Fatih’i İstanbul’a sokmayan adam

Birçok büyük hükümdarın olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet’in de efsane ve öykülerde ismi geçmiş sıkça. İşte bunlardan biri…

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a yerleştikten sonra, kentteki günlük yaşam normale döndüğünde, bir gün ava çıkmak istemiş. Sultan, kentinin surları dışına çıkmış, uzaklaştıkça uzaklaşmış, avı da uzadıkça uzamış. Kente dönmeye karar verdiğinde de hava kararmaya başlamış.

İstanbul’u fetheden hükümdar, sur kapılarının önüne geldiği sırada, kapının kendisinin emrettiği şekilde kapalı olduğunu görmüş ve nöbetçi askere içeri girmek için emir vermiş. Karanlık basınca kapıların kesinlikle kapanması emrini alan nöbetçi yeniçeri, kapıyı hiçbir şekilde açmaya yanaşmamış. Sabrı taşmakta olan sultan kızmaya ve yüksek sesle bağırmaya başlamış. Yeniçeri hiç oralı olmamış, çünkü gece olduktan sonra kente kimsenin alınmayacağına dair Fatih Sultan Mehmet’in kesin emri varmış. Fatih bakmış ki bu asker laftan hiç anlamıyor, verdiği emre titizlikle uyuyor, hemen sultan başlığını ve kaftanını giyip “Şimdi tanıdın mı sultanını asker? Ben Padişah Mehmet” diye bağırmış. Asker sapsarı kesilmiş ve bir koşuda kapıyı açmış büyük padişaha…

Kız Kulesi, Aşk Kulesi

Birbirinden farklı onlarca öyküye sahip olan bu efsanevi kule, aslında görünmez ve küçük bir adacık olan kayalığın üzerinde yükselir. Kuleye “Kızkulesi” adını Türkler verdiler. Daha önce Damalis, Leandros gibi isimlerle anılan bu şirin yapı, birçok efsaneye konu oldu. Bir rivayete göre, bir falcının baktığı falda, kızının yılan tarafından sokulacağını öğrenen imparator, sevgili evladını ölümden kurtarmak için bu adaya saklar. Ancak, gönderilen bir incir sepetinden çıkan yılan, yine de zavallı kızı sokar ve öldürür.

Kızkulesi ile ilgili bir başka efsane, Hero ve Leandros adlı iki aşığın hazin öyküsünü dile getirir. Efsaneye göre Hero, Afrodit Tapınağı’na bağlı bir rahibeydi ve aşk ona yasaktı. Kızkulesi’nde yaşayan Hero’ya aşık olan Leandros, yüzerek her gece yüzerek adaya gelir, ona aşkını fısıldamış. Gece karanlığında güzel rahibenin yaktığı ateş Leandros’a yol gösterilmiş.

Ayasofya Efsaneleri Bitmez

Doğu Roma ve Osmanlı imparatorluklarının, hem yükseliş hem de çöküş dönemlerine
tanıklık eden, tarihinin en önemli dini eserlerinden biri olan Ayasofya; gerek Bizans gerekse Türk kaynaklı pek çok efsaneye konu olmuştu. Ancak günümüzdeki Ayasofya’nın, burada yapılan ilk kilise olduğunu düşünmek bizi yanıltır.

Tarihçi Sokrates’e göre 15 Şubat 360 tarihinde burada inşa edilen ilk kilise bir bazilikaydı ve eski bir Roma tapınağı üzerine kurulmuştu. M.S. 4O4’te yanan bazilikanın yerine yapılan ikincisi, İmparator II. Theodosios döneminde 10 Ekim 415 yılında ibadete açıldı. 13 Ocak 532 yılındaki ünlü “Nika İsyanı”nda bütünüyle yanan kilisenin yerine, aynı yıl, İmparator I. Iustinianos’un (Jüstin-yen) emriyle günümüze kadar ayakta kalan Ayasofya’nın inşası başlatıldı.

SONSUZLUK

Evrenin sınırlı ve sürekli genişlemekte olduğu kanıtlanmıştır.
ya sonrası nedir ? BOŞLUK… sonsuz boşluk…
Akıl oyunu yapalım önce:
şu anda içinde bulunduğunuz bedeninizi düşünün
yer kaplamaktadır. çünki madde. uzayda yer kaplayan herşeye denir.
nerde yer kaplıyorsunuz ? bir adım atınca nerde yer kaplıyorsunuz ?

Şimdide sonsuzluktan bir hayali çizgi çekin ve merkezi siz olun.
siz şu anda sonsuzluğu ikiyemi bölüyorsunuz ?
aynı şeyi fanusta üşünün ve fanusu boşaltın ne var içinde.
Hiç dediğiniz bir şey var..
muhakkak adınızı koymak gereken bir şey var fanusun içinde.
yapılan araştırmalarda fanusun içi ne kadar boşaltılırsa boşaltılsın
içinde enerjinin olduğu yönünde..
SONSUZ ENERJİNİN İÇİNDEYİZ
hayalinizde bedeninizi parça parça boşaltın boşalan yerde ne var ?
sonra evreni düşünelim evet yer kaplıyor ama nerde yer kaplıyor?
yer kaplayan bir şeyin. yer kaplaması için (yer kaplamayan bir yere)
muhakkak ihtiyacı vardır. yer kaplamayan bir ŞEY olmasaydı
yer kaplayan şey yer kaplayamazdı..
yani maddenin (yer kaplayanın) yer kaplaması için metafizik bir alana ihtiyacı vardır.
NASIL HAREKET EDERİZ.
evren tamamen madde ile dolu bir havuzdur..
diğer maddeler ile yer değiştirerek hareket ederiz

Kim Karlı Çıktı ?

Mevsim yaz, aylardan Ağustos ayı … Riviera kıyısında küçük bir kasaba, yaz sezonu ancak yağmur yağıyor yani kasaba bomboş … Ama herkesin birbirine borcu var kredi ile yaşıyorlar.

Şans eseri otele zengin bir Rus geliyor ve resepsiyona 100$ bırakıp odaya bakmaya çıkıyor.

Otel sahibi hemen parayı alıp kasaba olan borcunu ödüyor. Kasap parayı hemen toptancıya götürüp borcunu kapatıyor. Toptancı büyük bir sevinçle parayı aldığı gibi, kendisine kredili hizmet veren fahişeye götürüyor. Fahişe de otele gelip borcunu ödüyor.

Bu arada Rus müşteri aşağıya iniyor ve odayı beğenmediğini söylerek parasını alıp gidiyor.

kim karlı çıktı?