Hepimiz Akrabayız

Siyoux kabilesinin şifa törenleri hep aynı cümleyle bitermiş: “hepimiz akrabayız”
Ve bunun üzerine tek kelime edilmeden dağılınırmış.
“”Hepimiz” gerçekten hepimiz, sadece insanlar değil. Bunu anlamak önemli çünkü buna tam anlamıyla aydıktan sonradır ki, hepimiz seninle konuşmaya başlar.

**

İnsanın kendini kandırması normaldir fakat bunu bilmezden gelmesi herkese dert çıkarır. sa

**

Bi savaşçı, herşeye hakkını vermeyi öğrenir. İnsanların yaptığı şeyler, hiçbi durumda dünyadan daha önemli olamazlar. Ve bunu bilen bi savaşçı da dünyayı sonsuz bi giz kaynağı, ve insanların yaptığı şeyleri de sonsuz bi saçmalık diye ele alır.

Bi savaşçı için yaşam; koşulları, ölçüp biçip onlardan yararlanma alıştırmalarıdır.

**

Bi şeye bi kere aydınız diye uyandınız sanmayın, insan o kadar hızla yeniden uyur ve aydığı hiç olmamış gibi olur ki şaşıp kalırsınız. İşte bu sebeple yoldaşlık önemlidir. Uyuyanı dürtüklemek için aranızdan bir kardeşinizin uyanık olduğunu ummak zorundasınız. sa

Aforizmalar

“Birbirlerine sarılmış aşıklar bireysel coşkularını umutsuzca tek bir yüce benlik halinde kaynaştırmaya çalışırlar, ama boşunadır. Doğası gereği her vücut bulmuş ruh tek başına acı çekmeye ve zevk almaya mahkumdur.”

**

“Biz tarihin vasat çocuklarıyız. Çünkü televizyon izleyerek büyütüldük ve bir gün milyoner, film veya rock yıldızı olacağımıza inandırıldık, ama olmayacağız. Ve sadece bu gerçeği öğreniyoruz.” Palahniuk
Bir şeyi yapmayacağını yaparak öğrenirsin. sa

**

“Günlük yaşam içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir, ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır zamandır.” M.Ende

Ve zaman da sensin! sa

Evrene zoom yapalım

Günaydın frekanslar, sanırım benden sorulan video bu idi 🙂

Evrene zoom?

**

Bilgelik ya da olgunlaşma dediğimiz belirsiz şey; kanımca doz tahsilidir.

Depolama

Günaydınn frekanslarrr, sıcaklarla aranız nasıl?
Köşe bucak saklansam da  ne zaman gider diye gün saymaktan kendimi alamıyorum ben ne yalan söyleyeyim.
Bu arada biraz çalışıp biraz da Lame Deer Seeker of Visions kitabını okuyorum. Bir kızılderili şefinin torunu yazmış, çok ilginç detaylar var, çoğu kez güldürüyor ama gizli bir hüzün de arka planda daima var. Okuyanınız oldu mu bilmiyorum. Kültürlerimiz arasındaki benzerlik gerçekten şaşırtıcı ölçüde çok.

**

“Bir hayvanı yakalamak, yetenek, sinsilik ve yüzlerce hayvan türü hakkında ansiklopedik bilgi gerektirir. Bir avcı olmak için oldukça akıllı olmanız gerekir. On üç bin yıl önce Orta Doğu’daki
insanlar, aynı Yeni Gine’deki gibi, bulabildikleri tüm avların izini sürerek avlanıyorlardı. Fakat avcılığın en temel sorunu, yeterli yemeği bulmak için asla verimli bir yol olmamasıdır. Her bir hayvanı takip etmek zaman alır. Ayrıca bir ok ve bir yay ile avın nasıl sonlanacağını kestirmek zordur. Avcılık bu kadar tahmin edilemez olduğu için geleneksel toplumlar genellikle yiyecek toplamaya daha fazla güvenmişlerdir.”TMÇ

Toplamak da yetmedi depolamaya başladılar. Depolama yani biriktirme denen edimi dünyalılara kim öğretti?

Bir başka sorum da şu: Depolama ve yiyecek ticareti Sümerlerden önce olmuş muydu?

Simpsons ve yaz

Günaydın ve iyi haftalar frekanslarrr…
Keşke bütün yazlar böyle olsa değil mi, rüzgar serin, gölgelerde ter yok, güneşe çıkınca yakıyor. Yani ikisi bi arada nestcafe gibi 🙂
Yoğun bir trafik içinde kalmışken bu duruma minnetarım doğrusu. Bir yandan Bir Kadını Öldürmek kitabının yeni basımıyla ilgili kontrol ve hazırlıkları yapıyorum, diğer yandan Rüya kitabını örüyorum (adı henüz konmadı, önerilere açığım). Gerçi Ufuk Çizgisi adlı kitabım hazırdı ama onu bir sonraya erteledik 🙂
Çok yakın bir dostum hep derdi de galiba ben o dediğine yeni yerleştim; biiş yapıyormuş gibi olma Sibel, günlük gezintilerini yap sen derdi. Ne zaman derdi; benim roman karakterleri canlanıp kaderlerine karşı çıktıklarında ve bana daral geldiğinde! :))))

**

Dün seyrettiğim bölüm de her zamanki gibi ironik ve çook komikti. Bi rahip kendine yaşlılardan bi dinleyici topluluğu kurmuş, onlara konuşuyor. İncilden her alıntının içine bi teknolojik terim sokuyor. Yaşlılardan biri “sulandırma doğru anlat” diye itiraz edince, orada yan gelip yatmış bi ergen çocuk resti basıyor: “her cümlenin içinde bi computer terimii geçmezse ben gidiyorum!”
Eh Rahibin işi zor :)))

Bu da hoş bi seyirlik:

http://www.timsah.com/Simpsons-usulu-evrim-teorisi/CTPrQHfyGt_

**