Güncel Konular

Bu konuyu güncel ”siyasi” haberleri takip etmek için açıyorum.. Üzerinde uzun uzun tartışmaya değer olmayan (çünkü öyle olsaydı konu olarak açardık), haber niteliğinde olan konuları buraya aktarabilirsiniz.

Haberleri taşırken hangi siyasi kesime yakın olduğunun hiçbir önemi yok.. İster AKP’ye yarayan, ister CHP’ye farketmez.. Kimse kimseyi neden bu haberi taşıdın diye suçlayamaz.. Dinci, yobaz, ırkçı, faşist diye nitelendiremez.

Tek şartım, taşıdığınız haberin içeriğine dair bir iki cümle de olsa kendi fikrinizi yazmanız.. Bunun dışında bir sorun olacağını sanmıyorum.

203 yorum “Güncel Konular”

  1. Sevgili sangre,

    Dün başbakanın bir söylemine rastladım tv. de. kendisine cevap vermek istedim ama nerden vereceğimi bilemedim. zaten belkide beni dinlemezdi “hadi bakalım delişey uzada boyunu görelim” filan diyebilirdi:) Kullanmadığı bir uslüp değil tabi :)) neyse

    dün anlatıyordu tam cümleleri aklımda ve benim sözcüklerimle konuyu aktarasım var. En çok şu sözcüklere takıldım hem yutkundum hem gülesim geldi… Bu başbakan kesin komiklik eğitimi de alıyor hatiplik eğitiminin yanı sıra:))

    “…. eskiden ( Cumhuriyet döneminden bahsediyor) insanların üstleri başları perperişan, yırtık pırtıktı. Ayaklarına giyecek ayakkabıları yoktu şimdi öylemi? insanlar….”

    :))) Ülke savaştan çıkmış bu arada… Burası komedi olan bölüm. Üstleri başları yırtıkmış!!! Sanki o dönemde Kığılı vardı da, ekonomileri vardı da insanlar almıyor giymiyordu üst baş.

    üzücü olan kısmı ise halen bu başbakanın söylediklerin ne demek olduğunu anlamayıp inanıp yaşşaaa helall sana filan diye alkış tutan “” bir kitle var olduğu… Yutkunuyorum işte ben “delibişey” olarak:(

  2. Ehh tabii yazmayı unutmuşum.. Gün batımında kendisi küçük ama gölgeleri büyük olan sözde liderlerimize içimizde kalan, söylemek istediğimiz şeyleri de bu başlıktan söyleyebiliriz sanırım.

    Hepinizi kınıyoruz ve size laflar hazırladık!

  3. Bu başlık iyi olmuş.

    KCK davasından içeride olan Ragıp Zarakolu ile bir haber paylaşayım.

    1968 yılında “Ant” ve “Yeni Ufuklar” dergilerinde yazı yazmaya başlayan Zarakolu’nun Evrensel gazetesinde Albatros köşesinde yazdığı yazılar kitaplaştı. Albatros ismiyle çıkan kitap Evrensel Basım Yayın etiketiyle çıktı.

    Albatros Özgür Uçar; link to evrensel.net

  4. Mesela Atatürk’e de bişi söyleyesim var…

    Sen, asker ve devlet adamlığı titrinden önce “tam bir insansın” … 🙂 Bu yüzdendir sana olan hayranlığım…

  5. Başbakan Erdoğan, imam hatip okullarının, bu milletin göz bebeği olacağını belirterek, ”İmam hatip okulları, aziz milletimizin, tam anlamıyla varını yoğunu ortaya koyup inşa ettirdiği, yaşattığı, koruyup kolladığı okullardır” dedi.

    Anlayamadığım nokta “kadın imam” olmadığı halde imam hatip okullarının yarısının kız öğrenci olması. Bence kadınlara imamlık yapma hakkı da verilmeli. Camilerde kadın imam ve müezzinler bulunmalı. 20. yüzyıl kadın-erkek eşitliğinden imamlar da faydalanmalı.

  6. “Her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır” sözü faso fisodur… Bence her başarılı olamayan kadının önünde cehalet ve hinlik dolu bir erkek yapısı vardır..:)

    “imam kadın” fikri zaten baştan başa bir fiyaskodur kanaatimce..:))

  7. Delişey, amacım polemik yaratmak değil ama M. Kemal için sen tam bir insansın demişsin.. Biraz daha açıklık getirebilir misin? Gerçekten merak ediyorum, bu hayranlığın kaynağı nedir?

  8. Ben bu sitede neredeyse iki yıldır varım yalannnn n lerini sayamadım eksiklik var ise kusura bakma, pek polemiğe girmem. beceremem. sevmem. fikrimi yazar çıkarım. fikrini benimsediklerimi okurum. bilgi varsa kaparım. yoksa kaçarım:))

    anlatabildim mi ki?

  9. Gayet açık ve net:)

  10. Delişey yazdi:Mesela Atatürk’e de bişi söyleyesim var…Sen, asker ve devlet adamlığı titrinden önce “tam bir insansın” … 🙂 Bu yüzdendir sana olan hayranlığım…”

    “..Atatürk’ün 1930′da Fethi Okyar’a ‘Bugün gözlerimi kapasam arkamda bırakacağım bir diktatör manzarasıdır’ dediğini söylüyorsunuz…” (Aydın despotluğu ve Atatürk”Akşam Gazetesi’nden Burcu Bulut’un Prof. Dr. Mete Tunçay ile yaptığı röportajdan)


    İlker Başbuğ : “..Atatürk gerçek bir siyaset adamıdır, hem büyük bir liderdir.Atatürk’ün diktatörlükle hiçbir ilgisi yok.

    Atatürk’ün kanuna, hukuka, yasalara, sisteme uymayan hiçbir hareketi yok ama bugün hala ’Atatürk diktatör’ diyenler var…..”

    halbu ki

    Atatürk İlker Başbuğ’u yalanlıyor.
    Bakın tarihçi Mete Tunçay’ın başka ilginç şeyler de söylediği şu mülakatta ne deniyor:

    Fethi Okyar, Serbest Fırka dönemini anlatırken yazıyor:

    “Mustafa Kemal bana dedi ki:
    Gençliğim Abdülhamit baskıcılığına karşı bir isyan hareketleriyle dolu geçti, bugün bir yere geldik, gözlerimi kapatsam arkamda bırakacağım bir diktatör manzarasıdır.`Arkamda bırakacağım diktatörlüktür diyor,Atatürk, Fethi Okyar’a “Bir Fransız gazeteci geldi. Konuştuk, görüştük, ülkesine gitti, gazetesine yazdı. Benim için diktatör diyor” der.

    Fethi Okyar da “Estağfrullah” diyor. Atatürk de “Hayır, doğru. Öldüğüm zaman arkamda bırakacağım manzara bir diktatörlük manzarası..” der

    ve

    Okyar’dan Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurmasını ister. Yani Atatürk içinde bulunduğu siyasi fotoğrafın farkındadır.

    Görüldüğü üzere Atatürk manzaranın farkında ama herhalde bugün sayın genelkurmay başkanı dahil birçok insan bundan haberdar değil.

    Atatürk açıkça ‘kıvırmana gerek yok Fethi, bak okul arkadaşı olmamıza rağmen sen bile benim karşımda korkudan titriyor, estağfirullah filan diyorsun, alenen diktatör manzarası sergiliyoruz, şu işi halledelim, sen Fırkayı aç, ben koltuk çıkarım merak etme, al, kardeşim de senin partiye girecek’ diyor. İşler o şekilde gelişmedi ama..” (İzlenımler)

    gerci sangre sizde birseyler ekleyin demis ama ATA (beyan asildir) herhangi bir söze hacet birakmayacak derecede acik ve dobra konusmus:)

    slm.

  11. Ebubekir,
    delişey polemik yapmam dedi, uzatmasan iyi olurdu. Bende sözlerine eklemede bulunmadan duramamıyorum, delişeye karşı yazmadığımı söyleyerek. Atatürk, bir özgürlük savaşı vermiştir. Bu savaşın sonunda yeni bir yönetim sistemi getirmeyi başarmıştır. Savaş sırasında kimi tartışmalı olaylarda imzası bulunsa bile bu onun başarısını gölgleyemez. Tüm bunlardan sonra yani Atatürk’ten sonra ortaya çıkan ulusalcı tiplerinse Atatürk’ün bu ileri görüşlülüğüyle ilgisi bile yok. Onlar da muhafazalarlıkla aynı.Biri paranın tura, diğeri yazı kısmı gibi.

  12. Konu Atatürk’ün insanlığına hayran olmak ise polemiğe zaten gerek yokki:)

    Tarihi okuyup anlamak benim için yeterlidir. Yeterli bulmayan arkadaşlar evirir çevirir konuyu kendilerince bir şekle şemale sokma çabasına girebilirler. Bu kendi fikirleridir.

    Memleketin acilen müdahale edilmesi gereken durumlar vardır. Örneğin her yeri işgal altında ve ülkeden sorumlu padişahın elinin kolnun bağlı olması gibi. Bu durumun getirdiği sorumluluklar da vardır insan olarak. Ülkenin vatandaşı olarak. Sanıldığı üzere diktatörlük tek başına da olmaz. Konuyla alakalı kişilerin seçimleri ve desteğinin etkisi de büyüktür bu konuda. Tabi sonuç olarak bir kıyaslama gerektiriyor o zamanla bu zaman arasındaki diktatör yöneticilerin sergiledikleri tavır, amaç ve bu tavrı halka dayatmaları konusu!!

    Diktatörlük demek haa:))

    Koca bir özgürlük savaşının içinde, dönemin koşullarınca yapılması gereken yapılmıştır. Tarih bunu gösterir. Yıllar sonra gazete küpürlerinden oluşan bir kaç kırpıntı beni bağlamaz. Beni bağlayan savaş sonrası ülkenin bağımsızlığa kavuşup, Cumhuriyet sonrası çağdaş bir sistemin yine dönemin koşulları elverdiği üzere yapılaştırılması ve halkın da bu sisteme olan güvenidir.

    İşte gerçek budur:)

    İnsanlığına olan hayranlığım çok başka sebeplerden kaynaklıdır mesela “‘Bugün gözlerimi kapasam arkamda bırakacağım bir diktatör manzarasıdır” sözcüğünün bile günümüz koşulları ve iktidarı içinde ne denli naif kaldığını anlamak için Türkiyede yaşamak yeterlidir:))

    Hayranım Ona:)

  13. savcilikca belge kabul edilen delile KAGIT PARCASI,lav silahina BORU diyen atatürk hayrani pasayi da baglamiyordu..

    o da türkiyede yasayanlardanDI:)

    “..Yıllar sonra gazete küpürlerinden oluşan bir kaç kırpıntı beni bağlamaz….” (Delişey)

    slm.

  14. Sitede daha önce bahsi geçmişti.

    LAW silahı, Light Antitank Weapon (Hafif Tanksavar) tek atımlık bir silahtır. Fabrika tarafından doldurulur ve öyle satılır. Atıştan sonra silahın namlusu yüksek ısıdan dolayı tahrip olur ve aynı silah bir daha doldurulamaz ve kullanıldığı yerde bırakılır.

    Bu nedenle, BOŞ bir LAV silahı ÇÖPTÜR, BORUDUR.

    Polislerce bulunan tüm lav silahları BOŞTUR. Belgelerde kayıtlıdır.

  15. Harikasın oikOs:))

  16. :))) ebubekir,

    beni bağlamaz lakin seni bağlamış… dikkat et canım bağlılık ile bağımlılık aynı şeyler değildir. hele bağlanmak offf allah muhafaza ! 🙂 sonsuz. us’u paylaşan bir kalemşör olarak hatırlatma sorumluluğu hissettim.

  17. savcinin delil kabul ettigi belgeye kagit parcasi demisti ona da bi mazeretin var mi?

    soru;

    o kücümsedigin lav silahi YA imam hatip okulunun bahcesinden ciksaydi ?

    slm.

  18. Sunucu Vatan Şaşmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin metrobüs reklamında rol aldı. İlk 30 saniyeyi izleseniz yeter.

    Bu da hayatın gerçeği… (tamamını izleyin)

  19. Atatürk’ü ben de severim. Muhammed’i de severim.

    Eee kimlere hesap vermem gerekiyor?

  20. “CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Danıştay’ın ’19 Mayıs Genelgesi’nin yürütmesini durdurması kararına ilişkin, ”Herkes yargı kararına saygı gösterecek” diye konuştu.”

    19 Mayıs törenleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Kutlanmalı mı yoksa kutlanmamalı mı? Veya biçimi değiştirilmeli mi?

  21. İkinci günde yine hastanelik oldular

    Bugün de okullarda dağıtılan sütten etkilenen Gaziantep, Muş, Bitlis, Eskişehir, Adana, İzmir, Nevşehir ve Ankara’da çok sayıda öğrenci hastaneye kaldırıldı.

    Sağlık ve Tarım Bakanlığının açıklamalarını duymuşsunuzdur. Suçu hastalanan çocuklara atmaya kadar vardırdılar.

  22. Bugün 3 Mayıs Türkçülük günüydü.. Sitede aktif olarak yazan darbesevici arkadaşların, benim bu özel günümü kutlamamalarından çok rencide olduğumu itiraf etmeliyim.. Yine de ben onları canı gönülden seviyorum.. Günün anlam ve önemini belirtmesi açısından aşağıdaki parçaları armağan ediyorum;

    Bu da kısa bilgi;

    Türkçülük Günü

    Faşist Sanat!

  23. Geçmişten proje konusunda kopya çeken hükümet kampanyayı ağzına burnuna bulaştırdı. Süt kampanyası adı altında kıl payı kurtulduğumuz bu olaydan ders çıkarmak gerekirse…. Sırada proje bazında bekleyen Akkuyu Nükleer Enerji Santrali var:(((

    Dünya tehlike altında billah değil Türkiye…

  24. Bu konu önemli.. Taraf’ın solculara yönelik yayın politikasının sivrileşmesi ve artık devleti aklayan bir yapıya bürünmesi, benim de yazılarını beğenerek okuduğum Kıvanç’ın gazeteden istifası ile sonuçlandı.. Bugün yazdığı veda yazısını linkten okuyabilirisniz;

    Bu utanç Taraf’a yeter!

    ”1 Mayıs 1977’deki katliamla ilgili “alanda solcular birbirlerini vurdu” karalamalarına solun her cephesinden tepkiler çığ gibi. Önce eski Aydınlıkçı Gün Zileli ve dönemin Dev-Genç lideri Bülent Uluer Taraf’da kendi ağızlarından kullanılan ifadeleri söylemediklerini açıkladı. Bugün de Ümit Kıvanç, gazeteye son yazısını gönderip veda etti.

    Tarihe ‘kanlı 1 Mayıs’ olarak geçen ve 34 kişinin hayatını kaybettiği günün sorumluları tam da geçtiğimiz ay başlayan “12 Eylül” Darbecilerinin yargılandığı davanın iddianamesine girmişken, Prof. Halil Berktay’ın “olaylar sol içi çatışmadan kaynaklandı” diyerek derin devletinin rolünü yok sayan değerlendirmelerine tepkiler artarak devam ediyor.

    Ümit Kıvanç’dan Taraf’a veda

    Diğer yandan Ümit Kıvanç son çarpıtma ve karalamalardan 2008 yılından bu yana yazdığı Taraf Gazetesi’nde veda etti.”

  25. “……….19 Mayıs Gençlik ve Spor Bakanlığı’na devredildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu yılki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Genlik ve Spor Bayramı’nın, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na devredildiği bildirdi…”

    ”19 Mayıs 2012 tarihinde kutlanacak olan Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Gençlik ve Spor Bakanlığı sorumluluk ve koordinesinde gerçekleştirilecektir” ifadesi kullanılan açıklamada, şöyle denildi:

    ”Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, 19 Mayıs günü, Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’da karaya çıktığı saat olan 07.00’de başlayacak ve saat 24.00’te son bulacaktır.

    Gençlik ve Spor Bakanı, günün anlam ve önemini belirten mesajını medya aracılığıyla bildirecek ve bir ildeki törene katılacaktır.

    Atatürk anıt veya büstüne Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğü tarafından çelenk konulacaktır. Çelenk konulduktan sonra İstiklal Marşı ile bayrak göndere çekilecektir.

    Kutlama komitelerince hazırlanan programda yer alan diğer faaliyetler uygulanacaktır. Programda tören geçişi ve tebrikata yer verilmeyecektir……” (gazeteler)

    slm.

  26. Elveda!

    Hoşçakal hiç gelememiş demokrasi..
    Elveda laik olmayan laiklik!

    Muhterem Başbakan’ın dil konusundaki aziz fikirleri karşısında şapka çıkarıyoruz. Ayrıca biz yanlış anlamışız. Niyet kötü değil. O, başka bir şey demiş..

    “Tek dil değil, tek bayrak, tek din, tek devlet dedik!”

    “Sürekli olarak askeri vesayete ve statükoya karşı olduğunu söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün TSK’nın siyasete müdahale ettiği açıklamayı savunduktan sonra bugün de rejimin tek tipleştirici ideolojisini savunarak “4 tane kırmızı çizgimiz var: Tek millet, tek bayrak, tek din, tek devlet” dedi. Erdoğan ayrıca “terör” edebiyatına devam ederek Kürt hareketine yüklendi.”

    link to birgun.net

    link to marksist.org

  27. Yunanistan seçimlerinde, kesin olmayan sonuçlara göre sol parti %16.78 alarak seçimden 2. parti olarak çıktı.. Merkez-sağ %18.85 ile 1. parti, merkez-sol %13.18 ile 3. parti oldu.

    Ama seçim sistemine göre 1. partiye fazladan 50 sandalye verildiği için arada büyük dengesizlik var.. 1. parti 108, 2. parti 52, 3. parti 41 sandalye almış durumda.. Ayrıca NeoNazi partisinin yükselişi de kayda değer.. 6. parti olup 21 sandalye kazandılar.. Sanırım ilk defa meclise girdiler.

    KKE, yani Yunanistan Komünist Partisi %8.48 ile 5. durumda.. Eğer radikal sol koalisyon ile seçimlere birlikte katılsalardı olacakları kimse tahmin edemezdi sanırım.. İktidar bile olabilirlerdi.. Hem IMF’nin yardım ve yaptırım politikalarını ellerinin tersiyle iter, hem de AB’den çıkarlardı.. Çok enteresan şeyler olabilirdi ama başka bahara kaldı artık.

    Sandıkların hepsi tam açılmamış olsa da, şu linkten son durumu görebilirsiniz;
    link to t.co

    Yunanistan’da Syriza’nın zaferi

    Bu da bir analiz; Yunan seçimleri: sosyalizm ile barbarlık arasında – Foti Benlisoy

  28. CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün yazılı başvuruda bulundu…

    Hüseyin Aygün, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e, cemevi konusunda yaptığı yazılı başvuruda şöyle dedi:

    “Meclisimizde 550 milletvekili, binlerce danışman, sekreter ve çeşitli statülerde çalışan personel görev yapmaktadır.

