Yeni Rüya Gurubu

Geçtiğimiz yazdan beri yeni bir rüya gurubu başlatmamıştım, sanırım bişeylerin olgunlaşmasını bekliyordum. Şimdi yeni ve meraklı rüya severler için kendimi hazır hissediyorum.

Bu eğitimle ilgili detaylı bilgiyi şu başlıkta bulabilirsiniz:

https://blog.sonsuz.us/?p=144

Gurup en az 6 en fazla 10 kişi olabilecek ve haftada bir gün/2 saat, toplam 9 hafta sürecektir.

İlgilenenlerin, [email protected] adresinden benimle doğrudan temas kurmalarını rica ediyorum.

Sevgilerimle,

Sibel Atasoy

Not: 1. Eğitim ücretsizdir.

        2. Bu programdan önceden mezun olmuş arkadaşlarımın deneyimlerini zenginleştirmeleri açısından yeni gurupta beni asiste etmelerini arzu ederim.

Rüya Görüşmecisi

Rüyalarla Problem çözme –Gayle Delaney

 

Rüyalar, gerçekten düşündüğümüz ve hissettiğimiz şeyi bize anlatırlar, düşündüğümüzü ve hissettiğimizi ileri sürdüğümüz şeyi değil. Uyanıkken kendi kendimizi körleştirebilir ve bir budala yapabiliriz; ama uyurken bunları asla yapamayız!

Neden yorumcu, analizci değil de görüşmeci?

“Çünkü; rüya görüşmesi, kuramdan çok yöntem üzerine yoğunlaşır, farklı kuramsal inanışlara sahip kişiler tarafından kullanılabilir” der Gayle Delaney. Rüya görene (ya da kendinizle görüşme yapıyorsanız kendinize), rüya görenin hayatındaki konumunu ve insanlara olan metaforik benzerliklerini haber veren ve rüya imgelerini bulan sorunlarla ilgili soru sormayı öğrenerek, önyargılı yorumlarla rüya göreni zorlamaktan kaçınabilirsiniz.

 

Hazırlanma

 

  1. Rüyaları hatırlama
  2. Rüyaları Kaydetme
  3. Rüyalarla problem çözmeyi ve yeni düşünceler yaratmayı hedeflemek

 

Bir rüya görüşmesinin on adımı

    1. İyi bir rüya görüşmesine yardım eden bir atmosfer yaratmak

 

    1)Güvenilirlik ve yargısal olmayan tavır

    2)Merak

     3)Alçakgönüllülük ve incelik

      4)Cesaret

      5)Anlayış ve coşkunluk

      6)Şaka

 

Adım2. Rüya görenin rüyasını anlatması ve onu dinlemesini sağlamak

 

Adım3. Rüyayı şekillendirme ve özetleme

  1. Rüyayı sahnelere bölün ve işaretleyin
  2. Her kişiyi daire içine alın
  3. Her objenin altını çizin
  4. Her duyguyu dalgalı çizgiyle belirginleştirin.
  5. Çok önemli eylemlerin bir  okla altını çizin.

 

Adım4. Rüyalardaki duyguları aydınlatma

 

Adım5. İyi bir tanımı ortaya çıkarma

 

  1. Çerçeveler
  2. İnsanlar
  3. Nesneler
  4. Duygular
  5. Olay

 

Adım6. Tanımı tekrarlama

 

Adım7. Uyanık hayata geçiş yapma

Adım8. Araştırmayı özetlemek

 

Adım9. Rüya görüşmesi ve rüya üzerine iyice düşünme

 

Adım10. Eylem için seçenekleri düşünmek.

 

Rüya Görüşmesinin Temel Stratejileri

 

  1. Duyguları ayrıntılı anlatma
  2. Saçma ya da zıt olanı doğru tahmin etme
  3. ……….den ne kadar farklıdır.
  4. İçini dökmek
  5. Rüya göreni kuşatma
  6. Çoban köpeğini izlemek
  7. Yeniden ifade etme

Özeti hazırlayan ve eğitimi veren: Sibel Atasoy

 https://blog.sonsuz.us/?p=144

Giriş Kapısı

Giriş Kapısı – Sohbet dizisi

 

 

Bilmediğim yeteneklerimi keşfetmek üzere Giriş kapısının önündeyim, sevinçli bir tedirginlik ile ilk adımı atıyorum içime…

 

Bu haftalık sohbet dizisinde, niyetlerimizi yeteneklerimizle buluşturmak üzere bir yolculuğa çıkmayı öneriyorum. Her sohbette hayatın gizlerinden biriyle buluşup, o konudaki ilgimiz ve yeteneğimizin açığa çıkıp çıkmadığını gözleyeceğiz.

