Yeni Dünya için bişey yapın

Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” başlığındaki liste, kamuya açık mekanlarda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyecek şekilde) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak.

Adres: http://sibelatasoy.com/?p=328

Not. Kendi isteğinizi isterseniz listenin bulunduğu başlığa yorum olarak, isterseniz hemen şimdi bu duyurunun altına ekleyiniz, dileğinizin hemen ana listeye ilave edilmesini sağlayacağım.

Alisik Olmadigimiz Bir Genelev Hikayesi

MENDERES’İN TÜRKİYE’Yİ ‘KÜÇÜK AMERİKA’ YAPMAYA ÇALIŞTIĞI GÜNLERDE,YANİ
1955-1960’LI YILLARDA YAŞANMIŞ GERÇEK BİR HAYAT HİKÂYESİDİR

MALATYA’NIN EN CANLI SOKAKLARINDAN BİRİ DE, GENELEV SOKAĞIDIR…

GÜNDÜZ CUMHURİYET BAYRAMI KUTLANMIŞTI.. .

GECE SAAT 12’YE YAKLAŞTIĞI SIRADA İÇERİYE AĞIZLARINDA PİPO, SARI
SAÇLI, UZUN BOYLU İKİ KİŞİ İLE BERABER ŞIK GİYİNMİŞ ŞİŞMAN BİR ADAM
GİRDİ.

BU İKİ YABANCI, ‘UZMAN’ SIFATIYLA BİR DOST MEMLEKETTEN GETİRİLMİŞLERDİ.. .

BİR YILDIR YAKINDAKİ 15.000 NÜFUSLU BİR ANADOLU KASABASINDAYDILAR.

KAYMAKAM KASABADA BÖYLE BİR ŞEY OLAMAYACAĞINI,
ARZU EDERLERSE FALANCA YERDEKİ ‘TÜRK BARI’NA GİTMELERİNİ TAVSİYE ETMİŞTİ…

Oğuz Aral’dan Bekir Coşkun’a mektup

Oğuz Aral’dan Bekir Coşkun’a mektup

“Bekir, senden nefret ediyorum
. Hişşt!

Duydun mu Bekir Coşkun, senden nefret ediyorum dedim. Senin yüzünden, yaşamım cehenneme döndü! Popom çıplak kaldı. Sokağa çıkamaz oldum. Yakında evi barkı satıp bir başka diyara göçersem bil ki senin yüzündendir. Tüm bunlar senin o köpekcil yazıların yüzünden başıma geldi.

Geçtiğimiz kış, İstanbul’un rezilliğini daha fazla çekemeyeceğime karar verip, Silivri dışındaki yazlık evime göçtüm. Niyetim, kalan yaşamımı oksijen koklayarak ve denize nazir bir sessizlik içinde sürdürmekti. Ama yazlık eve varır varmaz, açlıktan karınları sırtlarına yapışmış bir ana ve iki yavru, üç dişi köpekle karşılaştım.

Sokak itinin biri, benim bahçedeki merdivenin altına yavrulamıştı. Şunların karınlarını doyurayım da öyle kovalayayım dedim. Yiyecek verip eve girdim. Taşınma hengâmesi içinde, o günkü gazeteleri okuyamamıştım. Senin yazını okurken, aldı beni bir müteessir. Yine, o, insanin merhametini parmaklayan, gözü yaşlı köpekcil yazılarından biriydi. İçim bir anda köpek sevgisiyle doldu. Esimin benim için hazırladığı yemekleri de itlere verdim. Artik, kıştan beri beraber yaşıyoruz.

Mustafa Filmi Üzerine…

“Utandım çocuk,

Beni anlatan bir film yapmışsın çocuk. Kızgınım, utanç içindeyim. Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa’dan da utanmış değilim.

Başaramamışım. Bundandır utancım. Komutam altında bu vatan için kanını akıtan Mehmetlerden utandım. Özgürlük demiştim çocuk, benim karakterimdir. İlim demiştim çocuk, tek yol göstericidir. Karanlıktan korkardı demişsin benim için. Korkardım evet. Bu ulusu boğmak üzere olan karanlıktan korktum. Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya. Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?

Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?

Nerede benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?

Anlatmadılar mı sana?

Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken, ülkede hala padişahlık rejimi varken ve bütün kararları tek başıma verebilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk?