Üretimin Robotlaşması

Bazen haberlerde veya filmlerde görürüz. Bir fabrikaya alınan robotlar yüzünden insanlar işsiz kalır. Bir robot bazen 15-20 insanın yaptığı işi tek başına yapabilir. Üstelik daha az masrafla ve daha az hata ile.

Durum böyle olunca tarımdan elektroniğe bir çok alanda robotların kullanılması kaçınılmaz olacaktır. Üretimin her alanında robotlar kullanılmaya başlanacak bu daha da yaygınlaşarak hizmet üretimine de girecektir. Eğitimde robotlar zaten kullanılmaya başlandı. Bir kaç on veya yüzyıla kalmadan bütün üretim aşamasını robotlar yapar hale gelecektir.

İnsanlara sadece düşünce, sanat, bilim ve belki tasarım üretimi kalacaktır. Bütün bunlar göz önüne alındığında bu durumdan memnun kalır mısınız? Olumlu ve olumsuz yanları nelerdir sizce?

Üretim robotlaşırsa, üretimler de robotlaşır mı?

hasret

hasret..

sevdiğiniz insanlardan bir süreliğine ayrılmadan önce kim bilir en son kimi bu kadar özlemiştinz. insan kendisine soruyor bazen böyle gereksiz soruları. özlemek çok acayip bişey aslında. ölüm özlemlerin en beterini yaşatır insana hem de bir daha görmeyeceği, sevemeyeceği, birlikte uyuyamayacağı insanı özletir. modern insanın en büyük sorunu falan diyorlar ya hani. bence moderninden tutun da en postmodern insanın dahi en büyük sorunu budur.. ölüm ve ölümün getirdikleriyle başa çıkabilme.

zeki müren’den “şimdi uzaklardasın” dinlenir. ibrahim tatlıses’ten “hasret kaldım” dinlenir. öyle çok özlenir ki bazen giden, biri gelse de yerine doldurmaz o yırtığınızın yerini. yırtılmıştır bir kere.. belkide hayattan soğutur insanı. kim bilir, belkide hayata bağlar. ama ikincisi çok düşük bir ihtimal.. insan öyle güzel bir canlı ki, kokusu var. sesi var. sevgisi var. kelimeleri var. düşünceleri var. daha bir sürü güzel tarafı var insanın. bunlar insandan insana değişen şeyler. insan, insanın bu özelliklerinin hepsini özlüyor işte. kolay değil bir bedenin bir bedenden ayrılması, en az birleşmesi kadar zor.

şimdi gelmişler modern dünya, modern ekonomi, para, pul falan zımbırtılarıyla dünyayı yönetiyorlar. ben bu tarz duygusuzlaşmış insanların ölüm gibi değişmeyen acılarını küçümsemek için böyle işlerle uğraştıklarını düşünüyorum. tüm sağlıklı insanlar zengin olmak ister ya hani, işte onlar da bu zenginliği elinde tutarak özlemlere, ölümlere, hasretlere bir perde çekiyorlar. onları duymuyor, görmüyor ve huzurlu bir şekilde yaşıyorlar işte.. aslında içlerindeki boşluğu öyle dolduruyoarlar da diyebilirz. ne hikmetse bazı insanlara da öyle yaşamak yavan geliyor işte. bu hayatı bir kere yaşadığımızı düşünecek olursak, insani değerlerimizin kıymetini bilmeliyiz. kim bilir belkide bir de zenginin gözünden baksak farklı şeyler görürüz ama buradan durum böyle gözüküyor..

YARATMAK

Bir zamanlar
Sonsuz.us’un emekleme döneminde
sonsuz.us’ta bir yazı yayınlandı. Yazıyı daha önce “belgelerim” arasına kopyalamıştım. Daha sonra sonsuz.us’ta bir sorun yaşandı ve yazı kayboldu. Ben kaybolan bu yazıyı olduğu gibi buraya aktaracağım.

Yazı bir satranç sitesinde, oyuncuların başka oyunculara “davet” göndererek satranç turnuvası oluşturması ile ilgili idi. Oyuncunun bunu yapabilmesi için, sitedeki “Turnuva Yarat” kutusunu tıklaması gerekiyordu. Bir dizi oyuncu “yaratma” eyleminin “yalnızca tanrıya ait” bir yetki olduğunu ileri sürerek, siteden “bu kutu isminin değiştirilmesini” istemesiyle başlayan bir tartışmadır. Tartışmayı, sonsuz.us’ta yayınlandığı şekliyle, aşağıda yorum hanesine aktaracağım:

Errealitatea

Eskiden yaşayan insanlar dünyanın aslında var olmadığını, şu an dokunduğu gördüğün her şey Tanrının gördüğü rüyanın bir parçası olduğuna inanırdı.Yani asli olarak Tanrı uyuyor ve düşlüyor. İşte o düşte biziz. Şu anda nasıl evrenin sınırını bilemiyorsak bir başkasının düşü olduğunuzda bulamazsın, ama inanılmaz geliyor sonuçta insanlar bencil ve ben merkezlidir. Güneşin Dünyanın etrafında dönmediğini dünyanın evrenin merkezi olmadığını kabul etmesi bile asırlar sürmüştür. Ama bir düşünün dünya aslında yok sen aslında yoksun ben bile yokum kıyamet de yok her şeyin sonu basitçe Tanrı uyanınca gerçekleşecek deprem yok sel yok meteor yağmuru değil
dağılan bir sis gibi puf….Son inan yada inanma ama her zaman hayal ettiğinden daha fazla gerçeklik vardır…..

Kadınlar

Yıllardır erkeğin gösterdiği doğruyu kendine doğru bellemiş insan cinsidir kadınlar. en önemli ve onları yücelten şey doğurmaları ve erkeğe o babalık hissiyatını yaşatmalarıdır. küçük hesaplar peşinde ömür tüketen kadın cinsi, o küçük hesapların peşinde giderken hayata veda eder. Duygularıyla hareket eden kadın cinsi tamamen duyguları nereyi gösterirse oraya doğru tıpkı rüzgarın alıp götürdüğü sandallara benzer. fırtınalı erkekler kendisine duygusal iniş çıkışlar yaşattığından ötürü kadına zevkli gelir ki bu kadının en zayıf noktasıdır. duyguları.. onun duygularıyla iyi veya kötü arada bir oynadığınızda sizi sever. hatta aşık bile olur.
kısaca kadınlar erkeğin ömür törpüsüdür. aynı platformda anlaşmaları iki cinsi yaratan doğa, tanrı tarafından imkansız kılınmıştır. yani genel manada anlamanız, kadın hatlarını belirlemeniz mümkün fakat özel anlamda anlaşmanız ve aynı şeye bakıp gülmeniz gerçekten çok zordur. eğer gülebiliyorsanız da birilerinin sizi kandırdığı konusunda belkide buna kendini de inandırarak ama içinden gelmeden yaptığı konusunda sizi temin ederim.

kısaca ne onlarla, ne de onlar olmadan yaşanıyor bu hayat…