BİR KAOTİK EVRİM ÜTOPYASI

“BALIKÇIYMIŞ GİBİ BALIKÇI OLMAK”

  1. BEYKOZ tepelerinin dar sokaklarında sanki kendisi çocuk değilmiş gibi bağırıyordu. “Fırıl fırıl fırıldak… Çocuklara oyuncak…” Sattığı rüzgar güllerinden elinde on tane kadar kalmıştı. Çitlembik ağaçlarının gölgelediği terkedilmiş mezarlığının yanındaki merdivenli yoldan Yalıköy’e indi. Yalıköy’ün en görkemli yalısı olan Beyaz yalının yanına geldi. Pembe yanaklı kız bu sabahın son sabah olduğunu çocuğun elinde dönen fırıldaklardan anladı. Perdeyi aralamakla kalmadı bu kez, pencereyi de yukarı kaldırdı. Çocuk fırıldaklardan en çok renkli olanını pencereye uzattı. Fırıldak ilk kez gördüğü küçük beyaz eldeydi. Fırıldak coştu, dönmesini artırdı ama, pencerenin aşağıya inmesini engelleyemedi, kolalı beyaz dantelli perde kapandı. Fırıldak da Beyaz yalının bir parçasıydı artık. Çocuk denize döndü, ilaryalara baktı. Yüzlerce ilarya sırt üstü yosunlara yatmış yan gözlerle beyaz beyaz çocuğa bakıyorlardı.

Suyun altında yaşattığı, yerdeki çocuk dünyasının ilaryası da aralarındaydı. İlarya ise suyun yukarısında yaşattığı balık dünyasının insanına dokunmak için nerede ise suyun yukarısına çıkacaktı. Çocuk elindeki diğer fırıldakları tek tek denize, ilaryalara doğru attı. İlaryalar ürkmemişlerdi. Renkli fırıldaklardan kaçışmadılar. Fırıldaklar tahta çıtaların ucunda döne döne Karadeniz’e doğru yüzerek ilaryalardan uzaklaştılar. İçinde ilarya, pembe yanaklı kız ve çocuk olan evren fırıldakların dönmesinde döngüsünü tamamlamıştı.

DUYURU – pinkod – kişiliğin şifresi – kaderin şifresi çözülüyor! – ANTAKYA

Mercan Özgür Antakya’ da 7-8 Şubat 2009

MERCAN OZGUR EKOLU ile PİN KODU BİREYSEL ANALİZ İÇERİĞİ

Unutmayin “Önce kendimizi tanıyıp, değişime evet demek lazım, mucizeler o zaman başlıyor!”

  • Kisilik Analizi, karekterin kodlarını çözme
  • Hayat Amacinin tespiti,
  • Hayat dersinin tespiti, hayat dersini asacak alternatiflerin sunumu
  • iliski/Sinerji analizi,
  • 5 Element ve Saglık Analizi ve oneriler (alternatif tib)
  • Yıllara gore yasanacaklarin analizi – kader sureclerini gorme
  • Zaman analizi,
  • Kariyer-Meslek Analizi

Kullanılan yöntemler: Pin Kod, Ruhsal Astroloji, Sedona methodu, Düşünce Gücü ile Tedavi, 5 Element ve Feng Shui

İNSANİN PİN KODU KURUMSAL ANALİZ* İÇERİĞİ

kişiliğin DNA şifresi – İNSANIN PİN KODU

“doğum tarihinizin kutsal matematiği”

Jung, “her günün bir enerjisi vardır ve insan içine dogduğu günün enerjisini alır” der. Pin kodunun mucidi Dougles ise “herhangi bir günün enerjisi sadece bir rakam ve bu da doğum tarihidir” der. Doğum tarihine de, 9 aylık süre içinde bilinçli ya da bilinçsiz anne karar veriyor. Ve biz bir insanın doğum gününü bildiğimizde, o insanın karakterinin şifresine, yani pin koduna ulaşmış oluyoruz. Bu da o kişinin özelliklerini, niçin bu dünyada bulunduğunu, kabaca bundan sonraki günlerde neler yaşayabileceğini anlatıyor.

