- İslama karşı bir tepki oluştuğundan
- Göçmenlerin ekonomilerini bozduğundan
- Göçmenlerin avrupa insanına uyum sağlayamamalarından
- Ülkelerin ayakta kalabilmesi için ırkçılık gerektiğinden
- Yaşam biçimlerini ve kültürlerini koruma isteğinden
- Kendilerini göçmenlere göre üstün gördüklerinden
- İstatistikiler yalan söylüyor, ırkçılık artmıyor
- Benim fikrim seçenekler arasında yok.
- Bir fikrim yok.
Kategori: Genel
INCEPTION – (Başlangıç)

Inception filminde rüyaların kurgulanabileceğinden bahsedildiğini görünce çok heyecanlanmıştım. Uzun zamandır aklımda dönüp duran keşke yapabilsem dediğim şeyin filmiydi bu:)
Filmden sonra biraz üstüne düşününce aklıma gelen ilk şu olmuştu:
Rüyalar kontrol edilebilir mi, rüyaların kontrol edilmesi için neler gerekir?
Kendi kendime verdiğim yanıt şu olmuştu.
Kesinlikle bu olabilir bunun olması demek insanın bilinçaltına tamamen hakim olması demek yani bilinçaltına tamamen hakim bir insan rüyalarını kontrol edebilir. Ama bunu yapabilmek çok büyük bir çaba ve uzun bir zaman gerektirir sanki. Çünkü insan sürekli etkileşim halindedir dış dünyayla hatta kendisiyle bile varsa içindeki diğer kişiliklerle bile…
Bütün bunlardan sıyrılıp geçmiş ve o andaki bütün psikolojik sorunları ve bunların izlerini silmek tabiî ki de kolay değil. Ama zor olsa da bu yapılabilir yani bilinçaltı ve gündelik yaşam etkileriyle ilgili engeller kaldırıldığında rüyalar kontrol edilebilir.
Bu yanıttan sonra hemen aklıma şu soru geldi: Yine de bütün bunlar yeterli olmayabilir yani bütün engeller – benim bilinçaltı ve dış dünyayla etkileşimle ilgili izler diye adlandırdım engellerin – dışında başka bir sorun daha var sanki.
Kontrol nasıl gerçekleşecek?
Yani bilinçaltıyla ilgili sorunları ve dış dünya algımızı değiştirsek bile rüyalarda farklı bir alan ortaya çıkacak. Tamamen yabancı bizden farklı olan bir alan… olabildiğince temiz bir alan olabilir bu, olabildiğince korkunç bir alan da olabilir hatta rüyalar kabuslara da dönüşebilir vs. vs. vs. Asıl sorun şu; bütün koşullar sağladıktan sonra nasıl kontrol edebiliriz rüyalarımızı (belki de bütün koşullar derken gerçekten bütün koşulların neler olduğunu bilmiyorumdur…)
Sisifos bu konudaki düşüncelerinizi çok ama çok merak ediyor:)
Bilgiyi Yorumlama