 

Ormana gittim, çünkü hayatımı kasıtlı olarak yaşamak istedim. Derinlemesine yaşamak ve hayatın iliğini emmek istedim, yaşam olmayan her şeyi kökünden söküp çıkarmak, ve ölmeye geldiğimde, aslında yaşamamış olduğumu keşfetmemek istedim

Henry David Thoreau

 

Konu başlıklarından bir kaçı:

 

– Bilinç, Niyetlilik ve Arka plan – Anlamlar, anlayışlar, yorumlar, inançlar, istekler ve deneyimler gibi niyetli fenomenler sadece kendiliklerinde niyetli olmayan bir arka plan yetileri kümesi içinde işlerler. Bu nedenle, ortada farklı arka plan yetileri bulunduğunda, aynı niyetli durum, farklı karşılama şartlarını belirleyebilir. Ve eğer uygun bir arka plan ile bağıntılı olarak uygulanmaz ise, niyetli bir durum hiçbir karşılama şartını belirlemeyecektir.

 

  • Rüyalarımızı ANlamak –  Rüyalar, gerçekten düşündüğümüz ve hissettiğimiz şeyi bize anlatırlar, düşündüğümüzü ve hissettiğimizi ileri sürdüğümüz şeyi değil. Uyanıkken kendimizi körleştirebilir ve bir budala yapabiliriz; ama uyurken bunu asla yapamayız! Rüyalar tıpkı ruhumuzdan gelen bir mektup gibidir; güç, bilgi, yaratıcılık ve sağlık kaynağıdır. Eğer rüyalarımızı göz ardı edersek kendimizi “herkes için erişilir olan ama çoğu insanın farkında olamadığı” zekadan yoksun bırakmış oluruz.
    Bu zeka ile ilişkiye geçmek için psişik kahin ya da telepatik olmamız gerekmez. Gereken tek şey sezilerimize, hayalimize ve özellikle rüyalarımıza kulak vermektir. Rüyalar tanrıların dilidir;  anlam ve mecaz açısından zengin  bu dil, bizi uykudan yaşama uyandırmaya yöneliktir.

 

– Dünyanın OLMAsı ve Ortalamaya çekilme kanunu/Kritik kütle – Dünyanın OLMAsından kaçınmak imkansıza yakın zordur. Nedir peki Dünyanın OLMAsı? Bu, altı milyar insanın ortak iradesiyle oluşturulmuş, dünya ve evren görünüşüdür… Dünyanın OLMAsı bize içeriyi tarif ettiği gibi dışarıyı da belletmeye çalışıyor; ahiret, farklı boyutlar, cennet/cehennem veya başka birçok yoldan, dışarıyı tanımlamaya çalışıyor.
Yani öyle ki; tüm engelleri geçseniz, ölümü göze alacak denli cesaretinizi takınsanız dahi, kendinden uzaklaşmanıza izin vermemek için, DIŞARI/ÖTE belirlemesini oluşturuyor, böylece doğsanız (Truman Show‘daki gibi,ufuktaki kapıdan çıkış) bile sizi kendi çekimi içinde tutmayı beceriyor. Dahiyane bir plan.

 

 

– Kuantumu anlamak üzerine – Temelde kuantum denen şey aynı anda hem dalga hem parçacıktır. Fakat ölçmeye veya gözlemlemeye kalkarsanız ya dalgayı ya da parçacığı bulursunuz. İkisi aynı anda saptanamazlar! Dalga ve parçacığı aynı anda net bir şekilde saptayamama durumu, Heisenberg’in ünlü belirsizlik İlkesinin özüdür.

Bu olgu, tıpkı koca bir kazan çorba içindeki şeyler gibi, hiçbir şeyin sabit ve tam ölçülemediği, belirsiz sanki hayaletvari, kolay kolay anlaşılamayacak olma olgusunu Newtoncu determinizmdeki “her şeyin sabit, belirli ve ölçülebilir olma” olgusunun yerine koymuştur.