    Başta milletvekilleri olmak üzere tüm insanların inanç hakkı ve özgürlüğünün tesisi açısından Alevi inancına sahip kişilerin ibadetini yapabilmesi için bir cemevine ihtiyaç vardır.

    Meclis bünyesinde öncelikle bir yer tesisi ve ardından cemevinin hizmete açılması için gerekli işlemlerin başlatılmasını saygılarımla arz ederim.”

    slm.

  29. CHP’nin Dersim’den meclise 2 vekil sokması, Haziran’daki seçimleri takip ederken en çok üzüldüğüm konuların başında geliyordu.. Blok’un bağımsız adayı Ferhat Tunç girememişti.. 2. sıradaki Aygün ise az bir farkla vekil olarak girmeyi başarmıştı.

    Fakat Aygün’ün nası bi insan olduğunu anlayınca şimdi daha iyi olmuş diyorum.. CHP’nin içinden böyle radikal çıkışlar yapan, resmi ideolojiye bağlı kalmadan Alevilerin haklarını savunan birine CHP’nin ihtiyacı vardı.

    Umarım CHP’nin dönüşümünde kendisi de büyük katkı verecektir.

  30. İmza Kampanyası!.. Faşist İşçi Partisi’nin gençlik kolu olan TGB’nin düzenlediği 19 Mayıs organizasyonuna Inti-Illimani de geliyormuş.. Karşı imza kampanyasına siz de destek verin;

    “19 Mayıs günü “Diriliş”ini kutlayacağını duyuran, faşist Kemalist gençliğin temsilcisi; üniversitelerde polislerle birlikte devrimci gençlere saldıran, işçilerle arasına set çeken, militarizm yanlısı, halkların kardeşliğine her defasında dil uzatan TGB’nin konser katılımcılarının arasında Şili halkının ve ezilenlerin sesi olan İnti–Illimani grubu da bulunmakta. İnti-Illimani’nin dünya devrimci müziğinin tarihinde yeri her daim faşizme karşı devrimcilerin, halkların yanında olmuştur. Şarkıları dünya devrimci gençlerinin ağzında heyecanla tekrarlanmıştır. Hrant Dink cinayetinde, Kürt halkına ve devrimcilere yönelik yapılan operasyonlarda tavrı belli olan TGB’nin düzenlediği bir etkinliğe katıldığı takdirde tarihe ve devrimcilere karşı bir ayıba imza atacağından ötürü yoldaşça uyarıyoruz; buna ortak olmayın! Milliyetçi ve faşistlere karşı devrimcilerin saflarına!”

    Solculardan Inti-Illimani’ye çağrı: TGB’nin etkinliğine katılmayın!

    İmza vermek için

  31. alma mazlumun ahini cikar aheste aheste:)

    RESMİ TARİHİ YALANLIYOR!

    Cumhurbaşkanlığı ve TBMM’nin arşivlerinden ortaya çıkan belgeler, resmi tarihi yalanlıyor. 1938’den beri gizli tutulan vesikalar, Seyit Rıza’nın sadece kan dökülmesini önlemek için üstün gayret gösterdiğini kanıtlamakla kalmıyor; yaklaşık 70 yıldır onun ismi etrafında yürütülen ‘psikoljik harp’in de boyutlarını gösteriyor.

    BM’DEN YARDIM İSTEDİ Mİ?

    Arşivlerden çıkan 10’un üzerindeki mektuplardan belki de en önemlisi, Dersim Başkomutanı Seyit Rıza imzasıyla Birleşmiş Milletler’in temelini oluşturan Uluslar Kurumu’na başvurduğu iddia edilen mektupla ilgili. Seyit Rıza, Dersim’in bağımsız olması için BM’den yardım istemekle suçlanıyordu. Ancak bu belge, mektubun Seyit Rıza tarafından yazılmadığını ortaya koyuyor. 18.10.1937 tarihinde İçişleri Bakanı Şükrü Kaya imzasıyla Cumhurbaşkanlığı’na sunulan belgede bu mektubun Seyit Rıza tarafından değil, onun imzası kullanılarak Suriye’den Yusuf isminde biri tarafından yazıldığı belirtiliyor.

    “KAYMAKAM BEY’İN ZULÜM VE HAKSIZLIĞININ ÖNÜNE SET ÇEKİLMESİNİ İSTİRHAM EDERİM”

    Seyit Rıza’nın 14.06.1933 tarihinde Elazığ Valisi’ne gönderdiği ilk mektup şu cümlelerle başlıyordu: “Hürmet ve tanzimle elerinizden öperim. Uğradığımız haksızlığın boyutlarını arz etmeye mecbur kaldım…” Sonraki cümlelerde Seyit Rıza, jandarmanın ve devleti temsil eden memurların Dersim halkına yaptığı zulümleri anlatıyordu. Mektubun ortasına gelindiğinde bugüne kadar söylenegelinen ancak bir türlü belgesi ortaya koyulamayan o meşhur hikayeye kendi ağzından vurgu yapıyordu: “Harbi umumiye de hükümetin verdiği emirleri öpüp başıma koydum. 10 bin kadar milis kuvveti topladım. Halit Paşa kumandasındaki orduya katılarak topraklarımızı Ruslara karşı savundum. Cansiparane bir mücadele ortaya koydum. Komutanların ve paşalarım takdirine mazhar oldum. Bugüne kadar hükümete hizmet etmekten biran geri durmadım. Hakkımızda kaymakam beyin yapmak ve yaptırmak istediği zülüm ve haksızlığın önüne set çekilmesini istirham ederim.”

    SEYİT RIZA’DAN HOZAT KOMUTANI’NA SİTEM DOLU MEKTUP

    09.07.1933 tarihli Seyit Rıza’nın Hozat Jandarma Komutanı’na yazdığı mektubu sitem dolu. Kaymakamın ‘görüşelim’ çağrısı üzerine oğlunu görüşmeye yollayan Seyit Rıza, bu mektupta oğlunun dönüş yolunda haince pusuya düşürülüp öldürülmesinden yakınıyor. Ve işten kendisine görüşme teklifinde bulunan Kaymakamı suçluyor. “Mevsim kış ben de yaşlı olduğum için görüşme davetinize gelemedim ancak oğlumu Kaymakama yolladım. Talebinizi Cumhuriyet hükümetinin emri kabul ettim. Evlat benim değildi sizin evladınızdı. Biz vatan evladı değil miyiz? Oğlumu katledenleri, Kaymakam Bey korudu. Allah merhamet versin! Şimdi kaymakam aşiretleri üzerine sevk ediyor. Benim bir kusurum yoktur, adalet aradığım için haksız mı oldum. Hükümete düşmanlığım yoktur, hükümeti düşman olan haşa Allaha düşman olur.”

    ALPDOĞAN PAŞAYA: KAN DÖKÜLMESİN, SÜRGÜNE RAZIYIM
    1937 yılında Dersim’de bir iç savaşın yaşanmasından endişe eden Seyid Rıza, bir yakınını Alpdoğan Paşa’ya yollayarak kanın durdurulmasını istedi. Dönüşte Sin Köyü’ne misafir olan arabulucu Alpdoğan’ın emriyle Kırgan aşiretinden iki kişi tarafından öldürüldü. İki suikastçi Hozat’a giderek askeri kışlaya sığındı.
    Seyid Rıza da yanına aldığı 100 kişilik silahlı gücüyle Sin Köyü’nü ve bir karakolu bastı, katillerin kendisine teslim edilmesini istedi.
    Bu sırada tekrar Seyit Rıza ile bir takım temaslar kurdu. Seyit Rıza yine kan dökülmesini istemiyordu. 20.5.1937 tarihinde Alpdoğan Paşa’ya şöyle bir mektup yazdı Seyit Rıza: “Kan dursun yeter ki! Beni ve aşiretimi, Erzurum’a yollayın. Ya da hükümet benden şüphe ediyorsa Halep’e gideyim. Veyahut Türkistan’a geri gönderin”.

    CUMHURBAŞKANLIĞI GENEL SEKRETERİ’NİN İMZALARI VAR

    Bu ve buna benzeyen birçok mektup, bugün gün ışığına çıktı. Bir dönemin asi adamının aslında kan dökülmemesi için yoğun uğraş gösterdiği bu mektuplarda görülüyor. Seyit Rıza’nın yürek burkan ve belki de Dersim Harekatı’nın gerçek yüzünü ortaya koyan bu mektupları İçişleri Bakanı Sükrü Kaya’ya ulaşıyor ve o da Atatürk başta olmak üzere üst düzey devlet yetkililerine gönderiyordu. Çünkü mektuplarda hem Şükrü Kaya’nın hem de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri’nin imzaları mevcut.
    Ancak bu mektupların hiç biri Dersim’de binlerce kişinin katledildiği harekatı durduramadı. Çok kan döküldüğünü gören Seyid Rıza, birkaç ay sonra “Canına bir zarar gelmeyecek” sözü üzerine teslim olmaya giderken 12 Eylül 1937’de adamlarıyla beraber tutuklandı. Bu olayı Başbakan İsmet İnönü, aynı tarihli yazısında Atatürk’e şu cümlelerle anlatıyordu: Seyit Rıza’nın teslim olması, Cumhuriyet ıslahatının yeni bir safhasıdır. Lutufkar iltifatlarınız bizim için çok kıymetli bir teşviktir.”

    15 Kasım 1937’de de idam edildi. İdamdan önce son dileğini soran cellada oğlumdan önce beni asın” diyecekti. Öyle olmadı; önce oğlu sonra da o asıldı. Ağzından dökülen son cümleler içleri acıtıyordu: “Kerbelanın evladıyız, ayıptır, zulümdür, cinayettir!” (HABERTÜRK)

    slm.

  32. TGB’nin düzenlediği konser etkinliğine Şili halkının katılması çok ilginç, gösterdikleri duyarlılıktan dolayı tebrik etmek gerekir.

  33. TEK DİN TARTIŞMASI

    4 Mayıs’ta Kahramanmaraş’ta “Tek din demedik” diye konuşan Erdoğan, 5 Mayıs’ta ise Adana’daki konuşmasında ‘tek dil’ demediğini belirttikten sonra, “Tek bayrak, tek millet, tek din, tek devlet dedik” ifadesini kullanmıştı. Erdoğan seçim öncesi Niğde ve Aksaray’daki mitinglerinde, BDP’den gelen eleştirilere “Ben hiçbir yerde tek dil demedim” diye yanıt vermişti.

    (Yorum yapmaya gerek görmüyorum, hangisini tutsan elinde kalıyor)

  34. TRT, TRT Anadolu’yu Diyanet’e tahsis etti. 17 Temmuz’da yayına başlayacak Diyanet TV, günde 12, haftada 84 saat tamamen dini yayın yapacak. Bu kapsamda oluşturulacak çizgi film karakteri çocuklara abdest almayı, namaz kılmayı öğretecek.

  35. Üstteki bazı yorumları okudukça okuduğum bir kitap geliyor aklıma. Neden bu kitabı hatırlıyorum ki!!! “Persepolis” Bu ülkede gidilmek istenen yol, bu yolda ilerlerken çizilen resimler yüzünden hatırlıyor olabilir miyim?

    Güncel, çok güncel…

  36. Pollmark Araştırma Şirketi’nin nisan ayında 26 şehirde 5150 kişi üzerinde yaptığı Türkiye Gündem Araştırması’na göre;

    AK Parti yüzde 52.4 ile birinci sırayı korurken,
    CHP yüzde 24.5 ile ikinci,
    MHP yüzde 11.4 ile üçüncü,
    BDP ise yüzde 7.4 ile dördüncü parti konumunda..

    slm.

  37. Kürkcü’nün makam aracı bisiklet
    BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, Meclis’e bisikletiyle geliyor. Kürkcü, evinden taksiyle 15 dakikada geldiği Meclis’e, bisikletiyle 3-4 dakikada geldiğini söyledi.

    ANKARA – Meclis’e bisikletiyle gelmeyi tercih eden BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, hem milletvekillerinden hem de personelden yoğun ilgi görüyor.

    Bisikletini, odasının bulunduğu Halkla İlişkiler Binası’nın girişine park eden Kürkcü, bisiklet sürerken kaskını takmayı da ihmal etmiyor.

    (Helal olsun)

  38. Böyle insanların mecliste çoğalmasını diliyorum.. Ertuğrul Kürkçü’ye bir ‘Helal olsun’ da benden.

    Ben başka bir haber paylaşmak istiyorum.. Konu hakkında yorum yapmak isterdim ama buna pek gerek olduğunu sanmıyorum;

    Poşu davasında “adalet”: Cihan Kırmızıgül’e 33 yıl 9 ay hapis cezası

    Hrant Dink cinayetinde “örgütü bulamadık” diyen, “en tehlikeli çetenin lideri” dediği Mehmet Ağar’a 2 yıl hapis cezası veren yargı, kamuoyunda “poşu davası” olarak bilinen davada “PKK üyeliği” suçlamasıyla yargılanan Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül‘e 33 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

    GSÜ Endüstri Mühendisliği öğrencisi Cihan Kırmızıgül, polis tarafından 20 Şubat 2010’da bir otobüs durağında beklediği sırada gözaltına alınarak tutuklandı. Gözaltıdan bir kaç saat önce, Kağıthane’de molotoflu bir eylem gerçekleşmiş, polis de Kırmızıgül’ü poşu taktığı için eylemci olduğu şüphesiyle gözaltına almıştı.

    16 Kasım’da yapılan 6. duruşmada, olayda canlı takip yaptıkları öne sürülen 7 polisin yakalama esnasında orada olmadıkları hâlde tutanağı imzaladıkları ortaya çıkmıştı. Böylece gizli tanığın Kırmızıgül’ü teşhis edemediğini açıklamasından sonra, polisin sunduğu tek kanıt olarak kalan olay yakalama tutanağının da sahte olduğu anlaşılmıştı.

  39. gamaro yazdi;”….İbda c vardı, hatırlar mısınız?Ve silahlı propoganda birlikleri de vardı bunların..Ben adını söyliyeyim bu kanadın, siz yukardakilere bakın;Ultra Force..Şaka yapmıyorum……….”

    “…….CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün,
    Salih İzzet Erdiş’in avukatlarıyla birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Salih İzzet Erdiş’in yıllardır tecritte tutulduğunu belirterek ”28 Şubat’la hesaplaşmanın yolunun o dönemin doğurduğu mağduriyetleri gidermekten geçtiğini” söyledi.

    Hüseyin Aygün, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla Bolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan ve kamuoyunda ”Salih Mirzabeyoğlu” olarak bilinen, İBDA (İslami Büyük Doğu Akıncıları) fikrinin lideri olduğu ifade edilen Salih İzzet Erdiş’in yıllardır tecritte tutulduğunu belirtti.

    CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, sözlerinde şunları kaydetti:
    ”Eğer DGM’ler hukuksuz mahkemelerse, 1990’lı yıllarda mağdur olmuş bütün kişilerin sorunlarına çözüm bulunması gerekir. Mirzabeyoğlu da bunlardan biridir. Yıllardır tecritte tutulmaktadır. Hükümet bir taraftan 28 Şubat’la, darbelerle hesaplaştığını iddia ediyor, diğer yandan tecrit, işkence ve çeşitli mağduriyetlerin sürmesi karşısında ses çıkarmıyor.

    Mirzabeyoğlu Davası, 28 Şubat’la hesaplaşma konusunda Hükümetin samimiyetsizliği hakkında bilgi vermektedir.” dedi

    Salih İzzet Erdiş’in avukatı Ali Rıza Yaman da ”Mirzabeyoğlu Davası”nın başladığı tarihin 28 Aralık 1998 olduğuna işaret ederek, ”Salih Mirzabeyoğlu, eşi ve çocuğuyla birlikte o zaman için ilkokula giden diğer çocuğunu almak üzere okula gittiğinde saldırıya uğramıştır. Bu kişilerin polis oldukları Emniyet’te anlaşılmıştır” diye konuştu.

    Avukat Ali Rıza Yaman, Erdiş’in sistematik fiziki işkencelerle geçen bir yargılama sürecinden sonra ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildiğini, çeşitli F Tipi cezaevlerinde tecritte tutulduğunu ve halen ”telegram” (zihin yönlendirme) adı verilen bir işkenceye maruz bırakıldığını iddia etti.

    Ali Rıza Yaman, ”Saldırıya uğradığında 41 eseri bulunan Salih Mirzabeyoğlu, olağanüstü bir dönemde, DGM’nin yargılayıp mahkum ettiği bir kişidir. Bu bakımdan dava yeniden görülmelidir. Eğer 28 Şubat’la hesaplaşılacaksa, darbenin sonuçlarından başlanılmalıdır. Mirzabeyoğlu davası, bu sonuçların en önemlileri arasındadır” dedi…..”

    slm.

  40. Bir milyar dolarlık hayalet kasaba

    ABD’li bilim insanları, tamamen bilimsel araştırmalar için kullanılacak olan hayalet bir kasaba inşa edecek. 35 bin nüfuslu olacak şekilde tasarlanacak olan kent, yollara, evlere ve işyerlerine sahip olacak. Ancak, bir milyar dolara inşa edilecek kasabada kimse yaşamayacak.

    ABD’nin New Mexico eyaletinde inşa edilecek olan hayalet kasabaya en yakın yerleşim birimi, 25 km mesafedeki 40 bin nüfuslu Hobbs. ABD’li bilim insanları, hayalet kasabayı yenilenebilir enerji, akıllı trafik sistemleri ve yeni nesil kablosuz ağlar gibi altyapı projelerini denemek için kullanacak.

    Yenilik, Teknoloji ve Test Merkezi Alanı (Cite) adını taşıyan proje, yerleşim birimlerindeki her türlü yeniliğin yerleşimciler rahatsız edilmeden denenmesine olanak sağlayacak.

  41. AFYONKARAHİSAR Valiliği’nin aldığı, ‘açıktan alkol kullanımı ve alkol satışı yasağı’ resmen başladı. Uygulamanın ilk gününde park, yol kenarları ve araçlarında alkol alan 25 kişiye Kabahatler Kanunu’na göre 169’ar lira ceza uygulandı.

    Buyrun yasaklar başladı.

  42. proje güzel..
    bazi cagdas “gerici”leri ikna etmek zor olacak:) ama bu cami taksime yakisir yapilmali..

    “..Sofya’da gerçekleşen Dünya Mimarlık Zirvesi Interarch 2012’de Taksim Camisi Kültür ve Sanat Vakfı tarafından Ahmet Vefik Alp’e hazırlatılan “Taksim Cumhuriyet Camii ve Dinler Müzesi” Projesi ödül aldı…”

    slm.

  43. Ünlü mimar, Taksim projesinin ayrıntılarını şöyle ifade ediyor:

    TAKSİM’E BÜYÜK BİR CAMİ ŞART ÇÜNKÜ..

    Osmanlı’dan bu yana Beyoğlu-Pera bölgesi İstanbul gayrimüslimlerinin yaşam ve ticaret mekanı olarak gelişmiştir.