Eskiden bilgiye ulaşmak çok zordu. Sınırlı sayıda insan kitap okur bilgi sahibi olurdu. Bu onu diğerlerine göre avantajlı hale getirirdi. Günümüzde ise bilgiye ulaşmak çok kolay. Bilgisayar başına oturan veya cep telefonu olan herkes, en başta google, wikipedia gibi sitelere girerek bilgiye ulaşabiliyorlar.
Fakat eskiyle şimdi arasında şöyle de bir fark var. Eskiden bilgi daha çok süzülmüş olarak kitaplarda bulunuyor ve yanlış bilgiler genelde söylentilerle yayılıyordu. Şimdi ise bu söylentilerin hepsi yazılı hale getirildi ve sanal ortamda yerlerini aldılar.
Artık günümüzde bilgiye ulaşmak değil, onu doğru yorumlamak gerekiyor. Yeni nesil çocuklara ve bizlere, bilgiyi doğru yorumlayabilmek için ne tür önerilerde bulunursunuz?
korku mu, korkunu, korkuyu bana anlatır mısın? çözümleyebilir misin? yenebilir misin?
Merhaba;
Hergün, her an, her geçmiş ve gelecek diye adlandırdığımız süreçde korkuyu düşünüp, korkuyu adlandırıp, ya da adlandırmadan, birşeylere karşı kendimizi hep dik dur, güçlü ol, gardını düşürme diye telkinlerde bulunuyoruz, yada bulunmuyoruz? Fakat hepimiz birşeylerden korkuyuz. Sağlığımızı kaybetmekten, ei,mizi dostumuzu, ailemizi kaybetmekten, sevdiğimiz bir canlıyı yada oyun oynarken herşeyi unutmamızı sağlayan oyuncağımızı kaybetmekten korkuyoruz.
Öyle ya da böyle korkuyoruz.
Peki ya nedir bu korku?
Ben korkuyorum. Buraya yazı yazarken bile, kimliğim belli olursa diye korkuyorum, o kişi olduğumu anlamasınlar ama soruma katılsınlar diyorum.
Ben korkuyorum sık sık her sabah kalktığımda ve her gece yatarken korkuyorum. Sabah kalktığımda yaşamaktan, gece yattığımda ölmekten korkuyorum. zihnim ikiside bir desede, korkum hala devam ediyor tüm hızı ile.
sonra bedenime bir darbe alıyorum bu darbe daha önceyi anlatıyor bana, ve darbe ilginç bir şekilde sırıtan alice harikalar diyarı kedisi gibi görünüyor ayna karşısında, bedenim üzgün görünmüyor, bir hayli mutlu görünüyor, fakat neden o iz bozulmasın diye korkuyorum. Neden zaten bir acı çekilipde yenisi çekilmesin diye daha ortada birşey yokken korkupta, yapacağımız her eylemde 2 kez düşünüyoruz.
Sonra bir gün korkuya karşı başkaldırıyorum ve korkuya başkaldırmayı bırakmış biri ile karşılaşıyorum. Korkunun aslında keyifli ve saldırgan olundukça tadını sürebildiğini hissettiriyor öğretiyorum. sonra o kişi üstümde ciddi bir korku bırakıp kendi korkusuz dünyasında yaşıyor ve ben gene korkuyorum. Bir şekilde hep korkuyorum ve değişik ilüzyonlar ile süslenip allanıp pullanıp gene yapışıyor beni bırakmak istemez gibi. Sonuçta bu yabancı değil. ben korkuyorum. karanlıktan korkupta karanlıkta tirtir titrerken inat edip ışık yakmazsızın uyumaya çalışarak yok etmeye çalışıyorum. ama tedavi edemiyorum.
Ben hiç değil, sadece dengeli korkmak istiyorum, ihtiyaç olduğu kadar, beni zinde tutacağı kadar korkmak istiyorum. Beni kontrol eden bir korku ile barınmak istemiyorum bu diyarda, ama başka diyarı imgeleyemiyorum, netleştiremiyorum. korkuyorum: )
Korkumu bana anlatırmısın?
Mjöllnir ve kalbur saman…
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Develer tellal, pireler berber iken… ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken…
Öyle sanıyorum ki, bu dizelere duyduğum hayranlık belki hiç bitmeyecek. Armoni…sanki bir damla masal sağanak olup bastıracak ve yağmurda açan kanatlarıyla yüzlerce minik çan…

Mjöllnir: Tanrı Thron’un sahip olduğu, adının anlamı “parçalayıcı” olan kocaman bir çekiç.
aLınTı: ViKiPeDi
Çekici Brokk ve Eitri isimli iki cüce kardeş yapmışlardır.. Çekiç yapılırken Loki sinek kılığına girip cüceleri ısırarak rahatsız edince bir kaza olmuş, çekicin sapı kısalmıştır…

Yanıp Sönen R: kötülük tanrısı, LoKi… Çekiç yapılırken sinek kılığına girip cüceleri rahatsız edince.. bir kaza olmuş.. ve çekicin sapı bu nedenle kısa kalmış…
(Hangi kelimeyi kullanırsam hayranlığımı daha iyi ifade edebilirim?)