- Evet özgürce yaşıyorum
- Hayır özgürce yaşayamıyorum
- Kısmen yaşayabiliyorum
Kategori: Genel
Toplumlar Neden Yıkılır?
Çöken uluslarda, son ağacı keserken, son kuruşu silah alımına yatırırken, son dost ülkeyi kaybederken,evet bunları yaparken kimse bunu farkedemiyor mu?
Cevap şu maalesef farkedemediler ve tarih sahnesinden silindiler! İki büyük sebeple bunu göremediler; bir: uzun ve kısa vadeli çözümlerin birbiriyle çelişmesi! Ki bu durumda siyasi otorite her zaman yakın vadeli çözümleri seçmekteler, yani ulusun bekasını değil kendilerini seçiyorlar.
İki: dahaönceleri o toplumu ayakta tutan DEĞERlerin, değişen şartlara uygun olarak terk edilememesi! Yani önce kurtarıcınız olan şey sonra çöküş sebebiniz oluyor!
Bu konuşma 18 dakika, biraz uzun gibi görünüyor fakat vakit varken ders almak lazım, bu sebeple ben dinledim:
herkesin derdi
Kaçmadım, sadece hastayım, tedavim zahmetli ve zor..Ama yine de dayanamadım,hasta yatağımdan kalkıp göz attım forumlara..
Neden böyledir anlamak zor..yazılan pek çok şey ve yazım tarzı acı veriyor bana..
Birkaç hususu vurgulayıp takdirleriniz bırakacağım öylece..
Hiçbirimiz bir büyük düşünür veya filozof değiliz..Ama her sıradan insanın sahip olduğu gibi, bizim de yaşamı, çevremizi ve dünyayı anlayıp algılama çabamız, ve kendimizi ifade etme dürtümüz var..Bunun için okuyoruz, bunun için bilgi edinme yollarını zorluyor ve kendimizce didiniyoruz..
Her birimiz pek çok şeyden şikayetçiyiz..ve yine her birimiz önümüzde öyle yadsınamaz bir şekilde durduğuna inandığımız o “büyük hakikatin” neden başkalarınca bir türlü görülemediğini sorguluyoruz..bazen de sinirleniyoruz buna..Kimimiz biraz, kimimiz çok, kimimiz narin, kimimizse pek bir şiddetli.. Ama benzetme yapmak gerekirse eğer, hepimizde öyle ya da böyle var biraz “KAYNANALIK” ..Herkesin kızı ve gelini de kendine elbet..
Ölüme Teğet
Marmaris… Bir pansiyon odası…
Boğucu sıcak bir gecede yirmi yaşlarında iki genç uyuyor aynı yatakta ve birbirinden binlerce yıl uzakta…
…………………
Etraf bir sürü ağaçla çevrili, onlarca kişi omuzları çökük, toprağın üzerinde yürüyor kadınlı erkekli… Pek çoğu tanıdık, şu da kocam, şu yüzü gözü kızarmış kollarına girilip yürütülen de annem. Niye ağlıyorlar ki böyle? Çoğu tanıdık geliyor ama uzun boylu, iri gözlü, karakaşlı bu adam da kim? Tanıyorum onu da… Ama niye bu kadar büyümüş? Erkek kardeşim o, tanıdım şimdi… Bir tek o ağlamıyor kalabalığın içinde. Burası bir mezarlık galiba, kim öldü ki? İşte bir tabut götürüyorlar ağlayarak. Taşınan tabut benim yakınım mı, herkes burada baksana! Sağa sola bakıyorum ama kimin öldüğünü bir türlü anlayamıyorum. Meraktan çıldıracağım şimdi. Hem ben neden böyle bir perdenin arkasında gibiyim? Aramızda bir zar var sanki görülmeyen… Sinema izler gibi izliyorum onları? Renkler de bir tuhaf, iki boyutlu gibi öbür taraftaki her şey… Neden buradayım, neler oluyor?
Marduk ve Maya Takvimi
Müfit Yılmaz Gökmen 13 Kasım 2009
Son günlerin en tartışılan konularından Marduk’un keşfedilmesinin 20 yılı aşkın bir tarihi var. Keşfin öyküsü, NASA’nın 1983 yılında ikinci bir güneş sisteminin var olup olmadığını görmek için IRAS isimli uyduyu uzaya göndermesiyle başladı.
Aylar sonra IRAS, Güneş Sisteminden 50 milyar mil uzaklıkta olan devasa bir gezegen keşfetti. Bu şaşırtıcı keşif, 21 Aralık 1983’te Washington Post gazetesinin birinci sayfasına “Gizemli Bir Gök Cismi Keşfedildi” başlığıyla haber oldu.
Marduk’un IRAS uydusu tarafından keşfedilmesinden 7 sene önce Azeri yazar Zekeriya Sitchin Sümerlilerin binlerce sene önceden kalan tabletlerini okuyarak her 3,600 senede bir Güneş Sistemi’ni ziyaret eden Marduk hakkında “12’nci Gezegen” adlı kitabı yayımlamıştı.