    Burada batıdan esinlenilmiş bir mimari üslup egemen olmuş, Taksim ve İstiklal Caddesi çevrelerine görkemli elçilikler, konsolosluklar, kiliseler, sinagoglar ve benzerleri inşa edilmiştir.

    Müslüman nüfusun sınırlı olması nedeniyle bölgede camiler sayıca az ve küçük ölçeklidir.

    Özellikle Cuma namazlarının sokaklarda eda edildiği gözlenmektedir. Bu nedenlerle Taksim bölgesinde bir cami yapılarak bu eksikliğin giderilmesi zaman zaman gündeme getirilmiş ancak bu keyfiyet bugüne dek gerçekleşememiştir.

    1928 yılında İtalyan heykeltraş Pietro Conannico’ya Taksim Meydanı’na içinde büyük önder ve ebedi lider Atatürk’ün heykelinin de bulunduğu bir anıt yaptırılmış, böylece Taksim Meydanı iyiden iyiye simgeleşmiş, ülkenin baş meydanı ve odak noktası hüviyetini kazanmıştır.

    50 yaşındaki Taksim Camisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın Taksim Meydanı’nı batıdan sınırlayan tarihi Maksem Sarnıcı arkasında bugün otopark olarak kullanılan ve içinde şekilsiz bir mescit bulunan 2.500 m2’lik alanda bir cami geliştirme çabaları liberal kesimlerin tepkilerine neden olmuş ve Taksim de cami inşası muhafazakar kesimler ile batılı kesimler arasında bir nevi bir rejim tartışması haline getirilmiştir.

    Zıtlaşmalar bugünlere akmış, temel endişelerden bir tanesi de Taksim’e Mimar Sinan üslubunda devasa bir cami inşası ihtimali olmuştur.

    Tarihi Maksem Sarnıçı arkasındaki bahis konusu arsa bu amaç için uygun olup için Vakıf bu arsada birçok cami projesi hazırlatmış, ancak bunlar takdire şayan olamamışlardır.

    Bu kere tasarlanan Taksim Cumhuriyet Camii Projesi belki de cami mimarisinde bir devri kapatıp yeni bir devri başlatacak bir adım olarak görülebilir.

    Büyük Usta Sinan’ın 500 sene evvel o günün malzeme, teknoloji ve anlayışıyla tasarladığı muhteşem anıtların bir kopyasını Taksim de tekrarlamanın yanlış olacağı görüşü hakim olmuş, mimarinin ancak gününün kültür, malzeme ve teknolojisini yansıttığı sürece değer taşıdığı yaklaşımı öne çıkmıştır.

    Belli konum ve şartlarda Sinan taklidi camiler kabul edilebilir olsa dahi Cumhuriyetimizin ve modern Türkiye’nin simgesi Taksim Meydanı’na inşa edilecek bir camii simgesel değerleri kaybetmemek koşulu ile çağdaş ve yaratıcı bir mimari yorum ile tasarlamak doğru ve kaçınılmaz bir yaklaşım olarak benimsenmiştir.

    Ayrıca, Proje her dinden yabancı turistlerin gezebileceği bir ‘Dinler Tarihi Müzesi’ ile zenginleştirilmiş ve böylece Taksim Meydanı’nın Dünya Kültürlerinin Buluşma Noktası’na dönüştürülmesi hedeflenmiştir…”(enson haber)

    slm.

  44. Yatsı namazına mütakip akarız taksim gecelerine. Çok gerekli bir proje bence de.

  45. Dil sürçmesine bak hizaya gel;

  46. xenix yazdi;”Yatsı namazına mütakip akarız taksim gecelerine. Çok gerekli bir proje bence de..”

    müslümanlar icin gerekli bir pastafaryan icin gereksiz bundan dogal ne var ? ama birgün onlarda cogalir bir mabede ihtiyac duyduklarinda eminim onlar icinde gerekli olur hayir hemen itiraz etme olmaz denilen neler oldu su dünya da:)

    slm.

  47. Bekir Berat Özipek :

    “..Başbakan Erdoğan’ın “tek din” sözünün dil sürçmesi olduğunu söylemesi önemli.

    Çünkü bu yaklaşım totaliterdir; özgürlükçü değil. İlk bakışta şaşırtıcı görülebilir, ama “tek din”, ittihatçı Kemalist bir slogandır; İslami değil.Osmanlı da değil.

    Eğer Osmanlı çeşitliliği kötü görüp “tek dil,” “tek din” diye “tekleseydi”, tarih kitapları muhtemelen “Bilecik civarında kısa bir süre yaşamış küçük bir beylik” olarak bahsedecekti ondan.

    Teklemeye kalkışmadığı için 600 sene yaşadı Osmanlı. Onu batıranlar tam da tekleştirmecilerdi…”


    Kürşat Bumin :

    “…Bu yeni kırmızı çizginin “endişe” verici olduğu apaçık.

    Ama ben yine de “Adana konuşması”nın devamına göz atınca bu işte anlaşılması güç bir yan olduğunu gözlüyorum.

    Çünkü Başbakan, “tek din”den söz ettikten sonra sözlerini-biraz ilerde- şöyle sürdürüyor:
    “Bizde dinsel milliyetçilik de yok.
    Yani biz, ben Müslümanım ama ben Müslüman olmayana da en az Müslümana duyduğum saygı, en az Müslümanın güvencesi kadar onların da güvencesini sağlamakla mükellefim.

    O Hıristiyan olabilir, Musevi olabilir, ateist olabilir, ne olursa olsun, onun da güvencesini korumak, sağlamak bizim görevimiz….”


    Fatih Altaylı:

    ” Başbakan Erdoğan bu cümleyi niye kurmuştur, bir amacı var mıdır, yok mudur bilemem.

    Zihin okuma, bilinmeyeni bilme yeteneğine sahip değilim.

    Ancak

    bildiğim şudur ki, cümlenin kurulmasından dakikalar sonra düzeltme yapılmış, “dil sürçmesi” olduğu günler sonra değil, çok kısa süre içinde söylenmiştir…”

    slm.

  48. aslinda bu haber evrimcileri de ilgilendirebilir:)

    “…Uzayla ilgilenmek yerine başörtülü öğrencilerin fotoğrafını çeken, kendi fotoğrafı çekilirken de yüzünü gizleyen Uzay Profesörü Rennan Pekünlü’nün aynı zamanda intihalci olduğu ortaya çıktı.

    Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. E. Rennan Pekünlü , “şaka haber”i gerçek sanıp intihal yapmış ardından da bu durum ortaya çıkınca rezil olmuş!

    Arşivlerdeki bilgilere göre, Prof. Dr. Rennan Pekünlü, uydurma haberleri gerçek gibi sunan internet sitesi “theonion.com”da bir yazı gördü.

    Pekünlü, Cumhuriyet gazetesince çıkarılan Bilim Teknik dergisinin 28 Eylül 2007 tarihli sayısında, “çakma haber”in sahteliğini anlamadan, üstelik içeriğini de kendi fikriymiş gibi kaynak göstermeden “makale” olarak yayımladı.

    Renan Pekünlü’nün “theonion.com”dan çaldığı “şaka haber”de, dünyadaki bütün “kökten dinciler”in yer çekimine inanmadıkları bilgisi yer aldı.

    Pekünlü, yazısında bu yaklaşımın literatürde “intelligent falling” (zeki düşüş) olarak geçtiğini, bunun da “kökten dincilerde eşyaların düşüşünü tamamen ilahi etki düşüncesine bağlamaya yol açtığını” dile getirdi.

    Ancak
    yazının yayımlanmasının ardından bazı dergi okurları durumu fark ederek, Pekünlü ile derginin yazı işleri sorumlularını uyardı.

    Bu gelişmeler üzerine Rennan Pekünlü, bir açıklama yayımlamak zorunda kaldı.

    Pekünlü, açıklamasında şunları dile getirdi:
    “Dergide ‘Zeki Düşüş – Intelligent Falling!’ başlıklı bir yazı yayımlandı. Bu yazıyı ben internette gördüm ve Türkçe’ye çevirdim.

    Dinsel bağnazlığın bu düzeyde bir çabaya girişebileceğini geçmişteki deneyimlerime bakarak düşünmüştüm.

    Yeterli araştırmayı yapmadan ve daha önemlisi kaynak göstermeyi ihmal ederek yayınlanmasına neden oldum.

    Yayınlandıktan sonra bazı okurlardan uyarı aldım. Bir mailde şöyle denildi:
    ‘Bu yazı ‘the onion’ dergisinin 17 ağustos 2005 tarihli sayısında çıkan bir yazıdır. the onion, temelde ciddi bir haber dergisi görünümünde bir mizah dergisidir. Burada çıkan haberler tamamen uydurmadır ve parodi amaçlı yazılmıştır…”

    pekünlü simdi daha bi ünlü oldu:)

    slm.

  49. Dil sürçmesi falan değin sangre. Bildiğin din sürçmesi…

    Yalancılık bunların prim kaynağı. Ne kadar yalan o kadar alkış.

  50. Uludere katliamı

    Uludere Katliamı ile ilgili Wall Street Journal’da yayımlanan “istihbaratı ABD verdi” bilgisinden sonra, katliamın sorumluluğuna dair bir tartışma başlamış durumda. Bazı gazeteler AKP’yi aklamak gibi akıl almaz yollara başvururken, Ahmet Altan ise ABD’yi aklamayı tercih etti.

    Şırnak’ın Uludere ilçesinde 29 Aralık 2011 tarihinde TSK’nın 34 köylüyü katletmesinin ardından, katliamla ilgili istihbaratın kimden geldiği, bombalama talimatının kim tarafından verildiği uzun süre kamuoyunu meşgul etmişti.

    Çarşamba günü Wall Street Journal gazetesinde yer alan bir haberle birlikte, katliamdan sonra “olağan şüpheli” olarak değerlendirilen ABD’nin Heron görüntülerini Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ulaştırdığı iddia edildi. Böylece, köylülerin bombalanmasında ABD’nin parmağı olduğu da ortaya çıkmış oldu.

    Ancak böylesine büyük bir katliam söz konusu olduğunda, olayın yalnızca istihbarat veya askeri operasyon ile sınırlı kalmadığı, katliamda rol oynayan bütün kurumların bu işin siyasi sorumluluğuna ortak olduğu biliniyor. WSJ’de çıkan yazının ardından, AKP’yi aklamaktan ABD’nin konuya dahlini azaltmaya kadar medyada bir dizi “operasyonel” faaliyete girişilmesi, bunun yeniden hatırlatılmasını gerekli kılıyor.

  51. Sürçme olması neden bu kadar önemli ?
    Dindar bi nesil istemiyor muydu ? Hangi dinin dindarının nesli bu… O tek dinin değil mi ? Başka uzaydayız da bizi kandırıyorlar akılları sıra…

    Bi takım yazıları da bulup getirmiş, Osmanlı falan, yok 600 sene… Osmanlı öldü biraderim, tarihe gömüldü, üstüne üstlük miyadını doldurma sebebi Mustafa Kemal değil, yönettiği topraklardaki milliyetçi oluşumlar.., Yunanı, arnavutu, sırbı, romeni, faslıyı, tunusluyu, mısırlıyı, ARABI Mustafa Kemal kışkırttı sanki… Anadoluyu zor kurtardık e be eblek…

    Akıllara zarar bu adamlar…

    Tabi niyet başka, Gamaro radyo sohbetlerini zaman zaman yazıyor. Bir tane de ben yazayım.

    Radyo zemzem, Ümre zamanı..;
    Değerli gönül dostları, o ümrenin cennet kokularından sonra şu keşhane İstanbul’a dönmek ne acı bilemezsiniz. Minilisi, arsızı, utanmazı bizlere bi abdestlik zaman bırakmıyor, merak etmeyin gönül dostları defetmemize az kaldı. Az sabredin sevgili peygamberimizin o müthiş niyazıyla hasretimiz sona erecek…

    Aman ha! O arkaplan niyetlerini şimdiden açığa çıkarmasınlar, yoksa yoksa…

  52. Can Dündar / Milliyet

    İşte 19 Mayıs böyle kutlanır

    19 Mayıs 2012 Cumartesi 08:39
    [email protected]
    İtiraf edeyim ki ben de resmi bayramların asık suratından müşteki idim. Bütün o hamasi şiirler, bayrak öpmeler, elden ele taşınan meşaleler, resmigeçitler, ses sınırını aşan jetler, heyecanını çoktan yitirmiş bir bayramın köhnemiş ritüelleri gibiydi.
    Ta 1995’in 19 Mayıs’ında “Her Türk asker doğar” diye geçit yapan gençler adına “Doğumda meslek seçimi serbest bırakılsın” diye yazmıştım.


    Bayramlarda Cumhuriyet, haki renk bir kılıkta yürüyordu.
    Oysa temelleri çok renkli bir sivil direnişle atılmıştı.
    Öğrencilere sorun bakalım:
    Mondros’tan hemen birkaç ay sonra Anadolu’nun değişik yerlerinde yerel kongreler toplanmaya başladığını, hatta Karslıların “Kars İslam Şzrası” adında bir “Cumhuriyet” ilan edip Japonİmparatoru’ndan tanınma talep ettiğini biliyorlar mı?
    Daha 1919 başında bu yerel kongrelerin, Ali Fuat ve Kazım Karabekir paşaları ordularının başına çağırdığından haberdarlar mı?
    19 Mayıs 1919 günü Türk Ocağı’nın Fatih Belediye binası önünde 80 bin kişilik dev bir miting yapıp Halide Edip’i kürsüye çıkardığını, onun “Her gecenin bir sabahı vardır” sözünü çılgınca alkışladığını, halkın, elde kara bayraklarla meydana aktığını, esnafın 5 gün süreyle kepenk kapattığını duymuşlar mı?
    19 Mayıs, biraz da bu direniş ruhu değil midir?


    Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, hiç kuşkusuz İstiklal Savaşı’nın çok önemli bir adımıdır. Halkın, aradığı önderliğe kavuşmasının ilanıdır. Sonu Cumhuriyet’le bitecek yürüyüşün başlangıcıdır. Ancak Mustafa Kemal ve arkadaşlarını cesaretlendiren sivil direnişi görmezden gelmek, Hasan Tahsin’i ve İzmir’in 2 gün içinde verdiği 2 bin şehidi unutmak, yerel kongre iktidarlarını yok saymak, her şeyden önce bu ulusa haksızlıktır.
    Cumhuriyete, şikâyet konusu haki üniformayı giydiren, onunla halk arasına görünmez bir tel örgü çeken, biraz da bu “unutkanlık”tır.
    İşte o yüzden, evet, bu bayram, tankların namlusunu ensesinde hissederek uygun adım yürüyen gençlerin “rap-rap” sıkıcılığını hak etmiyordu; kutlamalar stadyumdan dışarı taşmalı, sivilleşmeli, coşmalıydı.
    Hükümet, “1930 model kutlamalar”ı eleştirmekte haklıydı.


    Ak Parti, aslında bu törenlerin Cumhuriyet, Atatürk ve Türk ordusuna methiye vesilesi olmasından rahatsızdı.
    Bunu engelleyebilmek için 19 Mayıs’a stat yasağı denedi. Ancak Milli Eğitim’in genelgesiDanıştay’dan döndü. Bunun üzerine kutlamalar Gençlik Spor Bakanlığı’na devredildi. O da, -dün Hilal Kaplan’ın gayet veciz ifade ettiği gibi- işi, Atatürk’e doğum günü pastası kestirmeye indirgedi.
    Lakin bu süreçte asıl beklenen, hayırlı gelişme oldu:
    Bence çok uzun zamandır ilk kez halk, bayramına sahip çıkmaya başladı. 19 Mayıs’ı kendi iradesiyle kutlamak için bayrak açtı.
    Bu yıl 19 Mayıs, yasak savma gibi değil de, gerçekten sivil bir coşkuyla ve kararlılıkla, sokaklarda, alanlarda kutlanacaksa, bunu biraz da hükümetin ona el uzatmasına borçluyuz.
    Bir taşla iki kuş:
    Hem bayramı militarist bir gösteri olmaktan kurtardık; hem özündeki sivil direniş ruhunu canlandırdık.
    Kutlu olsun!

  53. “….Bu yıl 19 Mayıs, yasak savma gibi değil de, gerçekten sivil bir coşkuyla ve kararlılıkla, sokaklarda, alanlarda kutlanacaksa, bunu biraz da hükümetin ona el uzatmasına borçluyuz.

    Bir taşla iki kuş:
    Hem bayramı militarist bir gösteri olmaktan kurtardık; hem özündeki sivil direniş ruhunu canlandırdık…” (can dündar)

    slm.

  54. Sesi cırtlak!!!!

    Saygı duruşuna olan saygıyı durduramamış ama:)) Saygı durulmuş:)

  55. “Hem bayramı militarist bir gösteri olmaktan kurtardık; hem özündeki sivil direniş ruhunu canlandırdık…” (can dündar)”

    Bence o halk diyorki: “Her şekilde kutlarız, sokak, stadyum fark etmez, hükumetin gücü bize armağan olan bayramı sabote etmeye yetmez ”

    Bence yanii 🙂

  56. 19 mayis vesilesiyle gösterilen tepki;

    “..Neden Ata’mıza saygı duruşunda bulunmuyorsunuz? Bu bayram bizim bayramımız. Atatürk’e saygı istiyoruz” şeklinde tepki verdi…

    tanidik geldi dimi ?

    dindarlar kendi degerleri icin benzer bir tavir takindiginda “dogma” oluyor:)

    hayranlik ve sartlanmislik madalyonun iki yüzü gibidir gelenekci ile reddiyeci ayni noktada bulusturur..

    slm.

  57. “”….Bu yıl 19 Mayıs, yasak savma gibi değil de, gerçekten sivil bir coşkuyla ve kararlılıkla, sokaklarda, alanlarda kutlanacaksa, bunu biraz da hükümetin ona el uzatmasına borçluyuz.”

    Ben borçlu değilim hükümete demek ki benim gibi düşünen kimse de borçlu değil, aksine hükümet bana borçlu.

    E tabi borçlu olunca borçlu gibi konuşmak gerekir anladım da beni niye karıştırıyorsun.

    Borçlu olan da sensin borcuna sadık olmayanda.

    Gizli itiraflardan hakikat okutmayın yahu.

  58. “dindarlar kendi degerleri icin benzer bir tavir takindiginda “dogma” oluyor:)”

    E Din dogma/tiktir. Böyle söylenince niye zoruna gidiyo ebubekir.

  59. Doğruluğu sınanmamış, sorgusuz sualsiz kabul edilesi şart bi duruma niye saygı duyulsun? Oysaki saygıyı hak edenin doğruluğu yaptıklarıyla defalarca sınanmıştır…

    Bu Vatan içinde yetişip Ataürk’e saygı göstermeyenin “eşik cini” olduğu kanaatindeyim…

  60. Sen kendini ”dindar” kategorisine koyma bence. Senden dindar olmaz senden olsa olsa basit bir siyasetçi olur. Basitliği, zihinsel kapasite bakımından yetersizliğiyle orantılı.