Pin Kodumuz, kişiliğimizi, varoluş amacımızı ve kaderimizi büyük bir başarı ile ortaya koyabilen bir analiz yöntemidir. Kişiliğimizin analizini yapmak için doğum tarihimizden yola çıkılarak geliştirilmiş bilimsel bir yöntemle kendimizin ya da sevdiklerimizin tüm kişilik özelliklerini, temel alışkanlıklarını, zayıf ve güçlü yanlarını, genel eğilimlerini belirlememizi sağlar. Kişinin karakterini belirleyen ve onun yaşam yolculuğu sırasında diğer insanlara, olaylara nasıl karşılık verebileceğini görmemizi sağlayan bir sistemdir. Ayrıca kişinin kendini “gerçekleştirebilmesi” ve genel olarak yaşamdaki sorunları ile daha kolay başa çıkabilmesi için neler yapması gerektiğini de anlatmaktadır.
Her birimizin programında, çevremize farklı şekillerde tepki verme olasılığı bulunmakta ve bu olasılıklar da bizi eşsiz birer bireye dönüştürmektedir. Bu özellikler tıpkı, kişiliğimizin malzeme deposu gibidirler. Elimizde ne tür araçların bulunduğunu anlayarak, kişiliğimizin nasıl işlediğini anlayabilir ve bu sayede de yaşamımızdaki seçimlerimiz konusunda çok daha başarılı olabiliriz.

Aşık Veysel’de Dini Tecrübe

Aşık Veysel’de Dini Tecrübe

Aşık Veysel’in şiirlerinin üç temel öğe etrafında döndüğü bilinmektedir.
Bu öğeler:
a) Doğa ve insan sevgisi,
b) Öğretici, eğitici olanlar ve
c) Tasavvuf şiirleri

Onun tasavvuf şiirlerinin şekillenmesinde babasının Ortaköydeki Mustafa Aptal Tekkesi’yle ilişkisinin ve ikinci hanımı ve çocuklarının annesi Gülizar Hanımı da Yalıncak Baba Tekkesinde tanımış olmasının etkili olduğu söylenmektedir. Şüphesiz
bu sayılan durumların etkisi olmuştur. Ancak, sadece bu iki faktöre dayalı olduğunu söylemek de mümkün değildir. Veysel’in şiirlerinde yer alan ana temanın dinsel içerikli olduğunu söyleyebiliriz.Yaşadığı yörenin halkının çoğunluğu “alevi” olmasına karşın o, çoğu alevinin dinsel tarafgirlik fanatizmine düşmemiştir. Bir bakıma döneminin siyasal algılama tuzaklarından özenle uzak durmuş, alevi inanışının özünü temsil eden ‘Tanrı her insanın yüreğinde yaşar’prensibini kendi yaşam felsefesinin odağına oturtmuş ve birlik, beraberlik
ve dostluk üzerine deyişleri ayrılık, tefrika ve fitne konularına tercih etmiştir. Şiirlerinde gördüğümüz kadarıyla temel temalardan birisi de; insanın acılarla olgunlaşıp, kutsalla birleşme/bütünleşme biçiminde kendini gösteren algılama biçimidir. Tanrı-tabiat ilişkisi ve bütünlüğü de şiirlerde bu düşüncenin yansımaları olarak görülebilir.

ZAMANDA KIRILMA; “ŞİMDİ”

1. GİRİŞ

Newton’un takipçilerine kızar, Goethe gibi “renkler kuramı” yapabilirsiniz. Sunay Akın gibi Kız Kulesi’ne karşı berber koltuğunda tıraş olurken aynalardaki yansımalarınıza bakıp ruhsal durumunuzun şiirini yazabilirsiniz. Elif Şafak “Mahrem” kitabında yazdığı gibi göz merceğinizin optik davranışları ile aşkınızın derinliğini ifade edebilirsiniz, Milan Kundera “Ölümsüzlük” kitabındaki gibi kuvantum fiziğinin adını vermeden romanda bir rastlantı kuramı yapıp zamanın çakışmasının romanını yazabilirsiniz. Tolga Yarman (bu toplantıda anlattığı) gibi evrenin oluşumunda ortaya çıkan kozmik ışınlarla Türkiye’nin bu günkü durumu arasında köprüler kurabilirsiniz.

Işık hızına yakın hızlarla hareket eden sistemler için geliştirilmiş Einstein’ın özel görelilik kuramını günlük olaylara bile sokarız. Benim giyim tarzımın ve tipimin Edebiyat Fakültesi kapısında duran, beni tanımayan bekçiye göre bir profesörle ilişkisi yoktur, kimliksiz beni kapıdan içeri sokmaz. Bonn Üniversitesi’nin mensasındaki (yemekhane) yemek veren, beni tanımayan kadına göre ise giyim tarzım ve tipim bir profesöre uygundur, yemek verirken benden kimlik bile sormaz. Bu bir göreliliktir deyip geçebilirim. Fakat Edebiyat Fakültesi kapısındaki bekçi ile Bonn Üniversitesi mensasındaki kadının beni farklı algılamalarının nedenleri gerçekte öylesine karmaşıktır ki!