Sana derler ki, seni aramıza alacağız. Nasıl bir araya alındığını görmelisin. Sabahlar uzayacak mı, yatakta daha fazla mı keyif yapacak ve uyanacaksın güne. Sofranda kırmızı etler, masada kahkahalar, viskin, puron ve sen ve parfüm kokularının karıştığı haz gecelerinin tekrarı için ertesi günün kazık atma planları, zihninde tarifi imkansız kurguları açacak. Sözcüklerin köşelerini kırpmaya başlayacaksın çünkü ne kadar hafifmeşrep olursan o kadar nezaketli olduğunu yönünde vitrin yapıp puanları toplayacaksın parfüm kokulu su yataklarında. Spor salonlarında terleyen sıkı kalçalara kilitlenen ”akıl” ile sen sosyalliğin tanımını taçlandıracaksın belkide. Sahip olduğun cillop gibi bir kadın, cillop gibi bir aracın dizginlenemez sarhoşluğuyla ayanadaki yüze yeniden hayran olacaksın. Herhangi bir şeyin pürüzsüz hali seni baştan çıkarmak konusunda en büyük değer olacak. Teker teker satışa çıkaracaksın insan olmaya ve kalmaya dair ilkelerini. Gittikçe alışacaksın, gittikçe, alışıtırmak konusunda da epey puştluk öğreneceksin.
Hayat dediğin şey, kendine saygı dediğin şey zaten sahip oldukların ölçüsünde zirvesine varılan bir şey. Hiç zaman kaybetmeden zihninde açılan bu çukurun içini keskin bir zeka ile dolduracaksın. Bataklık böyledir, çıkmak için çırpındıkça batacaksın. Markalar, vitrinler ve algı dünyanda yarattığı etkiler diğeriyle olan ilişkinde biraz daha parlatacak benliğini. Sana kimse dokunamaz artık, sana kimse itiraz edemez artık, seni kimse eleştiremez artık. Bir çağı geride bırakıp yeni bir çağa açılırken zihnin yarattığın dönüşüm tanrısı olacaksın. Kimse seni indiremeyecek o kaleden. O kale ki burçlarında kedine hayran bir sen çok uzak olacaksın yıldızlı bir gecenin aşk ile seyrine. Her fırsatta ve her zaman fırsatını yaratmak için sinsice beklediğin o pusuda zihrini sokmak konusundaki ustalığın parlak zekan konusunda muhteşem masallar anlatacak, tanrısal fısıltılar bırakacak adalete kapattığın kulaklarına.
Uzanmışım içindeyim varlığın.
Gittikçe artan bir darlığın.
Göğsümü zorlayan bir yangın,
Aklımı çelen bir yanılgının.
Biraz daha ölüyorum biraz daha harlıyım
Biraz daha yaklaşıyorum biraz daha yakınım
Bir kapı önünde bir hüsranın içindeyim
Bir bedenin esiri bir ateşin tesiriyim
Bir varlığın içinde bir yoksunum aşkın izinde
Bir yokluğun peşinde bir varlığım gizinde
Aramaktan da aciz bir susuzum evrende
Zaten sana da bir şarkı borcum vardı, ödeştik:)
“Hayat dediğin şey, kendine saygı dediğin şey zaten sahip oldukların ölçüsünde zirvesine varılan bir şey.”
nedenini bilmiyorum ama; bana,
Fetocular ve şeyhleri, şıhları
Deniz fenercilerini,
gemicikleri,
yumurtacıları,
babalar gibi devlet malını satıcıları..
zırhlı makam araçlarını,
yerli, yabancı baloları..
şa şalı ve ihtişam dolu yaşantıları.. vs vs… çağrıştırdı..
dedim ya, nedenini cidden bilmiyorum..
bir cümlenin, çağrıştırdıklarından çıkanlar bunlar, yazının tamamından, neler çıkar neler..;)
Sizi kiskaniyorum yabanci , sozcukleri bu kadar yogunlukla gozumuzun onunde bir araya getirdiginiz icin .
başlık ilgimi cezbetti yada kelimenin çağrışımlarını içeren boşluk-boşluksu bi yazı aradım bekledim umdum sanırım;,
hiçler;
çoğul bu;
hiç tikeldi-
link to isiklidusler.blogspot.com.tr