 

– Kuzey Ay Düğümleri – ya da ruhsal astroloji – Astrolojinin hayatımız ve kendimizi bütünüyle anlamak için işimizi kolaylaştıran en önemli bölümü.

Astrolojik haritanızda Ay’ın Kuzey Düğümü’nün pozisyonu;  gizli yeteneklerinizi, en derin arzularınızı ve gerçek yaşam amacınıza ulaşmanızı engelleyebilecek olumsuz etkilerden kaçınmanızın yollarını sunuyor. Herkesçe bilinen güneş-burcu okumalarından elde edilmesi mümkün olmayan bir içgörü ve derinlikle, Ay’ın Düğümleri tarafından sunulan kişisel-portreniz, buraya öğrenmeye geldiğiniz yaşam derslerini ve arzuladığınız mutluluğa, doyuma ve huzura nasıl erişebileceğinizi açıklıyor.

 

– İsimler/sayılar, Numeroloji – İsimler ve sayılar, notalar gibi aslında bir frekanslar dizisidir ve aslına bakacak olursanız bunlar birer büyüdür. Şiir/büyü, söz, kitlesel coşkuyu canlandırıcı ses ve hareketler; evet, burada oldukça uzun bir yol aldık. Şiir, yüceltilmiş dil ya da ritmik dil, ilkel insanı güçlü ve tanrılardan kopmamış hissettiriyordu. Onu yürekli yapıyor, toplu törenleri kolaylaştırıyordu.

Ritmik olmayan dilin amacı inandırmaktır diyebiliriz; yani bireysel inandırmanın dili. Ritmik dil ise, kollektif konuşmanın, toplumsal coşkunun dili oluyor. “Büyü nedir? Kendi kişisel coşkularının farkında olan insan, bunları uyaran nesnedeki düzensizliği bulur; çünkü dehşet ve arzu gibi bilinçli duygular, bir kabilenin ortak yaşantısından ortaya çıkar, kabilenin bütün bireylerinin bazı şeyler üzerindeki ortak izlenimleridir.” diyor Caudwell. Daha da ilginci, “Büyünün sanatı ve bilimi doğurduğunu” da söyler!

 

– Cinsel Enerji Aktarımı ve genel olarak enerji bahsi – Cinsel enerjiyi ve aktarımını anlayabilmek için öncelikle ayırdına varmamız gereken önemli bir husus var:
Kadın olsun erkek olsun  insan dediğimizde, tek bir özneden bahsetmiyoruz.
İnsan bir bileşimdir. Bu sebeple anlaşılması zordur.
İnsanın varlığı üç ayrı bölümden oluşur; akıl – beden – ruh.
Bu üç bölümün her birinin ortasına, onları ikiye bölecek şekilde  bir perde yerleştirilmiştir.  İşte bu sebeple, insana dair her şey bu ikiye bölünmüşlüğün bileşimi olarak anlaşılmaya çalışılmalıdır.

 

– Sokrates’ten bu yana AŞK, ya da ilgi enerjisi – Kelimeleri yaratmış olan eskiler Mania’yı (Karşılığı sapıtma ya da aşk olan kelime) çirkin ve ayıp bir şey anlamında kullanmadılar. Böyle olsaydı sanatların en güzeline geleceği öğreten sanata, o kelime ile ilgili olarak Manike derler miydi? Ona bu adı verdiler, çünkü Mania’nın bir Tanrı vergisi olarak, gerçekten güzel bir şey olduğunu kabul ediyorlardı. Şimdikiler bu kelimelerin içine bir t sokuşturarak, Mantike ( bilicilik bilimi, tanrılar bilimi anlamında da  kullanılırdı) sözünü vücuda getirdiler.

 

– Kaos ve Düzen – Hangi konuyu tartışırsak tartışalım bir süre hem de- kısa bir süre- sonunda geldiğimiz bir ana eksen var; muhafazakarlık/anarşizm!

 Evrenimizin kaos ve düzen arasında sorunsuz varoluşu gibi, bunun iz düşümleri olarak biz de muhafazakarlık ve anarşizm arasında doğup yaşayıp ölüyoruz.

