Prens, Vezirin Oğlu ve Padmavali

Prens, Vezirin Oğlu ve Padmavali

Varanasi adında bir kent varmış. Şiva’nın yaşadığı bu yer, kutsal varlıklarla dolu imiş ve Kailasa dağının yaylası gibiymiş. Ganj nehri de tıpkı devamlı boyunda takılı bir kolye gibi, oradan akarmış. İşte bu şehirde Pratapamukuta adında bir kral yaşarmış. Ateş nasıl ormanı helak ederse, bu kralın yiğitliği de düşmanlarının ailelerini helak edermiş. Onun Vacramukuta adında bir oğlu varmış. Bu çocuk o kadar yakışıklıymış ki, Aşk Tanrısı yanında hiç kalırmış. Ayrıca düşmanları onun cesaretini iyi bilirmiş. Bu prensin canından çok sevdiği Buddhişarira adında bir arkadaşı varmış. Bu da vezirin çok zeki olan oğlu imiş.

Bir keresinde prens ve vezirin oğlu ava çıktığında çok uzaklara gitmişler ve oklarıyla aslanların kellelerini uçura uçura giderken, büyük bir ormana gelmişler. Öten kuşları, öbek öbek açmış çiçekleriyle orman adeta bir aşk evi gibiymiş. Ormanın içinde prens ve vezirin oğlu büyük bir göl görmüşler. Gölde renk renk açmış nilüfer çiçekleri arasında, hizmetkarları ile birlikte oraya banyo yapmaya gelmiş, göksel güzellikte bir kız varmış. Kız güzelliği ile adeta gölü dolduruyormuş ve mavi lotuslardan yeni bir orman yaratıyor gibiymiş. Ay gibi güzel yüzünün utangaçlığını gizlemek için beyaz bir lotusla yüzünü kapatmış ve hemen o anda gönlünü prense kaptırmış. Prens de aynı şekilde ona aşık olmuş.

Hortlağın 25 Öyküsü

Arkadaşlar size zaman zaman bazı masallar göndereceğim yazmaya fırsat buldukça. Bunlar Hint masalları ve oldukça ilginçtir. Çünkü her masalın sonunda bir soru sorulur. Bu sorunun cevabını size aynı gün yazmayacağım, sizden cevaplamanızı isteyeceğim. Cevabı sizin cevaplarınızdan sonra vereceğim. Bu 25 masaldan oluşan bir kitaptan aslında. Size masalları özetleyerek özünü kaybetmeden aktarağım. 25 öykünün bir tanesi, çerçeve öykü. Bu Çerçeve öykü aslında masal içinde masal gibi. Çerçeve öyküyü okumazsanız devamını ve olayın bütünlüğünü anlayamazsınız. İlk yazacağım öykü çerçeve öykü olacak tabiki. Bu masalların sonunda soracağım sorulara katılırsanız, çok eğlenebiliriz. Cünkü masallar çok farklı bir mantıkla bakmamızı saglıyor olaylara ve cok farklı düşünemedigimiz cevaplar çıkabiliyor. Hem düşündürücü hem de eğlendirici olacak kanımca. Hepinizin katılımını bekliyorum J)

Beynin Fiziksel Yapısı ve Çalışması

“Beyin, biyoelektrik enerjiyi mikrodalga enerjiye dönüştürür.
Beyin hücreleri, mikrovolt türünden elektrik akımı ile faaliyet göstererek, hücrelerin programlandığı frekansdaki manaları zihinsel fonksiyon olarak bize hissettirir.
Tüm zihinsel faaliyetlerimiz beynin eseridir. Beyin her bir hücresi ile tüm görevleri ifa edebilecek bir yapıya sahiptir.
Beyinde görme, işitme, şekil vb. yoktur, sadece ve sadece kavramlar mevcuttur.
Nasıl ki bir bilgisayarın içinde transistör, entegreler vb mevcutsa, bunların içinden geçen mikrovolt cinsinden geçen elektrik akımı mevcutsa, beyin hücrelerinin içinden de mikrovolt cinsinden elektrik akımı geçer.
Bu geçen akım, hücre grubu hangi frekansa göre programlanmış ise, o frekansın kavramının anlamını algılar, hisseder değerlendirir.
Dinin gelmesinin sebebi bu noktadır. Sır bu noktadadır.”
Hangi frekansa programlanmışsa o hücreler, o hücreler grubunun deşifre edilmesi, bize o manayı anlama, idrak etme dediğimiz olayı meydana getirir. Hangi kelimeyi veya kavramı düşünüyor isek, o anda o kavramı meydana getiren hücreler grubunda bir biyoelektrik akış, ve bu biyoelektrik akışın faaliyete soktuğu hücreler grubundaki frekansın deşifresi söz konusudur”