  61. yaniliyorsun..

    fakat zahmet edip cevap verdigine bakilirsa senin zoruna gitmis olmali..

    din´i dogma kabul edenler ne hikmetse sira mustafa kemal´in,”degistirilemez,degistirilmesi teklif dahi edilemez” (gerci muhafazakarlar artik Ona da dokunuyor) ilke´lerine gelince dut yutmus bülbüle dönüyor öyleki haz derecesinde bi hayranlik (sufilerde görülen) zannedersin uygar dünya onun ilkeleriyle ayakta duruyor:)

    halbuki,”dogma” din/ladin fark gözetilmeden itiraz edil-E-meyen di..

    yanlis mi ?

    slm.

  62. Yabanci diyor ki,”..Ben borçlu değilim hükümete demek ki benim gibi düşünen kimse de borçlu değil,aksine hükümet bana borçlu…”

    hakli..

    tabi aksi de dogru..

    yani,
    mustafa kemal hayranlarinin iddia ettigi gibi türkiye halklari “O adam”a hic bir sey borclu degil aksine alacakli nitekim halklara yasattigi onca taravma kolay ödenecek bir borc olmasa gerek..

    hem,
    mustafa kemal olmasaydi bile sürgüne gönderdigi,idama mahkum ettirdigi yada sindirdigi yakin silah arkadaslarindan biri sorumlulugu yüklenirdi de doksan yil kayiplarla gecmeyebilirdi..

    gerci,
    onca yil sonra normallesme/sivillesme nihayet basladi hemi de dalga gectikleri(en iyi bildikleri is) göbegini kasiyan adam”in sectikleri muhafazakarlar eliyle..

    “..tanrı’nın değirmeni geç işler ama ince öğütür” dedikleri gibi:)

    slm.

  63. “..İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi, 20 yıllık sigara tiryakisi İsmail Yaman’ın, sigara paketleri üzerinde tüketicilere eksik bilgi verildiği ve sağlığının bozulduğu gerekçesiyle açtığı 10 milyon liralık manevi tazminat talebini reddetti…”

    slm.

  64. Herife DİN diyorsun, cevap olarak mustafa kemal diyor.

    Bildik yobazın, “ben yobaz değilim” deme hali bu olsa gerek.

    Demiş ki: 90 yıl kayıp, halklara yaşattığı travma…

    Unutulan ne ?

    Onların ve işbirlikçilerinin millete yaşattığı travma:

    Her cephede binlerce saldırıya maruz kalmış ve ölmüş MİLYONLARCA SİVİL ve ASKER TÜRK…
    Bu kolay unutulur birşey olmalı… Beş dakikada gönüllerden ve akıllardan silinesi bir travma…

    İstiyorlar ki, 600 yıl yobazlıkla, despotlukla, her türlü canavarlık ve gaspla yönettiklerini, bu toprakların evlatları unutsun.
    İstiyorlar ki, bu halk Mustafa Kemal’i unutsun, onu hep despot hatırlasın.

    Rüyanızda görürsünüz.

    Benim tek hatırladığım; DİN ve DİNE bağlı vahşetiniz… Din deyip insan bile olmayışınız…

    Kaç kese altın DİN ediyor sen onu söyle!..

  65. Saygı duruşunda Perde II :

    “Biz Cumhuriyet çocuuuyuz!”

  66. Dersimliler ‘ne yaşar, ne yaşamaz’

    Umarım “Bu topraklarda katliam ve soykırım yapılmadı” diyenler, katledilen onca insanın “nerede” olduğu anlıyorlardır.

    Alıntı:

    “Halazur Geviş, 1938’de Dersim’de öldürülen yakınlarının nüfus ve tapu kayıtlarını
    istedi. Gelen yanıt ibretlikti: Onlar hiç var olmadılar. Halazur Geviş, TBMM Dilekçe Komisyonu na başvurarak, ailesinin öldürülmesinin yanında, onlara ait tüm nüfus ve tapu kayıtlarının da silinmiş olması hakkında; “Ne âlâ; isyan bahane, arazi şahane. Zamanın İttihat hükümeti ve Genelkurmay Başkanlığı’nın keyfi idaresi böyle buyurmuştur” yorumunu yaptı.”

    link to agos.com.tr…amaz-1550.html

  67. “…..Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, katıldığı televizyon programında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a övgüler düzdü.

    İktidara yönelik sert tutumu ve eleştirileri ile gündeme gelen Sabih Kanadoğlu, Habertürk ekranlarında gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi.

    Yeni anayasa çalışmaları ile ilgili olarak yapılan çalışamaları başarılı bulduğunu belirten Kanadoğlu, Erdoğan’ın gündeme hakimiyetiyle ilgili olarak: “Ben sayın Başbakanı kutluyorum. Gündeme bu kadar hakim ve ulaşmak istediği amaca parça parça, etap etap ulaşmadaki maharetini, ustalığını takdir etmemek elde değil” dedi.

    Başbakan’ın düşüncelerini kendi partisinin sözcüsü muhalefetiyle ortaya koyduğunu ifade eden Kanadoğlu, muhalefet partilerini eleştirmeyi de ihmal etmedi….” (ensonhaber.com)

    🙂

    slm.

  68. Uludere’de samimi katliam… Samimiyet önemli tabii… Çooook samimi çok!

    TSK katliamı ‘samimi’ bir şekilde işlemiş!

    Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, “TSK görevini samimi bir şekilde yapmıştır. Hata da olabilir, hatayı da açıkladık. Tazminatı da açıkladık, tazminatsa tazminat. Ama birileri istismar ediyor” dedi. Erdoğan, katliamı operasyondan hemen sonra öğrendiğini de açıkladı.

    34 sivilin katledildiği Uludere katliamıyla ilgili konuşan Erdoğan, “Operasyonun kararını kendisinin verdiği” iddialarını, olayı operasyondan hemen sonra öğrendiğini söyleyerek yalanladı.

    RTE : “TSK görevini samimi şekilde yapmıştır” dedi. “Hata da olabilir. Hatayı da açıkladık, özrü de açıkladık” diyen Erdoğan, “Tazminatı da açıkladık. Ama birileri istismar ediyor. Allah aşkına tazminatsa tazminat..”

    link to evrensel.net

  69. Ebubekir bu karukature lafim yok mesela (daha once iki karukatur gonderimindeki elestirilerim nedeni ile yaziyorum)

    Salih bu isi bilen ve hakkini veren bir karikaturist.

  70. Stalker, ebubekir farklı mı ki? Ona göre de her şeyin suçlusu kemalistler. 🙂 Kemalafobia.

  71. Ben estetige takilmistim, karukatur sirf bildiri diye ehli olmayanlar tarafindan cizilince pacalardan kalitesizlik akar, ben o nedenle oncekileri tenkid bunu takdir ettimdi,Bunu belirttim.
    Konuyu falan gectim , isteyen herseyi istedigi gibi anliyor ,yaftaliyor zaten .

  72. PKK’yı tanıyalım!

    İyi izleyin, sınav yapacağım;

    ”PKK’lılar tek bir proteinin tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu bilmiyorlar.”

  73. Tam bir ‘Şerefsiz’ desem, az söylemiş olmam sanırım;

  74. sonsuz,”tanri yok,din kaka” yani allah fobisi genelde ateist,ulusalci kemalistler de oluyor hem din olmasa krize girerler ne konusacak neyi tartisacak sonra ?

    mesela,
    lafa gelince efendim madem doktor mühendis olacak niye imam hatipte okuyorlar? geyigi yapiliyor
    ama bak gamaro TIP okumus fakat bir ilahiyatcidan fazla din konusuyor:) imam hatibe gitseydi,
    cami imami olsaydi o zaman dimi:)

    fobi bir cesit korkuyu ifade ediyorsa eger en korkulmayacak sey “Kemalafobia”dir zaten ciddiye alinacak bi tarafi yoktu hele cagimizda hec yok..

    mesela,
    bin yil sürecegi iddia edilen kemalist yaptirimlar (28 subat) yirmi yilini bile dolduramadi yobaz kemalistin elinde “sabun köpügü” misali patladi..

    slm.

  75. “..Kanada’nın Quebec City kentinde yapılan IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) toplantısında, 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları’nın ev sahipliği için İstanbul, Tokyo ve Madrid’in ”aday” statüsü kazandığı açıklandı…”

    slm.

  76. 2000de de aday olmustu sanirim , ama uluslar arasi inceleme raporu ile iptal oldu(hafizam yaniltmiyorsa). Olimpiyatlarin%90i atletizmdir , Atletizm ile alakasiz bir ulkenin olimpiyat organize etmesi uygun bulunmuyor dogal olarak.

    Son yillarda ismini duyuran bir iki atlet ve Istanbulun biraz daha trafik olarak duzelmis olmasi belki bu efer kabul edilmesini (ihtimal zayif ama)saglar ,

  77. Çok dindar toplum olduk çook…

    Bar açılışı…

  78. “Istanbulun biraz daha trafik olarak duzelmis olması”

    bana pek öyle gelmiyor, referansın metrobüs falan mı, düzeldiği kadar da bozulmuştur bence
    metro falan açılacak ama toki sayesinde plansız yapılaşma, durmadan nüfus artırıyor , özellikle trafik sorunu şehrin dış kesimlerine doğru artış göstermekte , düzeldiğinden daha fazla bozulacak gibi

  79. din(i)darlik zaten böyle birsey yani atalarin mirasina sahip cikmak siz niye sasirdiniz ?

    eski dönem ile bugün arasindaki fark,sende mi “haci/dinci”oldun diye insanlari elestiren/asagilayan kemalistler artik söz sahibi degiller..

    muhafazakar iktidar,zaten dindar ve geleneklerine bagli toplumu doksan yil önce meydana gelen bir “yol kazasi”ndan kurtararak normallesme sürecini baslatmistir bu da dindarligin cok daha görünür olmasini beraberinde getirmistir..

    dogal olan ve olmasi gereken de budur nitekim su akar yatagini bulur:)

    slm.

  80. sen şimdi bu fotoğrafa bakıp doğal olanı buydu diyosun öyle mi? allah sana akıl fikir versin o zaman.

  81. Istanbula ne oldugunu anlayabilecek kadar uzun kalamadim son yillarda ama genel intiba olarak, mesela; şile de yasayip mecidiyekoyde calismanin mumkun olmasi, bogaz sirtlarindan artik saatlerle degil dakikalarla kadikoye ulasabilme gibi gelismeler olmus . o zaman(2000de) olimpiyat koyu olarak dusunulen bolgenin ulasim sorunu vardi , simdi yapilan yeni yollar ile bu sorun bir miktar cozulmustur diye dusundum.
    Nufus artisina bagli bozulma metropollerin kacinilmaz kaderi . Aslinda sehirci arkadaslarin goruslerini almali , Istanbulun durumu icin ne diyorlar.

  82. “……………….Yılmaz Özdil’den Sözcü’ye ayar!

    Millete “bidon kafalı” diyecek kadar “millet düşmanı” olan Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil bile Sözcü’nün üslubuna isyan etti.

    Yılmaz Özdil bugün Sözcü’ye verdiği röportajda “küfür ve hakaret gazetesi”ne resmen gazetecilik dersi verdi ve şöyle dedi:

    “Mesela Başbakanı sevmeyebilirsin ama Başbakan’a Tayyip deme hakkın yok.

    O Başbakan senin de Başbakan’ın.

    Bırakalım oy verenlerini, o Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı..

    Eleştirirken hiç kimsenin Cumhurbaşkanı’na Abdullah, Başbakan’a Tayyip deme hakkı yok..

    Yani bu yakışmaz……” (sivilmedya.com)

    Özdil’e bravo..

    slm.

  83. Hahaha… Senin tanrının söyledikleri yanında “bidon kafalı” hiç kalır. Ayrıca herkesin başbakanı olmak öyle kolay bi iş değil, oldum denince olunmuyor.

    Mesela, o yere göğe sığdıramadığın Taraf gazetesi bakan Şahin’e resmen odun demiş. Aslında az bile demiş..!

  84. Millet düşmanı Özdil’e bravo:)

  85. Ben de tam onu diyecektim, misafir yazmış bile.

    Tescilli millet düşmanı Özdil diye başlayan bir yazıyı alıntılayıp kendince olumlu bir bravoyla bitirmek..

    Aynı kutsal kitap gibi olmuş.

    Ne ararsan var:)

  86. Tayyip yerine Recep desek olur mu?

    ebubekire sorsan önüne Hz. ekleyip bir taraflarını yalayacak.

    )kapa parantez

  87. “..ama bak gamaro TIP okumus fakat bir ilahiyatcidan fazla din konusuyor:) imam hatibe gitseydi, cami imami olsaydi o zaman dimi? “

    Bugün şu modern dünya, demokrasi, ya da anlamını bilmeden yazıp durduğun ne kadar evrensel* zart zurt varsa bi öykülerine bakıver istersen.

    Hangilerinin altında ilahiyatın imzası var acaba?

    Öte yandan;

    Yaşar Nuri, Hüseyin Atay vesaire..

    Afganistan’a bi gitsinler de.. görelim bakalım kim nerelerine ne sokuyo?

    Özet geçeyim: Bugün senin din* diye anlattığın, ateist emeğiyle var oldu.

    Anladın?

  88. afganistan´i gec sadede gel ne farkin var elestirdiklerinden ? bugün laf sokusturuyorsun yarin eline imkan/iktidar gecse kimbilir ne yaparsin:)

    hem,afganistan´a uzanmana gerek yoktur doksan yillik kemalist molla uygulamalari talibandan pek farkli degildi..

    gamaro; “Bugün senin din* diye anlattığın, ateist emeğiyle var oldu…”

    ….!?

    bu durum da genelde din,özelde islam karsitligin sebebi cakma/alaturka ateistlik oluyor uygar dünya pratikleriyle uyusmuyor da:)

    mesela,

    marksist ideolojinin ördügü “berlin duvari”nda (yikilmadan önce) bir grafiti,”..Was die Juden hinter sich haben, haben die Türken noch vor sich..”

    ve

    marksist Prof. Dr. Erhan Nalçacı, “Kanımızın son damlasına kadar türbanla mücadele edeceğiz.”

    biri ulusalci alman,digeri marksist türk aradaki fark ne ?

    simdi,
    bu iki zihniyetin eline imkan/iktidar gectiginde afganli talibandan ne farki kalir düsün..

    slm.

  89. Anayasa Mahkemesi, CHP’nin eğitimde “4+4+4” düzenlemesinin iptal istemini oybirliğiyle reddetti.

    “…..Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda ”4+4+4” olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran 6287 sayılı yasanın, şekil bakımından iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemini oybirliğiyle reddetti.Yüksek Mahkeme “4+4+4″ yasasını iptal etmeyerek eylül ayında 66 ayını dolduran çocuklara okul kapısını açmış oldu….”

    CHP Grup Başkanevekili Emine ÜLker Tarhan, içerik yönünden de mahkemeye başvuru yapacaklarını söyledi.

    VE

    CHP, önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesi’ne ikinci kez gidecek..:))

    slm.

  90. Almanya’daki iktidarın tarihi birikişinde kimlerin ne oranda emeği var dedim sana?

    İlahiyatın mı?

    Tarihin hangi döneminde, hangi ilahiyat bugün senin modern dünya evrensel zart zurt diye sunduğun kavramların teşkilinde rol almış, emek vermiş?

    Bi anlatıver.

  91. Ayrıca sorum baki;

    Yaşar Nuri ve şurekası afganistan’a gitsin de islamı* anlatsın hele.

    Ya da Somali, ya da Arabia.

    Bakalım ne oluyo?

  92. gamaro yazdi; “..Ayrıca sorum baki;Yaşar Nuri ve şurekası afganistan’a gitsin de islamı* anlatsın hele.Ya da Somali, ya da Arabia.Bakalım ne oluyo?…”

    niye gülen hoca degil de yasar nuri ? atatürkcü yasar nuri´yi atatürk hayrani chp´liler icine sindiremedi fakat kaset kirizinde baykal gülen hoca´ya selam göndermisti:)

    bakalim ne oluyormus; alinti (cumhuriyet.com)

    “..Amerikan televizyonu CBS’in dünyaca ünlü “60 Dakika” haber programı ‘Gülen Hareketi’ni ele aldı.

    CBS muhabiri Lesley Stahl ve yapımcı Shacher Bar-On tarafından hazırlanan haber programında Türkiye’den yola çıkılarak ABD’nin Teksas eyaletine uzanan yolda “Gülen Hareketi” mercek altına alındı.

    Fethullah Gülen’in hoşgörü, dinler arası diyalog ve eğitime önem veren öğretisiyle sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde milyonlarca mürit oluşturduğu ve oluşturmaya devam ettiği belirtildi.

    “60 Dakika” programında Fetullah Gülen’in müritlerine cami yerine, dünya genelinde okullar açma tavsiyesinde bulunduğu belirtildi.

    Gülen Hareketi’nin sadece ABD’de 130 özel okula sahip olduğu vurgulanarak, söz konusu okullarda 20 binden fazla öğrencinin eğitim aldığı ve bu okullarda eğitim almak için 30 bin kişinin de sıra beklediği ifade edildi.

    Fetullah Gülen’in öğretisi sayesinde “Gülen Hareketi”nin Türkiye’den Togo’ya, Tayvan’dan Teksas’a kadar dünya çapında 1000’den fazla özel okuluyla eğitim verdiği hatırlatılarak, bu okullarda din yerine matematik ve fizik okutulduğu vurgulandı.

    Gülen’in internet sayfasında müritlerine, “Fizik, matematik ve kimya öğrenmek Allah’a ibadettir” öğretisini aşıladığı belirtildi.

    Gülen’in Müslüman dünyasında güç kazanmaya devam eden ruhani bir lider olduğu iddia edilerek, milyonlarca müridinin onu Gandi ve ABD’li insan hakları savunucusu Martin Luther King gibi gördüğünün altı çizildi.

    Fetullah Gülen’in internet sayfasındaki öğretilerinden birinin,
    “Eğer zengin olmanın yollarını aramazsanız, bu Allah’ın gözünde günahtır” dediği belirtilerek, müritlerinin bu öğreti sayesinde Türkiye’nin ekonomik açıdan en güçlü gruplarından biri haline geldiği hatırlatıldı.

    Türkiye’deki milyar dolarlık Gülen İmparatorluğu’nun yüzlerce okulunun yanı sıra televizyon kanalları, bir büyük banka, ülkenin en büyük ticaret örgütü ve yine ülkenin en büyük gazetesine sahip olduğu belirtildi…”

    demek neymis ?

    is bilenin kilic kullananin:)

    slm.