Üstelik bu ana eksenin, zaten varoluşun temelini oluşturan düalizmin  gereği olduğunu sıklıkla atlıyoruz, farkında olmaksızın bu oltalardan birini yutuyoruz ve yaşamımızın içinde belki ağırlıklı olarak bunlardan birini destekler biçimde yer alışımıza karşın farklı zamanlarda ve farklı durumlar karşısında diğer metodu da savunmaktan geri durmuyoruz. Hatta birini savunurken diğerini yaşıyor olabiliyoruz. Birbirinin karşıtı gibi görünen bu iki olgu; İyi/kötü, Tanrı-şeytan ikiciliği, bizi deli konumuna getirmeksizin, birbirlerinden habersiz, içimizde yaşayıp gidiyorlar.

 

  • – Kanal Bilgileri nedir ? – ve her gün yaşamımıza yeni bir isimle giren enerji tedavileri, medyumik bilgiler, özetle bütün bu YENİ DÜNYA konuları nedir, nereden geliyorlar?
  • – Bilgeler’den esintiler –Sokrat, Spinoza, Jung, Einstein, Feynman gibi batılı bilgelerden Gurdjieff, Halil Cibran, Lao Tzu, Maharaj gibi doğuya ait değerleri topluca anmak ve bağlantıları kurmak bizi zenginleştirecektir.

 

  • – Şamanizm – Dünyanın bildiğimiz en eski bilgelik ve şifa teknikleri, Tek tanrılı dinlerin geliştiği kaynak, kökümüz. Bu konu genel anlamda dünyada bilindiği kadarıyla irdelenecek ve sonrasında Kızılderili şamanik felsefesini aktaran Carlos Castaneda ile açılımlanacaktır.

 

Tüm bu konularla yakınlaşıp, sağlayacağımız altyapı ile OYUN Kuramı‘nı irdelemeyi hedefleyeceğiz.

Kuantum Benlik

Kuantum Benlik

Konferans-sohbet dizisi – Süre: iki ila dört saat

 

İçerik:

 

  1. Bilimin Kesinsizliği

Nobel ödüllü fizikçi ve aynı zamanda büyük bir eğitimci Richard.P. Feynman’ın “bilimin kesinsizliği” konferansından alıntılar. Gerçek bilimsel bakışın yerli yerine oturtulması.

 

  1. Kuantuma giden yol

2.a) Tarihçe

Newton klasik fiziğinden Einstein’ın görecelik kuramına nasıl geçtik? Ve daha sonra Kara nesne radyasyonu ile uğraşmakta olan Max Planck, yeni radyasyon yasasının temelini anlamaya çalışırken “sırf  bir umutsuzluk yasası” diye nitelendirdiği kuantumun ilk temelini buldu: Enerji değişimi sürekli değil, kesintiliydi.

1905 yılında Zürih’te doktorasını aldığında Einstein, Annalen Der Physik cilt 17 de yayımladığı üç yazıyla bilimsel tarihin gidişini değiştirdi ve yalnızca 27 yaşındaydı.

Fizikçilerin Tanrısı evrensel düzendir.

Determinist olmama hali, kuantum TEKİNSİZLİĞİnin ilk örneğidir diyor H.Pagels.

Bu, bilinemeyecek ve kestirilemeyecek fiziksel olayların varlığı anlamına geliyor. Kuantum teorisinin determinist olmaması, neyin bilinebilir, neyin bilinemez olduğu konusunda bir ilke sorunudur, bir deney tekniği değildir.

 

2.b) . Kuantum şu ana kadarki en büyük kavramsal meydan okumadır.

 

Donah Zohar’ın bakışı ile kuantumu anlamaya çalışacağımız bu bölümde, yüzyıllardır toplumumuza bir veba gibi bulaşmş yabancılaşmanın nedenleri, klasik fizik ve ortodoks bakış açısı, varoluş ve benzetme düzeyinde, nerdeyse günlük yaşamın deneyimlerine uygulanabilecek kadar zengin kuantum fiziği felsefesi üzerinde duracağız.

 

2.c) En belirgin kuantum kavramları

 

Elektron, dalga paketi, dalga ve parçacık, Belirsizlik İlkesi, Tamamlayıcılık prensibi, Kayıp olasılıklar, Sanal geçişler, zilli kız örneği, Schrödinger’in  Kedisi, bağlamsallık (durum içindeki hakikat), Gözlemci, Bose-Einstein Yoğunluğu…

 

  1. Her Şeyin Teorisi

 

“Entegral bir bakış” ya da Her şeyin Teorisi; maddeyi, bedeni, zihni can’ı ve ruhu benlikte, kültürde ve doğada ortaya çıktıkları şekilde dahil etmeye çalışır: Kapsamlı, dengeli olmaya çalışan, bilimi sanatı ve ahlakı kapsayan bir bakış. Fizikten spiritüelliğe, biyolojiden estetiğe, sosyolojiden dua etmeye kadar disiplinleri eşit ölçüde içeren Ken Wilber’in muazzam teorisini ana hatlarıyla açılımlayacağız.

