baştaki amacıydı (Başlangıç 1:28). Tanrı İsahakkındaki gerçekleri öğrenen ve öğrendikleriyle uyumlu hareket eden herkese sonsuz yaşam hediyesini vermeyi çok istiyor (Romalılar 6:23.