  93. gamaro,herhalde katkisi olanlarin icinde “akleden” her mesrebden insanin rolü vardir..say ki,
    almanya örneginde ilahiyatin orani düsük hatta hic yok mahzuru ne ? dogrular ilahiyatcinin veya ateistin tekelinde mi ?

    tamam..

    evrensel ilkeler/kavramlar ateistler sayesinde modern dünya da uygulama buldu diyelim peki uygar dünya niye marksist,ateist degil de sosyal kapitalist ?

    ilahiyat yüzünden olmasin ?

    kavramlar pratikte test edilip onaylanabiliyorsa bir anlami vardir yoksa ideolojik gevezelikten (zart zurt) öte bir sey degildir:)

    slm.

  94. Bir yığın dengesiz argümanın bir arada kullanıldığı bir biçimsizlik.

    Omurgasızlık.

    Ne oldu, talibanı ikna edememiş sanırsam senin fettoş?

    Bir de öğreti: Eğer zengin olmanın yollarını aramazsanız, bu allahın gözünde günahtır.

    Eğreti ötesi.

    Bu ilahiyat önce kendini bozuyor sanırsam.

    Kendi kendini becerme potansiyeli var yani, önlenemez bir biçimde.

    Beceriyor, beceriyor, beceriyor..

    Sonra?

    Efenim gerçek din bu değil, dinimizi şöyle böyle yaptılar..

    Kim yaptı dinini şöyle böyle?

    Ateistler mi?

    Çocuğuna tecavüz eden adamın, okuldaki öğretmeni suçlaması gibi bi abukluk.

  95. Bunların dinini (o özü güzel kendi güzel ama sonradan kirletilmiş dinini) bozanlar kim?

    Ateistler* mi?

    Değil.

    Peki ya “müslüman ülkeler batı*nın gerisindedir, ama modern dünya da kuran’ın gerisindedir hala” saçmalozluğu içinde geri kendine getirip bak senin sınırların şuraya kadar diyen kim?

    Kendileri mi?

    O da değil.

    Dünya emekçi kadınlar gününün tarihselliğinde mesela.. 8 mart 1857’de yakılan işçi kadınların elinde ne vardı?

    Kuran mı, incil mi, tevrat mı?

    Hiçbiri.

    Clara Zetkin ve Rosa Lüxemburg neyle yazıldılar tarihe ve pratiğe, hadisle mi fıkıhla mı fetvayla mı?

    Dünya tarihinde bir ilk olmak üzere, doğan her insanın iş, barınak, sağlık ve eğitim hakkının öyle kağıt üzerinde değil, gerçek anlamda garanti altına alınması kimlerin eseridir?

    Kadının giyiminden eğitimine ve iş hayatına dahline kadar, kimler kimlerle savaşarak dizginledi ilahiyatın toplum ve sosyal hayat üzerindeki dahiyane fikirlerini?

    Papası kardinali hahamı şeyhülislam kendi mi çekti elini, yav biz kendi kitabımızda yazılanı yanlış mı anlamışız dedi?

    Tüm bunlar olmasa Yaşar Nuri ne yapar ne ederdi?

    Kimlerin emeğini kime satıyorsunuz, siz nesiniz?

    Ya da bir kullanıcımız yazmıştı bi ara..

    İslam peygamberi bu devirde yaşasa ve elinde telefonla internete giren kızları görse ne derdi?

    Facebuku messengeri helal mi kılardı?

    Denize giren kadın hakkında ne hüküm verirdi?

    Bilboardlar’daki mayolu kadın resimleri için kalsın mı derdi?

    Lisede üniversitede kızlar erkekler yanyana mı otururdu?

    Külahıma anlatın.

    Ama hala siz insansınız, hala imamlar insan ya..

    Böyle bir veresiye görülmemiştir.

  96. Ve son olarak;

    Bugün dünyamızın ve insanların hak yolundan uzaklaşıp sapıtmasının sebebi ne?

    Fettoş’un tabiriyle: Tabi ki ateomateryalistler.

    Bakın yine onlar insan.

  97. Böyle tipler de hep almanya’dan ingiltere’den filan çıkar zaten.

    Vay be çoğ güzelmiş buralar.

    Demek ki kuran’da yazılı olanı iyi anlamışlar.

    Çirkin bir kadının habire güzelliğimi kıskanıyorlar deyişi kadar zambak.

  98. Horoz Öttüğünde…

    “9 ay 10 gün uygun mu?..”

    “Aşermek nasıl olmalı?..”

    “Lohusa günleri…”

    Bunlar da bir dahaki il kongresinde inşallah…

    • En iyisi en baştan almalı:

    “Çocuk yapmada ilk adım?..”

    Detayları, modern tıp yerine, M. Hakkı Hazretleri’nin Menkıbeler Külliyatı’nda yazılı, siz iyisi mi önceden bulup okuyun…

    Nasıl yapmalı ki çocuk memlekete faydalı olsun?..

    Mekân olarak mesela…
    “Kapı eşiğinde yapılan çocuk münafık olur” diyor menkıbe…

    “Damda” yapılırsa?..
    “Uçarı, dağınık, savurgan ve havai…”

    Peki, “kapı eşiği” ile “damdan” başka sevişecek yer mi yok derseniz, en uygun yeri göreceksiniz:

    “Ceviz altı…”

    Şöyle diyor menkıbe:

    “Ceviz ağacının altında yapıldığında, o temastan meydana gelecek çocuk ilim ve fen bakımından büyük devlet adamı olur…”

    • Zamanlama da önemli…

    Bu da ilerde Türkiye’nin gündemine gelecek olsa bile benden söylemesi…

    Menkıbeye devam:

    “Horoz öttüğü an yapılan çocuklar ise sesi gür, azmi yüksek, cesareti ileri…”

    • Belediyelerin daha çok keçiboynuzu ektiği kentlerde, karıştırıp da “ceviz altıdır” diye keçiboynuzu altında yapma tehlikesi yanında… “horoz öttü” diye, taksicinin korna sesine denk getirirseniz…

    İşte, tarifteki bizler çıkıyoruz ortaya:

    “Tinerci nesil…”

    • Kadının başı bitti…

    Geçti alt tarafa…

    Çünkü hukuktan eğitime kadar üstyapıyı kendisine göre değiştiren istila, altyapıyı dizayn etmeye geçiyor yavaş yavaş…

    Nasıl anlamazsınız?..

    Doğumdan ölüme yaşam biçimini değiştirecek ufak ufak…

    Yeni yaşam biçimi “din” referanslıdır…

    Dinci yaşam biçimi dayatılacak, zorlanacak…

    İstesen de istemesen de…

    • Kurtuluş?…

    Bekleyeceksiniz…

    Horoz öttüğünde…

    29 Mayıs 2012 – Cumhuriyet
    Dam, ceviz ağacı ve kapı eşiğini bilmiyordum aydınlandım yüce dinimiz İslam sayesinde. Ben mi Sangre? Nerede mi temel attım? Eh madem istiyorsun sonsuz halkını aydınlatma görevimi yerine getireyim. Ben sallanan koltukta temel attım, netice gayet iyi, zeki, boy pos yerinde, babasıyla kafayı bulan, deist ve babası evden uzaklaştığında hemen yakışıklı erkek arkadaşını eve çağırıp ders çalışan bir güzeller güzeli işte.

  99. Faşistlerin ağzından yine tükürük eksik olmuyor.. AKP ise yalpalıyor, bocalıyor.. Faşizm’e ‘görünür’ destek veriyor.

    ”Faşist MHP’nin meclis grubunda konuşan Devlet Bahçeli, Kürt düşmanı ırkçı İdris Naim Şahin’e yine destek verdi. “Bölücü terörü bırakarak İçişleri Bakanıyla uğraşmak PKK’nın değirmenine su taşımaktan farksızdır. Söz konusu bakanın çıkışları yüreklere su serpmiş ve takdir toplamıştır” diye konuşan Bahçeli, Şahin’i protesto eden AKP’lileri ve Kürtleri hedef aldı.”

    Faşist partiden İdris Naim’e destek, Uluderelilere hakaret

  100. Erdoğan’dan yalan üzerine yalan; Başbakan Erdoğan, Uludere köylülerinin PKK ile işbirliği yaptığını ima etti.

    O bölgede başka bir geçim kaynağı olmadığı için, bu insanların dedeleri bile yıllar önce kaçakçılık yapıyordu.. Devlet de rüşvet almak suretiyle bu kaçakçılığa izin veriyordu, göz yumuyordu.. Şimdi işlerine gelmediği için, yıllardır göz yumdukları bu duruma kılıf uydurmak suretiyle PKK’lılarla işbirliği gibi saçma sapan bir bahane ortaya koyuyorlar.. Hay yalanınızı sevsinler sizin!

    Uludere’de katledilenler ne yapıyordu: Kaçakçılık gerçeği

  101. sormak lazim,(ki bi vakitler sormustum) uygar dünyali bilim adamlarin ayetleri olmasa ne yapar ne ederdi ? kimlerin emegini kime satiyorsun diye..

    baskalariyla kafa bulmak ve soru sormaktan kendiyle ugrasmaya (oto kritik) vakit bulamiyor da..

    veresiyeci diye baskalarini suclamak kolay peki kendi ne üretmis batilinin aklettikleri sözleri (ayet) tekrarlamaktan baska ?

    veya

    onca tenkit ettigi sey icin alternatifi/önerisi nedir nicin yazmaz ?

    varsa ögrenelim dimi..

    🙂

    slm.

  102. Bakın benim mesajlarım “tekrarcılık” oldu.

    Kendisi ama çok orjinal.

    🙂

    Neyse..

    Bi tane Abdurrahman Fettani yaz dedik, yazamadın.

    Hüseyin Atay, veya bugün yola gelmiş görünen ve ağzına demokrasi’yi, insan haklarını, kadın’ı vesaireyi alıp “tabikine de zorlama yoktur efenim, kişiyi bağlar” felan diyen benzerleri için de.. bu lutüfkarlığı kimden öğrenmişler acaba dedik.. Yine cevap yok.

    Ama ne var?

    Tekrarcı gamaro..

    🙂

    Not: Kibrit kutusundan çıkması mümkün olmayan milyonlarca nesne sıralanabilir..

    Kibrit kutucular siziii:)

  103. gamaro,”das kapital”sevdirilenlerden oldugunu yazmistin yoksa su sendeki genelde din özelde islam aleyhtarligini “das kapital” mi öneriyor ?

    evet,ben orijinal´i isaret ediyorum,orijinal´e vurgu yapiyorum,uygar dünya örnekleri sunuyorum örnegin kemalist ilkeleri taklit edilen uygar dünya pratikleriyle karsilastiriyorum vs. peki senin genelde din özelde islam aleyhtarligindan (küfürler cabasi) baska bi söylemin,
    önerin var mi ?

    ülkemizin gündemiyle ilgili herkesin söyliyecek bi sözü var fakat sen tutturdun bi gülen de gülen:)

    elestirceksin madem niye sadece gülen,cüppeli benzeri gelenekciler üzerinden? halbuki,
    gelenegi elestiren hüseyin atay,ihsan eliacik,mustafa islamoglu ve digerleri de var..

    (örnegin,ihsan eliacik komunist müslüman diye gelenekciler tarafindan afaroz ediliyor)

    tamam red et ama objektif ve adil ol yoksa teist misyoner´den farkin kalmiyor zaten
    sonsuzus´un “ateist misyoner”i yani dindar avcisi (inquisitor/engizisyon yargici) görüntüsü veriyorsun..

    evet,
    üni´lisin,onca kitap okumusun lakin bu avantaja ragmen “ateist molla” görüntüsünden kurtulamiyorsun belki de hosuna gidiyor ve haz aliyorsundur..

    olur mu ?

    olur:)

    slm.

  104. Newton’un 300 yıl önce ortaya attığı matematik problemini Hintli 16 yaşında bir dahi çocuk çözdü.

    “……Almanya’da yaşayan 16 yaşındaki Hint asıllı Shouryya Ray, parçacığın dinamiği ile ilgili iki önemli problemi çözmeyi başardı.

    Ray’in çözdüğü ilk problem, Newton tarafından 17’nci yüzyılda ortaya atılan, yerçekimi ve belirli hava şartları altında fırlatılan bir cismin rotasını hesaplama ile ilgiliydi.

    Diğer problem ise 19’uncu yüzyılda ortaya atılan ve yine benzer şartlar altında fırlatılan cismin duvara çarpması halinde nasıl yön değiştireceğiyle ilgiliydi.

    Hindistan doğumlu genç, problemi bir okul projesini hazırlarken çözdü.

    Alman medyasının dahi ilan ettiği Ray’e çalışmalarından ötürü bir araştırma ödülü de verildi.

    simdi su tevazu ya dikkat;

    “Bu problemlerin çözümü olmadığı söylendiğinde, denemekten bir zarar gelmez diye düşündüm”….”

    umarim gamaro ders cikarir:)

    slm.

  105. Güncel politika, aktüel siyasi meseleler, Recep, Tayyip, Erdoğan veya Kemal üzerine yazmadığımı daha önceden beyan etmiştim.

    Özel hayatımda da konuşmuyorum.

    Hani nası derler, düşüncenin özüyle ilgileniyoruz Ebubekir:)

    Komünizmle müslümanlık yanyana gider mi, kortej nedir ne değildir, pahalı tablolar ve kapitalizm, antropoloji ve islam, ali k ve Satre, Fettoş ve mutasyon filan.

    Kibrit kutunuzun maşallahı var:)

  106. Sen bana ders verecek mesajı bulup getirirsin tabi.

    Kaplan Hoca da bilim dünyasına ders verir.

    Fettoş biyologlara ders verir.

    Kortejciler.

    Verir.

    Cingöz esnaf tipolojisi.

    Satarken verir:)

  107. Öte yandan..

    Şu Hintli çocuk mesajı nooluyo şimdi?

    Neyi gösteriyo bize, veya sana?

    Çözümsüz görünen problemler karşısında..

    Eee?

    Denemekten zarar gelmez.

    Hmm.

    Elini kesin diyo, nuriki var bi de kırpaçlayın millet de seyretsin diyo..

    Evet evet, denemekten zarar gelmez, kelime köküdür muhakkak.

    🙂

  108. Ya da Habil’le Kabil.

    Bunlar ilk insan Adem babamızla birlikte ilk kuşak, ilk jenerasyon insanlar.

    Ve biri hayvancılıkla uğraşıyor, diğeri tarımla.

    İşi de biliyolar haa..

    Bakmak lazım tabi..

    Mesela antropolojik olarak tarım devrimi ve hayvan sahipliği/hayvancılık ile insanoğlunun tarih sahnesine çıkışı arasında ne kadarlık bir zaman dilimi geçmiş aceba?

    Yoksa yoksa.. ilk insanlar hooop biliyorlarmış mı tüm bu uzmanlık gerektiren şeyleri?

    Ekmeyi, biçmeyi, yaymayı, otlatmayı, evcilleştirmeyi, beslemeyi..

    Diyorum ki ben; çözülemez deniyor ama denemekten zarar gelmez.

    Mesela semboliktir onlar:)

  109. Benim kafama da şey takıldı. Söylediği cümlenin, “tevazu” ile ne alakası olduğu?

  110. Alakası şu;

    Kibrit kutusu:)

  111. 300 yıldır çözülemeyen problemi Hintli çözmüş. Yani referans Kuran veya Müslümanlık değil. Ve Tanrı bu problemi çözme şerefini bir Müslüman kuluna vermemiş. Çok acı çok, İslamiyet halbuki en yüce din.

  112. Başbakan Erdoğan’ın “kürtaj” açıklamaları yabancı basında yankı uyandırdı.

    KADINLARIN ÖFKESİ

    İngiliz Independent Erdoğan’ın “Her kürtaj bir Uludere” ifadelerinin kadın hakları aktivistlerinde “öfkeli bir tepki”ye yol açtığına dikkat çekti. Haberde “Türkiye, anayasasını yeniden yazmaya hazırlanırken ve artık Avrupa Birliği’ne katılım sürecine odaklanmazken Sayın Erdoğan’ın sözlerinin özel bir ağırlığı var” görüşü de dile getirildi.

    Fransız Le Monde ise Türkiye’de yapılan yorumlara göndermede bulunarak “Recep Tayyip Erdoğan: ‘Türk Kadınlarının Vajinalarının Bekçisi’” başlığını kullandığı haberinde “Aşırı otoriterliği yüzünden her taraftan eleştiriler alan Türk Başbakanı Erdoğan, yeni bir cephe açtı” dedi.

    “Dikenli tartışma” başlığını atan İtalyan La Stampa Gazetesi de şunları yazdı: “Sezaryen konusunda Başbakan haklı olabilir. Sezaryen pahalı bir ameliyat. Ancak laik ve demokratik bir ülkede kürtajın yasaklanması bu sorunu çözmez.”

    Cumhuriyet bekçilerine kızanlar vajina bekçisini alkışlar.

  113. “Kürtaj hakkını AKP’ye tartıştırmayacağız”
    Kadınların yürüyüşüne polisler tarafından izin verilmezken, polisin müdahalesi sonucunda 10 kadın gözaltına aldı. Eskişehir Demokratik Kadın Platformu adına bir basın açıklaması yapan Fatma Deniz, kürtaj hakkını neoliberal muhafazakar AKP’ye tartıştırmayacaklarını belirterek şöyle konuştu:

    “Tayyip Erdoğan üç çocuk ile başladığı kadın bedenine yönelik saldırılarına devam ediyor. Erdoğan, AKP Genel merkezinde kadın kolları 3. Kongresinde ‘her kürtaj bir uludere’dir’ diyerek kürt halkına karşı izlediği politikayı kadın düşmanı politikalarıyla iç içe geçiriyor. Peşisıra AKP’liler kanadından Erdoğan’ın söylediklerini destekleyen, pekiştiren açıklamalar geldi. AKP, hükümeti gerici cinsiyetçi, piyasacı politikalarıyla iktidarda olduğu 9 yıl boyunca s,stematik bir biçimde kadınların kazanılmış haklarını gasp etmiş, bir yandan emeğini değersizleştirirken bir yandan da sömürüyü derinleştiren bir kadın politikası izlemiştir.”

  114. AKP Hükümeti, kürtaj yasağı saldırganlığında da iyice şirazeden çıktı. Mega demagojik, provokatif ve saldırgan bir kampanya yürütüyor. Erdoğan’ın saldırı işaretinden sonra Sağlık Bakanı ve Kadın ve Aile Bakanı hemen teyakkuza geçtiler, kanal kanal dolaşıp sis bombaları atıyorlar. Din adamları, cemaat patronları, dinci-gerici STKlar, bilim insanı ve sağlıkçı kılığındaki gericiler, hükümet destekçisi medya borazanları, saldırıda hemen yerlerini aldılar. En son, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Üstün saldırganlıkta vites büyüttü.

    Üstün, Akşam gazetesinin röportajında, işi, resmen ve alenen, “kürtajın tecavüzden daha büyük suç”, “dinin modern tıp ve bilimden daha büyük otorite” olduğunu söylemeye kadar vardırdı.

  115. Ebubekir Akit gazetesinden karikatür yayınlamamıştın, onu da yaptın yani.. Bravo doğrusu.

    Sanırım karikatürün atıf yaptığı konu şu; ’12 Eylül ürünü kürtaj’ tartışılsın!