 

 

Sibel Atasoy hakkında bikaç şey:

 

İstanbul’da doğdu, ortaöğretim ve üniversite yıllarında Anadolu’nun pek çok yerinde bulundu. Uzun süre büyük şirketlerde üst yönetimde görev yaptı. Sonra aniden kariyerini bıraktı ve Fethiye’de bir adada yaşamaya gitti. Yedi yılın sonunda, ilk kitabı Sırıtkan Kırmızı Ay‘ı orada yazdı. 2000 yılında İstanbul’a döndükten sonra eğitmenlik ve danışmanlık işlerinin yanısıra, bir film şirketinin genel koordinatörlüğünü yaptı. Neredeyse bir fenomene dönüşen “7 Numara” dizisi bu güzel takım çalışmasının bir ürünüydü. Bu arada fantastik ve gerilim dalında yeni yazarları desteklemek üzere kurulan Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübü’nün oluşumunda kurucu ortaklık yaptı. Gençlerin hayal dünyasını öğrenmemize vesile olacak pek çok toplantı, yarışmanın yanı sıra onların öykü ve romanlarını yayımlayan ilk girişimci oldu.

2002 yılında ikinci kitabı Venüs Bağlantısı yayımlandı.

Üçüncü kitabı “Bir Kadını Öldürmek” Altın Kitaplar Yayımevinden Haziran 2005 de çıkan yazarın, çok sayıda deneme yazısı, felsefi şiirler ve öyküleri var.

Son kitabı Sır Mısır, yine Altın Kitaplardan Nisan 2008 tarihi itibariyle yayımlanmıştır.

Rüya konusunda son on yıldır çalışmalar yapan Atasoy, pek çok kişinin rüya görüşmecisi olmasına katkıda bulundu.

Ayrıca, evrenin oluşumuna ilişkin bir kuram geliştirdi, OYUN kuramı olarak adlandırılan bu çalışmaya Bir kadını Öldürmek kitabı içinde geniş ölçüde yer verilmiştir.

Halen İstanbul’da yaşıyor ve bir oğlu var.

 

 

Büyücü Şamanın Yolu

Büyücü Şamanın Yolu

Eğitim/sohbet dizisi – Süre: İki ila dört saat

 

İçerik:

 

  1. Şamanik Yolculuk – Tanım ve tarihçe

 

Şaman Sibirya’daki Tunguz halkının dilinden gelen bir sözcüktür ve antropologlar tarafından batılı olmayan kültürlerdeki daha önce “büyücü”, “büyücü hekim”, “sihirbaz” gibi terimlerle tanınan çeşitli kişilere geniş ölçüde uyarlanmıştır. Ayrıca her büyücü hekim bir şaman değildir.

Bir şaman bilgi ve güç edinmek ve başka insanlara yardım etmek için normalde gizli olan bir gerçeklikle temasa geçmek ve onu kullanmak için -kendi iradesiyle- bir değiştirilmiş bilinç durumuna giren adam ya da kadındır.

 

  1. Kızılderili şaman öğretisi

 

2.a) Don Juan öğretisi

Carlos Castaneda, Los Angeles’daki California Üniversitesinde antropoloji dalında bir öğrenciyken yaşlı bir Yaqui kızılderilisi olan Don Juan ile tanışır ve kızılderililerce kullanılan tıbbi bitkileri incelemek üzere onunla bir dizi çalışmaya başlar. Fakat durum yalnızca onun zannettiği gibi değildir! Durum Don Juan açısından bakıldığında bir başka görünmektedir; çünkü o çok köklü bir büyücülük damarının o tarihe uzanmış bir kolu, bilinçlenme yolunda savaşçı yetiştiren bir nagualdir ve tin ona Castaneda’yı bir savaşçı olmak üzere yetiştirmesini işaret etmiştir.

