“Canım sevgilim” diyerek başlamayı ne çok isterdim sana, biliyor musun bitanem? Ama ne yaparsın ki, başkasına ait olan bir bahçedeki gülsün sen.
Ne yapayım yani? Sevdiğim gül bir başkasının bahçesinde diye vaz mı geçeyim ondan, sırtımı dönüp gideyim mi?
“
Aslında böyle bir gücüm olsaydı, hiç beklemez çekip giderdim; ancak ayaklarıma, bir de kalbime ne zaman sözüm geçti ki?
Bu yüzden, dokunmadan da sevmesini öğrendim ben. Bahçenin çitlerine varıp da oradan gülü seyretmeyi ve sevmesini öğrendim. Bahçeye girmeden, ama çitlerden… Ve güle zarar vermeden, onu incitmeden…
Uzun yıllar önce odama siyah beyaz bir resim asmıştım. O resimde de âşık bir genç vardı ve bir bahçenin çitine vararak, çitten dışarı sarkan ve ellerini o adama uzatan bir kadının ellerini öpüyordu.