    Her muhalifi ‘Ergenekoncu’ olarak niteledikten sonra, 80 döneminden sonra çıkmış her yasayı ’12 Eylül ürünü’ olarak nitelendirilen bir durumla karşı karşıyayız anlaşılan.. Bu zihniyetin ne kadar kokuşmuş olduğunu anlatmama pek gerek yok sanırım. (Aslında bu vesileyle kendilerine de 12 Eylül ürünü olan parti diyorlar ya neyse.. Çaktırmayın)

    Bu AKP’liler bu konuyu mala bağlamışlar anlaşılan.. ABD’deki evanjelistlerden, baptistlerden daha çok sıyırdıklarını kanıtlar nitelikte söylemler gelmeye devam ediyor; Doğmamış çocuğa kimlik önerisi

    Aslında biraz düşününce mantıklı ama yetersiz bir öneri.. Anne karnından ziyade, bebeklere daha portakalda vitaminken kimlik çıkarmalılar.. Her portakalın bir kimliği olur ve portakal satışı da dahil, portakalı hunharca ısırmak suretiyle yemek yasaklanır.. Evet evet, olması gereken bu.

    Bu arada Sağlık Komisyonu Başkanı’nın ”eksi 1 ve 18 yaş aralığı’ önerisine UNİCEF ve WHO’dan yanıt gelmiş; ”Ne içtiysen aynısından istiyoruz!”

  116. En başta AKP’nin kullandığı ve pek sevdiği %10 seçim barajı tartışılsın. Madem 12 eylüle karşısın neden hala onun getirdiği seçim sistemini kullanıyorsun derler adama ey ebuimamibekir.

  117. sangre,bu karikatür´ün icerdigi mesaj baska bir gazeteden alintilanmis olsaydi tepkin yine ayni mi olurdu ?

    imam (sah) ali derki,

    “…Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bak….”

    slm.

  118. Üniversitede “Bilim evrimi neden kabul etmiyor” diye sempozyum düzenleyen profesörlerin doçentlerin olursa, Ayhan Üstün gibi kürtaj uzmanların da olur elbette.

    Hepsi demokrasi adına.

    Bugün duydum daha, Fazıl Say tweeter’da bişeyler yazmış, 1,5 yıl hapis istemiyle dava açılmış hakkında.

    Cevapladı Hoca; Efenim düşünce özgürlüğüne evet, ama hakarete hayır.

    Ulan aylardır dinlediğim sayısız radyoda, sabah akşam 7/24, inanmayanlar salaktır, embesildir, kördür, eblehtir, eziktir, mühürlüdür, psikolojik sorunludur, ipnedir, kahpedir, nankördür, haindir’den başka bir şey yok ya..

    O da demokrasi adına.

  119. Kahire Ağır Ceza Mahkemesi’nin Mübarek aleyhine verdiği müebbet hapis cezası (Mısır kanunlarına göre müebbet hapis, 25 yıl hapis anlamına geliyor) muhaliflerin Tahrir Meydanı’nda toplanmasına sebep oldu.

    Kararı protesto eden muhalifler, ülkede tekrar devrim yapacaklarını söyleyerek, olanlardan iktidarda bulunan Yüksek Askeri Konsey’i sorumlu tutu.

    Tahrir Meydanı’nda toplanan göstericilerin sayısı 50 bini geçerken, ülkenin ikinci büyük kenti İskenderiye’de 100 bine yakın gösterici Korniş Caddesi’nde protestolara başladı. Tahrir Meydanı’ndaki gösterilere muhalif liderler Abdulmunim Ebu’l-Futuh, Eymen Nur, Hamdin Sabbahi ve Halid Ali de katılarak, destek verdi.

    Mısır’ın en büyük siyasi grubu olarak kabul edilen Müslüman Kardeşler ile Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) alanlara inerek protestolara katılacaklarını açıkladılar. Müslüman Kardeşler, Mısır’ın tüm kentlerindeki protesto gösterilerine katılacaklarını duyuran bir bildiri yayımladı.

    HAP’ın cumhurbaşkanı adayı Muhammed Mursi ise devrimin halen devam ettiğini belirterek, ”Mısır halkı 1,5 yıldan bu yana Allah’ın hükmünün uygulanmasını ve hak sahiplerine haklarının verilmesini bekledi. Gerçek suçluların cezalandırılmasını beklediler. Ben Allah karşısında gerçek katillerin cezalandırılması hususunda sorumluluğumu yerine getireceğime söz veriyorum” dedi.

    ”İsmailiye, Süveyş ve Asvan” gibi kentlerde de Mübarek’e verilen cezanın hafif olduğunu düşünen binlerce gösterici meydanları doldurmaya başladı.

    Mübarek’e verilen ceza konusunda Yüksek Askeri Konsey henüz bir açıklama yapmadı. Yüksek Askeri Konsey Başkanı Mareşal Hüseyin Tantavi, Mübarek davasında ”tanık” sıfatıyla verdiği ifadesinde, Mübarek’in, güvenlik kuvvetlerine, göstericilere müdahale edilmesi konusunda talimat vermediğini söylemişti.

    Mübarek’e verilen cezaya muhaliflerin avukatlarının itiraz edecekleri belirtilirken, Tahrir Meydanı’nda gösteri yapan binlerce kişi devrimin tamamlanmasına kadar Tahrir Meydanı’nda kalacaklarını ifade etti.

    Mısır’da, 25 Ocak 2011 tarihinde başlayan halk ayaklanması sonucunda Mübarek, görevinden istifa etmiş ve ”güvenlik kuvvetlerine, göstericilere müdahale edilmesi için talimat vermek” başta olmak üzere çeşitli suçlardan yargılanmaya başlamıştı.

    AA

  120. kadınlara hakarete varan açıklamalarda bulunan Melih Gödçek Kollektifli kadınlar tarafından protesto edildi. Üniversiteli Kadın Kolektifi üyeleri tarafından yumurta yağmuruna tutulan Gökçek ve yanındaki gazetecilere çok sayıda yumurta isabet etti.
    Bu arada kadınlara saldıran çok sayıda koruma ve sivil polis kadınları yakınlardaki mağazalara kapattılar. Şu an Protestoyu gerçekleştiren Neslihan Uyanık ve Nebiye Merttürk adlı iki üniversiteli kadın ile adını bilmediğimiz bir öğrenci daha gözaltında..

  121. Bence fedakar bir arkadaşım benzer (Güncel Olaylar diye) forum açsın ve 90 sayfada bir yenilensin. Toro, benim bildiğim ilginç birşey (yanılıyor da olabilirim, biraz şaraplıyım şu an kontrol edemiyorum) Mısır halkının çoğunluğunu Hıristyan (kıpti) diye anımsıyorum. Bu durumda Müslüman Kardeşler nasıl en fazla oyu alıyor? Seçimlere bu nüfus çokluğu yansımıyor mu yoksa seçimler şaibeli mi anlamadım.

  122. mısır halkının din dağılımını bilmiyorum benim için bu haberde dikkat çekici olan:

    “HAP’ın cumhurbaşkanı adayı Muhammed Mursi ise devrimin halen devam ettiğini belirterek, ”Mısır halkı 1,5 yıldan bu yana Allah’ın hükmünün uygulanmasını ve hak sahiplerine haklarının verilmesini bekledi. Gerçek suçluların cezalandırılmasını beklediler. Ben Allah karşısında gerçek katillerin cezalandırılması hususunda sorumluluğumu yerine getireceğime söz veriyorum” dedi.”

    sözleridir.

  123. Kuveyt mahkemesi, sosyal paylaşım ağı Twitter hesabından Hazreti Muhammed’e ve eşine hakaret ederek ülkenin güvenliğini tehlikeye soktuğuna hükmettiği bir kişiyi 10 yıl hapis cezasına çarptırdı.

    (AA) —

    El Arabiya’nın haberine göre, verilebilecek en ağır cezaya mahkum edilen Hamad El Naki’nin avukatı, mahkumiyet kararını temyiz edeceklerini söyledi.

    Hamad El Naki ayrıca Suudi Arabistan ve Bahreyn’deki rejimlere hakaretten suçlu bulundu.

    3 ay önce tutuklanan Naki, tutuklu yargılanıyordu.

    Kuveyt parlamentosu geçen ay, dinle ilgili ciddi suçlar işleyenlerin idama mahkum edilmesinin yolunu açmıştı, ancak yasa henüz yürürlüğe girmedi.

  124. Radyo programlarından devam edelim;

    Dün ve bugün.

    Önce dün.

    Diyanet açıklama yapmış kürtaj hakkında, başkan konuştu; “İslami anlayışa göre çocuk anne karnına düştüğü andan itibaren, annesinden babasından öte allah’ın malıdır. Allah’ın asıl sahibi olduğu bir canlı üzerinde, tıbbi gereklilik olmadığı müddetçe anne veya babanın yaşam veya ölüm hakkı takdir etmesi kabul edilemez.”

    Buraya kadar bir itirazım yok.

    Dini öğretinin konuya yaklaşımı budur.

    Ama “yaşam veya ölüm hakkı” denilen şey dini öğretiden ibaret değildir.

    Tek söz sahibi de zat-ı alileri değildir.

    İşte bu nedenledir ki;

    İslami hüküm veya bir başka dinin hükmü temel alınarak bir yasal düzenleme yapılamaz.

    Bu dünyada sadece müslümanlar mı yaşıyor?

    Ama islam böyle diyor..

    E mümin kadın da ona göre davranıp aldırmasın o zaman karnındakini, kürtaj serbest olsa ne olacak, yok ille aldırcan diye masaya mı yatırılacak?

    Ayrıca kimilerinin “ilahi” adlettiği buyruklarla yeryüzü yasalarını uzlaştırmanın amacı ne?

    Allah’ın buyruğunu yeryüzüne hakim kılmak mı?

    Hoşgeldin teolojik etik.

    Nam-ı diğer: Yeryüzündeki yasa yapıcıya, yeryüzü yasalarını ilahi yasaya yaklaştırma görevi bahşeden etik..

    Sahi eşcinsellere ne olacak?

    Peki ya zina eden?

    Orası burası açık gezen?

    Parantez içinde zinaya davet eden:)

    Kısasa kısas, filan?

  125. Gelelim bugüne..

    Sabah anlattı bi amcam daha..

    Ne dedi biliyor musunuz?

    Aynen şöyle dedi;

    “Sağda solda görüyoruz, kadın kollektifi miymiş neymiş.. orasını burasını açıp ortalıkta geziyorlar… hatta çok özür dilerim, çok müstesna yerlerini göstermekten bile çekinmiyorlar.. bir de üstlerine yazı yazıyorlar.. Bedenimden elini çek diyorlar.. Şöyle bir düşünün, acaba bu kadın tipi mi bizim toplumumuzu ve kadınımızı yansıtıyor, yoksa karnımdakinin asıl sahibi allah’tır diyen mi?.. Anlamak mümkün değil… Hemen de hak diyorlar… Özgürlük diyorlar.. Ne kolaymış böyle hak istemek, inanılır gibi değil.. Bedenin senin mi ki, hakkım diyorsun mübarek? Oranı buranı açıp geziyorsun sağda solda?.. O beden sana göre senin olabilir, ama herşeyin sahibi olduğu gibi, senin bedeninin gerçek sahibi de allah’tır.. Senin olmayan birşey üzerinde bu ne hakkıymış böyle?”

    Ummandan inciler..

    Pırlanta okumaları..

    Hak ve özgürlük uzmanı..

    Etikaltı azmanı.

    Bakın yine imamlar biliyor.

    Demokraaasi canım, demokraaassii..

  126. Arjantin’de dünyada bir ilk olan, cinsiyet hüviyeti yasası yürürlüğe girdi.

    Yasa, insanların mahkeme ya da doktor onayı olmadan sadece kendisini nasıl hissettiğine bağlı olarak resmi kayıtlarda isimlerini ve cinsiyetlerini değiştirmelerine imkan veriyor.

    Kongrede geçen ay oybirliğiyle kabul edilen yasanın dün yürürlüğe girmesinin ardından transseksüeller bugün cinsiyet kayıtlarını ve isimlerini değiştirmek için sıraya girdi.

    milliyet.com

  127. ”Mısır halkının çoğunluğunu Hıristiyan (kıpti) diye anımsıyorum. Bu durumda Müslüman Kardeşler nasıl en fazla oyu alıyor?”

    Mısır halkının %91’i Arap bu Arapların da %90 kadarı sünni Müslüman. Kalan Araplar Hıristiyan.
    Yine halkın %7’si Kıpti ve bunların tamamı Hıristiyan.

  128. Bugünkü Radyomuz, Radyo Cihan..

    🙂

    Mevzu: Dünya öküzün boynuzu ve balığın üzerinde durur hadis-i şerifinin analizi.

    Hoca Efendi: Fettoş.

    Önce embesil hatırlatması; Herşeyi birebir kelime anlamıyla düşünmemek lazım.

    Mesela, devlet dediğin kılıcın ve kalemin üzerinde durur denildiğinde…

    Eee?

    Kılıç orduyu, komutanları temsil eder, kalem de devlet adamlarını, memurları, kanunu, bürokrasiyi.

    Ama bunu böyle anlamayan zanneder ki (buraya dikkat): Basbayağı bi kılıç var bi de ucu açık kurşun kalem, devlet onların üzerinde duruyor…

    Şimdi bu lafı böyle anlayacak bi embesil tanıyosanız ben de striptiz yapcem imanıma..

    Diyeceğim de..

    Neyse:)

    Ibn Kesir de eserlerin de uzun uzadıya anlatmış dedi sonra..

    Taş, öküz boynuzu, balık, onların üzerinde dünya..

    Açıklaması ne?

    Şu;

    Meğersem öküz, toprağı temsil ediyormuş..

    Adem aleyhissamdan beri, davar, inek , manda sınıfı varmış. Ve bunlar toprağın sürülüp tarım yapılmasıyla, etiyle sütüyle insanın hayatta kalabilmesi için olmazsa olmazmış.

    İşte peygamber efendimiz öküzün boynuzu derken bu hususu tespit etmiş.

    Balıksa kıyı bölgelerinde yaşayanlar için vazgeçilmez diğer bir geçim ve beslenme kaynağıymış. Onlar da bu sayede hayatta kalmış..

    Balığın üzerinde derken de bunu kastetmiş.

    Tarım ve hayvancılığa işaret etmiş..

    Ama biz doğrudan kelimelere takılıp kalmışız..

    Valla:)

  129. Gene boruyu döşedin, halifede artık ne yiv kaldı ne set vallahi. Prostat muayenesi de acısız olacak gayri, bu da bonus olsun sonsuzun imamına.

  130. egemen bagis,

    Atatürk 1936’da “….Beyler Sovyetler bir gün çökecektir. Ama orada bizimle aynı dili aynı dini paylaşan soydaş kardeşlerimiz vardır, onlarla şimdiden kültür köprüleri kurun…..”

    talimatını vermiştir.

    Maalesef bu talimatı sümenaltı ettiler.

    Atatürk’ün rüyasını bugün Türk okulları gerçekleştiriyor..” demistir..

    fetullah gülen uzmani gamaro´ya sormanin tam zamani;

    *atatürk´e ait oldugu söylenen ifade,türk okullari ve “türkce olimpiyat” etkinlikleri hakkinda üstad ne düsünüyor ?

    slm.

  131. Fethullah Gülen okullarında usulsüzlük iddiası
    ABD’nin Georgia eyaletinde üç okulun ihraç ettiği tahvillerde usulsüzlük tespit edildi…
    06 Haziran 2012 Çarşamba 16:09
    Fethullah Gülen okullarında usulsüzlük iddiası

    Gülen cemaatine bağlı olduğu iddia edilen Fulton Science Academy Middle School, Fulton Science Academy High School ve Fulton Sunshine Academy’le ilgili denetim raporu dün bu okulların bağlı olduğu Fulton County Schools’un internet sayfasında yayınlandı.

    Devamı

  132. Fethullahin Moskovada actigi okula onceleri Moskovada yasayan bircok Turk-Rus aile iyi egitim verirler hem turkce-ingilizce de ogrenir umudu ilecocugunu kaydettirdi ,aylik ucret adamina gore 100-1000dolar arasi idi ,(aslinda sanirim halen var bu okul fakat benim bilgiler 2001-2003arasi bir doneme ait).
    Arkadsim aylik 300 veriyor idi, okulun soylemine gore 300usd masraflari karsilayan birsey degil , okul yuksek bagislarda bulunan yuksek ucret odeyenler saysinde yuruyordu.
    Iyi egitim umudu ile bu okullari tercih eden bircok aile cocugu 2 yil icinde baska okullara kaydettirdi . Verilen sozler tutulmadi , Ingilizce egitimi verecek Amerikali hoca bir turlu getirilmedi , diger derslerde de normal devlet okullarina gore zayif kaldigi farkedildi .

  133. kitabın, arka kapağında ise yazar şunlar yazıyor:

    “….Cumhuriyet’in kaleleri birer birer düşüyor. Atatürk’ün Cumhuriyeti hasta;

    Fenerbahçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin zapt edilmek istenen kalelerinden sonuncusu.

    Son Kale Fenerbahçe’nin ele geçirilmesinde televizyonlar, gazeteler, internet siteleri her gün sistematik olarak görev yaptılar.”

    Yukarıdaki cümlelerde “Fenerbahçe”yi çıkaralım… Yerine laikliği, cumhuriyeti koyalım… Bu ifadeler bir yerden tanıdık geliyor mu?….”

    “…Bir de şike davasının ardından düzenlenen mitingler var…

    Daha önce
    “Cumhuriyet mitinglerinin” düzenlendiği meydanda bu sefer de “Fenerbahçeliler” tarafından mitingler düzenlendi.

    Aslında
    değişen çok fazla bir şey yoktu her iki mitingde de…

    Bu sefer “Türkiye Cumhuriyeti” değil, “Fenerbahçe Cumhuriyeti” ele geçiriliyordu…

    “Yıkılmayan Son Kale Fenerbahçe” idi…

    Açılan pankartlar, atılan sloganlar da rahatsız edecek derecede birbirine benzerd…”

    “…”Futbol sadece futbol değildir!”… Simon Kuper,
    futbol üzerine yazdığı ve kült eserler arasında yer alan kitabına bu başlığı vermiş…

    Kitabında futbolun dünyanın bir çok köşesinde bir spor dalından da öte hayatın her alanına, toplumun her tabakasına sirayet ettiğini anlatmakta…

    Verdiği örnekler arasında tabii ki Türkiye de var…”

    “…Türkiye’de “futbolun sadece futbol olmadığı” Simon Kuper’in demesiyle tescillenen bir gerçek değil tabii ki…

    Yıllardır mafyasıyla, siyasetiyle, ekonomisiyle Türkiye gündeminde her daim, her şekil yer bulan bir “spor” dalı futbol…

    Bu gerçeği en güzel gösteren örnek ise malumunuz üzere neredeyse üzerinde bir seneyi devireceğimiz şike davası süreci…” (Emre Paksoy)

    slm.