Castaneda, büyücü olma yolunda, yirmi yılı aşkın bir süre DJ ile çalışmış, öğretiyi oniki kitap halinde diğer insanların kullanımına sunmuştur. Ancak bu öğretiyi diğerlerinden özel kılan, dört nesil büyücünün savaşçı olmazdan önceki durumları ve velinimetlerinin elinde gün be gün dönüşümlerini her türlü acı tatlısıyla, büyük bir samimiyet ile gözler önüne serilmesinde Castaneda’nın tam bir savaşçı acımasızlığını kullanmış olmasındadır. Büyücülük bi bilinçlilik durumudur.

 

2.b) Öğretinin ana kavramları

            Büyücülük, Savaşçı, Erk, Ölüm, İstenç ve irade, Görmek, Tonal/Nagual, İz sürücü, Görücü, Kusursuzluk, Tin, Kontrollü delilik, Ufak tiran, Sessiz bilgi, Kişisel yansıma, dünyayı durdurma, İkinci dikkat, Niyet, kendini mühimseme, acımasızlık, Tensigrity…

 

  1. Gurdjieff ve dördüncü yol

George Ivanovitch Gurdjieff 1866 yılında Kafkasya’da fakir Rum bir babadan ve Ermeni bir anadan doğmuştu, çocukluğu Kars’ta geçmişti ve 1949 yılında Paris’te dünyaca ünlü bir öğretmen olarak vefat etmişti. Gurdjieff sistemini kurmadan önce bir gezgin olarak Hindistan, Tibet, Orta Asya, Anadolu, Orta-Doğu ve Mısır’da hayatın sırlarını öğrenmek üzere 20 yıllık bir arayış yolculuğuna çıkmıştı.Kısaca “Dördüncü Yol” veya “İnsanın Ahenkli Gelişimi” diye tanımlayabileceğimiz Gurdjieff sisteminin esas teması insan yaşamın aslında bir uyku halinde geçtiğidir. Uyanmak için özel içsel çalışmaya girmesi gerekir. Sonucunda insan farkındalık ve daha yüksek bir şuur düzeyine ulaşır. Bunu sağlamak üzere felsefi ve psikolojik seminerler dışında, bazı özel hareketler ve danslar uygulanır. Aklın normal seyrini bozmak, farklı şuur hallerini uyandırmak için çeşitli yöntemler de kullanılır.

Eğitimci Sibel Atasoy hakkında bikaç şey:

 

İstanbul’da doğdu, ortaöğretim ve üniversite yıllarında Anadolu’nun pek çok yerinde bulundu. Uzun süre büyük şirketlerde üst yönetimde görev yaptı. Sonra aniden kariyerini bıraktı ve Fethiye’de bir adada yaşamaya gitti. Yedi yılın sonunda, ilk kitabı Sırıtkan Kırmızı Ay‘ı orada yazdı. 2000 yılında İstanbul’a döndükten sonra eğitmenlik ve danışmanlık işlerinin yanısıra, bir film şirketinin genel koordinatörlüğünü yaptı. Neredeyse bir fenomene dönüşen “7 Numara” dizisi bu güzel takım çalışmasının bir ürünüydü. Bu arada fantastik ve gerilim dalında yeni yazarları desteklemek üzere kurulan Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübü’nün oluşumunda kurucu ortaklık yaptı. Gençlerin hayal dünyasını öğrenmemize vesile olacak pek çok toplantı, yarışmanın yanı sıra onların öykü ve romanlarını yayımlayan ilk girişimci oldu.

2002 yılında ikinci kitabı Venüs Bağlantısı yayımlandı.

Üçüncü kitabı “Bir Kadını Öldürmek” Altın Kitaplar Yayımevinden Haziran 2005 de çıkan yazarın, çok sayıda deneme yazısı, felsefi şiirler ve öyküleri var.

Son kitabı Sır Mısır, yine Altın Kitaplardan Nisan 2008 tarihi itibariyle yayımlanmıştır.

Rüya konusunda son on yıldır çalışmalar yapan Atasoy, pek çok kişinin rüya görüşmecisi olmasına katkıda bulundu.

Ayrıca, evrenin oluşumuna ilişkin bir kuram geliştirdi, OYUN kuramı olarak adlandırılan bu çalışmaya Bir kadını Öldürmek kitabı içinde geniş ölçüde yer verilmiştir.

Halen İstanbul’da yaşıyor ve bir oğlu var.

 

 

“Amatör bir fizikçi, amatör bir filozof ve amatör bir şaman olarak, günümüz modern insanının dilinden ama biliniz ki yüreğimden konuşuyorum.” sa