DÜNYA YUVARLAK MI?

Dünya gerçekten yuvarlak mı? Bilim bu konuda çuvallamış olabilir mi?

18 yaşında bir Türk genci Dünyanın yuvarlak değil köşeli olduğunu iddia etti ve bu projesini NASA’ya gönderdi.

Peki neden bize dünyanın hep yuvarlak olduğunu söylediler? Bilim bu kadar aciz olabilir mi? 18 yaşındaki Türk genci bütün Dünya Bilimini yendi mi?

KAYIP KADINLAR

“Tanrı, kadının erkeğin hizmetçisi olacağına karar verinceye kadar erkek-kadın-doğa üçlüsü güzel bir bahçede mutlu- mesut yaşıyorlardı.”

Böyle yazar kutsal kitaplar… Anlattıklarının mevcut bilimselliğe uymadığından kasıtla, eski Çin ve Yunan uygarlıklarının bir takım efsanelerinde çok eskiden kadın ve erkeğin eşit ve yan yana dünyada yaşadıklarını anlatan hikayeler ise; hayal dünyasına aitmiş gibi kabul edilir.

Eski birçok uygarlığın bize bıraktığı çanak çömlekleri, resimleri, evleri, kullandıkları aletleri incelerken binlerce yıl önce yaşamış o ataların, sosyallikleri, kültürleri, örfleri, davranışları ve aile yapıları açısından da incelenmesi zorunludur. Bulduğumuz o eski tarihin kalıntıları içine saklanmış satır araları; bazen şaşırtan bir medeniyet tablosu gösterir ve çağdaş eşitlikçi düşüncenin sadece bizim çağımızın eseri olduğu yanılgısından bizi uyandırır oysaki… En yakın ve en müspet örneği olarak da kendi topraklarımızda yaşamış olan Çatalhöyük insanını inceleyebiliriz.

TAŞYÜREK

Bir varmııış, bir çokmuş…Zamanın mekanı yokmuş, hiç durmadan ve sevgiyi duymadan koşuyormuş..

Derken sonsuzluğun bir yerinde, yürek denizinin içinde, birdenbire bir çift yürek oluşmuş. Zamanın hiç durmadığı ve sevgiyi duymadığı yokluklar alemi; o yüreklere bakıp şaşırtıcı bir kıskançlık duymuş ve ne yapmış etmiş, sonunda o yürekleri birbirinden ayırmış.. Yüreklerden birini minik bir taşa dönüştürmüş ve yürek denizinin en dibinde binlerce yıl bekleyeceği köşeye savurmuş.

Sular ve yıllar üzerinden geçip gitmiş, sevginin sıcak eli, minik taş yüreğe uzun süre hiç değmemiş.. Derken bir gün, kristal köşeli süslü şişede bir mesaj gelmiş.. köşesiyle minik yüreğe dokunmuş ve;

Topluma Sahip Çıkma Ve Koruma Görevi

Sn. Prof. Dr. İsmet Gedik’in bayram mesajından alıntı

….Hayatın müsveddesi yoktur. Hayatımızı ya doğru-dürüst yaşarız, ya da heba ederiz. Gelecek nesillerimiz olan çocuklarımızın, hayatı gerçeğe uygun şekilde yaşayabilmeleri için onlara bırakacağımız en önemli miras, mal-mülk değil, doğadaki oluşum ve gelişim sistemini doğadaki doğal kayıtlarda nasıl ise, o şekilde kayıt altına almak ve hiç çarpıtmadan onlara aktarmak olmalıdır. Çünkü bizlerin bedenlerini oluşturan hücreler de milyarlarca yıldır bu yöntemi uygulamışlar ve genetik bilgiler olarak gelecek nesillere sadece ve sadece doğada nelere bağlı olarak nelerin nasıl yapılması gerektiği gibi değişim-dönüşüm sistemi bilgilerini aktara gelmişlerdir. Bizler, hücrelerimizin birbirlerine bıraktıkları bu önemli bilgilerin bir ürünüyüz.