  134. Cumhuriyet’i yıkmak isteyenler için, sadece cumhuriyet değil her türlüsünden din dışılık hastalıklıdır. Tıpkı Bedir kalesi gibi…

    Güç ve onun getirdiği hastalıklı ruh dönüşümü; kendi egemenliğini yaymak ve diğerlerini yoketmek için harekete geçtiğinde kendini haklı kılacak unsurları da yaratır. (Bkz. 12 Eylül)

    Eğer Fenerbahçe spor klübü, bir “kale” olarak görülüyorsa zaten daha en başından bu zihniyet sorgulanmalıdır ve ayrıca korkunç tehlikelidir. Kendi mecrasından başka güç odağı istemeyen zihniyet ise son çırpınışlarıyla hamlesini yapmış ve yenilgiye uğramıştır.

  135. 10 üzerinden 6,5 verdiğim bir fettoş vaazı.

    Daha iyileri de var, şimdilik açılış baabında diyelim:)

    not 1: Seyirci muhteşem.

    not 2: Sizi çok seviyorum, çığlıklarınıza kurban olayım..

    not 3: Fettoşokullarında bu ders yok sanırsam.

  136. “…Adana’da başörtülü öğrenciye ödülünü vermeyen okul müdürü Ayla Avşar açığa alındı…”

    slm.

  137. Haklısın Ebubekir, Kemalist hükümet zamanında ödül alırdı. Dinbaz, din tüccarları zamanında açığa alınıyor..

    Farkı “fiyatı” demiştim vaktiyle..

  138. Bunlar yıllardır, hemen her okulda din tüccarlığı yapıp öpüşen kızlar için orospu teşhirciliğiyle meşgulken, açığa alınan kimse oldu muydu acep?

    Ya da benim ahçı?

    Hani şu yatılı okul çocukluğumda, kucağına aldığı yemek kazanıyla götünü dönüp giden adam?

    Veyahut bizi namaza kaldıran Hakan?

    Din iman kriterleriyle, yatılılardan sorumlu müdür yardımcısı Gazi?

    Nurcu Recep?

    Bunlardan hiçbiri görevden alınmadı sanırsam.

  139. Haaa..

    Fettoş’un okulu olsa ama, görevden alınırlardı kesin.

    Modern dünya, evrensel inkilap filan..

    Tüh, yetişemedik.

  140. İlkokulda tüm sınıfa tek tek namaz kıldırıp dua okutan din hocam da açığa alınmamıştı. Adliyede namaz vakitleri, işi gücü bırakıp giden memurlar da açığa alınmadı. Bunlar AKP öncesi zamanlardı ayrıca. Bence sorun ebubekir’in Kemalist diye adlandırdığı, oysa ne ilericilikle, ne gericilikle özdeşleşmiş “arabesk kültürden” kaynaklanıyor. Aynı zihniyet hala mevcut. Kimi başıörtülüye ödül vermiyor, kimi Alevi diye evlerini işaretliyor, Ermeni diye vatan haini sayıyor vs.
    Ebubekir, maalesef sadece Atatürk düşmanlığı yapıyorsun, büyük resimle falan ilgilendiğin, hatta umursadığın yok. Öyle olsaydı, Başbakan Recep’i de eleştirirdin. Bugün yaşadığımız, şu anda problemli olan uygulama ve söylemlerini didiklerdin. Klasik bir taraftar, holigan tavrı. Çok değersiz, ama yığın oluşturan bir yaklaşım maalesef.

  141. Biraz önce okuduğum bir haber:

    SGK, IQ seviyesi 60’ın altında olan çocukların ilaç paralarını kesti.

    Demek ki iktidar partisinden ya da yakınlarından herhangi birinin IQ seviyesi 60’ın altında olan bir çocuğu yok. Gerçi olsa da, tam gün yasası sebebiyle devlet hastanesinden ayrılmak zorunda kalan doktorlardan birinin devlet hastanesine getirilerek başbakanı ameliyat ettiği gibi bu kanunu takmazlar yine. Ama konu vatandaş olunca…

    Durmak yok, yola devam…

  142. G Milat,yanilmiyorsam amerikalardasin orda mesela okul müdürü türbani bahane ederek ögrenciye ödülü vermemezlik yaparmiydi ? ha yapti diyelim o müdüre ödül mü ceza mi verilirdi ?

    kadincagiz resmen 1930´da cakilip kalmis ne fiati:)

    slm.

  143. Hayz halinin bittiğini kocasından saklayan kadın melundur.

  144. peyote yazdi;”.. İlkokulda tüm sınıfa tek tek namaz kıldırıp dua okutan din hocam da açığa alınmamıştı. Adliyede namaz vakitleri, işi gücü bırakıp giden memurlar da açığa alınmadı.Bunlar AKP öncesi zamanlardı ayrıca…”

    iste bende ona (kemalist zihniyet) vurgu yapiyorum..

    degismesi gerektigini,muasir medeniyet pratikleriyle karsilastirilip uygulamalardaki eksik yada fazlaliklar evrensel standartlara göre ayar yapilmasi gerektigini öneriyorum..

    sen ne diyosun ?

    klasik taraftar

    holigan..

    yahu bu kesimin hangi tarakta bezi oldugu malum ne isi olur bunlarin evrensel standart veya muasir medeniyetle..

    alla alla..

    slm.

  145. Hayır efendim, bu zihniyetin ismi “kemalist” değil. Zihniyet dinden sıyrılamamış, demokratik olmayan ama demokratikmiş gibi davranan takiyeci zihniyetin eseri. Genel bir adlandırma yapacak olursak “arabesk zihniyet” diyorum kendimce. Aynı zihniyeti şu anda Başbakan Recep, besliyor. Atatürk öldü, belki haberin yoktur diye söylüyorum, şu anda Başbakan Recep, Fettullah Hoca çekişmesi içindeki bir Türkiye’den söz ediyoruz. Ve bu sistem de maalesef “demokratik” değil. Baskıcı, yasakçı ve takiyeci! Belki Almanya’da olduğun için oradan manzara sana hoş geliyordur, orası ayrı.

  146. peki “dinden siyrilabilmis” zihniyet´i temsil eden veya edenler hangileri ?

    cevabini vermeden önce hatirlatmak isterim,

    atatürk, (sözde dinden siyrilmis) saray dini olan diyaneti kurmus,alevileri yok sayip disarda birakmistir lakin bununla da yetinmeyip bütceden finanse edilmesini saglamistir..

    yandasi/hayrani kemalistler (sözde dinden siyrilmislar) bu sistemi/zihniyeti bugüne kadar devam ettirmekte hicbir mahzur görmemislerdir nede olsa ATAsinin cocuklari..

    simdi sira sende:)

    slm.

  147. “…..Biz,
    1960′lı yılların sonunda ahlakî, vicdanî ve insanî değerlerle yola çıktık.

    Kendilerini hâlâ solcu sananlar, çizgiden sapmadıklarını iddia edenler, o insanî, vicdanî ve ahlakî boyuttan son derece uzaklaşmış durumdalar ve o gün
    yola çıktığımız değerlerin tam zıddını savunuyorlar.

    Ben değişmedim.
    Değişen onlar.

    Mesele
    hezimeti kabullenmemekten kaynaklanıyor, çünkü hiçbir zaman yenilgiyi kabul etmediler, bunun özeleştirisini, kökten ve radikal bir şekilde hesaplaşma yapmadılar.

    Ben kendi adıma bunu yaptım.

    Ne zamanki benim mensup olduğum hareket 12 Eylül 1980 günü darbeyi destekledi, ben o an köprüleri attım ve en az 10 yıl Marksizm’i yeniden gözden geçirdim.

    İnsanın kendini sorgulaması son derece normal.

    Aslında
    hem benim hem de 60′lı yıllarda sola bulaşmış insanların izlemiş olduğu parkur son derece sıradan, son derece normal ve abartılacak bir yanı olmayan bir şey.

    Biz feodal bir toplumuz. Sanki kendini sorgulamak bir suçmuş bir cürümmüş gibi algılanıyor.

    Dolayısıyla
    bu durum, kendilerini hâlâ solcu ve Marksist olarak adlandıranların kendi feodal önyargılarını kıramamış olduklarından kaynaklanıyor….” (Hadi Uluengin)

    slm.

  148. Sen Türk solu musun ? Sen Marksist misin ?

    İmamın sol elle 31 çekeni…

  149. Ebubekir, Türkiye’de dinden sıyrılmış parti olmadığını daha önce yazmıştım. Türkiye’deki tüm partiler düzen partisi ve hiçbirinin söylemi bizi yeni ufuklara götürecek vaziyette değil. Sen hala Kemalist zihniyet diye dururken Başbakan Recep, bizi cahiliye dönemine sürüklüyor. “Son 24 Saat” başlığını aç, bir zahmet oku. Bir günde yapılan, söylenenler Kemalist zihniyetten mi oluyor, anlat.
    Seçimlerde AKP yanında yer alan Sosyolog Prof. Dr. Faruk Birtek, bak neler demiş;

    “AKP, “Kimsenin hayat tarzına karışmayız” diyordu, karışmıyordu. Şimdi karışmaya başladı… Bugün kadının nasıl doğum yapacağına karışırsan, yarın başına da karışırsın. Ve bir kulp bulursun! Dersin ki; ‘Bunlar kışın grip oluyor, bunun devletimize maliyeti oluyor! En iyisi mi başlarını örtsünler! Türkiye’de, Sovyet Rusya’da olandan bile radikal bir dönüşüm yaşanıyor. Özele karışılıyor. Türkiye, Çin ve İran’dan sonra en çok elektronik sansürün uygulandığı ülke… Hapiste dava görmemiş en çok tutuklunun bulunduğu, iptidai zindanlarda çürüyen insanı olan ülke…
    “

  150. Ebubekir, Marksistleri eleştiren bir sol görüşlüden alıntı yapmışsın. İşte anlayamadığın nokta da bu; solculukta sorgulamak, eleştirmek normaldir. Ama takiyeci zihniyette bu normal değildir, söz konusu bile olamaz! Aynen senin holiganca yaklaşımın gibi. Başbakanını eleştiremiyorsun, sorgulayamıyorsun. Papağan gibi Atatürk düşmanlığı yapmak seni demokrat falan yapmıyor, emin ol.

  151. Başı ağrımadığı halde başım ağrıyor diyen kadın melundur:)

  152. uzatmaya gerek yok bende söyle sorayim,

    sen müslüman misin ?
    sen islamci misin ?

    ATA´sinin sag elle 31 cekeni..

    nasil hosuna gitti:)

    sanki kutsal metin elestiriyoruz da delleniyolar bide cagdaslik falan filan fisman ayaklari..

    valla bi alem su ulusalcilar hem her türlü kutsala/dogma karsi hemde dogmatik´in dik alasi..

    slm.

  153. peyote,elestirmek insanin dogasinda var yani insan ile yasit..

    sorgulamak belli bir kesimin tekelindeymis gibi göstermeye calismak yanlis hatta digerlerine karsi haksizlik..

    uzaga gitmeye gerek yok mesela ihsan eliacik akp´yi,gülen hoca ve gelenegi de elestiriyor lütfen bunlarida görelim..

    örnegin gamaro “das kapital”sevdirilenlerden nicin bir hadi uluengin benzeri öz
    elestiri yapmiyor ?

    din de din,gülen de gülen halbuse ona göre “tanri yok,din kaka” ama nedense metafizik cekim alanindan kurtaramiyor kendini:)

    nicin ?

    slm.

  154. De ki; Tayyip’in oğluna satılan BİM’in sahte sosislerden yiyerek hepinizin dersini verdim. Anlarız 🙂

    Ne içiyorsan bize de söyle iyi kafa yapıyor galiba…

  155. Facebook da sağ sütunda bir ilan/reklam vardı belki rast gelirsiniz;

    Şöyle bişi;

    Dulum boşandım merhaba konuşabilirim

    Fırsatı kaçırma;

    Tıklıyorsun; şurası açılıyor;

    http://www.evlenmelisin.com

    Tıklayın ve açılan sitenin “üye ol” sayfasında resimdeki türbanlı kıza bakın…

    Kaç yaşındadır sizce?

    Bu arada sitenin tanıtım yazsısı da şöyle;

    “Dünyanın en büyük ücretsiz islami ahlaka uygun, ciddi ve seviyeli evlilik sitesi” diyor”

    :)))

    Bunlarda ne utanma var ne de sıkılma.

  156. Yargıtay, anal ve oral seksi şiddet içeren ilişki (tecavüz, sado-mazo), hayvanlarla ilişki, ölülerle ilişki gibi ilişki türleriyle bir tuttu.Bu yorumunu kanundaki “doğal olmayan ilişki” ifadesine dayanarak yapan Yargıtay, evinde anal ve oral seks görüntüleri içeren CD bulundurana 1- 4 yıl arası hapis cezası verilmesini istedi.

    Yargıtay’dan şaşırtan yeni ‘seks’ kriterleri N.Ç davasında verdiği kararla toplumun tepkisini çeken Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nden şimdi de “cinsel ilişkilere” ilişkin tartışma yaratacak bir karar geldi. Daire anal ve oral seksin “tecavüz, sadist-mazoşist gibi şiddet kullanarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde” kurulan ilişkilerle aynı kategoride değerlendirilmesine karar verdi. Daire, anal ve oral seksin “doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar” olduğunu savunarak bu tür görüntülerin yer aldığı CD’leri satan sanık hakkında “müstehcen görüntü içeren yayın satmak” suçundan verilen cezayı az buldu ve cezanın görüntülerin içeriği nedeniyle ağırlaştırılmasını istedi. Karara göre, anal ve oral seks görüntülerini içeren CD bulunduran hatta internetten bu tür görüntüleri içeren videoları indirenlere 1- 4 yıl arası hapis cezası verilebilecek.

    link to muhalifgazete.com

  157. Evinde oral seks yapan karı koca bulunduranları da teşhis edip cezalandırsınlar.

  158. Ebubekir özeleştiriye mi başladın?

    Bak dinle..

    not 1: Benim babam 1982 anayasası için “hayır” oyu kullandı. O şartlarda ve hayır oyu kullananlar zarfın dışından da belli olsun diye incelikle tasarlanmış mor pusulayla. Tutuklandı sonra, 40 gün içerde kaldı.. Ve amcam Ankara ‘da cumhuriyet savcısı olmasa, daha ne kadar kalırdı bilmem.

    not 2: Bugün radyoda dinledim yine. Kenan Evren ilköğretim okulu varmış bi şehirde.. Adını değiştirmişler “Adnan Menderes” diye. Konuştu mübarek demokrasi savaşçıları, o günler bi daha gelmesin geri, istemiyoruz Kenan Evren’i..

    Özeleştiriymiş..

    Bunların kaçı, 1982’de “hayır” oyu kullandı acaba?

    Bir yığın şakşakçı..

    Hatta yarın darbe olsun, gider yine “evet” basarlar.

    Özeleştiri sizin tayfanın haddine değil canım.

    Sizde bildiğim tek özeleştiri; ” Günaha bulanmış bir hayatım vardı… içki içip orospu peşinde kaybolmuş ruhumla karımı döven ben.. Neyse ki islamla tanıştım da kurtuldum vesaire..”

  159. Ebubekir bu konuda ne düşünüyorsun? Senin evrensel değerlerine göre oral sex (hani kadının çaldığı saksafon) helal mi? (Ya da erkeğin çaldığı mızıka) Bak kanun Türkiye’de buna yasak getirdi. İşte ileri demokrasi.

    Ausburg’da oral sex yasak değil mi? Neee serbest mi? Ne biçim özgürlük var oralarda, bitmiş bu Almanya bitmiş.

    Bence oral sexe ceza koyan akp bitti gayri, artık iktidardan tepetaklak gidişin tescilidir bu. Halkımız herşeye katlanır ama bu yasağa asla ;-))

  160. Sen de ucuz espri yapmasan olmaz kambur.

  161. Ebubekir, dinci anlayışın temelinde “sorgusuz sualsiz teslimiyet” vardır, bunu biliyorsun. Başbakan hem özel hayatında, hem de kamusal alanda bu “teslimiyetçi zihniyeti” temsil ediyor. Bugün Türkiye, İslami muhafazakar yöne doğru çekilmeye başlandı. Hangi İslami rejimde özeleştiri, sorgu, sual vardır, örnek verebilir misin? Hangi İslami rejimde kadın istediği gibi gezebiliyor söyler misin? Tüm bunları görmezden gelerek din eksenli bir partinin savunuculuğunu üstleniyorsun, sonra da sıkılmadan demokrasiden bahsediyorsun!

  162. Sevgili Peyote Ebubekirve benzerleri, bu tur cumleleri sorulari gormuyor ,kaale almiyor, punto hacmi onemli onun icin , sig beyinler , dusuk IQ larve cehalet onlarin (ideolojisinin) varlik garantisi .

  163. “Sizde bildiğim tek özeleştiri; ” Günaha bulanmış bir hayatım vardı… içki içip orospu peşinde kaybolmuş ruhumla karımı döven ben.. Neyse ki islamla tanıştım da kurtuldum vesaire..”
    “

  164. İstanbul Fatih’te eşofmanlarıyla belediye otobüsüne binmek isteyen 21 yaşındaki Yağmur Yılmaz, bir grup çarşaflı kadın ve sarıklı-cübbeli erkek tarafından “Bizi günaha sokuyorsun” denilerek otobüsün içine alınmadığını söyledi.

    Evrensel gazetesinin haberine göre geçen yıl şortla bindiği otobüste “çıplak bacaklarınla bu otobüste oturamazsın” diyen bir kişinin saldırısına uğrayan 19 yaşındaki Nurcan İbrahimoğlu’nun yaşadıklarına benzer bir olay yaşandı.

    Pazar günü olduğu için üzerinde eşofmanları ve tişörtüyle işe gittiğini belirten Yılmaz, Edirnekapı’da bulunan üst geçitte, Vezneciler yönüne giden bir belediye otobüsüne binmek isterken engellendiğini anlattı.

    Genç kadın, otobüs merdivenlerine yönelmek üzereyken, aralarından sarıklı-cübbeli erkeklerin ve çarşaflı kadınların bulunduğu 15 kişilik bir grup tarafından otobüse bindirilmediğini belirtti. Kadınların otobüs merdivenlerinde önünü keserek, “Sen bu otobüse binemezsin” dediklerini aktaran Yağmur Yılmaz, bunun üzerine kendisini engelleyen kadınlara “Bu otobüse binmek herkesin hakkıdır” dediğini, ancak kadınların “Eğer sen binersen biz günaha gireriz, bizi günaha sokuyorsun” diye yanıt verdiklerini söyledi.

    Gruptaki sarıklı ve cübbeli erkeklerin de kendisine sözlü tacizde bulunarak, “Başı açık, yazık yazık şuna bak!” şeklinde sözler sarfettiklerini kaydeden Yağmur Yılmaz, otobüsün içindeki başka yolcuların ve durakta kendisi gibi otobüs bekleyen başı açık kadınların olduğuna, ancak hiç kimsenin tepki vermediğine dikkat çekti. Yılmaz, aynı şekilde otobüs şoförünün de yaşananlar karşısında tepkisiz kaldığını vurguladı.
    link to gundem.milliyet.com.tr

  165. AFERİN AYDIN BEY, BRAVO
    Ne kadar zengin bir kadronuz varmış. Harcaya, harcaya bir türlü bitiremediniz.
    Emin Çölaşan’la başlattığınız kıyam Bekir Coşkun, Özdemir İnce, Cüneyt Ülsever, Tufan Türenç, Uğur Dündar ile devam etti. En son Ayşenur Aslan’ı, susturdunuz.
    Milliyet ve Vatan gibi iki güzel gazeteyi de “Toplu satış” yöntemiyle, Demirören’lere sattınız. Onlar da baba-oğul el ele koşarak “huzura” gidip, “Efendim, bu gazeteler bizim değil, sizin emrinizde. Siz ne derseniz o olur” diye gazeteleri iktidara pas ettiler.

    Daha fazlasını da yapabilirsiniz. Örneğin, Yılmaz Özdil’i işten çıkartıp yerine Hilmi Özkök’ü alabilirsiniz. İki Özkök bir arada, çok da yakışır.
    Ya da Ahmet Hakan’ı atıp, yerine Taha Akyol’un oğlunu transfer edebilirsiniz. Eksilen kadronuzu, Fehmi Koru-Hüseyin Üzmez- Abdürrahim Dilipak ile takviye edebilirsiniz. Hatta, Başbakan Erdoğan’ın damadını, Çalık Grubundan alıp, medya grubunuzun başına getirebilirsiniz. Kaldırdığınız “Medya Mahallesi” programını Merve Kavakçı’yı Amerika’dan getirtip, ona yaptırabilirsiniz. Nagehan Alçı-Nazlı Ilıcak ikilisine “İleri Demokraside Çok Seslilik” adlı program hazırlatıp, aralarına Rasim Ozan Kütahyalı ve Ergun Babahan’ı oturtabilirsiniz.
    Tüm bunları yapabilirsiniz. Fakat bunları yapsanız bile, başınıza geleceklerden kendinizi ve ailenizi kurtaramazsınız…
    Siz istediğiniz kadar, kadronuzu iktidarın istek ve emirlerine göre tanzim edin, iktidara yağ çekmekte ve Lâik Cumhuriyetin ipini çekmekte Ferit Şahenk ve NTV ile istediğiniz kadar yarışın, onlar asla sizi kendilerinden saymayacaklardır.
    Siz, onlar için daimi bir tehlikesiniz.
    Eğer, Türkiye’yi İran benzeri bir İslam Cumhuriyetine dönüştürmek isteyenler başarılı olurlarsa, kellesini ilk alacakları, fetva ile mallarına el koyacakları ilk kişi sizsiniz. Aynen İran’da olduğu gibi. Bu konuda ellerinde o kadar çok doküman var ki..
    Erdoğan’ın Eşbaşkanı olduğu BOP amacına ulaşır ve Türkiye bölücülerin eline geçerse, size yapılabilecekleri, ben dahil hiç kimse tahmin edemez.
    Türkiye, Demokratik Parlamenter Rejimde ve bütün olarak kalmayı başarırsa, bundan böyle gelen her iktidar, tıpkı bugünkü gibi sizi kullanmak isteyecektir.
    “AKP’ye var da, bize yok mu”, anlayışıyla size yaklaşacak iktidarlar, üç polis-dört maliyeci- iki savcı ile sizi önlerinde diz çöktüreceklerdir.
    Aydın Bey, siz sadece dününüzü ve bugününüzü değil, sizin ve çocuklarınızın geleceğini de kararttınız. Bu ülke çok gazete patronu gördü. İktidarlara boyun eğenler, varlık sebepleri olan Türk Milletini aldatanların hepsi unutuldu gitti. Bugün bunlardan bir tanesini bile hatırlayan yok.
    Ama gazeteci ve yürekli bir vatansever olan Hasan Tahsin hiç unutulmadı, unutulmayacak. Çünkü o Padişahın ve düşmanın dahi karşısında boyun eğmemişti…
    Değdi mi Aydın Bey?
    Aferin size, üstelik de bravo, siz bu ömrü boşa yaşamışsınız…
    Sağlık ve başarı dileklerimle 12 Haziran 2012
    RİFAT SERDAROĞLU

  166. Delişey önceleri gazeteciliğin düsturu “insan köpeği ısırırsa bu bir haberdir” idi.

    Şimdi ise “haber dediğin beyefendiyi üzmeyecek / kızdırmayacak” oldu.

    Tabii burada birkaç gazeteyi tenzih ediyorum.

  167. Okuyacak köşe yazarı bulamayacağız yakındır… Oysaki haberin nabzını tutan köşe yazarlarıdır.

    Ne diyeyim sevgili Tuzla,

    yaptığı hatanın bedelini ödetmiyorlar bu ülkede hata yapanlara, oysaki; ödenmeyen hatalar toplumun felakete sürüklenmesinin baş senaryosu değil mi?

  168. peyote,dini mini gec düne kadar atatürk´ü sahsa özel kanunla koruyan kemalist zihineyet yani “atatürk ilke ve inkilaplari” da sorgulanamiyor sorgulayanlar kemalist molla(yargi)fetvasiyla derdest ediliyordu..

    cakma “muasir medeniyet” uygulamalariyla ilgili yüzlerce örnek/belge sererim önüne..

    sikayet ettigin konular ileri demokrasi uygulamalar neticesinde düzelir o nedenle uygar dünya pratiklerinden örnekler veriyorum dolayisiyla demokrasiden bahsediyorum sen niye geriliyorsun anlamadim..

    mustafa kemal´in cakma cumhuriyetini elestirdigim icin mi ?

    🙂

    slm.

  169. Ebubekir tipi. Madem ki cumhuriyete karşısın, ne demeye Almanya’da yaşıyorsun, gitsene Afganistan’a, İran’a.. Ama sıkar değil mi? Almanya da cumhuriyet seni ve aileni koruyor, öteki yerlerde ezerler geçerler değil mi?

    Cumhuriyet seni korusun, sen cumhuriyete küfür et.

    Hem kişiliksiz, hem nankör.

    Hem de geveze.

    Tipitip.

  170. 1982 anayasası için yapılan referandumda oy kullanacak yaşta mıydın Ebubekir?

    Ve eğer kullandıysan oyunun rengini sorabilir miyim?

  171. cunku bugun hesap soruyoruz dediginiz 12 eylul’e o zaman cani gonulden tam gaz destek verdiniz( Fettosu alintilamaya gerek gormuyorum), bircok vatandas ise fislenme korkusu ile evet verdi, Gamaro yazdi yukarida “hayir” verenlerin akibetini.

    Evren de sizlere vefa borcunu misliyle odedi , sola darbe olsun diye imam hatip okullari acilmasini ve cami yapilmasini emretti .

    1yil sonra yapilan cami sayisi ve acilan imam hatip sayisi kendisini bile soke etti . Yani vefasizlik etmeyin siz “muhafazakar , tutucu” kesimin bu gunku kitlesel gucune ulasmasinda Evrenin katkisi cok buyuktur.

  172. “sen niye geriliyorsun anlamadim.. mustafa kemal´in cakma cumhuriyetini elestirdigim icin mi ?”

    Demek ben gerilmişim, hem de eleştirdiğin için… :)) Madem öyleyim, hadi eleştir Başbakan Recep’i. Buyur…

  173. Niye geriliyorsun?

    Korkmayın acıtmaz.

    Merak etmeyin cıs yapmaz.

    Ebubekir sever böyle cümleleri, durur durur söyler:)

  174. ebubekir genelde söyleyecek bir şeyi olmadığı veya köşeye sıkıştığında söylüyor bu cümleleri.

  175. Ben bir keresinde RTE nin oglunun yaptigi trafik sucu ile , olume sebebiyet verme olayini ve RTE nin belediye baskanligi imkanlari ile bu olayi ortbas etmesini hatirlatmistim face book da , bunlardan biri saldirdi bana sen ALLAHI sevmiyosun diyerekten cumleler kurdu .

    Yani diyecegim RTE yi elestirirse Allah carpar diye korkuyor bu tipoloji (galiba) .

  176. İnsanların yaptığı hataları dine mal ediyorsun Stalker, çok yanlış..

    Zaten şu Feurbach mıdır nedir, o da aynı hataya düşmüştü.

    İnsanların yaptığı yanlışları dine maledince sürekli..

    Anlayamadı.

    Boş yere yazdı onca kitabı.

    Keza Marks.

    Veyahut Nietzche..

    Sagan..

    Hawking..

    Hiçbiri anlayamadı.

    Halbuse insanın yaptığı yanlışlar dini bağlamaz bi kerem..

    Ama işte yapılan hataları dine maledince..

    …Pöfff:)

  177. Yahu bu Cumhuriyet ile Demokrasinin sınırları, tanımı ve de gerekleri bellidir.

    Eğer kul isen birey değil isen…
    Eğer aile ya da çevre örf anane, töre baskısından mutlu ve de bunun altında ezilen ve de sıra sana gelince kendi gücünün yettiklerini ezen isen…
    Eğer özgürlükçülükten uzak, yobazlık ya da beynamazlık sana daha şirin geliyor ve de kafan bireysel hak ve özgürlüklere basmıyor ise…

    …senin için demokrasi de cumhuriyet de çakmadır.

    Alman sana kaç senedir çakıyor orada sen ondan bahset…

    :)))

    Demem o ki; hayatın boyunca gelen bir giden iki çaktıysa…

    …çakma yaşarsın.

    Çakma da, çakık da, çakılık da sen ve sen gibilerdir aslında… güçlünün eteğinin altından ötenlerdir.

  178. Tuzla,peyote´ye yazdigim,

    “..sikayet ettigin konular ileri demokrasi uygulamalar neticesinde düzelir o nedenle uygar dünya pratiklerinden örnekler veriyorum dolayisiyla demokrasiden bahsediyorum..”

    cevabimdan cumhuriyet´e karsi oldugumu mu cikardin ?

    yazik..

    slm.

  179. Stalker,bugün kenan evren kemalistinden hesap soruluyorsa bunu kemalistlere degil önce icinize sindiremediginiz imam hatipli R.T.E´ye borclusunuz..

    aslinda 12 eylül her kesimden insani magdur etmistir ancak vatandaslari magdur eden kemalist zihniyet ile yüzles-E-meyen,hesaplas-A-mayan bir gamaro (babasi magdur) örnegi (o tipoloji derdi) var karsimizda tek bildigi din de din,gülen de gülen:)

    sence de tuhaf degil mi ?

    slm.

  180. Ebubekir aptalı oynayınca daha bir şirin oluyorsun.

  181. ”12 eylül her kesimden insani magdur etmistir”
    demişsin. Yalan. 12 eylül dinci tayfasını kayırmıştır.

    AKP bugün 12 eylülün getirdiği %10 seçim barajı ile var olabilmiştir. Madem 12 eylüle karşısın ilkönce onun getirdiği seçim barajını kaldır. Asuburg’da %10 seçim barajı var değil mi?

    ”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)

  182. Kenan Evrene hesap sorma konusunda siz “Muhafazakar” kesime hic birsey borclu degil kimse , koylu mantigini birak bi kenara, Aydinlar cok daha once dile getirdi bunu ,

    sizin tarafin aciklamalari disindaki konulari ancak forumda cevap yetistirmek icin arayip buluyorsun , zamaninda gerici basin disindaki basini da izleseydin bunu bilirdin.

    Su anda istasyon sefi Tayyip dolayisiyla ona kismetmis , tamam bunu yapmasa asil o zaman elestirirdik (farkindaysan neden hesap soruyo falan diyen hic kimse yok, boyle bir elestiri yok , yapmasi gerekeni yapiyor,) ,

    ama borc morc muhabbetine girilecekse , sizin (Muhafazakarlarin)Kenan evrene cok borcunuz var, bizim ise(Sosyalistler) yok (edit:aksine alacakliyiz) .

    delikanli ol biraz gercekten ,Yavsaklik kimseye yakismaz.

  183. “..aslinda 12 eylül her kesimden insani magdur etmistir ancak vatandaslari magdur eden kemalist zihniyet ile yüzles-E-meyen,hesaplas-A-mayan bir gamaro (babasi magdur) örnegi (o tipoloji derdi) var karsimizda”

    Şimdi kendi kendimi editleyecek bir cümle edecektim, vazgeçtim..

    Yüzleşmeymiş, hesaplaşmaymış..

    Hakmış.

    Bana bak,

    Ben “haklıyız kazanacağız” diye büyüdüm, git oku.

    Bedelini de gayet iyi ödedim!

    Hele iki polis sıksın da bi taşağını.. soksun da ağzına tabancayı..

    Senin yüzüne bilahare bakarız.

    Ne yaptın 1982’de?

    Yemedi mi?

    Ya da bugün 12 eylül’e atıp tutan, sırnaşıklıktan kıç yalayıcılığından okul ismi değiştirmekte karar kılan o meşhur % 50 ne yaptı?

    Hayır mı bastı?

    Züğürt Ağa’ya çevirdiniz amına koyiim ortalığı; E bizim oy nereye gitti o zaman?

  184. Evrene o kadar karsi iseniz madem kaldirin %10 barajini ,yiktirin o zaman onun yol vermesi ile yapilan camileri , kapattirin onun sayesinde acilan imam hatipleri de , ha? yer mi?

    Imtiyazlari lup lup ederken iyidi di mi ?

  185. Hayret bişey ya..

    Köşe yazılarıyla yaşayan adam ders veriyor yüzleşme adına.

  186. Tuzla,kemalist tornadan cikmislar gibi cevap vermek yerine hakaret etmeyi marifet saniyorsun cevap veremiyorsan bari susmayi bil..

    slm.

  187. gamaro,sen degilmiydin mealen,”..ben siyaset yazmam,tayyip,kilicdaroglu ile ilgilenmem bilimin özüyle ugrasirim.” diyen ?

    hem,dedigim gibi her kesim magdur oldu magduriyet edebiyati ve kendine yontma yerine herkes önüne baksin ve yüzlessin,hesaplassin ZALIMiyle gerisi hikaye onlarin da kim oldugu belli..

    ben mi ne yaptim ?

    almanya da oldugum icin oy kullanamadim ama kesin hayir olurdu..

    su kadarini ilave edeyim (istanbul bulusmamiz da xenix´e de cinlatmistim) hem “MIT” hem de “BKA”(verfassungs schutz) tarafindan takip altindaydim..

    keser mi ?

    🙂

    slm.

  188. Ne desem, bilmiyorum ki…

    Ne söylesem boş. Ya yanlış anlayacaksın, ya da anlamazlıktan geleceksin. Hiç anlamasan da bu sefer yalan/yanlış döktüreceksin.

    Ben “siyah sardunyanın balıklar alemindeki mavi versiyonu dondurma ile taban tabana zıttır” diye bir cümle kursam, tutup bana “Bütün Kemalist tornadan çıkanlar balık gibi suyun altındasınız” diye bir cevap yazacaksın.

    Burada kabahat senin değil, yazıyı anlaşılmaz bir şekilde yazdığım için benim. Ama senin bütün yazıların böyle. Hepsinde sapla samanı birbirine karıştırıp, üzerine biraz da yoğurt ve su katıp cacık diye satıyorsun.

  189. Bak yahu..

    Şimdi de sen hani Tayyip yazmazdın..

    Ne tayyipi ne siyaseti?

    Sen kendi yazdığın cümlelerin farkında mısın?

    Gamaro’nun babası gibi bilmem neyle hesaplaşamayan-yüzleşemeyen örnekler var karşımızda diyen kimdi, ebem mi?

    Ben diyorum ki adam o şartlarda gitti hayır’ı bastı, o diyor bakın yüzleşememiş..

    Hiç utanman yok mu?

    Sonra?

    Yok öyle dememişmiş, herkes hesaplaşsın demişmiş..

    Nesin sen, hesap uzmanı mı?

    Ne biliyorsun da adisyon dağıtıyorsun önüne gelene?

    Hele hele..

    Sanatçının eserini satabilme “özgürlüğüne” methiyeler düzen, hayal dünyası bile bununla sınırlı varlığınla sen.

  190. su kadarini ilave edeyim (istanbul bulusmamiz da xenix´e de cinlatmistim) hem “MIT” hem de “BKA”(verfassungs schutz) tarafindan takip altindaydim..

    Ya şizofren ya yalancı…

    Sizce hangisi ?

  191. gamaro,nochmal zum nachlesen;

    aslinda 12 eylül her kesimden insani magdur etmistir ancak vatandaslari magdur eden kemalist zihniyet ile yüzles-E-meyen,hesaplas-A-mayan bir gamaro (babasi magdur) örnegi (o tipoloji derdi) var karsimizda tek bildigi din de din,gülen de gülen…..”

    gamaro yazmis; “Ben diyorum ki adam o şartlarda gitti hayır’ı bastı, o diyor bakın yüzleşememiş….”

    bende diyorum ki,yüzlesemeyen,hesaplasamayan bir evlat var karsimizda adi gamaro anladi simdi ?

    tek
    bildigi
    din de din,
    gülen de gülen..”

    slm.

  192. Şimdi de bana adisyon..

    Nasıl hesaplaşmam gerekiyormuş, bi anlatıver.

    Ne biliyorsun mesela hakkımda?

  193. Bu da sorulur mu gamaro?

    Elbette Gülen’e ve Erdoğan’a yalakalık yapacaksın, onların zırvalıklarını görmezden geleceksin ebubekir gibi.

  194. Yargıdaki son kararname de gösterdi ki, Alevi bir savcı hakkında herhangi bir yolsuzluk veya bir soruşturma olmamasına rağmen, yer değiştirme talebi olmamasına rağmen, hatta 10 yıllık yer değiştirme süresi bile daha dolmamışken İstanbul’daki görevinden alınıp Elazığ’a atandı ! Gerekçe falan da gösterilmemiş ne yazık ki! Alevi olması tesadüf müydü diye sormadan edemiyorum?

    Bu hükümetin demokrasiyle, insan haklarıyla falan ilgisi yok. Hatta askerleri hapse atmasının dahi bunlarla ilgisi yok, tek amaçları intikamdı, onu da aldılar. Yoksa ülkenin siyasal, toplumsal anlamda gelişimi gibi bir dertleri yok. ebubekir, hükümetin daha ne kadar savunuculuğunu yapacaksın? Hükümetinin yaptıkları o eleştirdiğin Kenan Evren gibilerin yaptıklarıyla aynı değil mi? Öyle bir fark var diyorsan anlat, biz de görelim.

  195. pasa gönlün bilir gamaro nasil istersen öyle hesaplas ama hesaplas o zaman ögreniriz..

    slm.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.